“İdeolojiler Vadisi”nde“Sistemli” düşünme (1)

İsmet Gültekin
“İdeolojiler kavgası” bitmedi..”İdeolojiler kavgası” yahut “fikre karşı fikirle mücadele” asla bitmedi, bitmeyecek de..”Artık ideolojiler çağı bitti!” diyenler “her türlü izm’in uşağı” olanlardı..Hiçbir “ölçüleri” kalmamış yahut da “tek ölçüleri” ‘menfaat-çıkar” olmuş kesimlerdi. Böyle düşünenlere “izmler, ideolojler literatüründe ne isim” verildiğini az çok tahmin edebiliyoruzdur.

Bugün, yaşadığımız zaman diliminde “internet” denilen “dünya çapında fikir akışı” karşısında “ideolojiler,fikir sitemleri” nasıl bitebilir ki? “Bilginin, fikrin, düşüncenin büyük güç hâlini sürdürdüğü” 21. yüzyılda da, 22.yüzyılda da, “Büyük Kıyamete” kadar da “ideolojiler, fikir sistemleri” ,”dünya görüşleri” ve bunların “kavgaları, mücadeleleri” asla bitmeyecek.

“YARALANMAMAK-YAVŞAKLAŞMAMAK-SAVRULMAMAK İÇİN” “SİSTEMLİ DÜŞÜNMEK” MECBURİYETİNDEYİZ

“İdeolojiler kavgası”nda “yaralanmamak, yavşaklaşmamak, savrulmamak” için “sistemli düşünmek” ve olan bitenleri “bir sistem bütünlüğü” içinde tartmak, değerlendirmek ve düşünmek mecburiyetindeyiz..Aksi takdirde “ideolojiler kavgası”nda ortaya çok sayıda “tonton vatandaş tipleri” çıkacak, “beyinlerimize” ‘sistemli düşünememenin “bir neticesi olarak sahip çıkamamış olacak ve belki de “savrulmuşluk rüzgârlarına” kapılmış olacağız..Hadiselerin “global, küresel, dünya çapında” cereyan ettiği” ve “küresel, global köy” görünümlerine doğru gidilmiş bir “gidişât karşısında, “sistemli düşünememe”nin “yükleyeceği” bir çok açmazlarla karşılaşmak da kaçınılmaz olacaktır..

NEDİR “SİSTEMLİ

DÜŞÜNME?”

Her türlü fikrin, düşüncenin ve ideolojinin artık “sanal ortamlarda”, “dünya çapındaki fikir akışları vadisi”ne aktarıldığı bir “çağ”da, “ideolojiler kavgası”nın da sapına kadar devam ettiği bir “zaman dilimi”nde, “tek çare”miz, “sistemli düşünmek”, hadiselere “sistemli bakmak, tartmak” mecburiyetindeyiz. Nedir “sistemli düşünme?”

“Sistemli düşünme”de, “tercih”, gibi, “kabul/postula” gibi, “metot/yöntem” gibi, “tarifler, tanımlar” gibi, “gaye” gibi “mefhumlar/kavramlar” vardır.”Benim ideolojim Türk Milliyetçiliği’dir, Türk Milliyetçiliği ideolojisidir, Türk Milliyetçiliği fikir sistemidir”, diyorsak, bu “kimlik tanımlamasını” “sistemli düşünme” ile şöyle detaylandırdığımızı da ifade etmiş oluyoruz, demektir:”Ben, ‘cemiyet birimleri” arasında “tercih” olarak “millet”i, “Türk Milleti”ni “tercih” eden, “Türk Milleti’ni onu var eden bütün maddî ve manevî değerleri ile birlikte ebedî bekasını, ebediyete kadar yaşatmayı gaye edinen ve bu”gaye”ye de “ilim metodu” ile varmaya çalışan bir ideolojinin mensubuyum, taraftarıyım”, demiş de oluyoruz. Dolayısıyla “Türk Milliyetçiliği”ni de “sistemli” bir şekilde “tanımlamış” da oluyoruz. Öyle her önüne gelen, “Türk Milliyetçiliği ideolojisini, Türk Milliyetçiliği fikir sistemini”, gelişigüzel, çeşit çeşit tanımlayamaz. “İdeolojiler kavgası”nda “sistemli düşünme” ile “Türk Milliyetçiği”nin “tek” bir tanımı vardır ve o da yukarıdaki şekildedir..

“SİSTEMLİ DÜŞÜNME”DE

MEFHUMLAR

“İdeolojiler kavgası”nın “küresel, global, dünya çapındaki bilgi, fikir akışları”nın da asla bitmeyeceğini “kabul” edenler açısından bir sonraki aşama “sistemli düşünme”de kullanılan kelimel erin, mefhumlarım “açıklamaları”dır.Şayet kelimelerin, mefhumların “tarifleri”ni, “tanımları”nı bilmenin “şuuru”nda olamazsak; hem “ideolojiler kavgası”nda “tonton vatandaş tipi”ne sahip olmaktan kurtulamayacağımız gibi, hem de “ideolojiler kavgası”nda “yaralanmamak, yavşaklaşmamak “ netice de “savrulmamak”, “mankurtlaşmamak” kaçınılmaz olacaktır. O bakımdan, hem “gönüllerimize”, hem de “beyinlerimize” sapına kadar “sahip çıkmak”, her türlü “kirlilik”ten de korumak mecburiyetindeyiz.

Bir kere “mücadele arenası”na yahut “er meydanı”na atılan “her yiğit namzedi”nin en basiti bile bilir ki, “Türk Milliyetçiliği ideolojisinin, Türk Milliyetçiliği fikir sisteminin beslendiği kaynaklar” bellidir: On bin yıllık “Türk Tarihi”, bütün peygamberlerin tebliğ ettiği “İslamiyet” ve “Türk kültürü”dür.Dolayısiyle “Türk Milliyetçiliği ideolojisinin, Türk Milliyetçiliği fikir sisteminin mensuplarının” “sistemli düşünme”de “beslendiği kaynaklar” bu olunca, “ideolojimizin rengi” de o şekilde olacaktır.

Cemiyet birimi nedir? Mensuplarına mensubiyet şuuru, aidiyet şuuru veren topluluklara “cemiyet birimi” denir. “Millet”, “sınıf” ve “ümmet” bir “cemiyet birimi”dir. “İdeolojimiz”in “tercih”ini “öncelik” olarak aldığımız “cemiyet birimi “belirler.”Türk Milliyetçiliği ideolojisinin sahipleri”, “Türk Milliyetçileri” “cemiyet birimleri “arasında “millet”i “tercih” etmişlerdir..Çünkü “millet”in tanımında ve “Türk Milleti”nin tanımında “bağlayıcı unsurlar” çokca olduğundan,dil gibi, din gibi, soy gibi, tarih gibi, menfaatler gibi, “küreselleşme”nin yol açtığı bütün “cemiyet birimleri” de dahil, asla “millet”i aşmaları “Büyük kıyamete kadar” mümkün olamayacaktır. “İdeolojiler kavgası”nda kelimelerin, kavramların önemi o kadar önemlidir ki, bir A partisi mensubunun “Millî” “demesi, meselâ “Millî Cephe” demesi, “Millî Gazete” demesi, tamamıyla “kendi ideolojilerinin, fikir sistemlerinin, dünya görüşleri”nin bir sonucudur. Buradaki “Millî” “Türk Milleti’neaittir, Türk’e göredir” diye bir “anlam”dan ziyade kafalarındaki “dinî anlayışa” sahip olan kesimleri ifâde etmektedir.Yine, bir “bilimsel sosyalistin” yahutta her “tonajına mensup” birinin açıkladığı “tam bağımsızlık”, “emperyalizme mücadele” sözleri de tamamıyla “kendi ideolojilerinin literatüründeki tanımlara” göredir.. Dolayısıyla kelimelerin ve mefhumların “tanımları”nı, “tarifleri”ni bilmenin “şuuru”nda olamazsak “ideolojiler kavgası”nda yahut da “fikrî mücadele”de, “fikre karşı fikirler” ortaya koymada, “yaralanmamız, avamlaşmamız, yavşaklaşmamız ve savrulmamız, beynimizi kaybetmemiz” ve neticede mukadder olan “tonton vatandaş tipi” şeklinde yaşamamız da kaçınılmaz olacaktır.

“TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ, TÜRK MİLLİYETÇİLERİNİN TEKELİNDEDİR”

“İdeolojiler mücadelesi”nde, “ideolojieler kavgası”nda, “kalemle, fikirle mücadelede” şayet her birimizin “beslendiği kaynakları” “Türk tarihi, İslâmiyet ve Türk kültürü” ise ve “sistemli” bir “düşünme”nin ürünü olarak “Ben Türk Milliyetçisiyim, Türk Milliyetçiliği ideolojisine mensubum”, diyorsak, “küresel ölçekte, global ölçekte, dünya çapında” “Türk Milliyetçiliği”nin “tek bir tanımı”, “tek bir tarifi” vardır. O tanım da, tarif de “gelişigüzel” bir şekilde değil, bir zamanlar “kavradığımız” anlamda “sistemli düşünme”nin ürünü olan bir tanımdır. Bu tanımda “millet” esas alınır, tercih edilir. Dolayısıyla dünyanın neresinde olursa olsun her Türk milliyetçisinin kendi ideoljisini tanımlarken kullandığı ifadeler de aynıdır, tektir, benzerdir. Böyle bir “sistematiğe” sahip olan her “Türk Milliyetçisi” de, gerek lokal, gerekse küresel ölçekteki bütün hadiseleri, “aynı”, “benzer” ifadelerle açıklar. Aksi takdirde, “ideolojisinin sistematiği”ni kavrayamayanların oluşturduğu “yapı”ların da “gül bahçesi”nden(!) farksız olması kaçınılmazdır. Ancak “idelojisinin sistematiği”ni kavrayanlar, “sistemli düşünmeye “sahip olanların oluşturduğu “yapı”larda ortaya hep “aynı”, “benzer” açıklamalar çıkacaktır. Bir “yapı”nın “muhkemliği” ise “davadaşları”nın “fikir, düşünce birliği”içerisinde olması, karşılaştıkları “meseleleri”, “hadiseleri”, izah ederken, “bir bütünlük” içerisinde olmaları değil midir? Hele de “internet” gibi trilyonlarca “fikirlerin, düşüncelerin” aktığı bir “çağ”da, zaman diliminde, trilyonlarca “meseleyi” “trilyon çeşitliliği”nde izah eden insanlardan oluşan “yapı”lar, “teşkilâtlar”, pek de “muhkem “denilemeyecek “yapılar”, “teşkilâtlar” hâlini alacaktır. “Kalabalıklar”, bu durumu asla “tekzip “ edemez..”

Dolayısıyla “Türk Milliyetçiliği, Türk Milliyetçilerinin tekelindedir.” “Fedakârlık” bazında “Türk Milliyetçiliği ideolojisi mensupları”, “fedakâr mensupları”na “özel bir sıfat”la “Ülkücü” demişlerdir. “Sistemli düşünme”nin sonucu olarak “Türk Milliyetçiliği ideolojisine mensup olanların fedakârlarına “öte” bir anlamla “Ülkücüler” denilmiştir. “Ülkücülük”ün tanımı da öyle “gelişigüzel” değildir, “sistematik bir bakış açısının ürünü” olan tanımdır ve yeryüzünün her noktasında da tanımı aynıdır. Dolayısıyla de “Ülkücülük, Ülkücülerin tekelindedir..”

ÖRNEKLER

“Ortak paydada buluşalım” lâf salatalığı..”Hukuk herkese lâzım olur” ifadeleri, “fiilî durumlardan”, “ilim metodu”ndan “çok uzak” izahlar, “açıklamalardır...Yahut “halkın gücü” yalanı..Bunlar, “en taze” misâller..Ne demek “ortak paydada buluşalım?” Benim “firavunlarla” hangi “ortak paydam” olabilir ki? Benim “beslendiğim kaynaklar” başka, “ortak paydada buluşacağım” kişililerin “beslendiği kaynaklar” başka.. “Hakk” ile “Bâtıl” sadece ve sadece “çıkar/menfaat” “bazında “aynı masalara “oturabilirler. Başka türlü, yani “duruş”, “tavır” sergilemek gayesiyle “asla ortak paydalarda buluşulamaz..” ”Firavun’la Musa hangi ortak paydada buluşup da kime karşı “kavga”, “mücadele” verebilirdi ki?” “Ortak paydada buluşun” açıklamaları kelimenin tam anlamıyla “iblis”ce ifadelerdir. Dolayısiyle bir zamanlar uygulanan” karıştır-barıştır” icraatları yahut “Atatürkçü ortak paydada buluşun” açıklamaları anlaşılacağı üzere tam “iblis”ce ifadelerdir.

“Fiilî durumları” dikkate almak “sistemli düşünme”nin sonucu olarak “Ben bir Türk Milliyetçisiyim” diyenlerin “metot” olarak aldıkları “ilim metrodu”nun da icabıdır. “Uygulama”da , “doktrin” de, “ilimcilik “olarak alınan bu “metot” da, “hadiselere dayanmak, yerinde araştırmak,” ve tabiî ki “fiilî durumları “görmek”, “tesbit etmek” için elzemdir. “Mahkemeleri bile para ile sonlandırılan bir ülkede” bir takım “haksızlıklar” karşısında kalanları “hukuk herkese lâzım oluyor”, diye “söylemlere” kapılmak, “sistemli düşünme”nin, “ideoloji sahibi “olmanın “harcı olan “ifadeler değildir. O zaman da adama derler ki, “Kardeşim, fiilî durum böyle. Sen hangi “hukuk”tan bahsediyorsun. Madem ki “Türk Milleti’nin ebedî bekasını, Türk Milleti’ni değerleri ile birlikte ‘büyük kıyamete” kadar yaşatmayı gaye edinen bir “ideoloji”nin sahibisin, sen daha “burnunun ucunu “bile göremeyen “hayalci, ütopik” birisin. Senin “ilim metodun” hani?”, demezler mi?..Dolayısıyla “Hukuk herkese lâzım oluyor” ifadeleri “ideolojiler kavgasında, fikir sistemlerinin mücadelesinde”, “kalemle, fikirle mücadele”de “yaralanmanın, yavşaklaşmanın” “maddî delilleri”dir. Aslolan “Böyle bir hukuk sistemi ile ne yapılabilir ki?”, olmalı değil miydi.. O bakımdan, bir dönemler “Türkiye’yi yönetenlerin” düştüğü duruma ben, “Allah versin”, diyorum…

“Halkın gücü” yalanı(!) da “ilim metodu”nun icabı olan “fiilî durumlara” göre yapılmış açıklamalar olamaz. Bugün, “halkın gücü” “sandığa” kadardır ve “halkın bu gücü”nün de ne şekillerle “sandığa” yansıdığı aşikârdır. Üstelik “halkın gücü”nün bugün %45’lik kesimi de “parlemanto dışında”dır..

Bu “aktüel”, “gündelik hadiselere” verilen “sistemli düşünmenin ürünü” açıklamaların sayısını daha da arttırabiliriz.. Hatta artık böyle bir “sistemli düşünme sahipleri” gazeteleri okurken, internette şörf yaparken okuduğu haberlere “gülüp geçer” bile..

“İdeolojiler, fikirler mücadelesinin, kavgasının” “internet” gibi “teknolojik “gelişmelerle” ayyuka” çıktığı bir zaman diliminde yaşıyoruz. “İdeolojimizi” bir “sistem bütünlüğü” içerisinde kavrayabilmeliyiz. “Tonton vatandaş tiplemesi”ne, “tonton vatandaş kategorisine, “tonton vatandaş ligine” “kümesi”ne “düşmemek, “avamlaşmamak” için “bu kavga”nın icaplarını, tıpkı “geçmişimizde “destansı” bir şekilde verdiğimiz gibi “yine verebilmeliyiz…”Hepimizin hatırlayacağı üzere, “bizleri fikirleri ile susturamayanlar” “silahlı propaganda” diye “vücutlarımızı yok ettiler..”

Günümüzde de bu “kavga”, bu “mücadele” devam etmektedir..B partisi bile “ideolojisiz” olmayacağını bildiği için ortaya “muhafazakâr demokratlık” gibi “ucube bir ideoloji” attılar.. Her “Türk Milliyetçisi”nin “beslendiği kaynaklar” bellidir:Türk tarihi, İslâmiyet ve Türk kültürü..Dolayısiyle “süper güç” desteğinde oluşturulan “ucube ideolojiler” de “ecnebî, yabancı ideolojiler”dir..”Uygulamalar”da da bu durumu “gören gözler görmektedir..” “İdeolojisiz” olamayacağını da “kabul” etmiş isek, artık yapmamız gerekenleri yapmalı ve bir an evvel “sistemli düşünme”yi öğrenebilmeli, her kafadan “bir ses” çıkmalıdır..”Ülkücü Hareket” içerisinde bunu ancak “nefes ve yemek boruları özgür”, kimseye “diyet”i ve “minneti “olmayanlar yapabilir..Her türlü “dünyevî takıntıları” olanların “sistemli düşünmeyi “öğrenebilseler bile “gerçekleri haykırmaları” mümkün değildir…

Not: Bu yazı “Ayhan TUĞCUGİL”in(Prof. Dr. İskender ÖKSÜZ) Millî Eğitim Bakanlığı’nca 1970’li yıllarda “tavsiye edilmiş” eserler arasında olan “Türk Milliyetçiliği Fikir Sistemi-Teori” kitabı ile aynı yazarın ulaşabildiğimiz yazılarından esinlenerek yazılmıştır.