Ana Sayfa 1998-2012 Neden hayır?

Neden hayır?

BATI Dünyasının “Şark Meselesi”, “Doğu Sorunu” olarak özetlenecek Türk karşıtı ana siyasetinin son aşaması Annan Plânıdır. Bu plân ile bağımsız Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Kıbrıs Helen çoğunluğunun altında azınlık olarak ezilen Türk Kurucu Devleti hâline getirilmektedir. Yakın tarihimizde Türk varlığı Akdeniz’deki 3000’e yakın adadan Yunanistan’a batının yaptığı yardımlar sonucunda çıkarılmıştır. Ege adaları bugün Helenleştirilmiştir. Annan plânıyla da Türk varlığı Akdeniz’de kalabildiği son ada olan Kıbrıs’tan da çıkarılmaktadır.

- Reklam -

Kıbrıs’ta nüfus bakımından çoğunlukta olan Helenler ENOSİS hedeflerinden hiçbir zaman ayrılmamıştır. Bu konudaki kararlılıklarının en son göstergesi Güney Rum Meclisinin 5 Aralık 2003 tarihinde Cumhuriyet Resmî Gazetesinde ilân edilen 3778 Sayılı oybirliği ile kabul edilmiş yasasıdır. Bu yasada aynen denilmektedir ki;

“14 Eylül 1922 tarihi Türkler tarafından katledilen Yunanlıların tarihsel anısı olarak belirtilmekte ve kabul edilmektedir.

Kıbrıs Yunanlılığın kopmaz bir parçası olarak Türk boyunduruğunun aynı duygularını hissetmektedir, Yunanlıların bu anısına saygı duyarak aynı acı hissedilmektedir.

1- Mevcut yasa 14 Eylül tarihinin resmî olarak Küçük Asya Yunanlılığı ve Küçük Asya Yıkımı Anı Ve Şeref Günü olarak kabulünü 2003 Yasası olarak kabul eder.

2- Bu gerçekliği kabul eden Kıbrıs halkı, 14 Eylül 1922’de yerlerinden edilen ve haksız yere soykırıma maruz kalan Küçük Asya Yunanlılarının bu gününü resmen anı ve şeref günü olarak kabul eder.

3- 14 Eylül günü her yıl Kıbrıs Halkı tarafından Bakanlar Kurulunun kararı ve resmî gazetede yayınlanmasından 1 ay içerisinde, 14 Eylül 1922 tarihinde Türkler tarafından Küçük Asya’da yerlerinden edilen Yunanlılar için konuşmalar, etkinlikler, anma tören leri yapmayı ve başka etkinlikler yapmayı teyit eder.”

- Reklam -

Bu kanunun kabul tarihinin 5 Aralık 2003 olduğunu ve bu tarihin 11 Aralık 2002 de Türklerin önüne konulan Annan Planı sürecinin başlamasından bir yıl sonra olduğunu bir kez daha vurgulamak istiyorum.

Özetle Kıbrıs’ın güney cephesinde Enosis hedefinde hiçbir değişiklik yoktur.

Yunanistan cephesine gelince, Yunanistan Meclisi aşağıda ad ve tarihleri verilen oybirliği ile aldığı kararlarla;

– 24 Şubat 1994 tarihinde , “19 Mayıs günü Pontus soykırım günü” olarak.

– 25 Nisan 1996 tarihinde, “24 Nisan günü Ermeni soykırımı günü” olarak.

- Reklam -

– 25 Ağustos 1999 günü ile aldığı kararla, “14 Eylül Küçük Asya soykırım günü” olarak kabul etmiştir.

Yani Yunanistan cephesinde de İzmir’e çıktığı 15 Mayıs 1919 dan beri değişen bir şey yoktur. Büyük hedefi olan İstanbul, Ege ve Pontus gibi “Yeni Roma’yı” kurma konularında faaliyetlerine kararlılıkla devam etmektedir.

Türk tarafına gelince;

11 Kasım 2002 Annan Plânının ABD de hastanede hasta yatağındaki KKTC Cumhurbaşkanı Sayın Rauf DENKTAŞ’a hemen imzala baskısında bulunulduğu tarihtir. O tarihte başlayan süreçle gelinen nokta şudur.

3 Kasım 2002 son genel seçimlerinden iki gün sonra 5 Kasım 2002 Yunanistan’da Atina’da AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan tarafından Kıbrıs için Belçika modeli ortaya atıldı. Bu beyanattan sonra aradan sadece bir buçuk yıl geçti, şimdi Mayıs 2004 Kıbrıs konusunda Türkiye cephesinde değişen bir değil bir çooook şey var!!! ve değişim sürüyor.

– Bir devletin güvenliğini kendi silâhlı kuvvetleri sağlar. KKTC nin Annan Plânıyla “Türk Kurucu Devleti” daha doğrusu “vilâyeti” hâline getirilmesinde silâhlı gücü olmayacaktır. 1963’te Akritas plânıyla başlayan kanlı Rum saldırısının başlattığı 11 yıl süren dönem nihayet 1974’te sona erdirildi. 1974’ün insan kaybı olarak bilânçosu Türk Silâhlı Kuvvetlerine 498 şehit, 1.200 gazi, Kıbrıs Türk Mücahit Teşkilâtı ve sivil kayıplarla birlikte 700 şehit ve 1.000 yaralı olmuştur. 1974’ten beri 30 yıldır Rum katliamından Türkleri korumak için adada bulunan Türk silâhlı gücü de kısa zaman içinde küçük bir birlik hâline getirilip yok ediliyor. Üstelik bu birlik 1963’te yaşanan Türk katliamını önleyemeyen 650 sayısına doğru hızla indirilip bir de Birleşmiş Milletler emrine sokuluyor. Kışlasından izinsiz çıkamayacak merasim birliği hâline getirilen bu birliğin daha sonraki yıllarda tamamen adadan çıkması planda ön görülmüş.

– Annan Plânına göre KKTC den koparılacak köyler:

– 104 gün sonra 6 köy (Erenköy, Süleymaniye, Şirin köy, Madenli, Pile, Kapalı Maraş)

– 6 ay sonra 2 “(Taşköy, Düzce)

– 1 yıl sonra 4 “(Bademli köy, Ömerli, Gaziler, Kırklar)

– 2 yıl sonra 10 “(Günebakan, Yukarı Yeşilırmak, Yeşilırmak, Gayret, Akdoğan, Türkmen köy, İncirli, Çayönü, Güvercinlik, Yukarı Derinya)

– 2.5 yıl sonra 11 “(Aşağı Bostancı, Alayköy, Haspolat, Gazimağusa, Aşağı Maraş, Derinya, Canbulat, Veyseller, Zafer, Lala Mustafa Paşa Mahallesi, Anadolu Mahallesi)

– 3 yıl sonra 32 “(Yedidalga, Gemikonağı, Yeşilyurt, Aydınköy, Güneşköy, Güzelyurt, Akçiçek, Koruçam, Akçay, Yuvacık, Kalkanlı, Zümrütköy, Mevlevi, Karpaşa, Şahinler, Çamlıbel, Serhatköy, Özhan, Gürpınar, Kılıçaslan, Kozan, Alemdağ, Yılmazköy, Şirinevler, Türkeli, Paşaköy, Vadili, Pirhan, Dörtyol, Korkuteli, Kökbeli) olmak üzere toplam 65 köy Türklerden alınıp Enosis yolundaki Helenlere verilecektir.

– 65 köyü terk edip Beşparmak dağlarına çekilen Türk kurucu devletindeki (yani aslında vilâyetindeki) nüfus oranlarının zaman içinde Türk tarafı aleyhine değişmeyeceğinin plânda hiçbir garantisi yoktur. Kurucu Türk devletinden vatandaşlık elde edecek Helenlerin nüfusu zaman içinde hızla artacak, AB vatandaşı olan bu insanların seçme ve seçilme gibi siyasal haklarının olması AB hukukuna göre engellenemeyecektir. Gelecekte görülecek odur ki; kuzeyde Türk bölgesinde bile Helenlerin nüfusu hızla çoğalarak Türk nüfus azınlık durumuna düşecektir.

Annan Plânına göre batının yapacağı uluslararası askerî operasyonlara açılacak olan Kıbrıs Adası batı için çok önemlidir. ABD ve AB’nin Kıbrıs’a Annan Plânıyla dayattığı bu yeni yapı sonuçta batının Kıbrıs Adasını sıçrama tahtası gibi kullanması içindir. Batının saldırgan güçleri için Kıbrıs Adası Orta Doğu’ya, Anadolu’ya, Kafkaslara, Balkanlara, Orta Asya’ya, Kuzey Afrika’ya yani “Büyük Orta Doğu” olarak tanımladıkları hedef bölgesine kolay ve hızlı ulaşması için onların silâhlı askerî üssü olacaktır. Bu öylesine eşsiz bir askerî üstür ki, batırılamayan uçak gemisi olmanın yanında Akdeniz’deki coğrafî konumu ve ada oluşunun getirdiği askerî güvenlik mükemmeldir. Bu durum Kıbrıs ve Türkiye’nin güvenliği için yakın ve açık tehdittir. Güvenliği tehdit eden hiçbir çözüm kabul edilemez.

Batının, şeytan üçgeni içine aldığı Türkiye’yi Kıbrıs’taki referandumla getirmek istediği konum daha sonra anavatanımızda yapacaklarının ön çalışmasıdır. AB muhiplerinin kafalarının arka plânındaki düşünceleri yavru vatanda çözülmeyi başlatıp anavatana taşımadır.

– Bağımsızlığın oylaması olmaz. Bağımsızlığın mücadelesi olur, bu mücadelede taraflar şunlardır: Bir yanda bağımsızlıktan yana Milliyetçiler, diğer yanda da yabancılarla birlik olan *marjinal işbirlikçiler olarak ikiye ayrılır.

• Marjinal; Fransızca bir kelime olup; “Toplum dışında yer alan” demektir.
 

Orkun'dan Seçmeler

- Reklam -