Ana Sayfa 1998-2012 Kürt sorununa çözüm bulunabilir mi?

Kürt sorununa çözüm bulunabilir mi?

- Reklam -

Çözüm:

Oldum olası çözümle bitmeyen “sorun” araştırmalarını ve “teşhis” koyup konuyu noktalamayı eksiklik saymışımdır.

Bu görüşümün dürtüklemesiyle, 1970’lerin Ecevit saltanatını biraz olsun sarsmak için “Yok, deve!” adlı hiciv albümleri yayınladığımda, bir de bir karikatür ısmarlamıştım: cerrah doktorlar hastayı sedyeye yatırmış, her tarafını kesmişler, “teşhisi koyduk, haydi Allahaısmarladık” deyip ellerini yıkıyorlar. Çözüm mü? İlâç mı? Onların işi değil ki!

- Reklam -

Ve gene bu çözüm arayıcılığım yüzünden, Nevzat Yalçıntaş TRT Genel Müdürü olduğunda, “Sorunlara Çözüm Arayışları” adlı bir program yaptırmasını tavsiye etmiş, kendim de kitap yayımcılığı şirketime “Çözüm” adını takmıştım.

Ne kadar “benim laddim mi?” diye düşünsek de, sorunlu dertlerimizi anlatıp duruyorsak, gayret edip çözüm veya çözüm alternatifleri aramamız da âdeta zorunlu oluyor. Varsın çözümlerimiz geçerli sayılmasın, bilgisizce densin, gene de meselelerde biraz sizin de çözüm tuzunuz olsun.

KÜRT SORUNA ÇÖZÜM

DENEMELERİ

- Reklam -

Gelelim Kürt sorununa.

Cumhuriyetimizin kuruluşundan önce de, sonra da birçok isyanlarla devletimizi sarstılar, emperyalist devletlerin kışkırtması sonucu pek çok kan aktı.

Atatürk’le başlayan süreçte, “onlar da ırkça Türk zaten” çözümü denendi. Orhun Yazıtlarında “Kürt” kelimesi de varmış; bir grup Türk karlarda yürürken “kart-kırt” diye sesler çıkmış, onun için onlara “Kürt” denmiş vb. teoriler üretildi. Türklüklerini isbata çalışan yüzlerce kitap, makale yayınlandı, binlerce nutuk çekildi. Sonunda, Güneydoğulu ve doğulu vatandaşlarımız kendilerini Türk değil, daha çok Kürt hissetmeye başladılar.

Oysa bu tezi savunan araştırmacıların bir kısmı (Fahrettin Kırzıoğlu, Abdulhalûk Çay gibi i), kısmen haklıydılar. Türkmen aşiretlerin bazısı tarih boyunca dilce ve biraz da kültürce Kürtleşmişlerdi. “Karakeçili” gibi adlar, türküleri ve pek çok gelenekleri hâlâ Türktü ama, dillerini kaybetmişler ve kendilerini artık Kürt biliyorlardı (Çaldıran Savşı’na kadar, Doğu ve Güneydoğu Anadolu, Batı haritalarında, “Turcomania” diye geçiyordu).

Ne var ki “aidiyet” (mensubiyet) hissi daha mühimdi. Üstelik bütün Kürtler Türk kökenli de değildiler. İranlılar gibi bir Aryen kolu vaktiyle Asurîlerle vs. karışarak doğan dolikosefal-esmer bir soydan geliyorlardı.

1975’te Millî Eğitim Bakanlığının Yaykur Açık Öğretimi’ni kurduğumda, Batman’da “Petrol Ara Personeli yetiştirecek bir okul açmış, Türkiye’nin her köşesinden oraya öğrenci yollamıştım. Yasadışı militan bir grup, Kürt kökenli olmayanları dövmüş, yaralamış, okula sokmamışlardı. Galiba Hulusi isimli (ve solcu) bir müfettişimi oraya yolladım; verdiği raporla hepimiz şok geçirdik. Özellikle Kürt öğrencilere dağıtılan broşür dikkat çekiciydi. Bir sahifesi Kürtçe., bir sahifesi (Kürtçeyi okuyamayan Kürt çocuklar için) Türkçe olarak basılan kitapçıkta, “Ey Kürt çocuğu, devlet seni Türk soylu olduğuna inandırmaya çalışıyor. Sakın inanma! Bu soykırımdır. Kürt oğlu Kürt olduğunu unutma!”* yazılıydı.

Demek ki bu “Kürtler de Türktür” çözümü iflâs etmişti. Zaten dünyada 1970’lerden beri “Etnisite” (dar milliyetçilik-bölücülük) akımı, önceki “Cumhuriyet” sonraki “Marksizm” cereyanları gibi dünyanın her yerinde (İspanya, İrlanda, Seylan, Timor adaları… vb patlak vermeye başlamıştı. Bizimkini büsbütün ateşledi.

ZORLU ÇÖZÜM DENEMESİ

İkinci çözüm “Askerî Hareket” oldu. Kürtçülük Anadolu’da, PKK bayrağı altında, tam bir isyan, terör ve bölücülük hâlini almıştı. Hoşgörü ve yumuşaklık bu hareketleri daha şımartmıştı; ordunun harekete geçmesi zaruriydi. 20-25 yıl süren mücadele sonunda, her iki taraftan da 30-40 bin ölü ve şehit verildikten sonra, Öcalan’ın tutuklanmasıyla bu çözüm işe yaradı (1993) tarihinde, o sırada başbakan olan Tansu Çiller’e, “Türk 2000’ler” Vakfımızda yaptığımız bilgisayarlı (“simülasyon” teknikli) ilerki gelişme ihtimallerini sıralayan bir rapor yolladık. (Şemalı bölümü ilişikte).

Tam “doğru çözüm buymuş” derken, iki ayrı yönden iş yeni bir mecraya döküldü. Bir yanda AB’ye giriş telâşı ve bunu bilen AB’lilerin “Kürtlere daha çok hak tanıyarak başlayan, Kürtçe yayın ve eğitim, Zana Hanımın ve diğer DEP’li suçluların salıverilmeleri dayatmaları (ve boyun eğmeler) APO için de baskılar; diğer yandan da Amerikalıların Irak harekâtı, oradaki Kürtlere ayrıcalı davranışları, gizli PKK’nın orada yuvalanmasına, Türkiye’nin ikazlarına rağmen, göz yummaları, bir “Doğu Kürdistan Devleti” tehlikesinin ufukta iyice belirmesi yeni çözüm aramayı gerekli kıldı. Serbest dolaşan Zana da, Kürt isyancılara, “6 ay sonrası olsun” direktifini verdi.

Sabrı taşan Genelkurmay, gerek bu iç gelişmeye, gerekse Irak’takilere (Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Başbuğ’un “PKK ister burada ister Irak’ta olsun, biz oradayız” uyarısı ve tehdidiyle) “dur, yoksa ateş ederim” sinyali verdi.

Ama bu tekrarlı çözümün, hele şaşkın veya kasıtlı AKP hükûmetiyle ne kadar işe yarayacağı soru işareti. Önümüzdeki aylarda göreceğiz.

Başka çözüm üretenler, Allah’tan çıkıyor. En tutulanı “Kürt bölgelerine refah götürelim, işsizliği azaltalım, yasakların çoğunu kaldıralım, o zaman bölücüleri halk tutmaz” şeklindeki iyimser çözüm tezi. (Oralarda çocuk doğumlarının aile başına 7’yi, 8’i aşmasının ilerisi için anlamı da gözardı edilerek).

Keşke “iyi” sonuç dedikleri gibi çıksa. Tarih ve bugünkü dünyadaki gelişmeler gösteriyor ki yokluktan ziyade, bir bölgenin refaha kavuşması ayrılma heveslerini daha da artırıyor. İskoçlar yıllardır seçimlerde % 1-1.5’ten öteye oy alamazlarken, İskoçya açıklarında denizde bir kaç yıl önce zengin petrol bulunup çıkarılmaya başlanınca, son seçimde ayrılıkçılar % 32 oy topladılar (“servetimizi İngilizlerle paylaşmayalım!” sloganıyla). Yugoslavya’dan ilk ayrılmak isteyen bölge, zengin Slovenya, Çekoslovakya’dan da daha müreffeh olan Çek’ler olmuştur. Allah korusun, bizde de başlayabilir.

GÜÇLÜ OLMA VE 9’LAR

ÇÖZÜMÜ

Peki, çare? Çözüm?

Çözüm, sık sık yazdığım gibi, Türkiye’nin çok güçlü, ileri, zengin, övülen bir ülke hâline gelmesidir. O zaman bakın, Hırvat kökenli Sokullu gibi, bizden olmayanlar bile “biz de sizdeniz” diyeceklerdir. Güç mıknatıs gibi çekecektir. Amerika’nın güneyindeki Puerto-Riko’ya Amerikalılar serbest referandum hakkı tanıyor, her sefer de “Amerika’dan ayrılmak istemeyenler” % 93 gibi çoğunlukla oy veriyorlar. Amerika zayıflasın, görürsünüz!

Peki, nasıl güçlü oluruz? Türk dünyasının birçok konuda birlikte hareketiyle. Şu bizim “9’lar Projesi”. Ama bu yolda ilerlerken de, askerî, siyasî ve ekonomik politikalarla krizlerle başa çıkmaya çalışmalıyız.

KAYNAKLAR

· O sırada Ali Naili Erdem bakandı. Ona, Batman okulunun “Kurtarılmış Bölge” hâline sokulmasına razı olamıyacağım söyledim ve kapatma kararı aldım. Bakan, “aman ara seçimler yaklaştı, biraz bekle” dedi. Emir büyük yerden. Ama az sonra Yaykur’dan istifa ettim ve Tercüman’da olayı (istifamdan önce!) yazdım.

 

- Reklam -

Son Yayınlananlar

- Reklam -