Ana Sayfa 1998-2012 Millî refleksimiz nerede?

Millî refleksimiz nerede?

Dışardan bazı çevreler, içerdekilerle el ele verip, ülkenin bölünmesini hızlandıracak dolaplar çeviriyorlar.

- Reklam -

Yok canım, bu sadece paranoya.

– Kıbrıs üzerindeki bitip tükenmez oyunlar, adanın Türkiye ile ilgisini tamamen kesecek, ardından da Yunanistan’a bağlanmasını sağlayacak sonuçlara doğru gidiyor.

Bunu kimse yapamaz. Kıbrıs, anavatanın yavrusudur.

– Avrupa, Türkiye’nin su kaynaklarına el atmak için Dicle- Fırat havzasının denetimine el koymak istiyor.

Bizde su çok. El koysalar bile ne olur.

– Genel af çıkarın diyorlar. O zaman teröristler içimizde dolaşacak.

- Reklam -

Affedildikten sonra silâh bırakacaklar ya. Normal vatandaş olarak içimize almaktan korkmayalım.

– İyi ama, otuz bin kişinin kanına girdi diye idamdan zor kurtulup hapis yatan elebaşı da dışarı çıkacak.

Çıkarsa çıksın. Zaten bugünkü durumda içerde olmasıyla dışarıda olması arasında fazla fark yok. Hiç olmazsa o zaman durumu resmiyet kazanır.

– AB’nin dayatmalarını yerine getire getire millî kimliğimiz diye bir şey kalmıyor.

Millî kimlik de neymiş. Küreselleşen dünyada artık böyle şeylerin lâfı bile edilmez. Biz safamıza bakalım, gerisine boş verelim.

- Reklam -

– Bayrağımız değişecek diyorlar. O bayrak uğruna can veren şehitlerimizin ruhları azap duymayacak mı?

Hiçbir şey olmaz. Bayrak dediğin ne ki. Bez parçası. Şöyle olmuş, böyle olmuş, fark etmez.

– Peki, bütün bunlar gerçekleşirse vicdanımız sızlamayacak mı?

Vicdanın modası geçti. Şimdi her şey çıkara bağlı. Çıkarımız varsa ne âlâ!

Manzaraya baktıkça, aklımıza fareler geliyor. Hani, fareler, uyuyan çocukların kulaklarını, burunlarını üfleye üfleye kemirirlermiş de kulağı, burnu giden çocuk acı duymazmış.

Türk toplumu üzerinde öyle sürekli ve yoğun bir propaganda uygulanıyor ki, her türlü belâya yavaş yavaş alışıyoruz. Bir zaman sonra artık tepkilerimizi kaybediyor, olup bitenleri olağan karşılamaya başlıyoruz. Uykularımız kaçmıyor. Maşallah rahatça uyuyoruz. Ama “su uyur, düşman uyumaz” diye bir atasözünü boşuna söylememişler. Düşman uyanık, çok kere de dost kisvesine bürünmüş olarak geliyor.

Bir kısım insanlarımız da ortada fare filân yok diyorlar. Halbuki aynaya baksalar görecekler: Ne burunları kalmış, ne de kulakları.

 

Orkun'dan Seçmeler

- Reklam -