1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

Ermeni Yalanının Tetikçişi Fransa

Serdar Erdoğan
Fransa’nın neden bu kadar Ermeni yanlısı bir politika izlediğini anlamamız için bu ülkenin tarihsel sürecini sorgulamak gerekir. Aslında dünyada bir çok ülke Ermeni soykırım yasasıyla ilgili tasarıları meclislerine taşıdı. Ermeni soykırımı tanıma ve bununla ilgili benzer yaslar dünyada bir çok ülke meclisinde tartışıldı. ABD Temsilciler Meclisi’nde 1975 ve 1984’de, 1982 yılında Kıbrıs Rum Kesiminde, 1998’de Arjantin, 1995’de Rusya , 1996’da Kanada ve Yunanistan, 1997 ve 2000 yılında Lübnan, Belçika senatosu 1998’de ve Fransa 1998 ve 2000 yıllarında bir çok kararı meclislerine taşıdı. Bununla ilgili bu güne kadar yapılamayan ciddî millî dış politika eksikliği, kararlı bir duruş bütün ülkelerin kendilerine dönmesini sağlayacaktır. Yapılacak bir çok şey var ama en nihayetinde kararlı, millî bir dış politikadır.

Yapılabileceklerin içinde Fransız mallarını boykot, Fransız şirketlerine kısıtlama ve buna benzer ekonomik, tica rî; ülkeler arası turizm ve buna benzer yaptırımlar bulunabilir. Bunların hepsi Fransa’nın tarihî gerçekleri saptırmasını; aldığı kararların bilimsel, tarihsel gerçekleri inkâr ettiklerini isbat etmez.

8 Kasım 2000’de “Ermeni Soykırımını Tanıma Yasasını” kabul eden Fransa’ya gösterilen tepkilerden sonra ne kazandık? 17 Ekim’de Ermeniler için ileri bir aşama olan “Ermeni Soykırımı Yoktur Diyenlere Ceza” yı gerektirecek yasanın meclise gelmesini engelleyebildik mi?

Tarihi, siyasî kararlarla örtmeye çalışanları ikna edebildik mi? Bunun tek yolu millî bir dış politikadır.

Anadolu’da misyonerlik faaliyetlerinde, Fransa’nın açtığı okullarda etnik ve dinî kimliği ön plânda çeteci Ermenileri yetiştirilmiştir. Bunları Urfa, Antep,Maraş, Lübnan ve Suriye’de kurduğu mandater sistemde kullanmıştır. Ermeni çetecilerden kurulu Ermeni intikam alayı 10 Temmuz 1920’de Fransız askerî elbiseleri sırtlarında Adana’ya girerek Türk köylerini yakmış, büyük bir katliama ortak olmuştur.

2.Abdülhamid’e bir Ermeni çeteci terörist tarafından suikast düzenlenmişti. Ermeni devleti kurdurmadığı için 2.Abdülhamid’e “Kızıl Sultan” yakıştırması yapılmıştı.Bu kavramı kullanan tarihçi Kont Albert Vandal bir Fransızdı.

Asala terör örgütü Avrupa ve dünyanın değişik başkentlerinde Türk yetkililerine yönelik 37 silâhlı eylem yapmış ve 32’si diplomat 41 vatandaşımızı şehit etmişlerdir. Teröristler altı silâhlı eylemi Paris’te gerçekleştirmişlerdir. Türkiye’de Fransa’ya karşı bir silâhlı eylemi bırakınız bir kez olmasını birkaç kez gerçekleştiren terör örgütüne karşı Fransa nasıl tepki gösterirdi. İçimizde ki bir çok sahte gazete habercileri, köşe yazarları Fransa’dan ve dünya devletlerinden önce kendi emniyet teşkilatımıza karşı nasıl hırlarlardı? Seslerinin duyabiliyor musunuz…? Sadece demokratik hakkını kullanan ve bir çelenk ve iki lâfla tepkisini koymak isteyen Türk insiyatifine yapılan muameleyi görüyoruz. Fransa konsolosluklarının bırakın kapısının önünü etrafında ki tüm yollar emniyet yetkililerince koruma altına alınmıştır.

Tabiî ki hiçbir yerde ve ülkede hiçbir insana terör ve buna benzer olaylar olmasın. Ama Türkiye’deki siyasî irade millî bir dış politika ve Avrupa’nın samimiyetsizliğini ve Türk’e karşı tavrını artık anlamalıdır. Fransa batının içindeki Ermeni politikasını sürdüren tetikçidir. Türk siyasetçileri artık batıdan dost olamayacağını bilmelidir. Aksi hâlde her şeyi çabuk unutan bir millet olarak hafızamızı canlandırırsak, geçmişte bize yapılanlar için bir iki sesi kısık özürden başka atılımı yapmayanların gerçek yüzünü unutmayız. Önümüzdeki süreçte bu gibi iftiralar ve ağır ithamlar hep olacak.

Ey Türk Milleti!

Geçmişte söylenenleri, parlâmentolarında neler yaptıklarını oku, hatırla.

Bugün yaptıklarını anla!

Yarın neler yapacaklarını bil!