Ana Sayfa 1998-2012 Tarihta Bu Ay: Plevne Savunması

Tarihta Bu Ay: Plevne Savunması

- Reklam -

(19 Temmuz 1877)

1877-1878 Osmanlı Rusya Savaşı’nda Ruslar, Plevne kalemizi kuşattılar. Kale Komutanı Osman Paşa idi. Kuşatma 10 Aralık 1877 tarihine kadar 4 ay 21 gün sürdü. Rus komutan, kaledeki Osmanlı kuvvetlerinin ulaşım, iletişim ve ikmâl bağlantılarını kesti. “Teslim ol!” çağrısında bulundu. Çağrı reddedildi. Kasım’ın ortalarından sonra kalede erzak ve cephâne sıkıntısı baş gösterdi. Kış da bütün şiddetiyle bastırmıştı. Kale komutanı, Pâdişahtan 3 Aralık’ta tahliye emri aldı. Osman Paşa düşman hatlarını yararak kendisini ve askerlerini kurtarmayı başardı. Başarısı Pâdişah tarafından olduğu kadar Ruslarcaa da takdir edildi. Devlet kendisine “gâzî” unvanını verdi. Plevne’nin düşmesinden sonra Ruslar, Osmanlı Devleti’nin Avrupa’daki topraklarını ele geçirmeye başladı. Ayastefanos Antlaşması imzalandı.

Osmanlı’nın ezelî düşmanı Rusya, ilk hücumda ve kısa bir zamanda Osmanlı ordusunu mağlûp edip, İstanbul önlerine varmayı hayâl etmişti. Bu hayalî kuvvetlendirecek hareketler de yok değildi. Kuzeyden hücuma geçecek olan Rusları durduracak iki müdafaa hattı vardı. Tuna Nehri ve Balkanlar silsilesi… Ruslar bu engeli de hemen hemen hiçbir zorluk görmeden geçmişlerdi.

- Reklam -

Çarın kardeşi Grandük Nikola Nikolayeviç’in başkumandanlık ettiği Ruslar, Berkofça Dağlarını aşmışlar, bugünkü Dobruca ve Bulgaristan topraklarına ulaşmışlardı. Bu ana kadar ciddî bir mukavemetle karşılaşmayan Ruslar hayâllerinde İstanbul’u görmeye başlamışlardı… Rusların bu hareketi devam ederken, Osman Paşa’ya Ruslara karşı durmak üzere hare ket emri verildi. Bunun üzerine Osman Paşa, Vidin’den hareket ederek beraberindeki 25 piyade taburu, 12 süvari bölüğü, 48 sahra topu ve 6 dağ topu ile birlikte, bir haftalık bir yürüyüşle Plevne önlerine gelmiş; şehri Ruslardan alarak, derhâl doğru dürüst bir kalesi olmayan ve müdafaaya elverişli olmayan Plevne’yi tahkim etmeye girişmiştir.

Balkanlardan güneye sarkmak için Plevne engelini aşmak mecburiyetinde olan Ruslar, henüz yeni gelmiş Osman Paşa kuvvetlerine karşı 20 Temmuz 1877’de saldırıya geçmiştir. Bu ilk saldırıda, kahraman askerlerimiz başlarında Osman Paşa ile düşmana karşı dururlar. Bu çarpışmalarda Ruslar 2874 ölü ve büyük ölçüde mühimmat bırakarak kaçarlar. Moskoflar, savaşın başındaki kolay muvaffakiyetleri yüzünden ilerlemelerini devam ettireceklerini ummuşlardı. Fakat bilmiyorlardı ki, karşılarında, tarih boyunca destanlar yazan imanlı askerler ve başlarında da Osman Paşa gibi bir serdar vardı…

Tecrübeli, cesur, imanlı kumandanların elinde olan bu şanlı ordu tarih boyunca zaferden zafere koşmuştu… Ruslar maddî güçlerine güvenerek, 30 Temmuz’da yeniden saldırır. Bu defa 184 top ve 50 bin askerle birlikte… Buna mukabil, Osman Paşa’nın elinde 58 top ve 23 bin asker vardı. Bu ikinci saldırıda da hüsrana uğrayan Ruslar, 7305 ölü verdikten sonra, gerisin geri kaçarlar. Rus ordusu Plevne önlerinde mıhlanıp kalmıştı. Osman Paşa ve maiyetindeki askerler düşmana göz açtırmıyor, bir adım bile ilerlemelerine müsaade etmiyorlardı… Bütün dünyanın dikkati Plevne’deydi. Bir avuç Osmanlı ordusu, Rus ordusuna meydan okuyor, perişan ediyordu. Yakılan türküler yıllar boyu dillerden düşmemiştir.

Karadeniz akmam dedi,

- Reklam -

Ben Tuna’ya bakmam dedi,

Yüz bin Moskof gelmiş olsa,

Osman Paşa korkmam dedi,

Bütün hırslarıyla saldıran Ruslar, Osman Paşa kumandasındaki Osmanlı askerlerinden yedikleri darbelerden sonra, bütün kuvvetleriyle Plevne önlerine gelmeye başlamışlardı. Rus Çarı İkinci Aleksandr bizzat gelerek muharebeleri yakından takip etmiştir. Son Rus ihtiyatları Plevne önlerine getirilir… Gözleri öylesine korkmuştur ki, bütün bunlarla da yetinilemez.

Çar, Romanya Prensi Birinci Karol’a bir telgraf çekerek yardım ister. Telgraf mânâlıdır: “İmdadımıza gel! İstediğin gibi, istediğin yerden, dilediğin şartlarla Tuna’yı geç! Acele Plevne’de yardımımıza yetiş! Mahvoluyoruz! Hıristiyanlık, dâvasını kaybetmek üzeredir!” Bu telgraf üzerine Kral Karol, 3 piyade, 1 süvari tümeni ve 108 topla Rus ordusuna katılır…

Ruslar ve Rumenlerden oluşan birlikler Plevne’ye karşı hücuma geçerler. 7 Eylül’den itibaren 432 top, geceli gündüzlü Plevne’yi dövmeye başlar. Dört gün aralıksız devam eden top ateşinden sonra, 11 Eylül’de taarruza geçen Ruslar ve Rumenler, ancak kendilerinin dörtte biri kadar olan Osman Paşa kuvvetleri karşısında perişan olurlar. Bu üçüncü saldırıda da Ruslar, 3’ü general ve 350’si subay olmak üzere 15 bin 553 ölü vermiştir.

Plevne iki yönden Ruslar tarafından kuşatılmıştı. Yalnız güneydoğu ve güneybatıdaki Sofya – Plevne yolu açıktı. Muharebe ile Plevne müdâfilerini mağlûp edemeyeceklerini anlayan Ruslar, tam “Rusça” bir yola başvururlar. Plevne’yi dört bir taraftan sararak kuşatma altına almak, böylelikle, erzak ve mühimmat yardımı alamayacak olan kuvvetleri teslime zorlamak…

Bu planı tatbik için 3 Eylül’de, Plevne’nin güneydoğusunda, Osma Suyu’nun doğu kıyısı üzerindeki Lofça’yı işgal ederler. Daha sonra 28 Ekim’de güneybatıdaki Sofya-Plevne yolunu da kapatırlar. Böylelikle Plevne’yi dört bir yandan kaşatmış oluyorlardı… Müdâfiler erzakları, cephaneleri bitene kadar vuruşmaya devam ederler. Son kurşunu da atıp, yiyecek bir şey kalmayıncaya kadar dayandıktan sonra, yine de teslim olmazlar.

Osman Paşa, 10 Aralık gecesi kaleden çıkıp düşman saflarını yararak, beraberindekilerle birlikte düşman hattını geçmeyi plânlar ve plânını tatbik eder. Vuruşa vuruşa ilerlerken, bir kurşunla dizinden yaralanır. Dizini delip geçen kurşun atına da isabet etmiştir… Kahraman kumandan yaralı olarak teslim alınır. Rus başkumandanı ve Çar, Osman Paşa’yı tebrik edip kılıcını iade ederler.

Üçüncü Plevne zaferinden sonra, Sultan İkinci Abdülhamid Han tarafından “Gâzî” unvanı verilen Osman Paşa, bir süre esir olarak Rusya’da kaldıktan sonra, Ayestefanos Antlaşmasının imzalanması üzerine İstanbul’a gelmiştir. 4 ay 23 gün Plevne’de Ruslara karşı koyan ordunun kumandanı Gâzî Osman Paşa’nın İstanbul’a gelişinde, Sultan İkinci Abdülhamid Han, bu şanlı askerimizi kucaklar ve “Sen benim yüzümü ağarttın. İki cihanda da yüzün ak olsun” diye dua eder. Daha sonra Mabeyn Müşîri olan Gâzî Osman Paşa, vefatına kadar bu vazifede kaldı.

 

- Reklam -

Son Yayınlananlar

- Reklam -