Ana Sayfa 1998-2012 Nihayet Truvalılar da ''Türk'' Oldu

Nihayet Truvalılar da ”Türk” Oldu

- Reklam -

Mayıs ayının ortalarına doğru gösterime giren Truva filmi dolayısıyla ileri sürülen bazı görüşler, ilim adamları tarafından tebessümle karşılandı. Bu iddialara göre Truvalılar Türkmüş. Truva yakılıp yıkılınca buradan kaçan Turcus adında bir general Orta Asya’ya gitmiş, orada yerleşip çoluk çocuk sahibi olmuş, ondan türeyenlere de -isminden ötürü-Türk denmiş. Sonra bu Türkler Anadolu’ya dönüp, Truva’nın ve Hector’un intikamını almışlar.

Bu iddiayı ileri sürenler, tabiî hiçbir ciddî tarih delili gösteremiyorlar. Sadece birtakım faraziyeler veya fanteziler ileri sürüyorlar. Hattâ bazılarına göre, Truvalılar vaktiyle Anadolu’da yaşamışlar, şimdi biz de Anadolu’da yaşadığımıza göre Truvalılara Türk demenin sakıncası yokmuş.

Bu “tez”in iki ucu var: Truva ve Türkler. Dünyada hiçbir İlk Çağ tarihçisi, bugüne kadar Truvalıların Türk olduğunu iddia ve ispata kalkışmadı. Türk tarihinin yabancı ve Türk uzmanları da böyle bir görüş ortaya atmayı akıllarından bile geçirmediler. Çünkü, ciddî ilim adamı, söyleyeceği her sözü, yazacağı her kelimeyi ispatla mükelleftir. Truvalıların Türk olduğunu gösterecek en küçük bir delil dahi bulunmamaktadır. Hele Türk tarihi üzerinde hiçbir fikri olmayanların kalkıp böyle iddialar ileri sürmeleri, tarih ilmine karşı saygısızlık sayılmalıdır.

- Reklam -

Kendimize, kendi atalarımızdan başka atalar aramak merakı bir türlü yakamızı bırakmıyor. Truva, defalarca yıkılıp yakılarak dokuz kat hâlinde inşa edilmiş, her katın da ayrı tabakaları var. Bu katlarda yaşayanlar bile birbirinden farklı kavimler. Çünkü, M.Ö. 3.000’den başlayıp milât yıllarına kadar süren bir macera Truva. Eskileri bir kenara bıraksak bile, 6. kattan itibaren Miken sanatını andırır kalıntılar bulunuyor. 7. kata, büyük Ege göçleri sırasında oradan oraya sürüklenen kavimler gelip yerleşmiş, 8. kat, Yunan kolonisi, 9. kat Yunan ve Roma etkisi altında. Acaba bu katlardan hangisi bizim yeni atalarımız oluyor?

Vaktiyle de böyle yakıştırma yapma modası almış yürümüştü. Amazon nehrinin aslında “amma uzun”, Niyagara şelâlesinin “ne yaygara” gibi Türkçe kelimelerden türediği, hattâ Britanyalıların Doğu Anadolu’daki Beritan aşiretinin torunları olduğu bile ileri sürülmüştü. Dikkat çeken şu ki, hiçbir tarih bilgini, böyle iddialara destek vermiyor. Yayıncılar da, siroz hastasının bir hekime, dahiliye uzmanına, hattâ karaciğer uzmanına başvuracağı yerde yapı ustasına veya elektrik mühendisine başvurması gibi, tarih nosyonu bulunmayanlara müracaat ediyor.

Dergimiz sahibi Altan Deliorman, Vatan gazetesi ve TGRT tarafından kendisine yöneltilen sorulara, açıklayıcı cevaplar verdi. Ancak, fanteziler dünyasında ilmin sesi ne yazık ki gereği kadar gür çıkmıyor.

 

- Reklam -

Son Yayınlananlar

- Reklam -