Kafkasya'da ve Orta Asya'da Fethullah Gülen Okulları

Hüseyin Adıgüzel
Bugün Türk Cumhuriyetleri’nin en zeki ve çalışkan çocukları, cemaat okullarında İngilizce eğitim görüyorlar. Böylece cumhuriyetler kendini geliştirecek kadroları kaybediyorlar, beyin güçlerini emperyalist güçlerin emrine veriyorlar. Ama kimin sayesinde? İşte mesele burada...

Eski Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra, her alanda olduğu gibi eğitim alanında da büyük bir boşluk meydana geldi. Türkiye’den gönüllü birçok kuruluş boş alana âdeta yatırım seferberliğine girişti ve Türk Dünyası’nın çeşitli bölgelerinde birçok okul açıldı. Hemen hemen her tarafta açılan bu okulların büyük kısmı Fethullah Gülen ve cemaati tarafından kuruldu. Kesin rakkamı bilmememe rağmen 80 civarında olduğunu tahmin ettiğim bu okullar hakkında bugüne kadar olumlu ve olumsuz birçok tenkid yapıldı. Cemaatin medyadaki gücü, devamlı surette bu okulları methetti, başarılardan söz etti. Hattâ, cemaat tarafından bütün masrafları karşılanarak Orta Asya’ya götürülen büyük gazetelerin birkaç yazarı da, ideolojilerine ters düşse de, aldıklarının karşılığı olarak bu okulları methettiler. Propaganda o kadar güçlü idi ki, hiçbir şeyden haberi olmayan birçok inanmış ve milliyetçi kardeşimiz de bu okullara destek verdiler. Tenkidin menfi yönünü ise genelde, herhâlde moda olduğu için, şeriat okulları ve zararları doldurdu. Hemen her tenkidçi konuyu devamlı bu yöne çekti. Ve esas mesele bir kenara bırakıldı. Tartışmalar hâlen devam ediyor. Ve Orkun dergisinin son üç sayısında da bu tartışma Sayın Lokman Uzel, Sayın Yavuz Bülent Bakiler ve Fethullah Gülen’in vekili arasında sürüp gidiyor.

Biz, bütün bu tartışmaları bir kenara bırakarak, bu okullar hakkında, izlenimlerimizi, gördüklerimizi ve düşüncelerimizi yazmayı doğru bulduk. Çünkü, bu okullar açıldığı günden beri, devamlı gezdiğimiz bölgelerde, hep ilgi odağımız oldu. Hem mesleğimiz açısından, hem de Türk Dünyasına duyduğumuz sevgi yüzünden...

Bu okulların büyük bir kısmı yatılı erkek okullarıdır. Okullara genelde sadece erkek öğrenciler alınmaktadır. Okulların fizikî yapıları (dershane, laboratuvar, ders araç ve gereçleri gibi) oldukça iyi ve çağa uygundur. Türkiye’de zannedildiği gibi okullar parasız eğitim vermiyor. Her okulda, kayıt sırasında yöreye göre değişen ücret alınmaktadır. Meselâ Bakü’de faaliyet gösteren Kafkas İlköğretim Okulu’nun yıllık eğitim ücreti 1.700 $, Türk Lisesinde ise 1000 $’dır. Tüm okulların eğitim dili İngilizcedir. Türk dili bir yabancı dil gibi haftada 2-3 saat arasında değişmektedir. Bölgelere ve okulun yapısına göre Türk öğretmen sayısı da değişmektedir. Fakat tüm okulların müdürleri Türkiye’den gelmedir. Okullarda gündüz yapılan eğitim ve öğretim faaliyetlerinde, okulun açıldığı cumhuriyetlerin Millî Eğitim Bakanlarınca tasdik edilen ve arada bir teftişi yapılan eğitim programları uygulanmaktadır. Cumhuriyetlerin şu andaki yöneticilerinin hemen tamamı komünist sistemin adamları olduğundan, bu okullarda hiçbir şekilde dine dayalı devlet idaresi için propaganda yapmak, pek mümkün değildir. Ama bu, bu propagandanın yapılmadığı mânasına gelmez. Aşağıda belgelere dayanarak, gündüz ve gece haftalık ders saatleri ve ders içeriklerini vereceğiz. Görülecek ki, bu iş yapılmaktadır. Ama mekteplerde ders saatleri içinde değil.

Yukarıda izah ettiklerimiz, genel olarak cemaat okullarının tümünü kapsayan, dış görünüşleridir. Yani aynanın parlak yüzüdür. Bu arada hemen ilâve edeyim; tüm mekteplerde Atatürk köşeleri vardır ve hemen her büroda veya sınıfta Atatürk resimleri asılıdır. Yalnız bu iş programlı olarak okulların açılmasından iki yıl sonra başlatılmıştır. 1994 yılında Tataristan’ın Çallı şehrindeki Türk-Tatar Lisesinde bir tane Atatürk resmi yoktu ve hattâ bir ders kitabındaki Atatürk resmi, oyularak çıkarılmıştı.

Bu parlak dış görünüşe uygun olarak, parıldayan bir eğitim ve öğretim görmek pek mümkün değildir. Belki, çok zeki öğrenciler alındığı için yarışmalarda dereceler alınması ve üniversitelere giriş oranı yüksek görünebilir. Ama bütün bunlar cilâlı parlak yüzün yansıması kadardır. Çünkü o mekteplerden mezun olanların % 99’unun, vatan, millet, bayrak, bağımsızlık gibi temel insanî ve vicdanî kavramlarla bir alâkası yoktur. Onlara, liberal insan, yani hoşgörü sahibi, uzlaşmacı ve para kazanmayı bilen insan olmaları öğretilmektedir. Onlara, vatan sevgisi, bayrak sevgisi, millet sevgisi gibi global dünyanın dışladığı, “eskimiş ve çürümüş” değerler öğretilmemektedir. O çocuklar, global dünyanın istediği tarzda yetiştirilmekte, milliyet mefhumu yok edilmektedir. Eğitim dillerinin yabancı dil olması, çocukların millîlik vasıflarını ve kültürlerini tam olarak öğrenmelerine engel teşkil ettiği için, bu çocukların çok büyük bir kesiminden bir şey beklemememizi âdeta bir şart hâline getirmiştir. Bu durumda bu okullar niçin açılmıştır? Türk milletine bir fayda sağlamayacağı bilimsel olarak ispat edilen bu okulların, masraflarını Türk milletine ödetmenin, gaflet veya hıyanet olmadığını kim söyleyebilir? 100 milyar doları aşkın borcu bulunan bir ülkenin evlâtlarının parasıyla, ABD ve İngilizlerin istediği insanları yetiştirmenin başka nasıl izahı olabilir?

Herkesin şunu kesinlikle bilmesi gerekir ki, dünya milletleri arasında dostluk sadece çıkar ilişkileri ile sınırlıdır. Arada bir, Avrupalı dostlarımızın(!) yaptıkları işlere şaşarak “Bu nasıl iştir? Böyle çifte standart olur mu?” diye yakınmamız da, dostluğun değil çıkarın önde olduğunu unutmamızdan kaynaklanmaktadır. Konuya, bu bağlamda baktığımız zaman, bir ülkenin milyonlarca dolar, emek ve zaman harcayarak, bir başka ülkenin çıkarı için mektepler açacağını düşünmek dahi mümkün değil gibi görünür. Birçok yabancı ülke, memleketimizde yüzlerce mektep açmışlardır. Tanzimattan bu yana yabancıların açtığı mektep sayısı 1724’tür. Amerikalılar, İngilizler, Fransızlar, İtalyanlar, Rumlar, Bulgarlar, Ermeniler, Almanlar bu işi geniş alanlara yayanlardır. Osmanlı İmparatorluğu döneminde “Şark Meselesi” olarak ortaya konulan, Türkleri İç Asya’ya sürme plânının yurt içi temsilcileri bu mekteplerden mezun olanlardır. Kimi Osmanlı devlet adamının İngilizci, kimi devlet adamının Rusçu, kiminin Almancı olmasının temelinde yatan gerçek de bu yabancı misyon okullarıdır. Konuyu çok iyi bilen M. Kemal Atatürk’ün millî devleti kurarken, bu mektepleri kapatması sadece bir rastlantı olarak düşünülebilir mi? Veya NATO’ya girme istediğimiz karşısında bu mekteplerin tekrar açılmasını isteyenlerin, amaçlarına ulaşma yolu bir rastlantı sayılabilir mi? Elbette hayır! Tanzimattan beri süre gelen bu kültür istilâsı, bir kısım aydınlarımızın “Dejenere oluyoruz-Millî hasletlerimizi unutuyoruz” gibi canhıraş feryatlarının da sebebidir. Onlar bu gerçeği görüp anlatmaya çalışmaktadırlar. Ama yöneticilerimizin büyük bir çoğunluğu bu mekteplerin mezunu oldukları için, bu feryatlara kulaklarını tıkamaktadırlar (Süleyman Demirel ve Tansu Çiller’in ABD, Erbakan ve Mesut Yılmaz’ın Alman, Ecevit’in Robet Kolej mekteplerinden feyz aldığını hatırlayınız). Bakınız Prof. Dr. Oktay Sinan-oğlu ne diyor: “Bu bir plândır. Anglo Sakson plânıdır. Türkçeyi yok etme plânının bir parçasıdır. Bu yüzden bugün üniversite ve orta mekteplerde kullanılan İngilizce, eğitim dili olarak ana okullarına indirilecektir. Çok dikkatli olmak zorundayız.”1 İşte bugün İngilizce ana okullarına da girmişt ir. Plân uygulamaya konulmuş, birkaç sene sonra da meyveleri toplanacaktır. Bundan yüz yıl önce tıp fakültesinde eğitim dilinin Fransızca olması dolayısıyla bir tenkit yazan Namık Kemal, padişahtan nişan almış ve eğitim dili Türkçe’ye döndürülmüştür.”2 Ama günümüzde yazılanlara yetkililer dönüp bakmıyorlar bile...

Bugün Türk Cumhuriyetleri’nin en zeki ve çalışkan çocukları, cemaat okullarında İngilizce eğitim görüyorlar. Böylece cumhuriyetler kendini geliştirecek kadroları kaybediyorlar, beyin güçlerini emperyalist güçlerin emrine veriyorlar. Ama kimin sayesinde? İşte mesele burada...

Şimdi, bu söylediklerimize karşı çıkanlar, hadi canım sen de diyenler bulunacaktır. Ama vereceğimz ders programlarına bakarlarsa, eğitimin tam bizim dediğimiz tipte insanlar yetiştireceğini kendileri de anlayacaklardır. Örnek olarak aldığımız okul Kazakistan Türk-Kazak Lisesi’dir. 1993 yılında açılmıştır ve halen öğretime devam etmektedir. Bu okulun, 9, 10 ve 11. sınıflarında okutulan dersler, saatleri ve dili aşağıda gösterilmiş ve Türkiye’de İtalyanların açtığı lise ile mukayese edilmiştir.

Haftada 36 saat olarak okutulan derslerin toplam 22 saati İngilizce, 2 saati Türkçe, 12 saati de Kazak Türkçe’sidir. Ve görüldüğü gibi derslerin arasında, tarihimiz, kültürümüz medeniyetimiz hakkında hiçbir ders okutulmamaktadır. İtalyan Lisesi’nde ise haftada 20 saat İtalyanca, 12 saat Türkçe, 4 saat seçmeli yabancı dil dersi vardır. Görüldüğü gibi İtalyanlar, cemaat okullarından daha fazla Türkçe’ye yer vermektedir. Türkçe, cemaat okullarında, İtalyan Lisesi’ndeki seçmeli yabancı dil gibi okutulmaktadır. Halbuki, İtalyan Lisesi’nde İtalyanca, Alman Lisesi’nde Almanca, Fransız Lisesi’nde Fransızca seçmeli yabancı dil durumuna asla düşürülmez. Ama bizim Cemaatin, adı Türk olan okullarında seçmeli yabancı dil yapılır ve kimsenin buna sesi çıkmaz. Çünkü, başlarında sayın Fethullah Gülen Hocaefendi vardır ve o dokunulmazdır, söylediği her şey doğrudur(!). Bu tür okulları bitirenlerin, milletine hiçbir fayda sağlamayacağını, bu okulları açanlar bilmiyorlar mı? Elbet biliyorlar. Peki öyle ise neden açıyorlar? İşte bütün mesele burada ve de, dünyada bir tane ülke gösteremezsiniz ki, yabancı bir ülkede yabancı dille eğitim yapan okul açsın. Devletimiz ve cemaat hariç.

28 Nisan 1992 tarihinde ABD kongresi 102. Yasama Dönemi temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komisyonu Avrupa ve Orta Doğu Alt Komitesinin, yaptığı bir toplantıda, Orta Asya’da ABD politikasının ne olması gerektiği, öncelikleri, kısa ve uzun vadede yapılması gerekenler, Dr. George MIRSKY (İnstute of Peace Üyesi) Dr. Martha OLCOTT (Colgate Üniversitesi Siyasî Bilimler Bölüm Başkanı) ve Dr. Firuz KAZEMZADEH (Yale Üniversitesinde Tarih Profesörü) gibi uzmanların katılması ile tartışıldı ve bazı kararlar alındı. Bu kararlar; ABD’nin Orta Asya politikasını belirleyen öncelikleri göstermesi açısından enteresan tesbitlerdir. Konumuzu ilgilendirmesi açısından sadece eğitim ile ilgili olanlarını buraya alıyorum.

1) İngilizce eğitim, kim tarafından yapılırsa yapılsın desteklenecektir.

2) İngilizce ve İngiliz kültürünün yerleşmesi için gerekirse bölgeye kolayca girebileceklere gereken her türlü destek verilecektir.

3) İngilizce eğitimi ve teknik eğitim programları (Bilgisayar eğitimi) her türlü hedefimizi gerçekleştirmeye yardımcı olacağından yaygınlaştırılmalıdır.3

Bu kararlara bakarak eğri oturalım, doğru konuşalım. İngilizce eğitim kimin işine yaramaktadır? Bu eğitimin destekçisi kimdir? gibi soruların cevaplarını yukarıdaki sözlerin, çok açık bir şekilde verdiğini söylemek herhâlde doğru olacaktır. Bu doğrudan hareket ederek, “Cemaat okulları ABD çıkarlarına hizmet etmekte ve ABD tarafından desteklenmektedir” gibi bir sonuca ulaşmak da mümkün görünmektedir. Yani, yabancı dilin eğitimde kullanılmasının sakıncalarını bildikleri hâlde, bunda ısrar etmelerinin sebebi kendiliğinden ortaya çıkmaktadır.

Buraya kadar yazdıklarımız, cemaat okullarının herkes tarafından bilinen yüzlerinin, karanlık olan birkaç noktasının açıklığa kavuşturulması ile ilgiliydi. Şimdi ise, bu okulların gece yaptıkları eğitim çalışmaları ve düzenledikleri gün ve gecelerle ilgili bildiklerimizi, görüş ve düşüncelerimizi aktaralım.

Bu okulların çok büyük kısmı yatılı okullardır. Ders dışı, gece dersleri de yapmaktadırlar. Gece derslerini ise, genelde, lise mezunu olan ve Türkiye’de hiçbir üniversiteye giremeyen, pedagojik formasyonu olmayan, cumhuriyetlere üniversite okumaya gelen 17-18 yaşlarında gençler yürütmektedir. Bu gençler nasıl eğitici olacaklardır, aslında bu da merak konusu... Çünkü “kendileri himmete muhtaç bir dede, kime himmet ede” ata sözümüze tam uygunlar. Ama gece dersleri için pek öyle formasyona ihtiyaç yok. Çünkü, program önceden “Abiler” tarafından hazırlanmış, kitaplar getirilmiş; belletmen arkadaşa düşen, sadece okutmak... Sıkışırsa abilerini çağırmak... Şimdi bu okullardan birinden aldığımız yıllık gece ders programını dikkatlerinize sunuyorum.

7 EYLÜL

1. Hafta: Okul kurallarının anlatılması. Kapı vurma ve izin isteme alışkanlığının kazandırılması.

2. Hafta: Okul kaidelerinin anlatılması.

3. Hafta: Yatakhane, yemekhane, sınıfların ve okulun temiz tutulması.

4. Hafta: Bilmek ve öğrenmenin çalışmakla mümkün olacağının anlatılması ve bilmiyorum demenin ayıb olmadığının anlatılması.

EKİM

1. Hafta: Başkalarının hakkına saygılı olmanın gerekliliği ve yardımlaşma.

a) Adabı muaşeret .............. (M. Zeki Duman) ..........396-398 sh.

b) Çağ ve Nesil 1 .............. 30 sh.

c) Ölçü 2 ..............132 sh.

d) Ölçü 2 ...............135 sh.

2. Hafta: Okul içi ve okul dışı davranışlar. Belletmen ile öğretmen arasındaki fark.

a) İnsan olabilmek ..........(Şaban Döğen) ....... 119 sh.

b) İnsan olabilmek ........... (Şaban Döğen) ............191 sh.

c) İrfan ordusu ...........(Vehbi Yıldız) ........... 224 sh.

d) Fasıldan Fasıla - 2- ........ (M. Fethullah GÜLEN) ....... 137 sh.

3. Hafta: Kıskançlığın zararları ve şahsî temizlik

a) İnsan olabilmek ....... (Şaban Döğen) ...... 109 sh.

b) Adabı muaşeret ....... (M. Zeki Duman) ........ 372-380 sh.

c) Gençlik ilmihali ............ (M. Paksu) ...............

KASIM

1. Hafta: İsrafın Zararları. İktisat ve kanaatin toplum açısından önemi

a) 19. Lem’a ......................

b) 22. Mektup 2. mebhas............

2. Hafta: Konuşma adabı

a) İnsanca Yaşamak ......... 49 sh.

b) Bir Oku bin Düşün ....... (A. Şahin) ........ 126-128 sh.

c) Ölçü ve Yoldaki Işıklar -1- ........ (dil belâsı) ........ 123-128 sh.

d) Sonsuz Nur -1- ........... 322 sh.

e) Adab-ı Muaşeret ......... 72, 408 sh.

f) Çağ ve Nesil -5- .........29 sh.

g) Hayatın Gerçekleri ve Biz ........ (A. Şahin) ........ 78, 31 sh.

3. Hafta: Zamanı Değerlendirmenin Önemi

a) Öğretmenin Not Defteri ..........69, 72, 73, 74 sh.

b) İslâm’da Zaman Tanzimi ........ (Prof. Dr. İ. Canan) ......... 23-25, 69-79, 98-122 sh.

NOT: Bu konuyla alakalı ‘b’ şıkkındaki kitabın tamamı okunabilir.

4. Hafta: ......... doğru sözlü, güvenilir kişi olmanın gerekliliği

a) Değer ölçüsü ....... 50-53 sh.

b) Sonsuz Nur -2- ....... 170 sh.

c) Sonsuz Nur -1- ......... 99-113 sh.

d) Sonsuz Nur -1- .......... 271 sh.

ARALIK

1. Hafta: Kolej talebesinin farklılığı

2. Hafta: Özür dileme alışkanlığının kazandırılması. Müsamaha ve hoşgörünün kazandırılması

a) Öçü ve Yoldaki Işıklar -1- ...... (müsamaha) ...... 35 sh.

b) Ölçü ve Yoldaki Işıklar -1-......... (alçak gönüllülük) ........ 93 sh.

3. Hafta: Millî değerlere sevgi ve saygı

a) Çağ ve Nesil -1- .......... 88 sh.

b) Çağ ve Nesil -3- ......... 16 sh.

c) Ölçü ve Yoldakı Işıklar 1-2 ......... 37-40 sh.

d) Ölçü ve Yoldaki Işıklar -2- ........... 131 sh.

4. Hafta: Verilen vazifeyi yerine getirme alışkanlığı

a) Muhakemat -işaret- ........ 27 sh.

OCAK

1. ve 2. Hafta Tatil:

3. Hafta: İnsanı diğer varlıklardan üstün kılan yönleri ve insan olmanın önemi

a) Tin Suresinin Meali

b) Burak Kervanı ........ (M. Erdoğan) ........ 105 sh.

c) Çağ ve Nesil -5- ............148-161 sh.

d) Sızıntı 11. cilt 125. sayı ......... 193 sh.

e) Sızıntı 14. cilt 158. sayı ......... 56 sh.

f) Çağ ve Nesil -3- ........... 19 sh.

g) Ölçü ve Yoldaki Işıklar -1- .............. 99 sh.

4. Hafta: Hırsızlığın zararları, toplumun üzerindeki menfi tesirleri

a) Bu olaya kul hakkını ihlal zaviyesinden bakılıp, o yönden yaklaşılabilinir

b) F. Fasıla -2- (Emanete ihanet) ....... 278 sh.

c) F. Fasıla -2- (Kaçak su ve elektrik) ....... 280 sh.

d) İlham Kaynakları ......... 153 sh.

ŞUBAT

1. Hafta: Kendini beğenmenin zararları

a) İnsan Olabilmek ............ 63-74 sh.

b) Ölçü ve Yoldaki Işıklar -1- .......... 79 sh.

c) 30. Söz 1. Maksat ...........

2. Hafta: Sözünde durmanın önemi

a) İnsanca Yaşamak ......... 59 sh.

b) Buhranlar Anaforunda İnsan ........... 38 sh.

c) Sonsuz Nur -1- ..........113-116 sh.

d) Çağ ve Nesil -5- ..........32 sh.

e) Çağ ve Nesil -5- ......... 29 sh.

3. Hafta: İtaatın Öneminin anlatılması

a) Sonsuz Nur -2- ....... (Uhud.saf. 3. Tablo) ........ 264 sh.

b) Sonsuz Nur -2- .......... 195 sh.

c) Asrın Getirdiği Tereddütler -4- ......... 198 sh.

4. Hafta: Küfretmenin kötülüğünün anlatılması

a) İnsanca Yaşamak ..........51 sh.

MART

1. Hafta: Ana-Baba hakkı. Büyüklere karşı sevgi ve saygı

a) Ölçü ve Yoldaki Işıklar -1- ........... 108 sh.

b) Ölçü ve Yoldaki Işıklar -2- ......... 132 sh.

c) Adab-ı Muaşeret .......... 168, 170,174,181 sh.

d) Altın Prensipler ....... (Z. Gündüzalp) ......... 52 sh.

2. Hafta: Şahsiyetli İnsan Olma ve İnsana Saygı

a) İnsan Olabilmek ....... 83 sh.

b) Adab-ı Muaşeret ........ 396-398 sh.

c) Ölçü ve Yoldaki Işıklar -2- ......... 132 sh.

3. Hafta: Yalan Söylemenin Zaraları

a) İnsanca Yaşamak ............... 57 sh.

b) Sonsuz Nur -3- ......... 75-79 sh.

4. Hafta: Emanet, emin ve güvenilir kişi olma

a) Sonsuz Nur -1- ........ 174-181 sh.

b) Değer Ölçüsü ......... 50 sh.

NİSAN

1. Hafta: Başkalarına karşı yumuşak davranma ve iyilikte bulunmak

a) İnsan olabilmek ........ 178 sh.

b) İnsanca Yaşamak ........ 102-108 sh.

c) Ölçü ve Yoldaki Işıklar -2- ....... 126-135 sh.

d) Ölçü ve Yoldaki Işıklar -1- ......... 90-93 sh.

İlaveler

– İnsan ve Din ..... (A. Şahin) .......... 119 sh.

– Sohbetler ..... (A. Şahin) .......... 75, 79, 144, 209, 199 sh.

– Hayatın Gayesi ..... (A. Şahin) .......... 13, 189 sh.

– İz Düşümler ..... (N. Dağlı) .......... 95-108, 138,142, 123-126, 117-119 sh.

Programda görüldüğü gibi, Fethullah Gülen, Şaban Döğen, M. Zeki Duman, Vehbi Yıldız, M. Paksu, A. Şahin, İbrahim Canan, Z. Gündüzalp gibi nur cemaatine mensup bazı yazarların eserleri verilerek, hangi sayfaların okunmasını açıklayan konular olduğunu zannedebilirsiniz. Ama daha küçük olarak yazılan bazı konular için “Gençlik İlmihali”, “Ölçü ve Yoldaki Işıklar, Sonsuz Nur-, Çağ ve Nesil-5, Sonsuz Nur-2, Muhakemat, Tin Suresinin Meali, Burak Kervanı, İnsan ve Din, Sohbetler, Hayatın Gayesi, İz Düşümler” gibi dinî kitaplar araç olarak kullandırılmakta ve öğrencilerin beyni yıkanmaktadır.

Kaynaklarda da görüldüğü gibi, hemen hemen aynı yazarların eserleri kaynak kitap olarak tavsiye edilmektedir. Işık evlerinde de durum farklı değildir. Gece eğitimi yurtlarda, okul yatakhanelerinde ve ışık evlerinde yapılmaktadır. Denetimsiz olan yerler buralardır. İddia edildiği gibi okulların içinde Nurculuk eğitimi yapılmamakta, gece eğitiminde bu eğitim gerçekleştirilmektedir. Bu yanılgıya düşmemek ve görünen yüze aldanmamak gerekmektedir.

Bütün bunlardan sonra okulların faydasından söz etmenin sadece çıkarlarla ilgili olduğunu söylemekte herhâlde haksız sayılmayız. Yapılanlar ortada, alınan direktifler ortada, destekler ortada... Bilmem, düşünmeye gerek var mı?

Şimdi de, Bakü’de açılan bir yurtta kalan öğrencilere dağıtılan ve uyulması istenen kuralları açıklayan bir belge sunuyorum. Bilhassa 11.16.18.20.21.24.27.39.40 ve 41. maddelere dikkatinizi vermenizi ve üzerinde düşünmeniz gerekir, Çünkü bu maddeler cemaatin istediği liberal insan tipinin kesin tarifidir.

Aile ziyaretlerinde dikkat edilecek hususlar

1- Ziyarete gitmeden önce aile hakkında ayrıntılı bilgi edinmeli.

2- Ziyaretlere gidecekler önceden belirlenmeli.

3- Valideyn seviyesine göre hediye ile gidilmeli.

4- Yemeğe gidecek kişi sayısı önceden aileye bildirilmeli (Hedefimiz çaya gitmek olmalı).

5- Gidilen evde Azerî âdetlerine uygun hareket edilmeli.

6- Mutlaka bir öğretmen ve sınıf belletmeni ile gidilmeli.

7- Gidilecek ziyarete zamanında gidilmeli, uzaksa erkenden hazırlık yapılmalı.

8- Önceden çay hazırlanması istenmeli.

9- Metro, otobüs ve maşınla gidilebilinecek yerlere bu ulaşım araçları ile gidilmeli. Yoksa taksiyle pazarlık ederek gitme.

10- İçki içen bazı valideynlere ziyarete gidilirken niçin içki içmediğimizi izahta bulunma (Atamdan görmemişem. Rahatsızam)

11- Yemekte şehrin güzelliklerinden... Tarihî yeşilliğinden... anlatılmalı, şehrin, Azerîlerin, idarenin ve rejimin aleyhinde kesinlikle konuşulmamalı ve siyasî meselelere girilmemeli.

12- Kılık kıyafete çok özen göstermeli.

13- Gidilecek valideyn ziyaretinde evin reisinin de evde olmasını istemeli, yoksa oturmamalı.

14- Anne ve babanın fikrini öğrenmek için Azerbaycan’ın eski ve yeni halini nasıl bulduklarını sormalı.

15- Eğer ayrı yaşıyorlarsa şakirdin dayısı veya herhangi bir akrabalarının hazır olmasını istemeli.

16- Türkiye ve Azerbaycan karşılaştırılmalı. Azerîlerin gıpta damarını tahrik etmemeli.

17- Ziyarette okul nazara verilmeli. Belletmenler de arka plâna atılmamalıdır.

18- Özel sorulara... Maaş, evlilik, yaş, tecrübe vb. önceden hazırlıklı olup yuvarlak cevap verilmelidir.

19- Okulun açılış maksadını anlatmalı, ilmî humaniter düşünceyle eski borcumuzu ödeme, vefa borcu ile geldiğimiz (eskiden Alparslanlarla bu emanet Anadolu’ya taşınmıştı şimdi bıra bizde, onun için buradayız.)

20- Yemekler iyi olmasa da memnuniyet dile getirilmeli, en ufak somurtma, yemekleri beğenmediğimizi belli etmemeli, yemekler için anneye bol bol iltifat etmeli.

21- Veli okula davet edilmeli, çocuğun başarısında okul-aile iş birliğinin önemi vurgulanmalıdır. Diyaloglar artırılmalı, bu irtibat değerlendirilerek valideyne de meselelerimiz aktarılabilmeli.

22- Çocuk yokken hakkında konuşulmamalıdır.

23- Eğitim sistemimizi anlatma.

24- Okulumuzun başarılarını anlatma.

25- Başarılı şakirtler için yaz tatili programında Türkiye veya başka bir ülkeye gezi düzenlendiğini anlatma.

26- Okulun başarılı şakirtleri ile üniversite hayatında da ilgilenebileceğini anlatmalı.

27- Siyaset içine girmeden Azerbaycan devleti hakkında bilgi alış verişi yapma (yani valideynin devlet ricali içerisindeki konumu ve anlayışı hakkında konuşma) malûmat edinmeli.

28- Okul, ev ve çevre hakkında konuşma.

29- Başarısızlığı anında cezalandırmamak gerektiğinin anlatılması.

30- Ders çalışmaya teşvik edilmesinin anlatılması.

31- Sınıf öğretmeni müsait değilse geçen seneki belletmeni ile gitmeyi ayarlama.

32- Ziyarette konuşulanları ayrıntılı yazıp rehberliğe verme.

33- Valideyn ziyaretine gidecek öğretmenler bu iş üzerinde hassasiyetle durmalı.

34- Öğretmen belletmeni valideyn ziyaretine teşvik edip takip etmeli. Sözcülüğü öğretmenlerin yapması gerekir, ama burada belletmenin de talebe üzerindeki konumu unutulmamalı ve o da ailenin saygı duyacağı şekli ile nazara verilmelidir.

35- Belletmenliğin talebe üzerindeki olumlu tesirleri anlatılmalı.

36- Belletmenler şakirti, öğretmen ise okulu temsil eder.

37- Öğretmenler arası diyalog anlatılmalı, tek bir vücut gibi bu eğitim işiyle ilgilendiğimiz nazara verilmeli.

38- Önce onları konuşturmalı ve ilgiyle anlattıklarını dinlemeli. Onlara tepeden bakmamalı, insan olarak üstün yönleri olduğunu söylemeli (misafirperverlik, insanlık, temizlik...)

39- Hepimiz Türk atanın uşaklarıyız dememeli. Milliyetçilik nazara verilmemeli.

40- Rusları kesinlikle tenkit etmemeli.

41- Tarihî konuları yumuşak bir üslûpla geçmeli.

42- Büyük tanıdıkları insanlar hakkında ileri geri konuşmamalı.

Önünüze serdiğimiz ve dikkatlerinize sunduğumuz bu belgelerden sonra cemaat okullarının fonksiyonu ve amacı hakkında yorum yapmayı gereksiz buluyorum. Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az.

Bütün bunlardan sonra, bir dahaki yazımızda cemaatin fikir kaynaklarını ve düşünce sistemini ortaya koyacağız. Böylece yetiştirilmeye çalışılan insan tipini de gözlerinizin önüne getireceğiz. O tipten, bu ülkeye fayda gelip gelmeyeceğini de sizlerin takdirine bırakacağız.

KAZAKİSTAN TÜRK-KAZAK LİSELERİ HAFTALIK DERS PROGRAMI

DERSİN ADI HAZIR SAAT 9. SINIF SAAT 10. SINIF SAAT 11. SINIF SAAT EĞİTİM DİLİ

İNGİLİZCE 20 4 4 4 İNGİLİZCE

TÜRK DİLİ 10 2 2 2 TÜRKÇE

KAZAK DİLİ ve EDEBİYATI 3 3 3 3 KAZAKÇA

RESİM 1 1 1 1 KAZAKÇA

MÜZİK 1 1 1 1 KAZAKÇA

BEDEN EĞİTİMİ 1 1 1 KAZAKÇA

CEBİR 4 4 5 İNGİLİZCE

GEOMETRİ 2 2 2 İNGİLİZCE

FİZİK 5 5 5 İNGİLİZCE

KİMYA 4 4 4 İNGİLİZCE

BİYOLOJİ 3 3 3 İNGİLİZCE

DİN TARİHİ 1 1 1 KAZAKÇA

BAŞKANLIK 1 1 1 KAZAKÇA

GENEL TARİH 1 1 1 KAZAKÇA

KAZAK TARİHİ 1 1 1 KAZAKÇA

GENEL COĞRAFYA 1 1 1 KAZAKÇA

KAZAKİSTAN COĞRAFYASI 1 1 1 KAZAKÇA

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

TOPLAM 36 36 36 37

İNGİLİZCE 20 22 22 23

TÜRKÇE 10 2 2 2

KAZAKÇA 6 12 12 12

TOPLAM 36 36 36 37

=======================================================================================================================

DİPNOTLAR

1- Oktay Sinanoğlu, Orkun Dergisi, Sayı 1, Mart 1998 Sayfa 16.

2- Zeki Gezer. Türk Edebiyatı Dergisi. Sayı 238. Eylül 1983. Sayfa 29.

3- ABD Orta Politikası. K.T.Ü. Yayını Shf. 22, Eylül 1993. Trabzon.