Ana Sayfa 1998-2012 Orhan Seyfi Orhon’un Mektupları: I

Orhan Seyfi Orhon’un Mektupları: I

Çınaraltı’nın sahibi Orhan Seyfi Orhon, son yıllarında dostu Tekin Erer’e mektuplar Beş Hececilerden Tanınmış şair ve yazar, eski milletvekili, Türkçü dergi yazmıştır. Bu mektuplardan bazılarını edebiyat tarihimize belge olmak üzere yayınlıyoruz.

- Reklam -

Tekin Erer’ciğim,

Mektubunu aldım. Senin, Hanımefendi’nin, çocukların bayramını tebrik ederim. Hepimize sıhhat, afiyet ve mutlu günler dilerim.

Kültür Sarayı’nın yanması büsbütün sinirimi bozdu. Demirel itibarına hergün bir darbe indirilmeye çalışılırken bu büsbütün kırdı. Kimseye lehinde bir söz söylemeye imkân kalmadı. “Çekilsin bu adam!..” diye en yakınları küfrediyorlar.

Bu bir kaza olsa da kabahati onun idaresine, sabotaj olsa da yine onu hiç bir itibarı olmayışına yüklüyorlar.

Şu Meclis Başkanlığı seçimindeki tutumumuz anlaşılır şey değildir. Muhalifler Meclis’i gözden düşürmek için oy vermiyorlar. Peki biz niçin oy vermiyoruz? Bir aday gösteriyoruz. Herkes ona verecekken bir rakip aday daha çıkarıyoruz. Senin de, benim de Demirel’i müdafaa etmek için söylenecek sözümüz kalmıyor. Umumi efkâra karşı sevim li olmak lâzımdır. Elimizde gazete yok. Sen, ben, bir de Adviye Hanım var. Bizi değerlendireceğine, itibarlandıracağına yerden yere çarpıyor. Adviye Hanım pek Demirel’in şahsi müdafaasına girmez, hakkı da var. Ama biz varız. Abdullah Uraz bir yana bırakılırsa, başka kim var?

Ha, unuttum! Fatih Rıfkı ile Bedii Faik var. Her ikisi’de ona en ağır sözleri söyleyenlerdendir. Şimdi baş tacıdırlar. Buna karşılık ne faydalar ele geçirdiklerini sen daha iyi bilirsin? Biz davanın mühtedilerle mücahitleri bir değerde tutulur mu?

- Reklam -

Bir değerden de çok aşağı! Bedii Faik beni sevmez, niye? Demirel’i savunduğum için. Fatihle selâmlaşmayız niye? Demirel’i savunduğum için.

Benim seçilmemem bir mesele değil. Zaten Mebus olmayı pek istemiyordum. Adaylığımı koymamıştım. Hilton Otelinde Demirel’le karşılaşınca, gidiyorken beni odasına çıkardı. Çok dosta bunu söyledim. “Ama, parti için lüzumlu görüyorsanız, kontenjandan yaparsınız!” dedim. “Bu işi bana bırak seni ne kadar sevdiğimi, bilmezsin!” dedi.

Sonunda Ankara listesinin en sonuna konarak kaybettim. Bana bu ağır geldi. Hikâyeyi anlatmayayım. Bu listenin en sonuna konacak benden başkası yok mu idi? Başkaları ayıpladılar. Temmuz da Turhan Bilgin geldi.

– Senin için geldim. Bir şey bulamadık. Sana büyük bir şey olmalıdır. Ağustos’ta bunu yapacağız.

O da lâftan ibaret Bir şey beklemiyorum, bir şey istemiyorum. Ama bu hoş bir şey değildir.

- Reklam -

Yine eskisi gibi yazıyorum. Ama, senatör seçiminde de aldıran olmazsa, bu işin mazereti kalmayacaktır.

Başkaları böyle düşünmüyor. Geçen bir hanım telefon etti.

– Seninle Tekin Erer’den başka bu rejime hücumlara karşı koyan yok. Çok güzel yazıyorsunuz ama, halk duymuyor. Bu yazılarınızdan birer broşür yapıp niye çok ucuz bir fiyatla halka dağıtmıyorlar? Ben kendi paramla bunları bastırıp herkese doğıtsın, diye partiye göndermek istiyorum.

Çok güzel yazılar yazıyorsunuz ama, herkes okumuyor ki…

Tekin Erer’ciğim senden bir ricam var. “Şiirler” kitabının parasını ödemek için İstanbul’da Delet matbaası kitap kısmı müdürü Cemil Bey bekleyip duruyor. Tediye raporumu göndermiyorlar. Eksik olmasın Seyfettin Bey hemen telefon etmiş. Ama imzalı raporu gelmeden nasıl ödeyim diyor? Her gün yarın mutlaka gelir diye bekleyip duruyorum. Başka ödemelerle birleştirip yollayacaklarmış.

Ben Millî Eğitim Bakanlığı’na eşya satıp alacağı olan müteahhit değilim, güya bir kültür hizmetini değerlendirecekler. Kitap basıldı, dağıldı, satılıyor, ödenecek parayı burada toplanan komisyon tesbit edip imza etmişti, bekletip duruyorlar. Şimdiye kadar çoktan ödenmiş olacaktı. Her gün, yarın evrak gelir diye bekledim. Müdür Cemil Bey benden, ben ondan utanmaya başladım.

Ayıp denen bir şey vardır. Bunun ödenmesi için başka alacaklıları neden bekleyim? Güya beni şereflendireceklerken dilendirecekler.

Allah aşkına bu imzalı tediye emrini göndermeyenlerin kafalarına kakarak söyle, bunu göndersinler. Çok sinirleniyorum. Bunlarda hiç saygı yok mudur? Ankara’ya gidip alacağımız tahsil için uğraşayım mı?

Sevgili Tekin Erer, çok uzun bir mektup yazdım. Ama söyliyeceklerimi söyleyemedim. İstanbul’a gelince bana haber ver, bir gün beraber yemek yiyip doya doya konuşalım.

Tekrar bayramınızı kutlar, gözlerinden hasretle öperim.

Orhan Seyfi Orhon
 

Orkun'dan Seçmeler

Kısa Kısa Kısa…

YATIRIM VE İSTİHDAM

- Reklam -