Ana Sayfa 1998-2012 KAFKASYA İTTİFAKI

KAFKASYA İTTİFAKI

Kafkasya İttifakı diye entelektüel bir söylem, Türk bürokrasisini sarmış gidiyor. Türkiye, Ortadoğu ya da Kafkasya bölgesinde değil de Güney Kutup bölgesinde bir yerde ve bilmedikleri bir coğrafya, tanımadıkları kültürler hakkında, siyasi bir harita üzerinde çizimler yapıp duruyorlar sanki.

- Reklam -

Oysa, yüzyılların kanlı sayfasının kanlı beşiği,

Kurtlar sofrasının tam ortası,

Dünya tarihinin yazıldığı coğrafya…

Akrep dansının tam orta yeri, intikam ateşinin öfkesi Ortadoğu ve Kafkasya.

Gözyaşı ve acının hiç dinmediği, dengelerin kurulup tekrar bozulduğu, küresel ve bölgesel mücadelede “kazan kaybet oyununda” bir prestij sahası ve rövanşların alındığı bir satranç tahtası…

Kafkasya gibi dilsel, dinsel ve etnik açıdan son derece karmaşık bir bölgede ittifak ile özlem duyulan barış istikrarı herkesin umudu ancak ittifak nasıl kurulacak, ülkelerin ikilemleri nasıl aşılacak? O da ayrı bir merak konusu; oluşturulmaya çalışılan bu platformda aktif rol üstlenmeye çalışan Türkiye; ABD, Rusya, AB gibi küresel güç odaklarının yol kavşağında ve politikalarının güzergahı üzerindedir. Batı sistemine dâhil olan Türkiye, Amerika’nın Orta Asya’ya sıçrama tahtası olarak gördüğü Kafkasya bölgesinde, Amerika’sız ya da Amerika’ya rağmen nasıl bir istikrar yakalamaya çalışacak? Ya da bölgeyi tarihsel, coğrafi ve kültürel anlamda arka bahçesi olarak algılayan Rusya’ya ve onun ihtiraslarına nasıl direnebilecek? Bu konular üzerinde kafa yormaya çalışırken diğer yandan, Kafkasya’daki temel kriz bölgelerini göz önüne alırsak, ittifakın geleceği hakkında daha sağlıklı bir analiz yapmış oluruz. Rusya, Gürcistan, Azerbaycan ve Ermenistan arasında toprak ihtilafları olduğu gibi ülkeler içinde de etnik grupların birbirlerine karşı tarihi husumetleri ve düşmanlıkları mevcuttur. Çeçenistan’ın bağımsızlık talebine karşılık Rusya’nın tutumu, potansiyel olarak durgun olsa da Dağıstan bölgesi, Yukarı Karabağ bölgesinden dolayı Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki toprak anlaşmazlığı, Nahçivan Bölgesinin; Ermenistan ve İran ile sınır sorunları yaşaması, yine potansiyel olarak durgunda olsa Taliş ve Lezgi bölgelerindeki sorunlar, Abhazya, Acaristan, Cevahati, Mingrelia, Güney Osetya, Panskiri ve Kodori vadisi sorunları yaşanırken, Rusya’nın Gürcistan ile, Türkiye’nin Ermenistan ile, Azerbaycan’ın yine Ermenistan ile Rusya’nın Batı ile, Batının İran ile sorun yaşadığı ve asırlarca devam eden itişmelerin ve kronikleşen savaşların olduğu bir coğrafyada nasıl bir ittifak kurulacak? Gerçekten merak konusu. Hepsinin öncelikleri ve çıkarları farklı kutuplardayken, bunların tümünü bir araya getirmek ne kadar kolaydır?

- Reklam -

Diğer taraftan NATO zırhı altında Batı bloğu durmaksızın nüfuz alanı ve silahlanma gibi eylemlerle bölgeyi egemenlik altına almaya çalışıyor. Türkiye’nin dahil olduğu bu savunma ittifakına sırtını dönmesi imkansız ötesi gibi görünmekte. Daha da önemlisi dış politikasını batı ekseninde inşa eden Türkiye’nin öncelikle Batıyı göz önünde bulundurmak gibi bir zorunluluğa sahip olduğudur. Batının içinde olmadığı bir oluşumu tanımayacağı zaten malumun ilanı. Türk dış işlerinin bulunduğu konum itibarıyla uzun vadeli politikalar üretmesi kolay değildir. Çünkü bu politikalar çok yönlü çok seçenekli ve bağımsız politikalar olmayı gerektiriyor. Daha işin başında, Amerika gemilerinin geçişi konusunda, Montreux Antlaşması’ndan doğan hakların kullanılması konusunda yaşanan sıkıntılar ortada. İçerde karar erklerinin hem Rusya’yı hem de ABD’yi kızdırmamak için aradığı formüller ve çektiği sıkıntılar göz önündeyken nasıl bir ittifak olacak? Çünkü Kafkasya bölgesinde gelinen nokta artık Türkiye’nin idare-i maslahatçılık namıyla meşhur karakteristik siyaseti izlemesini zorlaştırmıştır.

Bölgede, kadife, turuncu vs. isimlerle kendisini somut bir şekilde hissettiren Amerika ve sonrasındaki gelişmeler, bölgenin nasıl bir kırılganlığa sahip olduğunu gösterdi. Gürcistan ve Azerbaycan’da askeri üsler kurarak Rusya üzerinde caydırıcılık kurmaya çalışan ABD’ye karşı mevcut prestijini korumaya çalışan ve her geçen gün nüfusu azalan Rusya’nın demografik sorunlarını çözüm çabası, Doğu Avrupa ve Baltık ülkelerini nüfuzu altında tutamayıp Batıya kaptırması, Rusya’nın bölgeyi bir prestij ve yaşam alanı olarak görmesine neden olmuştur.

Göç yasasını sözde soykırıma çevirmeye çalışan bir Ermenistan ile nasıl bir zeminde mutabakata varılacağı düşündürücüdür. Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki toprak ihtilafı çözüme kavuşmadığı sürece Kafkaslarda istikrarın sağlanması mümkün değildir. Bununla birlikte Türkiye Açısından çok önemli bir noktada bulunan ve Orta Asya’ya açılan tek kapı konumundaki Gürcistan’ın toprak bütünlüğünün muhafazası önemlidir. Türkiye- İran konusunda iki ülke arasında çok boyutlu bir işbirliğinden bahsetmek şimdilik mümkün gözükmemektedir. Çünkü iki ülkenin rejim, bölgesel politika ve küresel konumlarının farklılığı böyle bir işbirliğini zor kılmaktadır. Türkiye ile Ermenistan arasındaki ilişkiler Karabağ sorunu çözümlenmedikçe veya Azerbaycan’ın, Ermenistan ile ilişkilerini düzeltmedikçe normalleşemez. Karabağ sorunu bir engel olmaktan çıksa bile Ermenistan’ın tarihi algılamaları Türkiye ile Ermenistan arasında tam olarak karşılıklı güven ortamının oluşmasını engelleyecektir.

Geçmişte olduğu gibi bu gün ve yarın da jeopolitik ve jeostratejik önemini kaybetmeyecek olan Kafkasya; üzerinde oynanan güç mücadeleleri yüzünden kendi iç dinamiklerinin gereği olarak her zaman için belirsizliğe, istikrarsızlığa ve etnik çatışmalara gebedir. Bölgeden el çekmemek için; başta Amerika olmak üzere Batılı ülkeler ve Rusya her türlü siyasi, ekonomik ve askeri hamlelerini gerçekleştirmekten geri durmayacaktır.

Bölgedeki ikilemlere ve çıkar çatışmalarına rağmen, Türkiye’nin Kafkas İttifakı Platformu önerisine, bölge ülkelerinin sıcak bakması manidardır. Bununla beraber ittifakın oluşturulması için kimsenin herhangi bir adım atmaması ve ittifakın sadece söylem düzeyinde kalması ittifakın geleceği hakkında ipuçları vermekle beraber henüz ABD’nin net bir tavır ortaya koymadığı görülmektedir. Bütün bunlardan sonra Amerikanın, Montreux Antlaşması’nın maddelerini hukuki bir zemine oturtup yardım gemilerini! Karadeniz’de yirmi bir gün tutup tekrar yerine yenilerini göndermesi izleyeceği strateji hakkında az da olsa fikir vermektedir. Ayrıca bu önerinin üzerinden belli bir süre geçmesine rağmen henüz Rusya ve Gürcistan arasındaki gerginlik tamamen sona ermedi ve Ukrayna’da hükümette yaşanan çatırdama ve Batılı devletlerin de nasıl bir tutum sergileyecekleri konusunda açık işaretlerinin görülmediği bir ortamda ortaya atılan bu ittifak fikrinin, hayata geçme şansı ciddi tereddütler yaratıyor.

- Reklam -

 

Orkun'dan Seçmeler

- Reklam -