Ana Sayfa 1998-2012 Savaş ve Terör

Savaş ve Terör

Savaş tarihi, insanlığın tarihiyle aynı anda başlar. insan, var olduğu günden bu yana savaşmıştır. Zaten tabiatın kanunu bunu gerektirir. Hayat bir savaştır, bu savaşta tembellere ve zayıflara zafer hakkı tanınmamıştır.

- Reklam -

Darwin’in Evrim Teorisi’nin yanında olmamakla beraber, tabiatta, türler arasındaki büyük savaşların varlığına inanıyoruz.

Canlılar, tek hücrelilerden insana kadar uzanan bir gelişme zinciri olarak karşımıza çıkar. Her tür, kendi içinde savaşlara sahne olmaktadır. Bu savaşlarda tabiî ki, en güçlü olan ayakta kalır ve diğerleri ortadan kalkar. Ama bu hepsinin aynı soydan geldiğini ispatlamaz.

Herakleitos, “Savaş, her şeyin babası ve kralıdır” demiştir. Homeros’un “Uyuşmazlığın ortadan kalkması” yönündeki temennisini de eleştirmiş; “Böyle bir şey istemekle; evrenin ortadan kalkmasını istemeyi” eş tutmuştur.

insan denen mükemmel yaratığa gelene kadar bütün canlıların savaşları, içgüdü ürünüdür. Savaşların sebebi ise, ya yiyecek paylaşımıdır ya da dişilerle kimin çiftleşeceğinin kararının verilemeyişi.

- Reklam -

insanda ise durum farklıdır. insan, namus, şeref, şan, vatan, millet gibi yüce kavramlar için savaşır. Üstelik savaşan insan hiçbir kârın peşinde değildir. Sadece bahsedilen kavramların daha da yücelmesine çalışır. insanların savaşlarının da maddî ilişkilerden kaynaklandığını söyleyenlere göre, işgal altındaki vatan topraklarını kurtarmak için çarpışan veya soydaşlarına yardım getirmek için dağları aşmaya çalışan ordularla, aç hayvan sürüleri arasında fark yoktur.

Özellikle yirminci yüzyılın ikinci yarısından itibaren dünyada bir “savaşa hayır!” rüzgârı esmektedir. Bu rüzgârı estirenler sürekli, savaşın vahşet olduğundan, insan öldürmenin ilkellik olduğundan bahseder ler. Ama ne var ki bu fikri ortaya atanlar, inanılmaz bir hızla silâhlanmakta, bu afyonu da millî benliğini güçlendirmeye çalışan toplumlara yutturmaya çalışmaktadır.

Savaş, amacı şiddet yaratmak olan bir eylem değildir. Savaşta temel amaç körü körüne öldürmek de değildir. Savaş, hasmı irademizi yerine getirmeye zorlayan bir şiddet hareketidir2. Ancak bu şiddet sadece ve sadece askerleri ve askerî noktaları hedef alır.

- Reklam -

Asil Türk milleti 2500 yıldır savaşla iç içe olmuş bir millettir. Ama savaşlarında asla sivillere zarar verecek davranışlarda bulunmamıştır. Sivilleri öldürme, toplu katliam, hattâ soykırım batı medeniyetinin, özellikle de son bir buçuk, iki yüzyıl Avrupasının insanlığa hediyesidir(!)

Bugün “savaşa hayır” diyen ingiltere’nin Çanakkale’de ne işi vardı? Almanya, Yahudi soyunu kurutmaya kalkmadı mı? Stalin, Kırım Türklerini yok etmeye kalkmadı mı? Barış havarisi Fransa, Cezayir’de bir günde 45.000 kişiyi katletmedi mi? Ruslar, Çeçenistan’da yüzlerce sivili öldürmedi mi? Sırplar Bosnalılar’ı topluca katlederken Avrupa neredeydi? Ayrıca ABD, Hiroşima ve Nagasaki’ye atom bombası atmadı mı?

Avrupa’nın savaş anlayışı bizimkinden farklıdır. Biz savaşın yanında ama sivillerin öldürülmesinin karşısındayız. Avrupa ise, savaşın karşısında olmasına rağmen katliamların, soykırımların yanındadır. Avrupa’nın “savaş” dediği şeyi, savaşçı milletlerin en büyüğü olan Türk milletinin bir ferdi olarak savaş kabul etmiyorum. Onların, yaptıklarına “savaş” demesi, insanlık dışı yaradılışlarını örtebilme çabası ve savaşla, gerçek savaşla, asla yenemeyecekleri milletleri uyutabilme isteğidir.

Avrupaî savaş, savaştan çok terörü andırmaktadır. Terör (Terreur), Fransızca’da “yıldırma” anlamına gelir.3 Sayın Ersan Ersoy, Orkun’un 32. sayısında yayınlanan “Terör ve Gençlik” başlıklı yazısında Kamil Yüceoral’dan şöyle bir aktarma yapıyor: “Terör, dehşet salmak için girişilen seçilmiş ve plânlı eylem veya eylem tehdididir. Saldırılan veya korkutulan sivil ve masum kurbanlar aracılığı ile hedeflenenden daha büyük bir kitleyi yıldırıp korkutarak, yasadışı stratejik ve siyasî amaçlarını gerçekleştirebilmek için bir grubun veya devletin bilinçli ve plânlı bir biçimde şiddet kullanması veya şiddet kullanma tehdidinde bulunmasıdır.

Görüldüğü gibi terör, sivilleri hedef alır ve amacı korkutmak ve tehdit unsuru olmaktır. Hangi düşünce uğruna yapılırsa yapılsın insanlık dışı ve vahşicedir.

11 Eylül 2001 tarihinde ABD’nin New York ve Washington eyaletlerine yapılan saldırılar da birer törer saldırısıdır. Hangi amaçla yapılırsa yapılsın, kimi hedef alırsa alsın, Türkçüler terörün karşısındadır. Ölü sayısının bir kaç on bini bulduğu bu saldırılar, dünyanın dikkatini “terör” kavramına bir kez daha çekmiştir. Saldırıdan mağdur olan devlet ABD olunca yıllardır teröriste silâh satan ve topraklarında saklayan Avrupa teröre lânet okumaya başlamıştır.

Dünya, ciddî bir terör tehdidi altındadır. Dünyanın en iyi korunan binaları yerle bir edilmişken kimse güvenliğinden bahsedemez.

Terörün bu noktaya gelmesinin temel sebebi, batının, özellikle Avrupa Birliği’nin teröre müsamaha göstermesidir. Avrupa Birliği, terörle mücadele etmediği gibi terörle mücadele etmeye çalışan ve yaşamak için bunu yapmak zorunda olan Türkiye Cumhuriyeti’nin karşısına bir çok engel çıkarmıştır. insan hakları gibi yüce bir kavramı teröristlerin savunmasında kullanmıştır. Hattâ terörü meclise taşıyan Leyla Zana ve çetesinin yargılanmasında askerî hâkim bulunmasını “insan hakları ihlâli” saymış ve Türkiye’ye bundan dolayı para cezası vermiştir.

ABD’nin, suçluları ve onları himaye edenleri bulmasını gönülden dilemekle birlikte; bu suçluları ne şekilde cezalandıracaklarını ve ceza yöntemine “hümanist” Avrupa’nın nasıl tepki vereceğini merak ediyoruz.

Avrupa; yakın bir gelecekte, elleriyle beslediği, büyüttüğü terörün pençesine düşmekten kurtulamayacaktır. Ayrıca bazı Afrika ve Asya ülkelerinin de teröre müsamaha göstermesi ve teröristleri himaye etmesi yakında haritadan silinmelerine yol açabilir.

Tarih bilimi, geçmişin ışığıyla geleceği aydınlatır. Tarihte şer güçlere kucak açanların aynı şer güçlerce yıkıldığına dair örnekler vardır.

Savaşı teröre benzeten Türk ve dünya kamuoyunun bazı kesimleri ABD’deki bu olaydan sonra terör üzerine biraz daha kafa yormalıdır.

Sivilleri hedef alan eylemler savaş ahlâkına ve insanlık şerefine aykırıdır.

Terörü besleyenler ve Türkiye’nin terörle mücadelesini baltalamaya çalışanlar, büyük terör olaylarıyla karşılaşmadan terörün karşı safına geçmelidir.

Bir defa daha hatırlatalım ki terör bir insanlık ayıbıdır. Ancak savaş, hayatın cephelerde ve meydanlarda ortaya konulan bir taklididir.

Savaşı vahşet veya ilkellik olarak görmekle, insandan fotosentez yapmasını beklemek arasında bir fark yoktur.

DiPNOTLARI

1. Russell, Bertrand “Batı Felsefesi Tarihi” Çev. Muammer Sencer, Say Yayınları, I. Cilt 14. Sayfa.

2. Clausewitz, Carl Von “Savaş Üzerine” Çev. Şiar Yalçın, May Yayınları, 3. Sayfa.

3. Okyanus Ansiklopedik Sözlük, Pars Yayınları, VI. Cilt.

4. Ersoy, Ersan “Terör ve Gençlik” Orkun 32. Sayı, Ekim 2000, 5. Sayfa.
 

Orkun'dan Seçmeler

- Reklam -