Ana Sayfa 1998-2012 Şehit edilen bir Türk aydını

Şehit edilen bir Türk aydını

- Reklam -

CEVDET Avcı, Kemal Terzi, Rıza Demirci, binlerce idam edilenlerden tutuklanıp KAYIP olanlardan sadece üç kişi.

Doğup büyüdükleri Kerkük’ün toprağında yatma şansına ermeyen, yüzlerce kayıp olanlardan üç şanssız kişi, mezarı olmayan ÜÇ ŞEHİT, vatan toprağında yatmayanlardan, toprağı, milleti ve Türklüğü için canını veren üç ulu insan.

Cevdet Avcı, genç yaşta eli kalem tutan, milletine, Türklüğüne bağlı bir aydın. Kardeşlik dergisinin gönülden muhabiri, yazı yazan, Türklerin insanca yaşamalarını sürdürme çalışması içinde olan bir yazar. İstanbul’a yıllar önce geldiğinde, bizleri ziyaret etmişti. Kerkük Türklerini tanıtan, dertlerini dile getiren zamanının tek yayın organı olan BÜLTEN’den kendisine 10-15 adet vermiştik, yayınladığımız bültenin gizli tarafı yoktu, basılır, dağıtılır, her yere gider, her isteyene gönderilirdi, ilgi ile okunurdu. Cevdet, bültenleri Kerkük’e götürmüş, arkadaşlarına vermiş, okutmuş, uygar, demokratik bir rejim ve ülke için gayet tabiî! Ama orası Irak, yöneticileri bugün ne ise, Türkler hakkında ne düşünüyorlar ise dün de öyle idiler, yarın da öyle olacaklar.

- Reklam -

Okuyanlar, yanında bulunduranlar tutuklanır, 6 kişi ki, bunlardan ikisi hapishanede hayatlarını kaybedecekler. 1980’lerde sabah işine giderken ikinci defa tutuklanan Cevdet bir daha görünmez, bulunamaz, tıpkı Rıza Demirci, Kemal Terzi ve diğerleri gibi.

Rıza Demirci, 1962’de Kerkük’te dünyaya gelmişti. Liseden sonra yüksek tahsilini İstanbul Orman Fakültesinde tamamlar ve Kerkük’e döner. Birkaç yıl sonra doktora için tekrar İstanbul’a gelir ve doktora imtihanını başarı ile vererek döner.

Rıza Demirci çok okuyan, araştıran, bilgi ve becerilerini ülkesine, mensup olduğu kimliğine vermek, verebilmek için çalışan, didinen bir kişiliğe sahip idi. O her zaman Türklerin dillerini, geleneklerini varlıklarının devamını yasal olarak elde etmeleri için çalıştı. 1959 katliamını yaşadı, gördü, silâhlarının olmadığını her z aman içini çekerek, gözleri dolarak anlatırdı, örgütlenmedik diye dert yanardı. Sonumuzun iyiye gitmediğinin endişesini taşırdı. Kerkük’te çalıştığı süre içerisinde büyük hizmetleri olmuştu. Halkla, gençlerle iyi bir ilişkisi vardı, kendisinden büyük ve önde olanların yanında âdeta bir nefer gibi çalışmayı, milletine hizmeti görev bilirdi: Kızılay’da, Öğretmenler Birliğinde!

Örgütlenmenin şart olduğunu, adlarını bugün için veremediğim arkadaşları ile her zaman tartışırdı ve arayış içinde idi. Bağdat’ta Türkmen öğrenci yurdunun açılmasında öncülük yapmış ve yöneticiliğini üstlenerek gençlerle yakın ilişki içinde olmuş, Türkmen Kardaşlık Kulübünde devamlı görev almıştı. Kardaşlık dergisinin yayınlanmasında etkili görevi vardı. Araştırır yazardı, 1957 nüfus sayımında Türklerin Irak’taki nüfuslarını ilk tespit eden ve yayınlayan o idi.

- Reklam -

Sayın İzzettin Kerkük’ün bir makalesinde 1950’lerde Türkiye’de tahsilde iken nasıl beraber çalıştıklarını okudum, konuyu yakından bilmeme rağmen kıvanç duydum. Yakınım olduğu için değil, biri hayatta diğeri kayıp her ikisi ile gururlandım. Şuurlu, kendini, milletini bilen, millî bilinç içerisinde olan Kerküklü şahsiyeti, RIZA’yı yakından tanıdığım uzun yıllarda dertleşir, zaman zaman övgülerini alır, bazen sert, bugün kendisine hak verdiğim çıkışlarına maruz kalırdım. Tanrım, ruhunu Tanrı Dağında yücelt, İzzettin Kerkük’e de uzun, sağlıklı ömürler ihsan et.

Şehit Abdullah Abdurrahman, Türkmenlerin sayılan, sevilen gerçek lideri, fedakâr önderi gece gündüz demeden, yorgunluk nedir bilmeden idam edilene kadar çalıştı. Şehit Rıza hep yanında idi, kayıp olana kadar. 1979 yılında bazı görüşmeler için İstanbul’a gelmişti. Liderimiz, evimde misafir kalmışlardı. Kerkük’e dönmemeleri için çok ısrar ettim, haberler iyi değildi. Rıza telefon etmişti bir süre dönmesin diye. Zaten uçakta takip edilerek gelmişti “BEN HALKIMI TÜRKMENLERİ YALNIZ BIRAKMAM” dedi, işlerini görüşmelerini bitirdi, döndü ve idam edildi. Nur içinde yat.

7.7.1979 sabahı evden çıkar, işine Orman Bakanlığına gider, makamında oturur, çok düşünceli ve üzgündür. Bir hafta önce kader arkadaşı, lideri Abdullah Abdurrahman ve yerleri doldurulmayan Necdet Koçak ve Adil Şerif tutuklanmış, baskı artmıştı. Odacı “Müsteşarım (Orman Bakanlığı Müsteşarı idi) emniyetten birkaç kişi geldi sizi görmek istiyorlar” deyince, Rıza ayağa kalkar, çantasını eline alır, şoförünü çağırtır, arabasını ve çantasını eve götürmesini söyler. Tutuklanacağını anlamıştır, bekliyordu çünkü. Emniyet (Muhabarat) müdürlüğünden evi arar, hanımı ile ilk ve son olarak konuşur, bir hafta içinde kendisinden haber alınmazsa araştırılmasını söyler, gidiş o gidiş, bir daha RIZA’dan haber alınmaz, ailesi tarafından araştırılır, nerede olduğu bir türlü bulunamaz, yeri tespit edilemez.

10 yıl sonra ailesine resmî bir yazı gelir. Rıza Demirci’yi artık aramayın, çünkü o ölmüştür. Ölmüş ölmesine ama nereye gömülmüş, cesedi nerededir? Karısı ve kardeşleri yazının geldiği yere (Emniyet Müdürlüğüne) sorduklarında, “Onu artık aramayın, aramadan vazgeçin, yoksa sizler için de iyi olmaz” cevabını alırlar. Doğru, çünkü RIZA ölmüş, öldürülmüş veya duyulduğu gibi dövülerek hayatını kaybetmiş, daha sonra da KEZZAP dolu bir havuza atılmış ve cesedi erimiş, alınan duyumlar bu doğrultuda idi.

Rıza Ağabey ve sayın Av. Habib Hürmüzlü uzun yıllar Kardaşlık dergisinin yazı işleri sorumlu müdürlüğünü yürütmüşler, Lâtin harfleri ile yayını sağlamışlar. Yazılarında Türkmenlerin millî haklarının yasal olarak elde edilmesini hep istemiş, önermiş, savunmuş. Irak Türklerinin yerleşim yerlerini gösteren haritayı ilk olarak o yayınlamış. Yazısında: “…….. Bu çalışkan toplum bugün Kuzey Batıda bulunan kahraman Talefer ilçesi ve etrafındaki yüzden fazla büyük küçük köylerden başlayarak Musul’da Yunus Peygamber (Neyneva) ve Dicle nehri boyunca yayılarak, Yarımca, Reşidiye, Kazıköy, Kızfehre, Tazharap, Karakoyun, Harabdelil, Yengice, Arpacı, Şirehan, Selamiye, Baysan gibi Türkmen köylerinden sonra Erbil kenti, Altunköprü bucağı, Kerkük şehri, Tazehurmatu, Leylan bucakları, Yaycı, Türkalan, Kümbetler, Çardaklı gibi sayılı birçok büyük köyden sonra, Tuzhurmatı ilçesi ve bunu çevreleyen yüzlerce Bayat köyleri, diğer yandan Kifri ilçesi, Karatepe bucağı, Karahan, Kızlarbat, güneye doğru Hanekin, Şehriban, Mendeli ve Bedre ilçeleri arasındaki geniş alana yayılmış yüzlerce Türk köyü bulunur”, diyor. Yazısına: “Türkmenlerin başta eğitimci ve pedagogları olmak üzere edebiyatçı, tarihçi, ekonomist, toplumcu, coğrafyacı, köylü, işçi, esnaf, memur ve böylece toplumun her yaşta ve baştaki kişiler bu olay karşısında sorumluluk taşımakta, ağır ödevler yüklenmektedirler. İşte çalışkan toplumumuzun güçlü kişileri millî duygu, bilim, teknik ve Irak birliğinin ışığı altında, onlardan hız alarak tek vücut olarak içinde bulunduğumuz durum ve toplumumuzun ortaya atılmış, bundan sonra atılacak sorunlarını kişisel kaprislerden uzak bir duyguyla haklarını kesinleştirip sonuçlandırması beklenmektedir. Böyle bir gerçek karşısında toplumun her alanda çalışanlarına sunulan işler gerçekleştikçe yerine millî birliğin gücüne dayanarak haklarımızı tasasız yerine getirelim ve Irak’ın her köşe ve bucağındaki Türkmenlere bu zevki ve sevinci tattırmaya çalışalım.” diyerek son vermektedir.

Türkmenlerin Türk adı taşıyan yerleşim yerlerini, bundan 30 yıl önce uzak görüşlülük içerisinde tespit edip yayınlamıştı.

Bu yazıyı Kerkük’ün bilinmeyen, tanınmayan yanlarını, binlerce yerleşim yerlerinden bazılarını, 1957 nüfus sayımının önemini yetkili kalemlerden, yarın bu konuda araştırma veya çalışma yapanlara ışık tutmak, karanlıkta kalıp dar alan içinde eksik bilgi sahibi olanları aydınlatmak, aynı zamanda tarihçilere hem de siyasetçilere ve Türkmenlerin dâvası uğruna çalışanlara unutulanları hatırlatmak için yazdım.
 

- Reklam -

Son Yayınlananlar

- Reklam -