Ana Sayfa 1998-2012 Türkiye’de Türkçülük fikrinin gelişimi (2)

Türkiye’de Türkçülük fikrinin gelişimi (2)

TÜRK DERNEĞİ

- Reklam -

Osmanlı Devleti’nde Türkçülük fikrine dayanan ilk teşkilât 25 Aralık 1908 tarihinde Türk Derneği adıyla kurulmuştur. Türk Derneği, Yusuf Akçura, Necip Asım ve Veled Çelebi’nin öncülüğünde Ahmed Mithat, Emrullah Efendi, Bursalı Mehmed Tahir, Ahmet Hikmet Bey, Korkmazoğlu Celâl, Akyiğitzade Musa, Fuad Raif Bey tarafından kurulmuştur. Daha sonra derneğe Mehmed Emin (Yurdakul), İsmail Gaspıralı, Ağaoğlu Ahmed gibi ünlü isimlerin yanında Martin Hartmann, Vlademir Gordlevsky gibi türkologlar ile Osmanlı vatandaşı gayrı müslimler de üye olmuşlardır. Derneğin fahrî başkanı ve hâmisi veliaht Yusuf İzzettin Efendi, başkanı Fuad Raif Bey, sekreteri de Yusuf Akçura idi. İstanbul’da faaliyetine başlayan Türk Derneği’nin yurt içinde Rusçuk, İzmir ve Kastamonu, yurt dışında ise Budapeşte şubeleri açılmıştır.

Prof. Dr. Hüseyin Namık Orkun, Türk Derneği’nin nizamnamesindeki şu kayda dayanarak bu derneğin türkoloji için kurulmuş olduğunu açıklamaktadır. “Cemiyetin maksadı Türk diye anılan bütün Türk kavimlerini mazi ve hâldeki asar, ef’al, ahvâl ve muhitini öğrenmeye ve öğretmeye çalışmak, yani Türklerin âsâr-ı atikasını, tarihini, lisanını, avam ve havas edebiyatını, etnografya ve etnolojisini, ahval-i içtimaiye ve medeniyeti hâzıralarını, Türk memleketlerinin eski ve yeni coğrafyasını araştırıp ortaya çıkararak bütün dünyaya yayıp dağıtmak ve dilimizin açık, sade, güzel ilim lisanı olabilecek surette geniş ve medeniyete elverişli bir dereceye gelmesine çalışmak ve imlâsını ona göre tetkik etmektir.”

Türk Derneği mensupları kültürel mânâda Türkçü olmakla beraber, siyasî açıdan Osmanlıcılık geleneğini ağırlıklı olarak taşımışlardır.

GENÇ KALEMLER

HAREKETİ

Selânik’te çıkmaya başlayan Genç Kalemler dergisi dilde Türkçülük akımına yeni bir hız vererek milliyetçi ideolojinin oluşması bakımından çok önemli bir gelişmeye öncülük etmiştir. Genç Kalemler hareketinin öncülüğünü ve birleştiriciliğini Ali Canip, Ömer Seyfettin ve daha sonra onlara katılan Ziya Gökalp yapmıştır.

- Reklam -

Genç Kalemler dergisinde Ömer Seyfettin’in millî dil ve edebiyat anlayışının ürünleri olan “Pamuk İpliği”, ve “Primo Türk Çocuğu” gibi hikâyelerinde gayrı müslimlerdeki milliyetçilik hareketlerine karşılık Türklük düşüncesini uyandırma ve millî benliğe dönüş gibi konular işlenmiştir.

TÜRKİYE DIŞINDA

KURULAN TÜRK YURTLARI

Osmanlı‘da Türk milliyetçiliği esası üzerine kurulan derneklere paralel olarak, çeşitli Avrupa ülkelerine eğitim amacıyla giden Türk gençleri de aynı amaçla Türk Yurdu adı altında bir takım dernekler kurmuşlardır. Bu derneklerin en önemlileri Lozan, Cenevre, Nöşatal, Paris ve Berlin gibi Avrupa şehirlerinde kurulmuştur.

Avrupa’nın çeşitli şehirlerinde kurulan Türk Yurtları arasındaki işbirliğini geliştirmek ve ortak bir mefkûre belirlemek amacıyla birincisi Lozan’da, ikincisi de Cenevre’de olmak üzere iki büyük kongre yapılmıştır. Bu kongrelerde Yurtçuluğun mefkûresi “Türklük âleminde içtimaî inkılâp esasları hazırlamak ve onu mazisini, an’anesini, milliyetini müdrik bir hâle getirmeye çalışmak” olarak belirlenmiştir.

- Reklam -

Türk Yurtlarının hiçbir şekilde siyasetle uğraşmayacağı belirtilen yasada, Türklüğe büyük hizmetleri olmuş kişilere “bir ulu ad” verilmesi de kararlaştırılmıştır.

Avrupa’da kurulmuş bulunan bir çeşit Türk öğrenci organizasyonları olarak görebileceğimiz Türk Yurtları, tamamen Türkçülük fikrini benimsemiş olup İstanbul’da kurulan Türk Yurdu ve Türk Ocağı ile paralel çalışmalar içinde bulunmuşlardır. Bu gençlerden Yusuf Kemal (Tengirşenk) Paris Türk Yurdu, Mahmut Esat (Bozkurt) Lozan Türk Yurdu, Şükrü (Saracoğlu) Bey Cenevre Türk Yurdu cemiyetlerinde çalışmışlardır. Bu gençler daha sonraki dönemlerde önemli mevkiler elde edeceklerdir.

TÜRK YURDU CEMİYETİ

Türk Yurdu Cemiyeti 31 Ağustos 1911 tarihinde Mehmed Emin (Yurdakul), Ahmet Hikmet (Müftüoğlu), Ahmed Ağaoğlu, Hüseyinzâde Ali, Dr. Âkil Muhtar (Özden) ve Yusuf Akçura gibi Türkçülük hareketinin önde gelen kişileri tarafından kurulmuştur. Bu cemiyet, Türk Ocaklarının kuruluş hazırlıklarının yapıldığı bir zamanda ortaya çıktığı için fazla bir varlık gösterememişt ir. Zaten kurucuları da Türk Ocaklarının içinde yer almışlardır. Ancak cemiyetin en büyük hizmeti, daha sonra Türk Ocaklarının yayın organı hâline gelecek olan Türk Yurdu dergisini çıkarmasıdır ki, bu dergi Türk milliyetçiliği fikrinin oluşturulması, sistemleştirilmesi ve yaygınlık kazanmasında önemli rol oynamıştır.

Türk Yurdu dergisinin imtiyazı Mehmed Emin (Yurdakul)’in üzerinde olmasına rağmen, kısa süre sonra onun Erzurum valiliğine tayin edilmesi üzerine, derginin imtiyaz ve müdürlüğü Yusuf Akçura’ya devrolunmuştur. İlk çıkış sermayesi Orenburglu Mahmud Bay Hasanof tarafından sağlanan “Türklerin faidesine çalışır” serlevhası ile ilk sayısı 30 Kasım 1911’de yayınlanan Türk Yurdu dergisinin amacı şöyle açıklanmaktadır:

“Türklüğe hizmet etmek, Türklere faide dokundurmak istiyoruz. Maksadımız işte budur. Maksada erişmek için hangi yollardan yürüyeceğimizi mecmuamızın münderecatı göstereceğinden, mesleğimizin teşrihini fazla buluyoruz. Tanrı yardımcımız olsun”.

1911 yılında yapılan toplantıda Türk Yurdu’nun yayın politikası da şu esaslar dahilinde belirlenmiştir:

1- Risale Türk ırkının mümkün olduğu kadar çoğunluğu tarafından okunup anlaşılarak istifade olunacak bir tarzda yazılacaktır. Dili sade olacaktır. Kavmin ekseriyetine faydalı mevzular seçilecektir.

2- Risale bütün Türklerce makul olabilecek bir ideal ortaya koymaya çalışacaktır.

3- Risalede Türklerin tanışmalarına, iktisat ve ahlâkça yükselmelerine ve fen bilgileriyle zenginleşmelerine hizmet eden mevzular en ziyade yer alacak, siyaset bunlardan sonra gelecektir.

4- Risale, Osmanlı Devleti’nin iç siyasetinden bahsederken, derginin hiçbir siyasî fırkaya taraftarlık etmeyeceğini, ancak Türklüğün, Türk unsurlarının siyasî ve iktisadî menfaatlarını müdafaa edeceğini bildirmektedir.

5- Risalenin devletlerarası siyasette esas fikri Türk âleminin menfaatlarını müdafaa etmektir.

Bu amaç ve program doğrultusunda Yusuf Akçura’nın yönetiminde 32 sayfalık bir forma hâlinde 15 günde bir yayınlanan Türk Yurdu dergisi, büyük bir kültür dergisi olmasının yanında Türk fikir hayatının en uzun ömürlü yayın organı olma özelliğini de taşımaktadır.

TÜRK OCAKLARI

XX. Yüzyılın başlarında Türk milliyetçiliği esası üzerinde kurulan en önemli teşkilât hiç şüphesiz Türk Ocakları’dır. Kendisinden önce kurulan Türk Derneği ve Türk Yurdu Cemiyeti gibi kuruluşlar ile Genç Kalemler hareketi, doğrudan aydınların öncülüğünde kültürel ve ilmî amaçlı oluşturulurken, Türk Ocağı’nın kurulma düşüncesinin ve insiyatifinin Askerî Tıbbiye öğrencilerinden yani gençlerden geldiği görülmektedir. Bunun temel sebebi, örgütlenme geleneğinin yanı sıra, Tıbbiye öğrencilerinin modern eğitim görmesi sebebiyle müspet ilim zihniyetiyle yetişmeleri sonucunda karşılaşılan siyasî ve sosyal meselelere rahatlıkla teşhis koyabilmeleri, dolayısıyla harekete geçmeleridir. Ayrıca okuldaki gayrı Türk öğrencilerin birlikte hareketlerine bir tepki olarak birleşmek gereğini hissetmeleridir. Öğrenciler arasında yapılan gizli toplantılarda milliyet esasına dayanan bir cemiyet kurma düşüncesi olgunlaşmış ve bir program hazırlanmıştır. Bu program esasları dahilinde hazırladıkları 11 Mayıs 1911 tarihli bir bildiriyi, bu konuda kendilerine yardımcı olacağına inandıkları devrin önemli aydınlarına sunmuşlardır.

“190 Tıbbıyeli Türk evlâdı” adına kaleme alınan bu bildiride, “1908 siyasî reformunun ardından “hayatı inkıraz” yaşayan Türklerin her yönüyle geliştirilmesi için sosyal bir reform yapılması” gereği dile getiriliyor ve bu amaçla çalışacak, millî ve içtimaî bir cemiyet teşkil etmek lüzumu vurgulanıyordu. Tıbbiyeli öğrencilerin, Türkçü aydınlarla yaptıkları görüşme ve toplantılardan sonra, Türk Ocakları 3 Temmuz 1911 (20 Haziran 1327) tarihinde fiilen, 25 Mart 1912’de resmen kurulmuştur. Fiilî kuruluşundan yaklaşık dokuz ay sonra resmî kuruluşunu tamamlayan Türk Ocaklarının ilk yönetim kurulu şu kişilerden olmuştur. Ahmed Ferit (Tek) Reis, Yusuf Akçura II. Reis, Mehmet Ali Tevfik umumî kâtip, Dr. Fuad Sabit Veznedar. İlk toplantılarını Akbıyık’taki Türk Yurdu dergisi idarehanesinde yapan ve daha sonra Divanyolunda üç odalı bir binada faaliyete geçen Türk Ocağı, 1912 sonbaharında bir sarsıntı geçirmiştir. Bu sarsıntının birkaç sebebi vardır. Birincisi, Balkan savaşlarının yarattığı kaos içinde Türk milliyetçiliğine karşı olanların Türk Ocağı’nı, imparatorluğun çeşitli unsurları arasına ayrılık sokmakla suçlamalarıdır. Halbuki bu sıralarda Arnavutların, Arapların, Yahudilerin, Rumların ve Ermenilerin gizli ya da açık birçok cemiyetleri çoktan faaliyete geçmişlerdi. İkinci önemli sebep de, maddî imkânsızlık ve Ahmed Ferit Beyin Millî Meşrutiyet Fırkasını kurmak üzere ocağın başkanlığından ayrılmış olmasıdır.

Kuruluşundan sonra tepkilerle karşılaşan Türk Ocakları, 18 Mayıs 1913’te Hamdullah Suphi (Tanrıöver)’nin başkan seçilmesi ile sarsıntıları atlatmış ve büyük bir canlılık içine girmiştir. Bu canlanmayı devrin şartları içinde aramak gerekir. Her şeyden önce bu sıralarda yaşanmakta olan Balkan felâketinin yarattığı şok, Türk aydınları ve gençliğinde bir ümit ve azim doğurmuş, imparatorluk içinde Türklüğe dönüşü hızlandırmıştır. İşte böyle bir ortamda Türk Ocakları, devrin ihtiyaç ve heyecanlarını temsil etmiştir. Diğer bir ifade ile devletin Osmanlıcı politikası gereği siyasî, sosyal, kültürel ve ekonomik açıdan birçok bunaltıcı olaylar yaşayan Türk unsurunun kimlik bunalımına cevap vermeye çalışmıştır. Esasen, Balkan yenilgisi sonucu İttihad ve Terakki’nin Türkçülük politikasını benimsemeye başlaması da Türk Ocakları’nın faaliyetlerini artırabilmesi için uygun bir ortam hazırladığı gibi, maddî problemlerin çözümüne de yardımcı olmuştur. Ayrıca başta Ziya Gökalp olmak üzere, Selânik’teki Genç Kalemler hareketini yürütenlerin de İstanbul’a gelerek Türk Ocağı’na katılmaları, fikrî açıdan büyük bir güç kaynağı olmuştur. Türk Ocakları’nın gerçek doğuşu ve imparatorluktaki fonksiyonlarını yerine getirmeye başlaması, bu gelişmelerden sonra olmuştur. Türk Ocakları’nın Balkan Savaşı ile I. Dünya Savaşı arasında üye sayısı arttığı gibi İstanbul dışında da şubeler açılmıştır.

Türk Ocakları’nın amacı 1912 Nizamnamesi’nin 2. Maddesinde “… Akvam-ı İslâmiye’nin bir rükn-ü mühimmi olan Türklerin millî terbiye ve ilmî, içtimaî, iktisadî seviyelerinin terakki ve i’lâsıyla Türk ırk ve dilinin kemaline çalışmaktır.” şeklinde ifade edilirken 1918 yılında yapılan değişiklikle “Ocağın maksadı Türklerin harsî birliğine ve medenî kemaline çalışmaktır”, şeklinde değiştirilmiştir. Ayrıca Ocağın amaçlarını gerçekleştirmeye çalışırken, “sırf millî ve içtimaî bir vaziyette” kalacağı, asla siyasetle uğraşmayacağı da vurgulanmaktadır.

Nizamnamedeki amaç maddesinden de anlaşılacağı gibi, Türk Ocakları’nı kuran aydın ve gençler, Türk milletini gelişmiş ve sağlam bir millet hâline getirmeyi hedeflemektedirler. Türk Ocakları, başta İstanbul olmak üzere yürüttüğü organize faaliyetler çerçevesinde yapılan sistemli konferanslar, sohbetler, müsamereler, konser ve serbest derslerle bir halk üniversitesi gibi çalışmıştır. Bu faaliyetlerde işlenen konuların hemen hemen tamamını Türklüğe ait meselelerin teşkil etmesi, millî ruhun etkili bir kaynağı olmuştur. Türk Ocakları, bu faaliyetler sonucu ülkede Türklük, Türk milliyetçiliği şuuruna sahip geniş bir kadro oluşmasında önemli rol oynamıştır. Nitekim Türk Ocağı çevresindeki düşünce atmosferi içinde yetişen veya bu düşüncelerden etkilenen asker-sivil Türk aydınları I. Dünya Savaşı sonunda Anadolu’daki Millî Mücadeleyi yürüten veya Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran kadroların önemli bir bölümünü oluşturmuştur.

Türk milliyetçiliğinin ve başta Türk Ocakları olmak üzere, bu fikir temelinde kurulan teşkilâtların Türk milletinin XX. yüzyıl başlarında çok milletli imparatorluk yapısından millî devlete dönüşüm sürecinde kaderini belirlemede hâkim rol oynadığını söylemek mümkündür. Zira, XX. yüzyıl başlarında Türk milliyetçiliğini savunan aydınlar, imparatorluk yapısı içindeki Türklere millî bilinç ve Türklük gururu kazandırmak için yoğun çaba sarf etmişler, Türk unsuruna dayalı sosyal ve siyasî kimliğin ana hatlarını çizmişler ve bu kimliği yeni bir sosyo-politik oluşumun temeli olacak şekilde olgunlaştırmışlardır. Böylece II. Meşrutiyet döneminde temelleri atılan Türk milliyetçiliği fikri, Millî Mücadele döneminde Misak-ı Millî sınırları ile belirlenen anavatan kavramı ile bütünleşerek açıklık kazanmış, millî bir Türk devleti kurulması şekilde tecellî etmiştir. Yani Mustafa Kemal Paşa, Osmanlı dönemindeki Türkçülük-Milliyetçilik hareketinin birikiminden millî devlet fikrine ulaşmış, milliyetçiliği Türkiye Cumhuriyeti’nin temel ilkelerinden biri hâline getirmiştir.

MUSTAFA KEMAL

ATATÜRK’E GÖRE TÜRK

MİLLİYETÇİLİĞİ

Türk milliyetçiliği, terakkî ve inkişaf yolunda ve milletlerarası temas ve münasebetlerde, bütün çağdaş milletlere paralel ve onlarla bir âhenkte yürümekle beraber Türk içtimaî heyetinin hususî seciyelerini ve başlı başına bağımsız hüviyetini korumuş bulunmaktadır.

Mustafa Kemal Atatürk, bir Türk milliyetçisidir. 22 Mayıs 1919’da yazdığı raporda millî birlik, millî egemenlik ve Türk duygusunu amaç edinmişti. İlk hedef Türk milletinin Türkiye’de bağımsızlığını elde etmesidir. Türk milletinin oluşumunda tabiî ve tarihî bağlar ki, dil birliği, tarihî hâtıralar, ahlâkî örf ve âdetlerde ortak karakter, yurt ve siyasî varlıkta birlik şartlarıdır ve bunların hepsi de Türk milletinde vardır. Ortak kültür mirasına sahip fertlerin teşkil ettiği millî birlik ise, bütün bu unsurların bağları ile kuvvetlenir. Atatürk’ün deyimi ile, “Ne Mutlu Türküm Diyene” sözünü millî benliğimizin bir ifadesi olarak kullanabiliriz.

Mustafa Kemal’e göre, milliyet prensibi, Türklüğümüzü korumak için çokça itina gösterilecek bir prensiptir. “Asrî olan milliyet prensibi milletlerarası alanda genelleşmiştir. Biz de Türklüğümüzü muhafaza etmek için gayetle itina edeceğiz. Türkler medeniyette asildirler. Yeni Türk devletinin temellerinden en önemlisi milliyetçiliktir. Milliyetçilik bugünkü bir çok milleti esaretten kurtarıp, kendi millî hâkimiyetine kavuşturmuştur. Türkiye de bu merhaleden geçmiş bulunmaktadır. Mustafa Kemal, “Yeni Türkiye Devleti, cihana hâkim o kadir fikrin (milliyetçiliğin) Türkiye’de tecellîsidir, tahakkukudur” demektedir.

Türk milliyetçiliğinin dayandığı esaslar yedi ana başlık altında incelenebilir.

1) Türk milleti.

2) Türk tarihi.

3) Türk dili.

4) Türk vatanı.

5) Bağımsızlık.

6) Millî birlik ve beraberlik.

7) Yurtta barış ve dünyada barış.

Türk milliyetçiliği veya kısaca Türkçülük, Türk dilinden, Türk karakteri ve ahlâkından, tarih birliği şuurundan ve bunların fiilî hayattaki bilumum belirtilerinden kurulu olan Türk millî kültürünün yaşattığı Türk milletini sevmek ve saymaktır. Türk milliyetçiliği beş bin yıllık Türk tarihi boyunca var olan ve var olması gereken bir fikirdir. Türkçülük, Türklüğü bunalımlardan çıkaran yegâne yoldur. Kısaca Türkçülük, Türklüğün var olmasının büyük olmasının tek yoludur. Türk milliyetçiliği her zaman Türklük için “Hız ve ilham kaynağı” olmuş bir fikirdir. Türk milliyetçiliği mazlum ve mağdur duruma düşürülmüş olan Türk milletinin yeniden silkinişi ve dirilişidir.

BİBLİYOGRAFYA

Altan DELİORMAN, “Atatürk ve Türkçülük”, Atatürk Ve Türk Milliyetçiliği, Türk Yurdu Dergisi, s. 160, s.21-26.

Prof. Dr. Bayram KODAMAN, “Atatürk ve Millet-Milliyetçilik”, Atatürk Ve Türk Milliyetçiliği, Türk Yurdu Dergisi, S. 160, s. 43-46.

Hüseyin Tuncer, Yücel Hacaloğlu, Ragıp Memişoğlu, Türk Ocakları Tarihi, C.I-II, Ankara 1998.

Prof. Dr. İbrahim KAFESOĞLU, Türk Milliyetçiliğinin Meseleleri, İstanbul 1999.

Prof. Dr. Hüseyin Namık ORKUN, Türkçülüğün Tarihi, Ankara 1977.

Prof. Dr. Mehmet Ali ÜNAL, “Türk Milliyetçiliği ve Atatürk”, Atatürk Ve Türk Milliyetçiliği, Türk Yurdu Dergisi, S. 160, s. 70-73.

Prof. Dr. Muharrem ERGİN, Orhun Abideleri, İstanbul 1999.

Prof. Dr. Mustafa KESKİN, Atatürk’ün Millet ve Milliyetçilik Anlayışı, Ankara 1999.

Nejdet SANÇAR, Türkçülük Üzerine Makaleler, İstanbul 1995.

Nevzat KÖSOĞLU, Türk Milliyetçiliği ve Osmanlı, İstanbul 2000.

Prof. Dr. Reşat GENÇ, Kaşgarlı Mahmud’a Göre XI. Yüzyılda Türk Dünyası, Ankara 1997.

Doç. Dr. Saadettin GÖMEÇ, Kök-Türk Tarihi, Ankara 1999.

Dr. Yusuf SARINAY, Türk Milliyetçiliğinin Tarihî Gelişimi ve Türk Ocakları 1912-1931, İstanbul 1994.

 

Orkun'dan Seçmeler

- Reklam -