Ana Sayfa 1998-2012 Türk (Orkun) Yazıtlarının Ebedîliği Üzerine

Türk (Orkun) Yazıtlarının Ebedîliği Üzerine

Ebedî Türk Devleti’nin erklerinden Erki’nin yirminci kağanı olan Bilge Kağan’ın kardeşi Köl Tigin, (81.) Koyun Yılı, Birinçay 17’de (Rûmî, 1 Mart 731, Perşembe günü) öldü. Ölümünden 246 gün sonra (81.) Koyun Yılı, Dokuzunçay 27’de (Rûmî, 21 Kasım 731, Cumartesi günü) yuğ töreni yapıldı Adına yapılan bengü taşın metni, ağabeği Bilge Kağan tarafından söylendi, yeğeni Yulığ Tigin tarafından 20 günde yazılarak dikildi. Taşın yazılmasına (81.) Biçin Yılı, Yedinçay 7’de (Rûmî, 4 Ağustos 732, Pazartesi günü) başlandı. Yazılma işi (81.) Biçin Yılı, Yedinçay 27’de (Rûmî, 24 Ağustos 732, Pazar günü) bitti.

- Reklam -

Köl Tigin’in ölümünden yaklaşık 3 yıl 9 ay sonra ağabeği Bilge Kağan (81.) İt Yılı, Onunçay 26’da (Rûmî, 28 Kasım 734. Pazar günü) öyle istediği için kendisini Kağan kıldığına inandığı Türk Tanrısı’nın katına çıktı. Ölümünden 208 gün sonra (81.) Domuz Yılı, Beşinçay 27’de (Rûmî, 24 Haziran 735, Cuma günü) yuğ töreni yapıldı. Adına dokunan bengü taş, yeğeni Yulığ Tigin tarafından 1 ay 4 günde yazılarak dikildi. Yulığ Tigin’in yazıyı hangi târihte bitirdiğini belirtmemesi belki de yaşının ağırlığı sebebiyle unutmasından kaynaklanmıştır.

Yukarıda bahsettiğimiz iki yazıtın büyük bir bölümü metin olarak aynıdır. Aynı olan metinler içinde bâzı kelime farklılıklarına rastlanmakla birlikte, en azından belirtilmek, anlatılmak istenen fikirler birdir.

Buradan varmak istediğimiz netice şudur: Yulığ Tigin’in Bilge Kağan adına yazdığı yazıttaki görüşler ve düşünceler, bizzat Bilge Kağan’ındır. Çünkü Kül Tigin yazıtında da aynen mevcût olan bu görüşler ve düşünceler, Kül Tigin yazıtının sözcüsü Bilge Kağan’a aittir.

Dinî kitabların dışında Yeryüzünde mevcut olan en klasik eser şüphesiz ki Süleymân Çelebi’nin “Vesîlet-ün Necat” adlı mevlîdidir. Yeryüzünde yüzyıllardan beri her gün binlerce yerde cemâate okunan bir başka eser mevcut değildir. Klasik eserler, bir bakıma muhtevası bakımından tâzeliğini dâimâ muhâfaza eden nesnelerdir. Gerek Köl Tigin gerekse Bilge Kağan taşları da, işte bu muhtevâ itibâriyle tâzeliğini dâimâ koruyan, rehberliğine zaman zaman muhtâç olduğumuz eserlerin başında gelir.

Şimdi aşağıdaki sözleri okuyalım ve aradan geçen 1266 rağmen bâzı hususların değişmediğini, Türklük üzerindeki meş’ametin hâl süregittiğini ibretle Köl Tigin bengü taşının başlanlarında bulumnaklığı dolayısıyla bu sözler kavurucu bir ağustos gününde, (Rûmî 4-31 Ağustos 732 günlerinde) Ötüken Yışı yanında, Tanrı gibi Tanrı’da olmuş Türk Bilge Kağan’ın ağzından dökülürken, bir başka Türk Bilgesi, Yulığ Tigin tarafından, kan ter içinde, bengü taşa dokunuyorlardı:

Ondan sonra kağanın yerine kardeşi kağan olmuş, oğulları kağan olmuş.

- Reklam -

Küçük kardeş, büyük kardeşi gibi yaratılmadığı için,

Oğulu, babası gibi yaratılmadığı için, bilgisiz kağan olmuşlar. Kötü kağan olmuşlar.

Buyrukları da bilgisizmiş, kötüymüş…

Türk’ün ileri gelenlere Türk’ün kendisi âhenksiz oldukları için,

Çin Milleti hîlekâr, sahtekâr ve aldatıcı olduğu için,

- Reklam -

Çin Milleti Türk’ün küçük kardeşi ile büyük kardeşini birbirlerine düşürdüğü için,

Türk Milleti el yaptığı elini elden çıkarmıştı.

Türk Milleti kağan yaptığı kağanını kaybetmişti.

Türk Milleti, Çin Milleti’ne beğlik yapmaya lâyık erkek çocuklarını kul kıldı.

Türk Milleti, Çin Milleti’ne, hanımlık yapmaya lâyık kız çocuklarını câriye kıldı.

TÜRK BEĞLERİ- TÜRK ADLARINI BIRAKTILAR: ÇİN ADLARI ALMAYA BAŞLADILAR.

Türk Beğleri Çin Kağanı’na itâat ettiler.

İşlerini güçlerini elli yıl boyunca Çin Kağanı’na verdiler.

Bu sözleri bu güne taşıdığımızda ve yukarıdaki metnin içinden bâzı kelimeleri çıkartip yerine günümüze uygun kelimeler koyduğumuzda, ata armağanı bengü taşlarımızın muhteşem ebed müddetliği gözlerimizi kamaştırarak karşımıza çıkacaktır.

Ondan sonra başkanın yerine bir, başkası başkan olmuş, başkaları başkan olmuş.

Yeni başkan, eski başkan gibi yaratılmadığı için,

Yeni başkanlar, eski başkanlar gibi yaratılmadıkları için, bilgisiz başkan olmuslar. Kötü başkan olmuşlar.

Buyrukları da yasaları da bilgisiz, kötüymüş…

Türk’ün ileri gelenleri, Türk’ün kendisi âhenksiz oldukları için,

Batılı Milletler hîlekâr, sahtekâr ve aldatıcı oldukları için,

Batılı Milletler Türk’ün küçük kardeşi ile büyük kardeşini birbirlerine düşürdükleri için,

Türk Milleti el yaptığı elini elden çıkarmıştı.

Türk Milleti başkan yaptığı başkanını kaybetmişti.

Türk Milleti, Batılı Milletlere, beğlik yapmaya lâyık erkek çocuklarını kul kıldı.

Türk Milleti, Batılı Milletlere, hanımlık yapmaya lâyık kız çocuklarını cariye kıldı.

TÜRK BEĞLERI, TÜRK ADLARINI BIRAKTILAR; BATILI ADLARI ALMAYA BAŞLADILAR.

Türk Beğleri Batılı Başkanlar’a itâat ettiler.

İşlerini güçlerini altmış yıl boyunca Batılı Başkanlar’a verdiler.

Bu sözleri okurken ürpermemek için milletimizin kara sevdâlısı olmaya gerek yoktur. Bu millete mensûb olmak bile bu dehşet verici sözler karşısında ürpermeye yeterlidir.

Fakat, ne yazık ki bugün içerisinde bulunduğumuz durum yukarıda anlatılandan farksızdır. Bu gerçeği görmek için hergün önlerinden geçtiğimiz iş yerlerinin, görüştüğümüz kişilerin, türlü reklâm araçlarındaki ürünlerin, yeni adıyla medya dediğimiz basın organlarının, evlerimizin içindeki (pek çoğu tarafından TÜRK DÜŞMANLIĞI yapılan ve gerçek birer KANAL olan) televizyon kanallarının adlarına bir göz atmamız yeterlidir.

Bu dehşet verici durumun düzeltilebilmesi için yıllardan beri Türklüğün ertinip ökünmesi de fayda ve netice vermemektedir. Türklük, baş edemediği felâketlerden kurtulabilmek için dâimâ Yaradan’ına sığınmıştır ve her hâlde içinde bulunduğu karanlığın da aydınlanması için bir başka çâresi kalmamıştır. Hangi dine mensûb olurlarsa olsunlar, Türkler’in Yaradan’a yapacakları ilk alkış şu olmalıdır: “Bize Türklüğe lâyık başkanlar, Türklüğe lâyık beğler gönder. Bize yeni BİLGE KAĞAN’lar gönder. Biz senin Türk’ünüz, bizim senden başka Yaradan’ımız, senin bizden başka Türk’ün yok. Yanlışımız varsa bizi bağışla, yakarışımızı duy ve bize TÜRKLER gönder.

TANRI TÜRK’Ü KORUYACAKTIR!
(Bostancı, 10 şubat 1998)

Uyarı: Metin içinde geçen vak’aların, bugün kullandığımız Mîlâdî takviıne göre yıldönümü te’sidlerinin yapılması düşünüldüğü takdirde, yukarıdaki Rûmî târihlere 4 gün ilâve etmek gerekir (E. Y)

Orkun'dan Seçmeler

CAMBAZA BAK!

FETRET İÇRE FETRET

- Reklam -