Ana Sayfa 1998-2012 Türk Topluluklarından Altay Türkleri

Türk Topluluklarından Altay Türkleri

- Reklam -

TARİHÇE

Altay, adını Türkçe-Moğolca bir kelime olan ve altın anlamına gelen Altan’dan alır. Altay Türkleri de çeşitli diğer Türk halkları gibi altı Türk halkları karmasından meydana gelmiştir. Bunlar literatüre geçtikleri şekli ile; 1) Altay Kiji, 2) Telengit, 3) Teleüt, 4) Tuba, 5) Kumandı Kiji ve 6) Kü-Kiji yahut Çalkandu Kiji Türk kavimlerinden teşekkül etmiştir(1). Altay Kiji‘ler yani Altay kişiler aşağı yukarı yüzyıl öncesine kadar Oyrot-Öyröt kavim adı altında tanınmakta idi. Altay Türkleri Kuzey Altay ve Güney Altay Türkleri diye iki büyük gruba ayrılırlar. 1959’dan itibaren bölgede yaşayan bütün kabileler Altay adı altında Rusya Cumhuriyeti Altay eyaletine bağlı olan dağlık Altay muhtar cumhuriyetinde yaşamaktadırlar. Altay Türkleri yerleştikleri coğrafî bölgenin ismiyle anılan birçok farklı kabileler olarak da adlandırılmışlardır. Bunlardan altısını yukarıda açıklamıştık. Oyrot-Altaylar Rusların 18. yüzyılda Çungarya’yı istilâ etmesiyle Rus hâkimiyeti altına girmişlerdir. 19. yüzyıl boyunca süren Rus hâkimiyeti altında ekonomik olarak toprakları ellerinden alınarak sömürülmüşlerdir. 1 Haziran 1922’de Rusya Cumhuriyeti’ne bağlı Oyrot muhtar vilâyeti kuruldu ve yerli Türk kabileleri olan Altaylara Oyrot denmeye başlandı. 1948’de ismi Dağlık Altay olarak değiştirilen muhtar vilâyet halkına yeniden Altaylar ismi uygun görülmüştür. Bugün bölge üzerinde yaşayan tüm, Türk kabileleri Altay ismi altında Rusya Cumhuriyeti’nin Altay eyaletine bağlı olan Dağlık Altay muhtar vilâyetinde yaşamaktadırlar. Altay muhtar vilâyetinin yüzölçümü 92.600 km2 başkenti ise Gorno-Altaysk (Dağlık Altay)dır(2). Türk topluluklarından olan Altaylar Türk’ün anavatanı Türk dil birliğinin ise kaynağı sayılan Altaylar binlerce yıl boyunca Türklüğe sadık öz sakinlerini bugüne değin yaşatmış ve beslemiştir. Orta Asya tarihinde özel bir durumu olan Saha Türk kavimlerinin yerleşme ve taşınmasında gereken rolü oynamakla Türk kültür tarihine karışmıştır. Altay Türk’ü diğer Türk toplulukları gibi doğuştan temiz, uysal, her bir bakımdan dayanıklı ve sakindir. Altay Türkleri örf, âdet, gelenek, görenek ve sosyal yapıları bakımıdan birbirlerine benzer özellikler gösterirler. Altay Türkleri Altay dilini ana dili olarak kullanmaktadırlar. Altay dili (1948) yılına kadar bu dile Oyrat dili de denmiştir. Türk dillerinin Kırgız-Kıpçak grubuna aittir. Şiveleri iki gruba ayrılır. Birincisine Tuba, Kumandin, Çelkan şiveleri, ikincisine ise; Altay Telent şiveleri denir. Kullandıkları alfabe önce Rus, 1928-38 yılları arası Lâtin, 1938’den sonra ise yeni Rus alfabesi olmuştur. Altay Türklerinin dini Şaman dinidir. Altay Türkleri aralarında yirmiye yakın oymağa ayrılırlar. Tarihçiler, etnologlar, sanat ve kültür tarihçileri ile dil araştırmacılarının Türklerin anayurdu olarak kabul ettikleri Altay bölgesinde yapılan arkeolojik araştırmalar, Afanasyevo (M.Ö. 2700-1700) ve Andronovo (M.Ö. 1700-1200) kültürlerinin bilhassa ikincisinin temsilcisi olan ırk brakisefal savaşçı Türk ırkının prototipi olduğunu göstermiştir(3). Batı Sibirya ovasından başlayıp Gobi çölüne kadar uzanan ve geniş bir yay çizen sıradağların tümüne birden Altay Dağları, bu bölgede yaşayan Türklere Altay Türkleri adı verilir.

- Reklam -

EKONOMİ

Bugünkü Altay Türk bölgesi tarımını kat be kat artırmaktadır. Bölgenin tarım potansiyeli gelecek vaat etmektedir. Bölgede başta buğday olmak üzere akdarı, yulaf gibi tahıl ekim ve üretimi yapılmaktadır. Sebzecilik de gelişmektedir. Şeker pancarı, ayçiçeği ve keten tohumu vs. elde edilmektedir. Hayvancılık da iyi durumdadır. Arazinin üçte biri ormanlarla kaplıdır. Bölge maden bakımından oldukça zengindir; demir, kömür, gümüş, kalay, bakır, tungsten ve manganez çıkarılmaktadır. Altayın anlamı olan Altın Dağ ülkede bulunan zengin altın rezervlerinden ismini almıştır(5).

EĞİTİM

Altay Türk bölgesinde 192 ortaokul, 3 teknik okul, 1 üniversite, Altay dilinde 37.000 kitap, bir gazete (1.575.000 tirajlı), iki dergi (8000 tirajlı) yayımlanır (1990 itibariyle)(6) SSCB’nin dağılması ile 1991 yılında özerk cumhuriyet 1992 yılında ise federe devlet olmuştur.

- Reklam -

SONUÇ

Son on yılda Orta Asya ve Kafkaslarda meydana gelen değişiklikten dolayı, tarih sahnesine çıkan yeni bağımsız beş Türk cumhuriyeti sıkça gündeme geldikleri hâlde Orta Asya Türk toplulukları ne yazık ki, bu cumhuriyetler kadar dünya gündemine gelmemişlerdir. Aslında bu cumhuriyetlerden çok daha fazla Türk akraba ve topluluklar, bu coğrafyada bulunmaktadır. Yeniden yapılanma sürecinde bulunan Türk cumhuriyetleri ve Türk topluluklarının ilişkileri, ekonomik, sosyal ve siyasal yapıları derinlemesine incelenmemiş, detaylı analizlere girişilmemiştir. Günümüzde Kafkasya ve Orta Asya’da siyasî ve sosyal dönüşümün hızlı oluşu, bu oluşumun da hâlâ devam etmesi nedeniyle, bu oluşumlara katkı yapacak verilerin azlığı da göz önünde bulundurularak ortaya çıkan tarihî fırsat iyi değerlendirilip, sorumluluğumuzu da yerine getirerek, Türk dünyası, Türk toplulukları ve Türkiye arasındaki ilişkileri her alanda geliştirerek, geçmişten geleceğe sağlam köprüler kurarak, Türk cumhuriyetlerinin ve Türk topluluklarının öz benliğine, kültürel ve ekonomik bağımsızlıklarına kavuşmalarını sağlama çabalarını desteklemek, katkıda bulunmak gerekmektedir. Bu yüzyılın başında şekillenen yeni fırsatlar ve yeni oluşumlar sebebiyle her zaman coğrafî konumu yüzünden cazibe merkezi olmuş Orta Asya ve Kafkasya önemini hep korumuştur. Bundan sonra da korumaya devam edecektir. Bu bölge tarih boyunca hep hareketli olmuştur. Olmaya da devam edeceği görülmektedir. Unutulmamalı ki, onlarca yıl sonra, Türkiye ve Türk dünyası dünya gündeminde yer almaya başlamıştır. Aradan geçen on yıl zaman içerisinde, Türk dünyası 21 yüzyıla başlarken yeni strateji ve sağlıklı politikalar geliştirerek, dünya gündemindeki yerini korumaya devam edecektir. Tarihin en eski çağlarından beri Altaylar, Orta Asya halklarıın beşiği, istilâların odağı, ama aynı zamanda ırkların potasıdır. Bizler bu Türk ve akraba ve topluluklardan ilkin Altayları tanıtmaya çalıştık. İleride diğer Türk akraba ve topluluklarını da tanıtmaya çalışacağız. İnanıyoruz ki 21. asır Türk asrı olacaktır.

DİPNOTLARI

1. Türk Kültürü, Prof. Ahmet CAFEROĞLU. 1964, sayı 23, s.47.

2. Orta Asya ve Kafkaslarda Türklerin Demografik Yapısı, Mehmet Ali LEYLAK. Ankara 2000, s. 119.

3. Türk Dünyası, Attila ŞİMŞEK. Ankara 1998, s. 84.

4. Leylak a.g.e. s. 121.

5. Türk Dünyası, Prof. Ramazan ÖZEY. İstanbul 1997, s. 255.

6. Sovyetler Birliği Sonrası Bağımsız Türk Cumhuriyetleri ve Analizi, TOBB. İstanbul 1992, s. 355.
 

- Reklam -

Son Yayınlananlar

- Reklam -