Ana Sayfa 1998-2012 Küreselleşen Dünyada Millet Kalabilme Ülküsü

Küreselleşen Dünyada Millet Kalabilme Ülküsü

Yeni kavram ve anlayışla karşı karşıyayız. Dünya küreselleşiyor. Globalleşiyor. Yeni bir uluslararası anlayışın kapısındayız artık.

- Reklam -

Dünya, milletleri ekonomik anlamda birleştiriyor, küreselleşiyoruz. Yerküre, ülkelerin bütün ekonomik imkânlarını bir amaç etrafında toplayıp müştereken yönlendiriyor sanki.

Sanıyoruz ki ideolojik emperyalizm kaybolup gidiyor. Sanıyoruz ki insanoğlu din, dil, soy, tarih, kültür ve coğrafya gibi değerlerinin yerine insan eliyle üretilen bir şeyi bütün insanlığın emrine verecek. Sanıyoruz ki bütün kültür değerleri birbiri ile karışıp barışacak ve tek bir dünya insanlığı kültürü oluşacak.

Sinsi bir kafa programlamış gibi insanlığı, hatları belli olmayan sınırsız bir birleşmeye taşıyor.

- Reklam -

Oysa bütün sosyolojik neticeler gösteriyor ki bu asla mümkün olm ayacak.

Yüzlerce yıllık İpek Yolu ya da dünyanın başka katlarındaki başka alış veriş yolları, ekonomik anlamda birbiri ile münasebet içinde tutmuş insanları. Medeniyet alıp satmış insanlar, yeni kültürler tanımışlar. En basit anlamda alış veriş dediğimiz bu münasebet en ilkel toplumların bile gerekleri ola gelmiş hep.

Bir şeye dikkatle bakmak zorundayız. Millet olma kavramı nedir acaba? Nedir milleti millet yapan? Ve neden, nedir milletleri küreselleşme kavramı ile yok etmek isteyen isteri?

- Reklam -

Yeni bir dünya isteyebiliriz. Kavgasız, barış dolu. İstemeliyiz. Birbiri ile vuruşmayan, birbirini kıskanmayan, kucaklaşan, yeni bir milletler dayanışması. Kucaklaşması hiç karşılıksız.

Keşke…

Ama asla mümkün değil. Dünya, milletler mücadelesini hep sürdürecek. Farklı kültürler, farklı anlayışlar, yaradılış farklı.

Emperyalizm şekil değiştirecek ama acımasızca sürecek. Öyleyse bize düşen büyük olma, güçlü olma arzusunu hiç kaybetmeden milletimizi asrın en büyüğü, güçlü, en güçlü ve gelişmiş devleti yapmak olmalıdır.

Adaletli bir dünya mı istiyoruz, âmiri biz olalım. Sömürülmesin mi insanoğlu? Öyleyse bunu biz sağlayalım.

Yeniden şekillenen ve geçmişin görkemli günlerine dönme sancısı çeken 300 milyonluk Türk unsuru “âleme nizam verme” iddiasında olursa kıyamet mi kopar?

Amerika’nın binbir millete mensup yeminli halkından bana ne.

Benim Tanrı Dağlarında nefes almış, Hıra Dağlarında merhamet deniziyle yıkanmış milyonlarca karındaşım, soydaşım var.

Millet olmak için yemin etmemiş, millet olarak yaratılmış bir soyun asalet duygularıyla seslenmeliyim, töremle seslenmeliyim.

Medeniyete asla yüz çeviremeyiz. Çünkü o, milletlerin müşterek malıdır. Ama hangi millete mensup olduğumuzu da asla unutmamalıyız.

Zira, dünya milletler mücadelesiyle gelmiş böylece de sürüp gidecektir.

Önümüzdeki çağ, her alanda çalışkan ve millî misyona sahip, töresinden kültüründen hiç taviz vermeyen, medeniyete kucak açan milletlerin mücadelesine sahne olacaktır.

Yeni dünya düzeninde söz söylemeye geliyorum. Soyumun bana bıraktığı erişilmez hoşgörü, insanlık ve adalet mirası ile “âleme nizam vermeye” geliyorum.

Evet böyle demeliyiz.

“Değişecek bir gün köhne tarihin akışı

Dirilecek Kürşad ve Kırk Arkadaşı

Atlarımız Vey Irmağında sulanacak

Güneş doğduğu yerde karşılanacak.”
 

Orkun'dan Seçmeler

- Reklam -