Ana Sayfa 1998-2012 Türkiye, Ermenistan’a sınır kapılarını açmalı mı? (2)

Türkiye, Ermenistan’a sınır kapılarını açmalı mı? (2)

(Bu yazının birinci bölümü Orkun’un 83. sayısında yayınlanmıştır)

- Reklam -

2002 yılına gelindiğinde, Ermenistan Hükûmeti, ihracat ile ithalat arasındaki açığı kapatamamıştır. 2002 yılının ilk yarısında Ermenistan dış ticaret hacmi, ihracat 225,3, ithalat 407 toplam 623,3 milyon dolar olmuştur.26

Ermenistan ekonomi tablosunda bir de detay renkler söz konusudur. Bir süre önce 101 milyon dolar borcuna karşılık Razdan Termik Santrali ve üç bilimsel araştırma enstitüsünü Rusya’ya devretmesi, ülkenin tek uluslararası havaalanı olan ‘Zvartnots Havaalanı’nı Arjantin’e, Erivan Konyak Fabrikası’nı Fransa’ya, ‘Armentel’ telekomünikasyon tesislerini Yunanistan’a, Erivan’daki en önemli otelleri ABD’ye, altın üretim tesislerini Romanya’ya satması, umumî ekonomik durumu hakkında ciddi ipuçları vermektedir.

Türkiye’nin yıllardır doğrudan olmasa bile dolaylı olarak Gürcistan ve İran üzerinden Ermenistan’la ticarî faaliyetleri devam etmektedir. İki ülke arasında 40 ilâ 45 milyon dolarlık bir ticaret hacminin olduğu27 söylentiler arasındadır. Ermenistan’ın her yıl Türkiye’den dolaylı olarak 40 milyon dolarlık ithalat, 1-1,5 milyon Dolarlık ihracat yaptığı belirtilmektedir. Bazılarına göre ise söz konusu rakam 100-150 milyon dolar civarındadır.

Türk – Ermeni İş Geliştirme Konseyi ve bazı çıkar gruplarınca Ermenistan ile iyi ilişkiler kurulması hâlinde iki ülke arasındaki ticaret hacminin 350 – 400 milyon doları bulacağı ifade edilmektedir. Mevcut rakamlar ve Ermenistan ekonomik potansiyeli göz önüne alınınca, ifade edilen rakamların inandırıcı olmadığı anlaşılmaktadır.28 Nüfusu Ermenistan nüfusunun neredeyse iki katı, kişi başına düşen millî geliri Ermenistan’la hemen hemen eşit düzeyde ve tüketim alışkanlıkları benzer olan Gürcistan’la Türkiye’nin gerçekleştirmiş olduğu ticarî ilişkilerde ticaret hacmi 2000 yılında en yüksek seviyeye, 286 milyon dolara ulaşmıştır. Söz konusu rakam Azerbaycan ile olan ticaretin bir kısmını oluştururken Ermenistan’la da dolaylı ticareti içermektedir. Ayrıca, bu rakamın yaklaşık yarısını ihracat, yarısını ise ithalat oluşturmaktadır.29 Bütün bunlar göz önünde bulundurulduğunda en iyi ihtimalle olası bir Ermenistan – Türkiye ticaretinde rakamın 100 – 150 milyon dolar civarında olacağı tahmin edilmektedir. 2001 yılında İran-Ermenistan arasında gerçekleşen ticarette ulaşılan 120 milyon dolarlık hacim,30 yukarıda Türkiye-Ermenistan için verilmiş olan yaklaşık rakamı doğrular niteliktedir.

Sınır Kapılarının Açılması Kars, Ardahan, Iğdır, Ağrı ve Erzurum’u Nasıl Etkiler?

Türkiye’nin Ermenistan’a sınır kapılarını açması ile Türkiye’nin kazançlı çıkacağı, dolayısıyla Ermenistan ile gerçekleştirilecek ticaret sayesinde Doğu Anadolu Bölgesi’nin kalkınacağı iddiaları ileri sürülmektedir. İddiaları ileri süren Türkiye’deki Ermeni lobi mensupları Türkiye ile Ermenistan arasında yaşanan olumsuz ilişkinin faturasının Doğu Anadolu vilâyetlerine yansıdığını ileri sürmektedirler.31

- Reklam -

Sınır kapılarının açılması durumunda iki ülke arasındaki ticaret hacminin 500 milyon dolar olacağını,32 Türkiye’nin Ermenistan’a sadece ihracatının 600 milyon doları bulacağını da iddia edenler33 vardır. Oysa, yukarıda da belirtildiği üzere, bölgede oldukça iyi ekonomik potansiyele sahip olan İran’ın Ermenistan ticaretinden fazla bir kazanç elde etmediği verilen rakamlarla ortadadır. Yıllardır sınır kapıları açık olmasına rağmen İran-Ermenistan arasındaki ticarette 2001 yılında ulaşılan rakam, 120 milyon dolardır.34Ayrıca, nasıl ki, İran ve Gürcistan sınır kapıları Doğu Anadolu Bölgesi’nin kalkınmasına katkı sağlamadıysa, Ermeni sınır kapıları da sağlamayacaktır. Söz konusu durumda en önemli etken, Ermenistan ekonomisinin zayıf potansiyelidir. Dolayısıyla, Ermenistan sınır kapılarının açılmasının Kars, Ardahan, Iğdır, Ağrı ve Erzurum gibi şehirleri kalkındıracağı söylentilerinin abartı olduğu ve bu konuda ciddî bir manipülasyon yapıldığı anlaşılmaktadır.35

Türkiye’de sınır kapılarının açılışı için lobi yapanların iddia et tikleri bir diğer konu ise turizmdir. Özellikle Türk Ermeni İş Konseyi Başkanı aslen Hemşinli Noyan Soyak’a göre Ermenistan’a sınır kapılarının açılışından sonra Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğusu Ermeni turist akımına uğrayacaktır. Hemşinli Soyak, bu iddiasını şu sözleriyle ifade etmektedir:36

“Eğer sıcak bir hava oluşursa, bu Türkiye’ye her yıl en az 30-40 bin Ermeni gelmesi demektir. Bu da Doğu ve Güneydoğu’ya sırf Ermeni turistlerden 180 milyon dolar kazandırır… Ermeniler, Kayseri, Adana, İskenderun, Mersin, Diyarbakır, Malatya, Elazığ, Antep, Maraş, Van gibi geçmişte atalarının yaşadığı, anayurt olarak gördükleri yerleri gelip görmek istiyorlar. Biri köyde ayran içmek istiyor, diğeri hiç Muş’u görmemiş, doğma büyüme Amerikalı ama Muş elması yemek istiyor, bir başkasının dedesi Urfalı, Urfa kebabı yemek istiyor, bir diğeri Ermeni kilisesini gezmek istiyor. Böyle bir turizm gerçekleşirse, Elazığ’da bir Hilton, Diyarbakır’da bir Hyatt Regency’nin açılması hayâl değildir”.

Hemşinli Noyan Soyak’ın iddiası eğer doğru ise, yani 35 bin Ermeni turist Türkiye’ye 180 milyon dolar bırakacaksa, 2004 yılında Türkiye’ye tatile gelen yaklaşık 15 milyon turistin Türkiye’ye 75-80 milyar dolar döviz bırakması gerekirdi.

Hemşinli Noyan Soyak’ın 180 milyon dolarlık hayâli olan Ermeni turist iddiasına oldukça tutarlı bir yaklaşımla Ermeni Araştırmaları üzerine çalışmalar yapan Sayın Sedat Laçiner şöyle cevap vermiştir:37 “Kendisi iş adamı olmasına karşın Sayın Soyak’ın aritmetiğinin ve ticaret yaklaşımının bu kadar ‘zayıf’ olması şaşırtıcıdır. Her şeyden önce Kebap ve Muş elması bu kadar pahalı mıdır ki 30-40 bin turist 180 (milyon) bin dolar gelir getirsin? …30-40 bin Ermeni’nin her yıl sadece Muş elması yemek, dedelerini yâd etmek için Muş’un dağlarına gelmesi olsa gerektir. Böylesine büyük bir geliri Ermenistan’ın bu kadar az bir Ermeni turistle sağlayamadığı hatırlanacak olursa bu kişilerin Türkiye’ye 200 milyon dolara yakın bir miktarı bırakamayacakları açıktır. Ayrıca Türkiye’nin sınırları dünyanın her tarafındaki tüm Ermenilere her zaman açık olmuştur ve halen de açıktır ve isteyen her Ermeni yılın her mevsiminde Şanlıurfa’ya gelip kebap yiyebilmektedir. Fakat Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da henüz 180 milyon doları gören olmamıştır. Bu noktada akla gelen soru ‘Acaba Ermeniler elma ve kebabın yanında bir de soykırım iddialarının Türk halkınca tanınmasını mı istiyorlar, soykırımsız Muş elması yiyemiyorlar mı?’ oluyor”

- Reklam -

Sınır kapılarının açılması durumunda Türkiye’nin Ermenistan’dan hayvan ve hayvancılık ürünlerinin yanı sıra alüminyum ve hurda alabileceğini kaydeden uzmanlar, Ermenistan’ın ise Türkiye’den sanayi ürünleri alabileceğini belirtmektedirler. Ermenistan’dan alınan ürünlerin sınır bölgesinde değerlendirilmesi mümkün olmadığı gibi, bu ülkeye satılan malzemeler de sanayinin yoğun olduğu bölgelerden temin edileceğinden Ermenistan’la sınırın açılması bölge halkına (Kars, Ardahan, Iğdır, Ağrı ve Erzurum) düşük hacimli bir sınır ticareti ve yine düşük düzeyde konaklama harcamaları dışında bir getiri sağlamayacaktır.38

Aylık asgarî ücretin 9 dolar, emeklilik maaşının 7,5 dolar, orta düzeyde bir Ermeninin aldığı maaşın yaklaşık 40 dolar civarında39 seyrediyor olması, Ermenistan ekonomisinin sadece Kars, Iğdır hattâ Erzurum ekonomileri ile dahi boy ölçüşemeyecek bir düzeyde olduğunu göstermesi bakımından önemlidir.

Olası sınır ticaretinde Kars, Ardahan, Iğdır, Ağrı ve Erzurum ekonomileri olumlu yönde etkilenmeyecektir. Özellikle Kars şehrinin sınırı paylaştığı Gümrü ve Tanin bölgelerinin de, Kars’ta olduğu gibi tarım ve hayvancılıkla uğraştığı göz önüne alındığında, sınır kapısının açılması sadece Kars’ta değil Iğdır, Ağrı, Erzurum gibi şehirlerde tarım ve hayvancılıkla uğraşan kesim için büyük zararlara yol açacaktır.

Sınır kapılarının açılması tartışmalarında göz ardı edilen bir diğer önemli konu ise, ‘sınır ticareti’ ile ‘sınır kapısı’ kavram ve konumlarının karıştırılıyor olmasıdır. ‘Sınır ticareti’ özel bir dış ticaret şeklidir ve her sınır bölgesinde yapılmaz.40 Zaten yapılmış olsa bile söz konusu ticaretin bölge şehirleri üzerinde olumlu, hissedilir bir etkisi olamaz. Bölge şehirlerine önemli bir katkı sağlamış olsaydı. İran ve Gürcistan’la gerçekleştirilen ticaret yüzünden bölge şehirleri bugün olduklarından çok farklı konumda olurlardı. Transit taşımacılık sektörü için de Gürcistan ve İran örnekleri tekrarlanabilir.

Ermenistan Ekonomisini

Rahatlatacak Güç Türkiye’dir

Erivan yönetimi, Ankara’ya karşı açıkça saldırgan bir tavır içerisine girmesine rağmen, Ankara, Eylül 1991’de incelemelerde bulunmak üzere Kafkasya ve Türkistan (Orta Asya) ülkelerine heyetler yollarken, Ermenistan’ı ihmal etmemiştir.41 Hattâ Karadeniz’e kıyısı olmamasına rağmen 1993 yılında Erivan, Türkiye tarafından Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü’ne kurucu üye olarak davet edilmiştir.42 Bu dönemde enerji sıkıntısı çeken Ermenistan’ın ihtiyacını kendi elektrik ağından gideren Türkiye, Ermenistan Cumhuriyeti’nin sergilediği olumsuz tavırlara rağmen sınır ticaretine izin vermiştir.43 Öyle ki, Erivan’ın Karabağ’a yönelik işgal süreci içerisinde Türkiye, kendi iç kamuoyundaki yoğun olumsuz tepkilere karşı, Ermenistan’a 100 bin ton buğday yardımında bulunmuştur. Ankara yönetiminin Erivan’a sınır kapılarını açması, Ankara’dan daha çok Erivan’a yarayacaktır. Şöyle ki:

– Sınır kapılarının açılmasıyla Doğu Anadolu’nun kalkınacağı yönünde Türkiye’de azınlık sayılabilecek bazı çıkar grupları tarafından ciddî bir lobi faaliyeti ve manipülasyon yapılmaktadır. Oysa, Türkiye-Ermenistan arasındaki iyi ekonomik ve siyasal ilişkilerden en fazla çıkarı olacak olan taraf Ermenistan’dır.

– Ticarî anlamda Türkiye’nin Ermenistan’a sınır kapılarını açması Türkiye’nin Orta Asya’ya transit geçişinde Türkiye’ye olağanüstü bir katkı sağlamayacağı gibi bu geçişten asıl faydalanacak olan Ermenistan ekonomisidir.

– Ermenistan’ı Batı’ya entegre edecek en kısa yol Türkiye’dir. Ermenistan için ihracat-ulaştırma ve Türkiye’deki limanları ve karayollarının kullanımı açısından en büyük avantajı Erivan yönetimi sağlayacaktır. Türkiye’nin Orta Asya’ya transit geçişinde Gürcistan ve İran gibi alternatifleri bulunmaktadır. Dolayısıyla ikili ilişkilerde Türkiye’ye karşı Ermenistan tarafından olumlu dış politik sinyaller gelmelidir.

– Ermenistan’ın tarım ve hayvancılığa dayalı ekonomik potansiyeli özellikle Türkiye sınırına yakın bölgelerdeki şehirler olan Kars, Iğdır, Ardahan, Erzurum ve Ağrı’da geçimini tarım ve hayvancılıktan sağlayan üretici kesim için ağır ekonomik zarar getirecektir. Ermenistan’dan girecek olan ucuz tarım ve hayvan ürünleri Doğu Anadolu üreticisini Türkiye şartlarında zor durumda bırakacaktır.

– Ermenistan’ın Türkiye’ye yönelik düşmanca tavırlarını terk etmesi Ermenistan halkı için gerek ekonomik gerekse siyasal anlamda rahatlık sağlayacaktır. Erivan yönetiminin Ankara’ya yakınlaşması, özellikle Türk yatırımcıların Ermenistan’da yatırıma yönelik güvenini artıracak ve bu güven Ermenistan’ın kapalı olan fabrikalarının Türk yatırımcılar tarafından açılmasını ve yeni yatırımları teşvik edecektir. Mevcut gelişme Ermenistan’ın en önemli sorunlarından olan işsizliği ve en büyük kan kaybı olan “göç”ü durduracaktır.

– Ermenistan ile Türkiye arasında eğer ilk adımlar Ermenistan yönetiminden gelirse temel politik oluşumunu Taşnak Partisi programıyla Türk düşmanlığı üzerine yapılandırmış olan Koçaryan yönetimi için de önemli bir reform atağı olacaktır. İkili ilişkiler sonrası Ermenistan’ın yakalayacağı refah düzeyi ve ekonomik gelişmenin rantını Koçaryan yönetimi sahiplenmiş olacaktır.

– Koçaryan yönetiminin Türkiye ile ilişkilerini yeniden ele almasında büyük fayda vardır. SSCB’yi parçalamayı başaran bir Batı için Koçaryan’ı yönetimden uzaklaştırmak zaman alsa da zor olmayacaktır. Öyle ki, halihazırda zaten muhalefet hareketini başlatmış olmaları bunun en önemli delillerindendir. Koçaryan’ın son iki yılda değişime uğrayan Azerbaycan ve Gürcistan yönetim değişikliklerini özellikle Gürcistan genelinde, Acaristan özelinde Abişidze hâdisesini çok iyi okuması gereklidir. Ermenistan artık, SSCB ile değil, Batı ile birlikte hareket eden ülkelerle kuşatılmıştır.

Yukarıda ifade edilen bütün bu olumlu gelişmeleri ülke ekonomisinde yakalayabilmesi için Ermenistan’ın yerine getirmesi gereken şartlar vardır. Oysa, Ankara, Erivan ile ilişkilerin geliştirilmesinde Erivan yönetiminden normalde yapmasını istediği şartlar ileri sürmemekte, aksine Erivan yönetiminin yapmaması gereken konuları kendisine sıralamaktadır.

Ankara’nın Erivan yönetiminden yapmamasını veya vazgeçmesini istediği konular şunlardır:

1. Devlet olarak Ermenistan ve dünya genelinde diğer Ermeniler tarafından, Türkiye’ye yönelik olarak dillendirilen sözde “soykırım” iddialarından, tazminat ve toprak taleplerinden vazgeçilsin.

2. Ermenistan Parlamentosu’nun 23 Ağustos 1990’da kabul ettiği Bağımsızlık Bildirgesi’nin 11. maddesinde, Türkiye’nin Doğu Anadolu Bölgesi için “Batı Ermenistan” ifadesine yer verilmiş, aynı zamanda sözde “Ermeni Soykırımı”nın uluslararası alanda tanınması çabaları vurgulanmıştır. Söz konusu ifadeler Bağımsızlık Bildirgesi’nden çıkartılsın. Bu yöndeki çalışmalardan vazgeçilsin.

3. Ermenistan Anayasası’nın 13. maddesinin 2. paragrafında, Devlet Arması’nda Ağrı Dağı’nın da bulunduğu kayıt altına alınmıştır. Söz konusu hükmün Anayasa metninden çıkartılması zorunludur. Bu hayâlden vazgeçilsin.

4. Ermenistan yönetimi, Türkiye ile Ermenistan arasındaki sınırı belirleyen 1920 tarihli Gümrü ve 1921 tarihli Kars Antlaşmaları’nın yürürlükte olmadığı iddiasını hâlâ savunmaktadır. Bu iddialardan vazgeçilsin.

5. Ermenistan yönetimi, yaklaşık yüzde 20’sini işgal etmiş olduğu Azerbaycan topraklarından çekilsin ve Azerbaycan-Nahçivan koridorunu açsın, sayı olarak 1 milyonun üzerinde olan Kaçgın’ın (Azerbaycanlı Türk göçmenlerin) yurtlarına dönmesi sağlansın. dolayısıyla Azerbaycan’a yönelik işgalci politikadan vazgeçilsin.

Yukarıda sıralananlara Ermenistan “bunlar benim vazgeçilmezlerim” olarak bakarsa ve Ermenistan’ın söz konusu bakışına rağmen Ankara, sırf Batı böyle istiyor diye sınır kapılarını Ermenistan’a açarsa, Kıbrıs yarasından sonra dış politikasında gelecekte tarih sayfalarında yerini alacak olan ikinci büyük yarayı da açmış olacaktır.

DİPNOTLARI

26- Cabbarlı, “Bağımsızlık Sonrası Ermenistan…”, s. 87.

27-http://www.milliyet.com.tr/2002/03/14/yazar/yilmaz.html İndirme Tarihi: 5 Ağustos 2002.

28- Cabbarlı, “Bağımsızlık Sonrası Ermenistan…”, s. 88.

29- www.igeme.org.tr

30-http://www.armeniaglobe.com/p/14/f05a0c4085c6.html?id=e85dc3 İndirme Tarihi: 30 Ağustos 2002

31- Laçiner, “Ermenistan-Türkiye İlişkilerinde Sınır Kapısı Sorunu ve İlişkilerde Ekonomik Boyut”, Ermeni Araştırmaları, C. 2., (Yaz 2002), Sa: 6, s. 43.

32- Türk-Ermeni İş Konseyi Başkanı Noyan Soyak iki ülke arasındaki ticaret hacminin 500 milyon dolar olacağını iddia etmektedir.

33- Orhan Yıldırım, “İhracatçılar Ermenistan Kapısının Açılmasını İstiyor”, Zaman Gazetesi, 12 Ocak 2002.

34-http://www.armeniaglobe.com/p/14/f05a0c4085c6.html?id=e85dc3 İndirme Tarihi: 30 Ağustos 2002

35- Laçiner, “Ermenistan-Türkiye İlişkileri…”, s. 44.

36- Neşe Düzel, “Ermenilerin Toprak Talebi Yok”, Radikal Gazetesi, 26 Şubat 2001, Naklen, Laçiner, “Ermenistan-Türkiye İlişkileri…”, s. 45.

37- Laçiner, “Ermenistan-Türkiye İlişkileri…”, s. 45-46.

38- Millet Dergisi, (7 Temmuz 2003), Sa: 38, s. 10.

39-http://www.ermenisorunu.gen.tr/turkce/makaleler/makale62.html İndirme Tarihi: 15.11.2004

40- Laçiner, “Ermenistan-Türkiye İlişkileri…”, s. 46. Daha detaylı bilgi için bkz. Laçiner, “Ermenistan-Türkiye İlişkileri…”.

41- TUSAM Türkiye-Ermenistan İlişkileri Raporu, Ankara, 2004, s. 2.

42- Ünal Çeviköz, “Uluslararası İlişkilerde Yeni Dengeler” Görüş, (Ağustos – Eylül 2001), S. 48, s. 11.

43- Cabbarlı, “Bağımsızlık Sonrası Ermenistan…”, s. 88.

 

Orkun'dan Seçmeler

- Reklam -