Ana Sayfa 1998-2012 KİM KİMİ KANDIRIYOR?

KİM KİMİ KANDIRIYOR?

Hiçbir dış merkeze borçlu olmayan Türkiye, aradan geçen yıllar sonunda nasıl büyük büyük bir borcun altına girdi? Öyle bir borç ki, anaparayı ödemek bir yana, faizlerini karşılamak bile Türkiye’nin yıllık gelirinin yarısını alıp götürüyor. Bu demektir ki, her Türk vatandaşı, cebindeki paranın yarısını dış finans (veya sömürü) merkezlerinin kasasına aktarıyor. Bu durumda, bir ülke nasıl birikim sağlayabilir ve gerekli yatırımlarını nasıl yapabilir? Düşünelim ki, GAP denilen dev yatırım böyle sıkıntılı borçlar olmasa kaç kere bitirilebilirdi.

- Reklam -

Açıkça görülüyor ki, Türkiye fena halde sömürülmektedir. Yeni sömürgecilik de işte tam böyle bir şeydir.

Konuyu fertler planında ele alırsak, tehlikeyi daha iyi anlarız. Borçlu bir adamı tasavvur edin: Böyle birinin başı dik, alnı açık olabilir mi? Borcunu bir türlü kapatamayıp faizlerle uzatarak idare ederse, alacaklının karşısında dik durabilir mi? Borçlu olduğu adamın olur olmaz isteklerini hoşnutlukla karşılamak, katiyen itiraz edememek, her ş rta boyun eğmek zorunda kalmaz mı?

Ülkeler de böyledir. Borçlu ülkeler dış politikalarını kendi çıkarları doğrultusunda değil, borçlu olduğu merkezlerin talimatları çerçevesinde ayarlamak zorundadır. Bunun dışına çıkmak istediği takdirde ağır yaptırımlara, dış baskılara, içerde karışıklıklara maruz kalması işten bile değildir. Türkiye şimdi böyle bir durumda bulunmaktadır.

Avrupa’nın PKK belasını özgürlük savaşı filan görmesi tamamen aldatmacadır. Avrupa, bu terör örgütünü, Türkiye’yi baskı altında tutmak amacıyla kullanmaktadır. ABD’nin bir taraftan PKK’yı terör örgütleri listesine alırken ve Türkiye ile ortaklaşa harekâta ışık yakmış görünürken alttan alta Kuzey Irak dağlarına adam gönderip oradaki terör yuvalarıyla temas kurması, ABD kaynaklı silahların teröristlerin elinde dolaşması başka nasıl izah edilebilir?

Güzel memleketimizin belini büken sadece dış sömürgeciler değil. İçerdeki yolsuzluklar da büyük bir yıkımı getiriyor. Çıkar merkezlerinin birbirleriyle mücadeleleri ve bu mücadeleler sırasında iktidarları kullanmaları artık alışılmış bir durumdur. Yazılı, sözlü ve görüntülü iletişim organları da ekonomik çıkarların aleti haline getirilmiştir. Medyanın büyük patronları, aynı zamanda ekonomik yatırımların da büyük patronu durumundadır. Böyle olunca da, ellerindeki basın yayın organlarını insafsızca kullanmaktadırlar. Hükûmetleri tehdit ederek (yani düpedüz şantaj yaparak), rakiplerini hem kamuoyuna hem iktidarlara jurnal ederek işlerini yürütmeye çalışmaktadırlar. Bunun sonucunda büyük soygunlar halktan gizlenmekte, onun bilgi sahibi olması önlenmektedir. Perde arkasındaki gizli oyunlar yıllar sonra meydana çıksa da iş işten geçmiş olmaktadır.

Ekonomik çıkar mücadelelerinde iktidarın başında bulunanların ne işlere kalkıştıkları artık pek de bilinmeyen bir şey değildir. Gizlenemez hale gelen çıkar kavgaları, soygunlar, kayırmalar ortaya dökülünce de, başbakanlık yapanlar kendilerini meclisteki adamlarının oylarıyla aklamayı tercih etmişlerdir. Her vatandaş gibi yargı huzuruna çıkmayı göze alamamışlardır. Bu gibi şahıslar, aradan geçen zamanın insanlara unutkanlık getirmesine güvenerek yeniden politika sahnesine çıkmaktan da kaçınmamaktadır.

- Reklam -

Türkiye’nin belini büken bir başka yolsuz hareket de, her iktidarın kendi yandaşlarını kollaması, bürokratsa onları önemli yerlere yerleştirmesi, iş adamı ise servete boğması çok görülen bir şeydir. Bir iktidar döneminde birden zenginleşen, servetine servet katan iş adamları son dönemde daha da sık görülmektedir. Bu demektir ki, birtakım kimselere hazineden aktarım yapılmaktadır. Yani, dış merkezlere faiz ödemek için her vatandaşın cebine nasıl uzanılıyorsa, birilerini zenginleştirmek için de aynı yol kullanılmaktadır.

Bütün bunların adına ülkeyi yönetmek deniliyorsa, hele hele demokrasi deniliyorsa buna sadece “kandırmaca” adını koymak lâzımdır. Milleti kandırdıklarını sananlar günün birinde hesap vereceklerini de unutmamalıdırlar.

* Kilis 7 Aralık Üniversitesi, Muallim Rıfat Eğitim Fakültesi.
 

Orkun'dan Seçmeler

- Reklam -