Orta Asya, Yeniden

Alper Beşe
Asya, hiçbir tarihçinin reddedemediği gibi, medeniyetlerin beşiğidir. İnsanlığın önünü açan, ufkunu genişleten birçok fikir Asya'da doğmuştur. Türklerin net olarak bilinen tarihi yaklaşık 2500 yıl öncesine dayanır. Türkleri doğuran coğrafya, Orta Asya'nın uçsuz bucaksız stepleridir. Atalarımız, bu topraklarda hem sert tabiatla hem düşmanla savaşarak genlerimize işleyecek "mert ve savaşçı millet" unvanını kazanmış ve bu unvanı bize miras bırakmıştır.

Tarih içinde Türkler, çeşitli dönemlerde Anayurttan göç etmiş ama hiçbir zaman Orta Asya'yı tamamen boşaltmamışlardır. Avrupa'yı titreten Attila da, Ön Asya ve İran'da Selçuklu Devleti'ni kuran Tuğrul ve Çağrı Beğler de, Söğüt'te Osmanlı Devleti'ni kuran Osman Beğ de Orta Asya'dan gelen boyların beğleridir.

Orta Asya, Türkler için ezelî ve ebedî bir vatandır. Çünkü o coğrafya, uğruna kan döküle döküle vatanlaştırılmıştır. Orta Asya, Türkçüler için düne kadar "uzak hedef"in büyük bir bölümüydü. Bugünse en yakın hedeftir.

Bilindiği gibi Ziya Gökalp, Türk Birliğinden uzak hedef olarak söz etmiştir. Nihâl Atsız da millî hedefleri üç aşamayla açıklarken Türk Birliğini ikinci sıraya koymuştur. (Birincisi, bütün Türkellerinin veya çoğunluğunun bağımsızlığının sağlanması; üçüncüsü dünya hâkimiyetidir.)

Bahsedilen fikirler ortaya atıldığı sırada Orta Asya dediğimiz Uluğ Türkistan, işgal altındaydı. Öncelikle buradaki Türklerin bağımsızlığı sağlanmalıydı. Şimdi ise o bölgede beş tane bağımsız Türk devleti bulunmaktadır.

Bugün dünya gözünü bizim Anayurdumuza çevirmiş durumda. ABD'nin ve birçok Avrupa devletinin amacı, bölgenin zengin yer altı ve yer üstü kaynaklarını sömürebilmek. D iğer yandan Şangay Beşlisi'nin iki önemli üyesi olan Rusya ve Çin bölgeye hâkim olabilme hesapları yapmakta.

ABD'nin Afganistan'a karşı başlattığı operasyonun temel hedefi Afganistan'da Beyaz Saray güdümlü bir hükûmet kurmak ve böylelikle bölgede bir uydu-devlet oluşturmaya çalışmaktır.

Terörle savaştığını iddia ederek ve halka uçaklarla yiyecek atarak amacını gizleme ve harekâtını meşrulaştırma çabasında olan ABD, Avrupa'dan beklediği desteği bulamamıştır. Çünkü Avrupa'nın da niyeti o topraklarda üsler elde etmektir ve Avrupa bu konuda ABD'yi kendisi için önemli bir rakip olarak görmektedir.

Birinci Dünya Savaşı öncesi gelişmeleri ve savaş sırasında kendi içinde bölünmeler yaşayan İtilâf Devletleri'nin tavırlarını incelersek Avrupa ile ABD arasında, belki de Avrupa'nın kendi içinde bile, soğuk rüzgârların esebileceğini tahmin etmek zor olmaz.

Sömürge paylaşımı yüzünden birbirine giren Avrupa, çareyi büyük bir savaşta bulmuştu. İngiltere ve Fransa'yla birlikte savaşa giren İtalya kendisine Ege Bölgesi'nin verilmesi sözünü almış, ancak bu bölge Yunanlara verilince Anadolu'yu terk etmişti.

Görüldüğü gibi devletler, millî çıkarları neyi öngörürse onu yaparlar. Devletler arasında hatır gönül ilişkisi olmaz. Dün müttefiki İtalya'yı kendisine rakip olarak gören ve bu yüzden önünü tıkamaya çalışan İngiltere bugün de "yakın dostu ve müttefiki" ABD'yi yarı yolda bırakabilir.

Yıllarca soğuk savaş durumunda bulunan Rusya ve ABD'nin bugün görüş birliğine varmasının altında da karşılıklı millî çıkarlar vardır. Rusya'nın Afganistan'a saldırılmasına sessiz kalması, kendisine Çeçenlere daha sistemli soykırım yapabilme hakkını verecektir. Aynı şekilde Çin'in ABD'ye karşı çıkmaması ABD'nin (ve bütün dünyanın) Doğu Türkistan'daki vahşete dikkat etmemesini, göz yummasını sağlayacaktır.

Orta Asya üzerinde büyük oyunlar oynanmaktadır. Önümüzdeki on yılların süper gücü, Orta Asya'da en çok söz sahibi olan devlet olacaktır. ABD'nin bütün bu "terör karşıtlığı" ve "Afgan halkına olan sevgisi" buradan kaynaklanmaktadır. Afganistan, şimdilik Orta Asya'ya yakın yerler içinde en kolay elde edilebilecek olanı. Üstelik Çin'e de sınırı var. ABD'nin burayı ele geçirmesi (Rusya'nın ve Çin'in buna izin vermeyeceği açıktır; gelişmeleri izleyeceğiz.) yeni dünyanın yeni patronu olma yolunda büyük bir adım olacaktır.

Peki, bu ahvâl ve şerâit içinde Türkiye'ye düşen nedir? Beş yüz yıla yakın bir zamandır, belli bazı dönemler hariç, doğru ve ileri görüşlü bir dış politika izleyemeyen Türk Devleti'nin artık hata yapma hakkı pek kalmamıştır.

Türk milletinin yüksek çıkarları için her türlü siyasî olaydan faydalanmak lâzımdır. Kendi coğrafyasının stratejik konumunu iyi diğerlendirmesi ve Orta Asya konusunda takip edilecek millî dış politikalar, Türkiye'yi çağlar üzerinden atlatıp lider ülke yapabilir.

Bir türlü tam ilişkiye gir(e)mediğimiz Türk devletleriyle bağlantılarımızı güçlendirmekle işe başlayabiliriz. Askerî, siyasî ve ekonomik işbirliği anlaşmaları imzalayabilir; "Türk Topluluğu" veya "Türk Parlâmentosu" gibi adlarla siyasî birlikler oluşturabiliriz, Birleşmiş Milletler'de ortak tavırlar takınma yolunu kullanabiliriz...

Afganistan'da Taliban rejiminden sonra ortaya çıkacak hükûmetle sıkı ilişkiler kurmalıyız. Afganistan, Türkçü iktidarlar için önemli bir üs olacaktır; çünkü esir Türk illerinden Doğu Türkistan'a ve Güney Azerbaycan'a çok yakındır.

Mustafa Kemal Atatürk, cumhuriyet kurulmadan önce Afganistan'a bir grup seçme Türk subayını oradaki askerleri eğitmesi için göndermiştir. Bu uygulama daha sonra (muhtemelen Atatürk'ten sonra) durdurulmuştur.

Atatürk'ün subaylarımızı oraya göndermesindeki hikmet şudur: Afganistan gibi stratejik önemi olan bir bölgede Türk subaylarının eğittiği ve Türkiye'ye gönül bağı olan bir ordu Türk Devleti'nin çıkarlarına hizmet için önemli bir adımdır.

Cemal Paşa'nın da buna benzer bir uygulamaya başladığını düşünürsek, Afganistan'da Türk dostu bir ordu bulundurulması fikrinin millî çıkarlarımız için ne denli önemli olduğunu anlarız. İki devlet adamımız bunu görmüş ve mevcut durumu lehimize çevirmek için çabalamışlardır.

Böyle bir şey yapmak bugün de mümkündür. Ülkeye gönderilecek bir Türk askerî birliği yeni bir Afgan ordusu oluşturabilir. Ülke nüfusunda önemli bir paya sahip olan Özbekler de hesaba katılırsa Afganistan'da konuşlanamamamız küçük bir ihtimal hâlini alır.

21. yüzyılda dünyaya egemen olma oyunlarının yeni sahnesi bizim Anuyurdumuz olan Orta Asya'dır. Dün "Orta Asya" lâfından korkanların bugün ABD'nin Afganistan'a neden girmek istediğini düşünmeleri gerekir. O topraklar bizim kanımızla vatan oldu. Dünyaya Orta Asya'dan hâkim olunacaksa, böyle bir dünya hâkimiyeti asil Türk milletinin hakkıdır. Her Türk bu ülkü uğruna çarpışmalıdır.

Güçlü bir Türkiye, ancak ve ancak millî dış politikalarla hareket eden iktidarların eseri olacaktır. Bu iktidar da beklediğimiz Türkçü iktidardan başkası değildir.