KEŞKE

Sultan III. Selîm’in şehâdetiyle sonuçlanan trajik olaylar, II. Mahmûd’a önce hayâtını, sonra da saltanatın kapılarını açınca, ortada Alemdâr Mustafa Paşa’nın adı dolaşmaya başladı.

- Reklam -

Kabakçı Mustafa İsyânı’nın herc ü mercine son veren ve Sultan Mahmûd’un meşruiyet kazanmasında büyük pay sâhibi olan Alemdâr, Rusçuk Âyânı iken birdenbire Osmanlı Devleti’nin tamâmında hüküm-fermâ oluverdi. Hâdiselerin seyrine tesâdüfler de yardım edince, Alemdâr Mustafa Paşa hayâl dahî edemeyeceği bir ikbâl noktasına ulaştı.

Alemdâr Mustafa Paşa’nın Sultan Selîm’le Sultan Mahmûd ’a duyduğu sevgi ve bağlılık, sadr-ı âzamlık günlerinde başka ihtiraslarla gölgelendi. Her türlü işin kendisinde bittiği tarzında bir kuru vehme kapılması, emsâli gibi, onun da hazîn sonunu hazırladı. Cephâneliğe sığınarak infilâkla intihârı birleştiren Alemdâr âkıbetinde, alınacak kamyon dolusu ibret levhası var.

Alemdâr Mustafa Paşa, uzun metrajlı ve ufuk açıcı plân, program yapamayacak kadar, bulunduğu mevkiin adamı değildi. O, pazu ve silâh kuvvetinin sadr-ı âzamlığa taşıdığı, hayli sıradan bir askerdir. Aksi olaydı ve Sultan Mahmûd’un ıslahat galerisine girmeyi başarabilseydi, 1808-1839 arasındaki devlet enstrümanının nâzik telleri kopmadan, konseri tamamalayabilirdi. Atatürk’ün: “Alemdâr’ın cesâreti ile Reşîd Paşa’nın bilgisi tek kişide birleşebilseydi, ben tarihe başka bir hüviyetle gelirdim.” Deyişi, boşuna değildir.

Evet, Alemdâr çok cesur bir insandır. Ne var ki, tek başına cesâret fazla işe yaramıyor. Cesâret meziyetinin; ilim, tecrübe ve irfanla takviye edilmesi lâzım. Devletin zirvesine çıkabilirsiniz ama, “devlet adamı” olamazsınız. İkisi birbirinden farklı şeyler. Alemdâr, sadr-ı âzamlığın da ötelerine demir attı. Lâkin, devlet adamı olamadı.

Alemdâr Mustafa Paşa’nın intihârı, ölümünü dakika hesâbı ile öne almıştır. Zîrâ, ecel celâlîleri, kapıda elleri kılıç ve kabzada, onun üstüne çullanmayı bekliyorlardı. Cephâneliği infilâk ettirmesi, Alemdâr’ın cesâret siciline son madalyayı asmıştır.

Alemdâr, aslında II. Mahmûd’un da bilgisi dâhilinde ortadan kaldırılmıştır. Sultan Mahmûd-ı Sânî, Alemdâr yükünü sırtından atınca, kendisini daha rahat, serbest ve minnetsiz bir hayâtın içinde buldu. Peki, Türk târihinin akışında, Alemdâr için “keşke!” diyen oldu mu?

- Reklam -

 

Orkun'dan Seçmeler

- Reklam -