Ana Sayfa 1998-2012 Neler Oluyor Bize,Neler Oluyor Memleketimize?

Neler Oluyor Bize,Neler Oluyor Memleketimize?

Önce biri çıktı, PKK’nın siyasallaştırılmasını olgunlukla karşılamamız konusunda zırvaladı. PKK’nın izdüşümünde hareket eden bir siyasî partiyle seçim ittifakı arayışlarının sürdüğü ve konunun kamuoyuna sızdırıldığı o günlerde bu beyanın sahibi de, seçilerek iktidara gelme yolunun tıkandığını farkeden bir siyasî partinin ileri geleni idi.

- Reklam -

Bu beyanın sahibinin lideri de, 1989 Viyana AGİK görüşmelerinden beri sahiplenmeye çalıştığı ve oluşturmaya gayret ettiği “karizmasını” AB sözcülüğüne oturtmuştu. Haklı kamuoyu tepkileri üzerine “-yanlış anlaşıldım…” plağı çalındı ve geri adım atıldı.

Anadilde eğitim-öğretim, TV de Kürtçe yayın hakkı, AB öncelikleri arasındaki taviz talepleri medyamızda dillendirilip bu şaibeli takıma her zaman olduğu gibi gerekli destek verilmeye çalışılırken siyaset de birden bire hareketlendi.

Yeni parti kuruluş antremanları, lider adayları, bir bölen ve bir bölünene dayanan siyasî istikrarsızlıktan çıkış arayışları arasında ABD’den lider adayı ithaline dikkatler çevrildi.

- Reklam -

PKK’nın 8. kongresi sonucu siyasallaşma hareketleri de hızlandı. AB desteğine sahip PKK’nın, yeni bir siyasal ö rgütlenmede bu saatten sonra PKK’nın “terör örgütü” kapsamına alınmasının sözünün verildiğini açıklayan siyasîlerin sevinç çığlıkları da duyuldu. Duyuldu da, PKK’nın isim değişikliği sonucu KADEK ismini almasına, siyasallaşma sürecine destek verilip verilmeyeceğinin altı çizildi mi?

Sonra idamın kaldırılması veya sınırlandırılması konusu bir kayıkçı kavgası şeklinde gündemi işgal etti. Formül bulundu, APO hariç idamın kaldırılması görüşü ağırlık kazandı. Bu görüş ağırlık kazandı da, çıkarılacak böyle bir yasa ile oluşacak fiilî affın yarın öbürgün “eşitsizlik”, “haksızlık” vb ifadelerle; “hukuk”, “uluslararası hukuk” teraneleriyle sulandırılmayacağını, genişletilmeyeceğini, APO’nun da kapsama alanına sokulmayacağını kimlerin hangi sıfatla garanti edebilecekleri ve milleti inandırıp inandıramayacağı hususu boşlukta kaldı.

Tam bu sırada Paris’te ciğerinin iki yarısını bıraktığını ifade eden bir türkücünün PKK destekçiliği iddiaları ortaya atıldı. Doğruydu, değildi bir şey söyleyemiyoruz ama, geçmişteki bazı beyanları ve davranışları, çıkışları ile gündemde olan bu sanatçıya iyi bir reklâm sağlandı bu arada. Memleketini ziyareti esnasında siyasete soyuncağının sinyalini de verdi bu türkücümüz.

- Reklam -

Ha unutmadan söyleyelim: 1999 seçimlerinden önce 1997 ve 1998’li yıllarda da bir siyasî oluşum içerisinde yer almak gayretiyle Özal ailesinin siyasî parti kurma çalışmalarına katılmıştı. Sonra birtakım yine asıllı veya asılsız iddialar, APO’nun yakalanışı, sorgulanışı sırasında basına sızan polemik konusu ifadeler sonucu şevki kırılmış olsa gerek ki 1999 Nisan seçimlerinde biz bu zat-ı muhteremi siyaset sahnesinde göremedik.

Anlaşılan o ki, bir dönem sahne sanatkârlarını sahiplenerek geniş vatandaş kitlelerinden oy talep etmeye çalışan siyasî partilerimiz, özellikle ANAP ve onun pervasız lideri, son günlerde AB desteğini alma gayretleri yanısıra, özellikle güneydoğudaki ittifak arayışlarına bu değerli (!) sanatkârları da dahil etmek suretiyle gücüne güç katmak arzusunda iken; birtakım temaslarda ya kopukluk oldu, ya da taktik icabı olsa gerek ki bu ünlü türkücümüz bağımsız olarak aday olacağını ifade etmeye başladı.

Neyse ziyanı yok, düne kadar birbirlerine söylemedikleri söz kalmayan Ahmet Özal ve Mesut Yılmaz’ın göz yaşartan buluşması ile ANAP’ın gücüne güç katan bu bütünleşmeye, yuvaya dönüşe, yarın-öbürgün bağımsız olarak katılacak bu ünlü türkücümüzün de iltihak etmeyeceğini, destek vermeyeceğini söyleyebilir miyiz?

Siyasette hep emanetçilikten bahsedilir. Bu hızlı gelişmeler, Kandil Dağındaki kongre kararları sonucu PKK’nın siyasallaşması özlemi çekenler; “-Kürt halkının haklarını savunan HADEP ise HADEP’i, ANAP ise ANAP’ı destekleyeceklerini” söyleyenlerin birtakım aşırıya kaçan icraatları sonucu sakın ola ki ünlü türkücümüz de yarın öbürgün emanetçilikle suçlanmasın?

“TSK Kürtçe yayına karşı değil”; “Askerî garnizonda Kürtçe türkü söylendi” diye manşet atıp; Genelkurmayın bu konudaki karşı açıklamalarını küçük sütunlara sığdırma gayretindeki medyamızın yozlaştırdığı bir ortamda “Hakkari’de polis otosundan Kürtçe kaset çalındı, halay çekildi” haberlerine, “-O polislerin arkasındayım” diye sahip çıkan İçişleri Bakanımızın beyanları ile; “Bir Kürt yüz Türk’e bedeldir” sözlerinin gazete sütunlarını işgal ettiği şu sıralarda milletçe şaşkına döndük.

Kirli siyasetten ve siyasetçiden umudunu kesenler olarak soruyoruz: “NELER OLUYOR BİZE; NELER OLUYOR MEMLEKETİMİZE?…
 

Orkun'dan Seçmeler

- Reklam -