Ana Sayfa 1998-2012 Romantizm, geleceğimizin teminatıdır.

Romantizm, geleceğimizin teminatıdır.

Türk edebiyatının tanınmış şairlerinden Ahmet Haşim, şiiri şöyle tarif eder. “Şiir nesir gibi anlaşılmak için değil, fakat duyulmak üzere vücut bulmuş, musıkî ile söz arasında, sözden ziyade musıkîye yakın, mutavassıt bir lisandır.” der.. Bir çok edebiyatçımız bu görüşe katılmazlar. Böyle oluncada şiirin tarifinde ortak noktaya varılamaz.

- Reklam -

Fakat şu bir gerçek ki, şiir duyarak okunduğu zaman içli bir musıkî kadar insan ruhunu dinlendirir ve zindeleştirir. Her okuyan insan bu şiirlerde kendinden bir şeyler bularak mutluluk duyar.

Mevlid’i yazan Süleyman Çelebî’yi, Mesnevî müellifi Mevlânâ’yı, Yunus Emre’yi, Necip Fazıl’ı ve büyük İslâm âlimi Mehmet Âkif’i ve daha nicelerini şiirleri olmasaydı nereden bilir ve nasıl tanırdık? Mehmet Âkif Çanakkale şehitlerine yazdığı o muazzam şiirinin sonunda:

Ey şehit oğlu şehit isteme benden makber,

Sana âguşunu açmış duruyor Peygamber.

Derken, duygularımızın ruhumuzda kopardığı, fırtınayı, başka hangi söz bu güçte coşturabilirdi? Orta Asya’da bulunan Orhun Âbidelerindeki şiirsel ifadeler olmasaydı, beşbin yıllık tarihimizden bilgi ve haberimiz olur muydu? Büyük Âkif şiirini yazmasaydı, bugün heyecan duyarak okuduğumuz istiklâl marşımız olur muydu? şiir varsa beste vardır.

Demek ki şiir, dünü bugüne, bu günü yarınki nesillere bağlıyan duygu ve düşünce yüklü, sevgi ile beslenen romantizmin bir koludur. İsrail’i iki bin yıl sonra Kudüs’e getirip devlet yapan” Arz’ı Mevud” romantizmidir.

- Reklam -

İnsanoğlunun Aya gitmesi de, Jüll Wern’in “Aya Seyahat” isimli kitabı da bir romantizm den başka bir şey değildir. Kanuni Sultan Süleyman’ı yaşlı ve hasta olmasına rağmen, Zigetvar seferine çıkaran ve bu yolda şehit olma arzusu veren güçde, romantizmden başka birşey değildir.

Bir sayın büyüğümüzün dediği gibi “Romantizmi kötülemek ve küçümsemek, hainlerin icat edip, aptalların oynadığı bir oyundur.” der.

Bu oyunlara gelmemeliyiz. Çocuklarımızı günlük gazete kültürüne bağımlı yapmadan, Edebiyat tarihimizin tanınmış milliyetçi, mefkureci büyük üstatların eserlerini okutmalı ve kitap okuma alışkanlığını kazandırmalıyız. Bu yolla da gerçek Türkçülük romantizmini aşılamalıyız. İsrail devleti böyle kuruldu. Yahudiler dünyanın neresinde olursa olsun, hangi devlette yaşarlarsa yaşasınlar, iki bin yıl boyunca nesilden nesile, bir gün mutlaka kendi devletlerini kuracakları fikrini ve romantizmini aşılamışlardır. Böylece olmaz gibi görünen hayalleride gerçekleşmiştir.

Peki ama bizim devletimiz var, köklü tarihimiz var, buna gerek yok diyemeyiz. Çünkü biz en azından ayakta kalmak için böyle bir idealizme her zaman ihtiyacımız var. Görüyorsunuz. İran Pers imparatorluğu kurma peşinde. Yunanistan’ın, büyük Yunanistan kurma için Türk topraklarında gözü var. Araplarda bitmiyen bir kin ve Türk düşmanlığı devam etmekte. Rusya panslavizmin peşinde. Bunun için bizde nesilden nesile bu tehlikeleri ve düşmanlarımızı tanıtmalıyız. Bu tanıtımları yapmazsak bizden sonraki nesiller gafil avlanırlar. Netekim Girit adası öyle gitti. Yunan ve İngilizler Girit’teki Müslüman Türkleri hunharca ve acımasızca katlettiler. 1942 yılında vefat eden değerli şair Emin Bülent Serdaroğlu bu katliam için yazdığı KİN adlı şiirinin son dörtlüğünde şöyle sesleniyor…

Dağlar lisana gelse de anlatsa hepsini,

- Reklam -

Binlerce can dirilse de nakletse geçmişi.

Batının cebin-i zalimi affetmedim seni,

Türk’üm ve düşmanım sana kalsam da bir kişi…

 

Orkun'dan Seçmeler

- Reklam -