Ana Sayfa 1998-2012 TÜRKLÜK ESASTIR

TÜRKLÜK ESASTIR

Ülkemizin gündemini uzun bir süredir Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesi oluşturmaktadır. Üzerinde tartışma yaratılan madde, neden Türkiye gündeminden uzaklaştırılmamaktadır? Maddeyi tartışan ve ülke gündeminden uzaklaştırmayan bir grup, “düşünce özgürlüğüne engel” anlamında 301. maddeyi değerlendirmektedirler. Peki bu 301. maddenin, Türkiye gündeminde onca sorunlar varken, öncelikli tartışılması gereken bir madde olması mı gerekir. Tüm bu tartışmaların ekseninde değerlendirdiğimiz şu 301. madde nedir bir de ona bakalım:

- Reklam -

“MADDE 301:

(1) Türklüğü, Cumhuriyeti veya Türkiye Büyük Millet Meclisini alenen aşağılayan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Devletin yargı organlarını, askerî veya emniyet teşkilatını alenen aşağılayan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(3) Türklüğü aşağılamanın yabancı bir ülkede bir Türk vatandaşı tarafından işlenmesi hâlinde, verilecek ceza üçte bir oranında artırılır.

(4) Eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz”.

Tartışılan 301. madde tüm açıklığıyla bu. Düşünce hürriyetine engel olma, bu maddenin neresinde? Kaldı ki, anayasamız insanların hak ve özgürlüklerini güvence altına aldığı gibi, düşüncenin de özgürlüğünü kısıtlamamıştır. Ama bir devletin kendi milletini, değerlerini, kurumlarını koruma altına alması en doğal hakkıdır. Bunların başkaları tarafından hakaret noktasında tartışmaya açılması sanırım başka bir düşüncenin ürünü olması gerekir. Bir takım kişiler tarafından tartışılan veya tartışılması istenilen maddede asıl sıkıntı 301. maddedeki “Türklüğü” kavramından dolayıdır.

- Reklam -

Belli düşüncedeki yazar çizer takımının(bunlara aydın demeyi bırak, sözde aydın denilmesi bile AYDIN-MÜNEVVER kavramına saygısızlık olur) ısrarla 301. madde değişikliğini gündemde tutmalarının asıl nedeni, düşünceyi kısıtlamasından dolayı değildir. Bu yazar çizerin asıl rahatsızlığı maddede yer alan “Türklüğü” kavramından dolayıdır.

Halkımızın bunca derdi, çözüm bekleyen sorunları varken, ülke gündemi, senaryosu önceden hazırlanan, tartışılması için fırsat beklenen bu tip konularla meşgul edilmektedir. Peki bu konuda üzerine düşeni yapması gereken asıl siyasî irade ne yapmaktadır? Burası daha vahim bir durumdadır. Mevcut AKP Hükûmeti 301. madde ile ilgili o kadar net, anlaşılır konuşmaktadır ki, hatta o kadar demokrat davranmaktadır ki! Bu hâl, ne hâlde yönetildiğimizin durumunu ortaya koymaktadır.

Türkiye’nin geleceğini şekillendirecek önemli yasa değişikliklerinde ve çıkarılan kanunlarda halkla görüşlerini paylaşmayan Hükûmet, özellikle 301. madde için; “ herkes düşüncesini söylesin bakalım, sivil toplum kuruluşları görüşlerini getirsin dikkate alalım” demektedir.

Çıkarılan yeni Türk Petrol Kanunu ve Yabancıların Mülk Edinmelerini Sağlayan Yasa değişiklikleri hakkında kimsenin görüşüne tahammül edemeyen Hükûmet, “Türklüğe” hakareti suç sayan Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesinde yapacağı değişiklik için herkesin görüşlerine başvuracaklarını söylemektedirler. Mevcut siyasî irade 301. maddenin kaldırılmayacağını ifade ederlerken, madde de değişiklik yapacaklarını söylemişlerdir. Bu tam bir aldatmacadır. Yapılacak değişiklik, mevcut iktidarın tutum ve siyasî ve ideolojik anlayışı itibariyle, nerede, nasıl değişiklik yapacağını şimdiden tahmin etmemiz zor olmayacaktır.

301.maddenin tartışılması meselesi gündemde iken, Agos gazetesi genel yayın yönetmeni Hrant Dink’in 19 Ocak 2007 tarihinde gazete binası önünde öldürülmesi ile birlikte madde daha fazla gündemde yer almıştır. Çünkü 301. madde ve Hrant Dink arasında şu sözlerinden dolayı bağlantı vardı. Hrant Dink 13 Şubat 2004 tarihinde sahibi olduğu Agos gazetesinde “Şap Perigce” adlı köşesinde “Ermenistan’la Tanışmak” başlıklı yazısında şunları yazmıştı: “Türklükten boşalacak o zehirli kanın yerini dolduracak temiz kan Ermeni’nin Ermenistan ile kuracağı asil damarında mevcuttur”. Bu sözlerinden dolayı Dink’e 7 Ekim 2005 tarihinde Türklüğe hakaretten dolayı dava açılmış, 6 ay ceza almış ve cezası ertelenmişti.

- Reklam -

Hrant Dink 18 Şubat 2006 yılında benzer bir açıklamayı da Akdeniz Üniversitesinde düzenlenen bir panele katıldığında yapmıştı. Dink panelde İstiklâl Marşı’mızda yer alan “ırkıma bir gül !” bölümünden rahatsızlık duyduğunu; “Allahınızı severseniz bumu bütünleştirici ulusal marş. Herkes kendi ırkına gönderme yapıyor. Bölücülük bu…” şeklinde bir açıklamayla İstiklâl Marşı’mızdan duyduğu rahatsızlığı böyle dile getirmişti. Türklüğe hakaretten dolayı açılan davanın cezası üzerindeyken böyle bir açıklamayla tekrar gündeme gelmesi, mevcut siyasî iradenin ülkenin değerlerine bakış açısını ve yazar çizer takımının ülke insanının değerlerini taşımamasını, belli bir azınlığın ve bölücülerin düşüncelerini ifade etmeleri, Türkiye’de cesaretlenen azınlık söylemlerinden kaynaklanmaktadır. Öyle ki, tartışılan 301. madde Türkiye’nin üstünden altına yeni bir takım tartışmaları da beraberinde getirmiştir. Öldürülen Hrant Dink’in cenazesi yerdeyken kızı Sera Dink; “Şimdi kanları daha mı temiz oldu?” derken, Türklüğe karşı gelişmiş olan, aile ve bu tip düşünce çevresinde söylenilmeyen ya da gizlenen, demokrasi, özgürlük, insan hakları, ifade özgürlüğü, yaşam eşitliği, dürüstlük, masumiyet, sevgi, iyilik…gibi kavramların ardından ortaya zıplayan asıl düşüncenin çıplaklığı olmuştur. Bu açıklamayla hiçbir şaşkınlık hâlimiz yokken, Hrant Dink’in eşi Rakel Dink; “Devlet taşlarının altını temizlesin, onu öldürerek kurtulamaz” derken de asıl düşünce kimliği net olarak ortaya çıkmıştır. Şöyle ki, cenaze töreninde atılan sloganlar, açılan pankartlar hepsi bir yekûnda aynı anlamı taşıyordu. “Katil 301”, “Katil devlet hesap verecek”, “Hepimiz Ermeniyiz” sloganları, başından sonuna kadar cenazede ve sonrasında yaşananlar bir taraftan istenilen madde değişikliği, maddenin değiştirilmesini isteyenler, gelişen olaylar…tüm bunlar tepeden tırnağa 301. madde örtüsünde ortaya konulan düşüncenin tezahürüdür.

Fakat Türkiye öyle bir kontrol altına alınmış ki, yazar çizer takımı, Türkiye’nin başka bir meselesi yokmuş gibi Türk milletine, değerlerimize kısacası Türklüğümüze hakaret etmek, alenen aşağılamak için 301. maddeyi engel olarak görmektedirler. 301. maddeyi düşüncenin önünde engel olarak değerlendiren bu zihniyet Batının değer normlarını her fırsatta örnek olarak göstermektedirler. Aslında Batı ülkelerinde de 301. maddeye benzer maddeler, ceza yasalarında var. Fakat Batı özentisi içindeki kompleksli sözde yazar çizer takımı, “bırakalım geçsinler” liberal ekonominin sömürge devletlere söylediği müstemleke sözü ve anlayışının benzerinde olduğu gibi, düşünce özgürlüğünü “bırakalım sövsünler” milliyetsizliğinde dillendirmektedirler. Her türlü saldırıyı, hakareti düşüncenin özgürlüğünde değerlendirmek, düşünce iradesine dahi ihanettir.

Şimdi 301.maddede yer alan ifadelerin bir çoğu Batı ülkelerinde de mevcut. Türkiye AB Karma Parlâmento Komisyonu (KPK) Eşbaşkanı Joost Lagendijk, Erdoğan ve Baykal’a “Açık Mektup” başlıklı bir yazı gönderdi. Basına da dağıttığı bu mektubunda, Batıda da 301. maddeye benzer yasaların olduğunu söylemekte, kendi ülkesi olan Hollânda’da bu yasaların benzerinin var olduğunu ifade etmektedir. Ama Lagendijk özellikle 301. maddede yer alan “Türklüğe” kısmının maddeden kaldırılması gerektiğini açık bir şekilde ifade etmiştir. Joost Lagendijk; “Türkiye’de gazeteciler ve yazarlar hakkında açılan davaların artması Türklüğe kelimesi nedeniyledir” diyerek azınlıkçıların söyleyemediğini en net şekilde ifade etmiştir.

Avrupa komisyonunun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn ise; “Türkiye’nin gecikmeden dile düşmüş 301. maddeyi değiştirerek veya kaldırarak ifade özgürlüğünü sağlayacağını umuyorum” demişti.

Düşünce özgürlüğü örtüsünde söylenenler, Hrant Dink’in öldürülmesinin ardından ve onun öncesinde konuşulanlar, Türk Devleti’nin kurumlarının yıpratılması için gayrimeşru yapılanmaların olduğunu ima etmek için derin devlet tartışmaları, ayrıca sözde Ermeni soykırımı ile ilgili sözde demokrasinin, hukukun var olduğu söylenilen dünya ülkelerinin meclislerinde çıkarılan yasalar ve tüm bu eksende gelişen olaylara baktığımızda; birileri Türk milletinin değerlerinden, kurumlarından, Türkiye Cumhuriyeti’nden, Türk milletinin asil kanından kısacası Türklüğe ait olanlardan rahatsızdırlar.

“Türklük esastır”. *

*I. CUMHURBAŞKANI, BAŞKOMUTAN GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

 

Orkun'dan Seçmeler

Işbara Şad

H. Fethi Gözler

- Reklam -