Ana Sayfa 1998-2012 PKK TERÖRÜ NASIL KÜRT SORUNU OLDU ?

PKK TERÖRÜ NASIL KÜRT SORUNU OLDU ?

Ben bu ülkede bir Kürt sorunu olduğunu düşünmüyorum. Aksine yıllar içerisinde 35 bin şehit vermemize sebep olan bir terör örgütünün ( Kürtçülük propagandası yaparak) bu ülkenin diğer bir evladı olan Kürt kardeşlerimizi, sözüm ona bilgin ve aydınlarımızın da telkinleriyle, emperyalist güçlerinde desteğini alarak kandırmaya çalıştıklarını savunuyorum. PKK da hiç Kürt halkının sözcülüğünü yapmaya kalkmasın. O olsa olsa emperyalistlerin sözcüsü olur. Bu ülkede PKK ‘dan asıl sıkıntı çeken Kürtler değil miydi? Kaç korucu şehit verdik? Ya da kaç aile evinden, yurdundan oldu?

- Reklam -

Eğer bu ülkede Kürt sorunu olsaydı, önce şu soruya geçiştirmek yerine cevap verilirdi; “Neden PKK’nın içinde Yahudi, Hıristiyan, Ateist ( yani yabancı asıllı; böylelerine gavur denir.) insanlar var?”, “Kürt halkının sözcülüğüne neden Tel Aviv ‘ den, Kansas ‘ tan, Erivan’dan teröristler geliyor?”

Baştan söylüyorum; bu bir dünya terörüdür. Tarihi, kültürü, petrolü, suyu, yer altı kaynakları meşhur olan, dinlerin ve medeniyetin merkezi Ortadoğu’nun, tarih boyunca dış güçlerin kardeşi kardeşe kırdırma politikalarını uygulamalarına sahne olduğu, fakat her defasında kardeş halkların oyuna gelmeyerek, bugüne dek bir şekilde barış ortamının sağlandığı bir coğrafyadır. Fakat son dönemde stratejik biri iki kıvrak hareketle sanki Türkiye’nin insanlık suçu işleyip Kürt halkını ve kültürünü yok sayıyormuş gibi gündeme getirilmeye başlanması, ailesinde Kürt kökenli akrabaları olan benim gibi binlerce vatandaşı derinden sarsmıştır.

Televizyonlarda yazar, araştırmacı yazar, profesör doktor, doçent doktor, uzman doktor sıfatlarıyla konuşan aydınlarımız; PKK terörünü kültürel bir sorunmuş gibi anlatmakla yetinmeyip; Avrupa’ daki terör örgütlerinden örneklerle bunu belgeleyip, sanki bu ülkede gerçekten eşitliğin olmadığını kanıtlamışçasına, yeni gelen nesilleri de kandırıyor.

Allah aşkına bu ülkede hangi Kürt vatandaşın (Hitler dönemi Yahudilerine yapıldığı gibi) kolunda bantla gezdiği görülmüş? Hangi Alevî vatandaşa sen bu kaldırımdan yürüyemezsin denilmiş?

Hadi diyelim Kürt sorunu var. Nerede? Ben niye göremedim? Askerde Kürtçeden başka dil bilmeyen erlere verilen ilk eğitimi (Türkçe) ne zaman unuttuk? Doğuda Türkçeyi anadil olarak kullanan kaç Kürt var? Yani Kürtçe bu ülkede hiçbir zaman yasak değildi ki! Sadece televizyonda yayın hakları yoktu o kadar. Kaldı ki devlet tarafından ne Lazca, ne Boşnakça, ne de Arnavutça yayın yapan bir kanal açılmıştı. Özel olarak bunları açan oldu mu? Öyle bir şey de yok!

Bazı şahsiyetler, doğu Türkistan’da acı olaylar yaşandığı zaman, “Bakın bugün orda ne yapılıyorsa aynı haksızlık Türkiye’de de Kürt halkı için var. Dillerini konuşamıyorlar, dinlerini yaşayamıyorlar!” gibi dünyanın en saçma konuşmalarını yaptı. Said Nursî ‘ nin yüz yıl önce Kürt halkına “Sakın ola ki Osmanlı’nın torunlarıyla (Kesin bir Türk kökenden bahsedilmediği için Göçmeni, Çerkez’i de dahil) yani kardeşleriniz ile yol ayrımına girmeyesiniz!” dediğini ne çabuk unuttular? Kimileri de çıkıp; “Kuzey Irak’ta Türkmenlerin hakkını savunanlar niye aynı tepkiyi Kürt hakları konuşulduğu zaman göstermiyor?” diyor. Ben şimdi kendilerine soruyorum; Irak’ta bir Türkmen ne zaman başbakan olmuş? Ya da ne zaman bir terör eylemi gerçekleştirmiş? Kaç kere devleti tehdit etmiş? Hep mazlum, hep suskun! Üstelik devlet onları görmezden geliyor!

- Reklam -

Dün sol örgütler değil miydi doğu da Kürt halkını kullanıp devlete karşı isyan bayrağı açmaya çağıran? 70’li yılların başındaki mitinglere baksın inanmayanlar…

Zaten dikkat edin Anadolu’nun dindar köylerinden terörist çıkması neredeyse imkânsızdır. Çünkü dünyanın en güzel sözlerini etseniz insan öldürmenin, hele ki yan komşunuz hakkında, aynı sofraya oturup, bir şeyler paylaştığınız, kız alıp kız verdiğiniz insanlar hakkında kötü bir şeyler düşünmek, bunları eyleme dökmek bizim kültürümüzde yoktur.

Allah aşkına çıkın bütün Türkiye’yi gezin, bu ülkede bir tek Kürt lokantası görebilir misiniz? Peki ya neden? Asimilasyon falan değil! Bu topraklarda buğday ekerken de bir aradaydı insanlar, çay toplarken de. Ama ne yapıp ne edip eninde sonunda farklı bir Kürt benliği ortaya çıkartılıp içinden de bir Kürt kültürü oluşturulmadı mı, en çok buna içerliyorum.

Sağcılara yıllardır faşist denir…

Peki çıkın bir gezin bakalım MHP, Saadet ve HEPAR’ da kaç tane Kürt asıllı vatandaş var? Birçok ülkü ocağının yarısına yakını Kürt asıllıdır. Öyle olmasa Şırnak’ta, Bitlis’te, Hakkari’deki Kürt ocakları niye daha düne kadar tıklım tıklım doluydu?

- Reklam -

Şunu da hatırlatalım; sadece hatalı elbette ki (PKK ‘ ya kanan ) Kürt halkı değil.1980 yılında Diyarbakır cezaevinde yapılan bir insanlık suçudur. Fakat bilinsin ki cahil ve zalim adamlar her millette vardır. Üç beş haysiyetsiz yüzünden bütün Türk milletini suçlamak büyük haksızlıktır. Bu ülkede oğlunu PKK’ya karşı şehit vermiş binlerce Kürt anası vardır. Lâfa gelince asarım keserim deyip, eğlenceden ve zevkten bir an olsun ödün vermeyen sözde kahramanların hiçbirisi o analar kadar değerli olamaz. Ayrıca elbette ki kimse aslını inkâr etmemeli. İslam’a göre aslını inkâr eden kâfirdir.

Çok izlenen bir tartışma programlarında, bazı PKK militanı gazeteciler öyle doğru cümleler kuruyor ki yeri gelince, sanki mağdur olan vatandaş değil de, PKK imiş imgesi oluşuyor kafalarda. Yok “Biz Alparslan döneminde Türklerin Anadolu’ya girmesini sağladık!” (“Ne yani şimdi diyet mi istiyorsun?” diyesi geliyor insanın) Yok “Benim torunumun babası Türk, ben Kürdüm ne yapayım torunumu ikiye mi böleyim?” gibisinden kendi içinde tutarlı açıklamalarıyla bilmeyenleri zehirliyor.

Bazı gazetelerin zaten karalamaktan bıkmadıkları askeri; “Siz ne zulümler yaptınız doğuda” “Haksız yere şu kadar adam öldürdünüz!” gibi başlıklarla hala suçlaması çok üzüntü vericidir. Bu gazeteler PKK eylemlerinde de “Bitsin artık bu çile!” , “Daha ne kadar kan akacak?” gibi sözlerle PKK ‘yı değil de Türkiye Cumhuriyeti’ni suçlu gibi göstermemiş miydi?

Asıl sorun şu ki herkes medyadakilere satılık diyor. Fakat onların sözlerine tama edip benimsiyor.

Peki ne oldu da 15 yıl önce gizlice Türkiye’ye gelip, üst düzey istihbarat görevlisine yalvaran Talabanî bugün PKK’nın arkasına geçip Türkiye’ye kafa tutuyor? Sonra da “Biz çözüm istiyoruz bunun için her zaman varız…” gibisinden demokratik açıklamalarla birilerine yalanıyor? Ayrıca dün o dememiş miydi ; “Apo salakça eylemlerde bulunuyor. Kürt halkı ondan nefret etmeye başladı. Siz kendi haline bırakın o iyice yerin dibine girecektir. Biz sadece sizden destek istiyoruz…” diye?

Yarın bir gün Trakya ‘ da Yunan ve Bulgar destekli bir Rumeli Terör örgütü kurulsa 25 yıl oradan devlet temizleyemese sonuç gene aynı mı olacak? Ona silah verenlere karşı birlik mesajı veremeyip gelin birlikte masaya oturalım mı denecek? Onlara da Rumca ve Bulgarca eğitim hakkı mı verilecek? Tabelalara Rumca ve Bulgarca kelimeler mi eklenecek?

Öyle aydınlarımız var ki televizyonlarda gel de şaşırma! “Bu ülkede Fransızca, İngilizce eğitim oluyor da Kürtçe niye olmasın?” diyebiliyor. El insaf! Elbette ki Arapçası, Lazcası, Kürtçesi, Tatarcası, Boşnakçası olacak eğitimin. Fakat bunca sorun dururken, üstelik PKK ve dış güçler bunu istiyorken sırası mı? Biz altmış yıldır Türkçe eğitimi veremiyoruz, Osmanlıca bilen yok sıra onlara mı geldi? Efendim “Kürtçe vaaz da verilsin, işte isimler tabelalara Kürtçe yazılsın…”. Nereye kadar? Resmi dil olayını ne zaman unuttunuz? Demokrasi ve özgürlüğün sonu ne olacak? Yarın bu ülkedeki her millet isterse ne diyeceksiniz? Ver Allah ver, hacı baba tekkesine dönmesin! (Bu alışıldık cümlelerle dalga geçenler de keskin mizah anlayışına sahip olsalar gerek! Acı ama gerçek. Çünkü okuma yazma bilmiyor dedikleri adamlar bu cümleleri edip otuz yıl sonrasını görebiliyorken bizim dünya bilgini aydınlarımız beş yıl sonra ne olur kestiremiyor!)

Genel Kurmayın “Ne mutlu Türk olana!” açıklamasına gelince. Biraz milliyetçi bir söylem diye birileri karşı çıktı. Ama bize anamız babamız çocukken öğretmişti bunları. Sonra bir ara açıp baktık iyice ezberledik. Beğenmediğimiz tarih kitapları bu bilgileri aşılamak için elinden geleni yaptı. Fakat milliyetçiyim diyen büyük kitle bunlardan habersizdi orası ayrı. Şimdi herkes ana haberde ve gazetede öğrendikten sonra bu cümleleri geveliyor. Bu milliyetçilik ve ırkçılık arasındaki bağı da iyice çözmek lazım… Bu ülkede milliyetçilik sözünün arkasına sığınıp; “Bütün Kürtler haindir diyen ne kadar adam varsa onlar da PKK militanlarından farksızdır.”. Zaten işte yapılmak istenen budur. Başta dedim ya “ne analar var…” diye, onları nasıl görmezden gelirler?

Gelelim Kürt halkının istediğine; Kürtçe falan değil, yatırım, istihdam, hayat standartlarının yükseltilmesi, yani daha iyi bir yaşam ; “KISACASI PARADIR” . Bunda da sonuna kadar haklılardır. Fakat bir şeyi gözden geçirmelerini rica edeceğim. Hadi bizi Türk olarak kendinizden ayırıyorsunuz. Kardeşim iki emekli maaşıyla geçiniyoruz şehrin ortasında. Bizim durumumuz gene iyi. Ne arkadaşlarımız var varoşlarda ne sıkıntılar çekiyorlar. Onları niye düşünmüyorsunuz hiç? Peki ya sadece Kürt halkının yoğun olduğu yerde mi var işsizlik? Karadeniz’ deki ulaşım şartlarını ne zaman unuttuk. Toros yaylalarındaki Türkmenler ne yiyor hiç bilen var mı? Bazı devlet büyükleri de bunu kabul ediyor doğu ihmal edildi. Fakat suçu sadece onlara atmak haksızlık olmaz mı? Devlet politikası gereği; sanayi, ulaşım, nakliyat derken sizce büyükşehirlere yapılacak bir fabrika ile Van ‘ a, Hakkari ’ye ya da Rize ‘ ye yapılacak fabrika arasında masraf ve giderler bakımından dünya kadar fark olmaz mı? Üstelik bölgede bir terör tehlikesi varken oraya yatırım yapmak kolay mı? Doğuya her zaman söylüyorum yatırım yapılacaksa; turizm, spor, sanat, kültür, eğitim, tarım alanlarında yapılmalı.

Bu da o bölgenin kalkınmasını hayli hayli karşılar. Dün siz tarım devleti olarak kalın diyenler, bugün yok yok vazgeçtik siz tarım da yapmayın siz en iyisi sanayileşin diyerek kendi kurdukları fabrikaların yan sanayilerini burada kurarak daha ucuza eleman çalıştırıp, artıklarını bizim memlekete bırakmıyor mu? Tabi artan dünya nüfusu ve yakında hissedilmeye başlanacak yiyecek sıkıntısından gene kendileri pay almak istiyorlar. Hollanda’ya, Danimarka’ya toprak satıyoruz hey gidi hey. Tarım yapmaya başladı onlarda ama kimse fark etmiyor. Bu arada PKK’nın aynı zamanda doğuyu neden boşalttığını da bir nevi anlamış olduk. Son 10 yılda çiftçiye yeterince değer verilseydi ne köyden kente göç bu kadar yoğun olurdu, ne de doğu ve işsizlik sorunu gündeme gelirdi.

Her neyse Anadolu’nun her yerinde fakirler mevcuttur demiştik ama bugün Kapalı çarşıya gideniniz olursa iyi incelesin. Esnafın yarısı Kürt’tür; helali hoş olsun. Madem bu ülkede sorun var, bu kadar zengin Kürt iş adamını nasıl barındırır devlet? Suriye’de ve Irak’ta Kürtlere yapılanları ne çabuk unuttuk. Ev alamazsın, mülkün olamaz, dilini konuşamazsın, en ufak hatanda sınır dışı (Bu saydıklarımı yıllarca Suriye yönetimi uyguladı!). Suriye’nin yaptığı mezalimden kimse bahsetmezken, şefkatli ve mazlum Türkiye’den herkes bir şeyler koparma peşinde!

Bu kadar olaydan sonra hala neden Kürtlere haksızlık yapılıyor denir? Nihat Genç’in dediği gibi tapuyu ortak etme peşindeler mi yoksa? Bu ülkedeki işadamlarının, bakanlarının, üst düzey insanlarının ( elit kesim dediğimiz burjuva takımının ) hepsi isterse Kürt olsun ne fark eder?

Benim en yakın arkadaşlarımdan birisi Mahmut adında bir Kürt’tür. Bir gün samimiyetimle sorduğumda; “PKK için ne düşünüyorsun?” diye. “Mehmet sen onlara ne bakıyorsun. Biz Türkün Kürt’üyüz. Önce hepimizin adı TÜRK, sonra evet Kürt’üz inkâr da edemeyiz” demişti.

Avrupa’da önceden bir esmer işçi göründüğünde “pis Türkler” denirdi yaşayanlar bilir. Şimdi özellikle Fransa ‘ da (dünyanın ayrılıkçı örgütleriyle bağı olanlara olduğu gibi) Kürtlere çok daha rahat vize veriliyor. Şu sıralar bir Alman taksiye binmeden önce soruyor; “Kürt müsün? Türk mü?” diye!

Hepimiz Ermeni oluyoruz, Süryani oluyoruz da bir tek Türk mü olamıyoruz?

PKK’nın kendi kamplarında Türkçe levhalar var nedir bu dilin arkasına sığınmak?

Bazı bilim adamları Kürt ve Türk halkının aynı boydan geldiğini ve akraba olduğunu kanıtlayan çalışmalar yapsa da ne medyada ne de diğer kesimlerde fazla ilgi gösteren olmadı. (İtalyanlarla akraba çıkabiliyoruz da Kürtlerle niye olmuyor? Yoksa olmamız mı istenmiyor? Gerçi Araplarla, Yahudilerde akraba ama ne çare orası da var!) Ama Aurelio bile Türk olmayı kabul ediyor da birilerine neden dokunuyor bu kadar?

“Hadi anayasada tapuyu ortak ettiniz yarın ne var?” diye soralım onlara. Türk ve Kürt federasyon cumhuriyeti mi? Ya ondan sonrası? Yeni Türk ve Yeni Kürt Cumhuriyeti mi? Herhalde en uygun isim Anadolu Cumhuriyeti olur… Tıpkı Çekoslovakya da olduğu gibi ya da Sırbistan-Karabağ…

Hadi diyelim bölündük, her şey düzelecek mi? Bütün sorunlar hallolacak mı? En basitinden Ermeni sorunu, Kürt devletinin başına kalmaz mı? ( Bilenler vardır doğudaki Kürt aşiretlerinin bazıları Ermenilerin saldırılarına karşılık vermek zorunda kalmıştır. İşte bu yüzden biz soykırım suçlamasıyla itham edilmekteyiz.)

Petrol ABD ‘ ye mi kalacak, yoksa Kürtlere mi?

Ayrıca neden petrol rezervleri 50 yıl önce değil de daha yeni yeni çıkmaya başladı Anadolu’da? Bunun Kürt sorunuyla bir ilgisi olabilir mi?

İki ülke arasındaki ilişki nasıl olacak? İstanbul’da yaşayan Kürtler ne olacak? Peki ya ırmakların durumu ne olacak? Büyük İsrail projesi için adım atılıyor olabilir mi?

Bazı internet sitelerinde askere; “Senin görevin teröristi öldürmek değil adalete teslim etmek.” diye küstahça yorumlar bulunuluyor. Hem de sitede resmi yazı olarak. Bunlar tabii o çok fedakâr, şefkatli, insan hakları savunucusu uluslar arası kuruluşların kanunları. Dağda ölen beş teröristin hakkını savunan bu insanlar geçen aylarda Irak’ta Türkmen köyüne yapılan terör saldırısında ölen 65 Türk için gıkını dahi çıkarmıyor ama! Herkes siyaseti biliyor. Herkes konuşuyor. Herkes istediğini eleştiriyor. Herkesin ağzında barış, sevgi, kardeşlik ama herkes bildiğini okumaya devam ediyor.

Bu ülkede ilk başta sorunlar çıkarıp, sonrada yoğun terör saldırılarıyla ; “Bitsin artık bu çile!”, “Kanayan yaramızı dindirin!” sözleriyle teröristi baş tacı edip, devleti ve geçmiştekileri suçlayanlar, demokrasi sözünün arkasına sığınıp kendilerince çözüm kırıntıları elde ettiler.

Ama emperyalistler bu ülke üzerinde oyunlar (son 60 yılda doruk noktasına çıktı ilişkilerimiz) oynayıp kardeşi kardeşe kırdırma politikasını nasıl hala başarırlar ona da şaşıyorum. Bizim atalarımız büyük adamlardı vesselam. Ona buna tama etmez önce olayları tahlil ederlerdi. Çocukları kavga ettiği zaman komşunun çocuğuna vurmak yerine kendi çocuğunu döverdi. Şimdi öyle bir nesil var ki; Bilmiyor, bilene sen ne anlarsın diyor, modern üç beş kitap okuduktan sonra kendini âlim zannediyor ve hiçbir olayı sorgulamıyor. Zaten gazetelerde de yüzer tane yazar var ama üç beş tanesi dışında gerçekleri yazan yok. Çoğu ısmarlama ve istenilen siparişlere kılıf uydurduğu için kendilerini kanaldan kanala atıp istedikleri saygınlığı belki bu şekilde elde ediyor. Bütün gazetelerin manşetlerine bakın hemen hemen görüntü aynı. Birbirleriyle kavgalı dahi olsalar; Üstte askerle ilgili suçlamalar ve hemen altında da Kürt sorunuyla ilgili başlıklar var.

Beş on yıl önce gidip sıradan bir Kürt vatandaşa; “Bu ülkede Kürt sorunu mu var yoksa PKK terörü mü” deseniz; “Dalga mı geçiyorsun hemşerim? Bu PKK yüzünden neler çektik. Allah onların cezasını versin.” yanıtını alırsınız. Fakat bir de bugün gidin; herkes stratejik uzmanmış gibi televizyonda ezberlediği cümleleri dökecektir.

Bazı haber kanalları ve gazeteler özellikle son birkaç aydır bizim millete Barzani’yi anlatmaya, onu tanıtmaya başladı (sanki çok gerekliymiş gibi). Ama gazetecilerimiz nedense bizi nasıl sattığını değil de, daha çok özel hayatını, evini, yaşamını anlatan (yani onun sempatizanı olmamızı sağlayabilecek) haberler yaptı.

“Kıyamet yaklaşıyor yiyin birbirinizi” demek ne kadar yakışıksızsa. “Bu ülkede Kürtler eziliyor hep askerin suçu” demek de o kadar çirkindir. O kadar komutan, general, milletvekili ve koskoca 50 yıl. Ne kadar strateji geliştirirsen geliştir adamlar istediğini gene yapıyor…

Şu anda gazetelere ve televizyonlara demeçler verip; “Bu ülke bölünemez, biz kardeşiz.” diyen PKK militanlarının sakın ola sözlerine iltifat edilmesin. Şu an bölünemez deseler de yirmi yıl sonra ne olacağı belli değil. Yani köprüyü geçene kadar ayıya dayı deme durumuyla karşı karşıya olabiliriz. Çünkü Türkiyeli olmaktan bahsedenlerin yarın bir gün “Ne Türkiyelisi, bu devletin yarısını Kürtler oluşturuyor!” demeyeceği ne malum? Oradaki Türk ifadesinden rahatsız olmayacaklarının garantisi var mı?

Son bir yılda Türk medyasını iyi analiz edin. Önce kanallarda “darbeciler de darbeci” diyerek askerin elini kolunu bağladılar, halkın gözünde itibarını düşürdüler. Daha sonra PKK militanlarını çıkartıp hiç olmayan bir sorunu varmış gibi gösterip insanların beynini yıkadılar… İlerde vaziyet ne olur bilemem ama gidişat hiç iyi değil! Bu da böyle biline…

 

Orkun'dan Seçmeler

- Reklam -