Ana Sayfa 1998-2012 Tarihî Misyonumuz

Tarihî Misyonumuz

- Reklam -

Ülkemiz tarihî ve tabiat güzellikleri, yer altı ve yer üstü zenginlikleri ve coğrafî konumu ile yer yüzünün cennetidir. İstanbulumuz da dünyanın incisi, şahdamarıdır.

Türklüğün ve İslâmın son müstakil melcesi olan devletimiz o gün bu gün kem gözlerin ağulu oklarının hedefi olmuştur. Bu çıkasıca gözler karşısında en büyük silâhı da kendisi yani Türklüğü, dini (imanı) ve tarihî misyonudur.

- Reklam -

Türkiyemiz, bugün bu muhteşem mazinin Selçuklu ve Cihan Devleti Osmanlı’nın mirası üzerinde, onların evlâtlarının torunları oturmaktadır.

Tarih boyunca, çoğu birbirinin devamı olan pek çok devlet ve devletimiz olmuştur. Fakat bunların içinde yalnız bir tanesi üç kıt’aya yayılarak 600 yılı aşkın sürmüş ve sınırla rı 20.840.000 km kareye ulaşmış dünyanın tek cihan devletidir. İşte bu Osmanlıdır ki bir kültürün, yüce bir medeniyetin, eşsiz barış ve hukuk nizamının, cihanşümûl edebiyat, mimarî, eşi bulunmaz şehirlerin ihtişamlı mabedi olmuştur.

- Reklam -

Osmanlıyı iyi anlamak için onların tarihte bulundukları coğrafyayı iyi bilmek gerekir. Osmanlılar dünyanın en kritik coğrafyasında, sırtlanların cirit attığı bir vadide, çıfıt kazanı gibi kaynayan Balkanlar, Orta ve Yakın Doğu’da otağını kurarak buradan dünyaya nizam vermiştir. Onun büyüklüğünü görüp takdir etmek için bugün bu bölgelerde yaşayan Türk ve Müslüman halkların durumunu iyi kavramak gerekir.

Osmanlının fazilet çeşmesinden kana kana içmiş olan coğrafyalar ve bilhassa Evlâd-ı Fatihanlar bugün bir damla suya hasret ağlamakta, ağabeyi Türkiye’ye yüzünü ve gözünü çevirmiş beklemektedirler. İşte Balkanlar, Türkistan ve Orta Doğu…

Bir zamanlar İstanbul merkezli ses ve soluğun yankılandığı bu topraklar; bilhassa Balkanlar (Bosna-Hersek, Kosova, Arnavutluk) Panislâvistlerin, Ortadoğu’da yeni dünya düzeninin sözde gorillerinin kıyasıya sömürdüğü bir alan hâline gelmiştir. Orta Doğu’nun petrolü bunların iştahını daha da artırmaktadır. Memeleri yara olana kadar sağılıp, zaman zaman da birbirlerini yiyen devlet olmamış bu devletçikler iflâh olmaz bir hastalığın pençesinde Osmanlı’yı aramaktadırlar.

Emperyalistler “Grek Projesi” ve “Şark Siyaseti” adı altında dün Osmanlının üzerinde oynadıkları oyunları bugün de devamı olan Genç Cumhuriyetimize oynamaktadırlar. Amaçları bizleri hem Türklük, hem de İslâm âleminden koparmaktır. Bunu da PKK eşkıyası ile dıştan, kültür emperyalizmi yolu ile de içten bölüp parçalayarak gerçekleştirmek için çaba sarfetmektedirler.

Türkiye, Osmanlı’dan almış olduğu bu tarihî misyonu az da olsa muhafazaya çalıştığı için tek dişi kalmış Avrupalı Orta Doğu, Balkanlar ve Orta Asya’ya uzanan bir Türkiye’nin önünü kesmek için elinden gelen her şeyi yapmaktadır.

Sonuç olarak; Türkiye kendisini yeniden tanımlamalı, birliğini ve dirliğini sonsuza kadar devam ettirmesi için tarihî misyonuna sahip çıkarak dini, tarihi ve kültürüyle barışık yaşamayı öğrenmelidir…
 

- Reklam -

Son Yayınlananlar

- Reklam -