“Ud Metodu” ve “Ud Alıştırmaları”

Aydil Erol
Çalgıyı en çok kullanan milletlerden biri olduğumuz hâlde, çalgı müziğimiz yeterince gelişme gösterememiş, daha çok sese eşlik eder konumda kalmıştır. Türk çalgıcıları için yapılan besteler ise insan sesinin verebileceği alt ve üst sınırlar içinde kalmış, bu yüzden de çalgıların gerçek icra kapasiteleri ortaya konamamış ve bu durum gözardı edilmiştir. Bunlar arasında “Ud” öteki Türk sazlarına göre en şanslı olanlardandır. Tarihî kökleri M.Ö. 8’inci yüzyıla değin uzanan ve bugünkü şeklini alan ud, tarih boyunca revaç görmekten geri kalmamıştır. Orta Doğu, Asya, Avrupa gibi çok geniş bir coğrafyada kullanılmış, sesiyle insanları etkilemiştir. Bir yandan Avrupa orkestralarının gözdesi olmuş, öte yandan da Asya ve Orta Doğu’da “çalgılar kraliçesi” olarak adlandırılmıştır. Geniş ses alanı, gerek çok sesli gerekse gelenekli müziklerde istenildiği gibi kullanılma istidadına sahip olması dolayısıyla ud, çağımız müzikçileri ve müzik severlerince yine aynı ilgiyi görmeye devam etmektedir.

Ud adına gelince... “Ud” sözü, Arapça’da “ağaç”, “tahta” anlamına gelmektedir. Sarısabır veya öd ağacından yapılmış olmasından dolayı bu adın verildiği düşünülmektedir. Tarih boyu nca değişik adlarla pek çok çeşidine rastlanmaktadır: Çin’de “Pipa”, İran’da “Barbat”, Arap kültür merkezlerinde “el-’ud”, Doğu Türkeli’nde ve Balkanlar’da “Kopuz”, “Kobza”, “Kupuz” gibi...

7’nci yüzyıl başlarında İspanya üzerinden Avrupa’ya yayılır. Endülüs’te açılan müzik okullarında öğretilir. Bach ve Handel zamanında orkestralarda kullanılır. Bach’ın ud için yazdığı parçalar başka çalgılar için uyarlanır. 9’uncu ve 10’uncu yüzyıllarda Fârâbî ve İbnî Sinâ yeni perdeler kullanarak udu geliştirirler. Karahanlı ve Selçuklularda önemli bir yere sahip olan ud, Devlet-i Âl-i Osman’da 15’inci yüzyıla değin bu durumunu korur. 17’nci ve 18’inci yüzyıllarda yerini tambura bırakırsa da 19’uncu yüzyılda önemini yeniden kazanır.

Dünden bugüne doğru: Udî Nevres (Orhon) Beğ, Şerif Muhittin Targan, Yorgo Bacanos, Cinuçen Tanrıkorur, Mutlu Torun gibi ud icraacıları udu, akort düzeni, icra tekniği, resital çalgısı olarak daha da geliştirirler. Buna rağmen ud eğitiminde-öğretiminde ve öğreniminde kaynak eksikliği görülmüştür. Kimi zaman karalama ders notlarıyla, çoğu zaman da kulaktan dolma bilgilerle bu saz öğretilmeye ve öğrenilmeye çalışılmıştır. Başdöndürücü bir hızla gelişen ve değişen çağımızda ud eğitiminin de metodik bir yaklaşımla yapılması kaçınılmazdır. Herhangi bir saz gibi udu öğrenmek de güçlüklerle dolu, üstelik sabır isteyen bir süreçtir. Bu süreci elden geldiğince zevkli, verimli ve çekici bir hâle getirmeli ki, heveslisinin emeği ve zamanı boşa gitmesin, şevki kırılmasın; kısa zamanda fazla ve doğru olarak yol alabilsin. Bu amaç nasıl gerçekleşebilir? Elbette metodlu ve disiplinli bir çalışmayla. Kimi zaman bir merak, kimi zaman bir heves, bazen de meslek olması düşünülerek başlanılan ud öğreniminde, öğrencilerin karşılaştıkları en büyük güçlüklürden birisi, çalgı öğrenim malzemeleriyle çalmayı öğrenebileceği veya geliştirebileceği kitapların azlığıdır. Oysa udu gerek amatörce, gerek profesyonelce öğrenmek isteyenler için kaynakların oluşturulması gerekmektedir.

Yerine göre sazını, bazan sözünü, gerektiğinde aynı kuvvetle kalemini konuşturmasını bilen Gazi Üniversitesi öğretim görevlilerinden Dr. Gülçin Yahya, yukarıda saymaya çalıştığımız güçlükleri gidermek, engelleri aşmak isteyenler için 2 kitap birden kaleme almış: Ud Metodu ve Ud Alıştırmaları... Ud öğrenimindeki ilk bilgilerle başlayan ilk kitap, “Pozisyon ve makam dizeleri”, “Pozisyon ve ana kolonlar”, “Makam ve makam dizilerini oluşturan dörtlü-beşliler”, “Pozisyon ve yan kolonlar”, “Çeşitli makamlar ve çeşitli usuller”, “Süslemeler ve çeşitli icra teknikleri”, “Çeşitli icra örnekleri”yle devam ediyor. Ud Alıştırmaları ise “Parmak çalışmaları”, “Oktav çalışmaları”, “Arpej çalışmaları”, “Nüans çalışmaları”, “Mızrap çalışmaları”, “Pozisyon çalışmaları”, “Pozisyon değiştirme çalışmaları” ve “çeşitli icra teknikleri”nden oluşuyor.

İsveç’ten Bahreyn’e, Fas’tan Çin’e, Japonya’ya dek musikimizi tanıtmak için bıkmadan, usanmadan koşan, yazan, çizen, konuşan, CD’ler dolduran, yüzlerce öğrenci yetiştiren Dr. Gülçin Yahya ile yayıncıları kutluyor, meraklılarına da başarılar diliyoruz.

Kocaman kocaman yazarların-bozarların-çizerlerin-yontların nerede “sokak”, nerede “sokağı” yazılacağını bilmedikleri günümüzde, adresin imlâsındaki dikkatinden ötürü Yurt renkleri’ni bir yol daha kutlamaktan kendimizi alamıyoruz.

Yurt renkleri’nin bu iki kitabı da büyük boy. Birincisi 200, ikincisi 104 sayfa.

Yurtrenkleri Yayınevi:

Menekşe (2) Sokağı 20/3,

Kızılay/Ankara

Tel: (0312) 419 60 00