Ana Sayfa 1998-2012 İhanetin Son Perdesi (IV)

İhanetin Son Perdesi (IV)

MALTA FİYASKOSU

- Reklam -

İçimizdeki Ermeniperestler ve Ermeni dönmeleriyle, yurt dışındaki Ermeni lobilerinin soykırımının delili olarak gösterdikleri karar, işte anlatageldiğimiz bu mahkemeden verilmiştir. Ama bu mahkemelerin sipariş üzerine verdikleri hüküm hiçbir zaman, hiçbir tarafsız kişi ve kurum tarafından ciddîye alınmamıştır. Bu konuda ciddîye alınması gereken tek mahkeme, kurulamadan dağılan Malta Mahkemesi’dir.

İstanbul’un işgalinden sonra İngilizler, savaş suçlusu olarak kabul ettikleri İttihat Terakki Partisi’ne mensup asker ve sivil Türk milliyetçileriyle, İttihat Terakki hükûmetleri döneminde üst düzey devlet memuru olarak görev yapmış bürokratları toplayıp, Bekirağa Bölüğü denen hasiphaneye doldururlar. Amaç, Türk İstiklâl Hareketini lidersiz bırakmaktır. Türkiye’ye istedikleri biçimi vereceklerini düşünürler. Fakat gerekçe başka türlü açıklanır:

– Ermeni kırımının hesabını sormak.

İngilizler, Fransızlar ve Amerikalılar ayrı ayrı listeler hazırlarlar. Savaş sırasında ve hattâ savaştan önce hangi Türk yetkisilis, bu devletlerin çıkarlarına aykırı hareket ettiyse, bir bahane ile içeri atılır. Meselâ, Şükrü Bey, 1916-1917 yıllarında Maarif Nazırı iken, yabancı okullara zarar verdiği iddiasıyla, Seyfi Bey, Harbiye Nezaretinde istihbarat şefi iken esirleri ziyaret etmek isteyen Amerikan elçiliğinin mensuplarını önemsemediği gerekçesiyle tutuklanır64.

Tutuklamalar, halkın tepkisini çekmemek için hükûmet kuvvetleri tarafından yapılmaktadır ama emri veren işgal kuvvetleridir.

İstanbul’daki İngiliz Yüksek Komiseri Amiral Calthorpe, 31 Ocak 1919’da, İngiliz Dışişleri Bakanlığı’na şöyle bir telgraf çeker:

- Reklam -

– Tutuklanmaları için Dahiliye Nazırına yeni bazı isimler vermeyi tasarlıyorum.

Amiral Calthorpe’un 31 Mart 1919 tarihli telgrafı ise şudur:

– Yeni hükûmet takdir edilecek bir enerji ile yeni tutuklamalar yapmaya başladı. Dün 20’nin üstünde tutuklama oldu. Aralarında eski Sadrazam Sait Halim ve vekilleri de var. Fransızların listesindekilerin çoğu tutuklandı!65

Tutuklananlar arasında Sait Halim Paşadan başka eski Nafia Nazırı Abbas Halim Paşa, İttihat Terakki Umumî Kâtibi ve Burdur Mebusu Mithat Şükrü Bleda, Meclis-i Mebusan Reisi Hacı Âdil Bey, 5. Ordu Komutanlarından Mahmut Kâmil Paşa, Akdağmadeni Mebusu Ziya Gökalp, eski Adliye ve Hariciye Nazırı Halil Menteşe, eski İaşe Nazırı Kemal Bey, eski Nafia Nazırı Ali Müfit Bey, eski Maarif Nazırı Ali Şükrü Bey, eski Afyonkarahisar Mebusu Ahmet Ağaoğlu, 6. Ordu Komutanı Ali İhsan Paşa ve diğerleri de vardı.

Valilerden, kaymakamlardan, mebuslardan çeşitli rütbelerden askerlerden, gazetecilerden oluşan yeni listelerle Ermeni kırımından dolayı suçlanan Türk sayısı 240’a kadar çıkarılır.

- Reklam -

Tutuklu listesi, özellikle Ermeni tehcirinin yapıldığı illerin askerî ve sivil yetkilileriyle, Bakanlar Kurulu üyelerini ihtiva etmektedir. İşgal kuvvetleri, bu adamları mahkûm etmek için birer de şahit ayarlamıştır. Meselâ İttihat ve Terakki Reisi Abdülkadir Paşa hakkında Halepli katolik Ermeni Dr. Fardjalian, Ankara Savcısı Ali Nazmi aleyhine Aram Forbikyan ile Agop Terzi, Adana Gezici Hükûmet Tabibi Dr. Mehmet Âsaf hakkında Sisak Nalbantyan ile Azniv Sayatyan şahitlik edecektir. Aram Forbikyan’la Agop Terzi, eski Kırşehir Komutanı Binbaşı Burhanettin’le Kırşehir eski Mutasarrıfı Hilmi ve Prof. Kâzım Beyler aleyhinde de şahitlik yapacaktır.

İşgal kuvvetlerinin hesabına göre eski Van Valisi Cevdet Beyi, Amerikalıların, eski Harput Mebusu Dr. Hacı Mehmet Efendiyi, Amerikan misyoneri Mr. Riggs, Erzincan Mebusu Hacı Tahir Paşanın oğlu Halit Beyi Ermeni Patrikhanesi, eski örfî İdare Mahkemesi Reisi İhsan Beyi Staylianos Papodopulas ile George Maurudis, İttihat Terakki ileri gelenlerinden Oğuz Cemal Beyi, Ermeni Patrikhanesi Katibi Garabetyan, eski Samsun Askerî Valisi Rafet veya Rıfat Paşayı, Staylianos Papodopulos’la Yorghias Maurudes, Harput Valisi Sabit Beyi Amerikan misyoneri Mr. Riggis’in66 ifadesi mahkûm ettirecektir.

Bu liste, sanığı ve şahidiyle uzayıp gider.

Ermeni kırımıyla suçlanan 144 sanık esir muamelesine tabi tutularak Malta Adası’na götürülür.

Bu arada İngilizler, Türk arşivlerinde, kendi arşivlerinde ve Fransız arşivlerinde Ermeni kırımını ispatlayacak belge aramakla meşgullerdir.

İngiliz Yüksek Komiserliğinin Osmanlı arşivlerine girmiş olduğunu biliyoruz. Çünkü, Salâhi Sonyel, İngiliz arşivlerinde çalışmalar yaparken, Osmanlı arşivlerinden aparılmış belgelere rastlamıştır!

İngilizler, işgalleri altındaki İstanbul’da Osmanlı arşivlerini didik didik aramalarına rağmen Ermeni kırımından dolayı Türkiye’yi suçlayacak bir tek belge dahi bulamazlar.

Türk-Ermeni çatışmalarının yoğun olarak yaşandığı bölgelerdeki İngiliz, Amerikan, Fransız konsolokluklarında da aranan belgeler bulunamaz. İngilizler, ellerindeki bütün belgelerin Ermeni Patrikhanesinin kendilerine sunduğu uyduruk raporlardan, hizmetlerine aldıkları Ermenilerin yalanlarından ve başta Sabah olmak üzere azınlık gazetelerinin iftiralarından ibaret olduğunu anlayınca telâşa kapılırlar. Türk başkenti işgalleri altında olduğu, üstelik Damat Ferit Hükûmeti de emirlerinde bulunduğu için istedikleri kapıya girip çıkarlar. Hâlâ İttihatçılardan intikam alma peşindeki Damat Ferit’in adamları da girip çıkar. Fakat bütün dünyayı ayağa kaldıran iddialarına mesnet teşkil edecek bir tek vesika bulamazlar! Bir Ermeninin kılavuzluğunda tehcir edilenlerin toplandığı yer konumundaki Urfa Vilâyet Konağı’nı basıp, ele geçirdikleri67 evraklar arasında da böyle bir emir, talimat vesaire yoktur!

İngiliz Dışişleri Bakanlığı, Londra Konferansı arefesinde, yerli Hristiyanlara zulüm yapmak suçundan yargılanacak Türk sürgünler aleyhinde delil toplanmasını isteyince, İngiliz Yüksek Komiseri Rumbold, yüzünü Amerika’ya çevirir. Amerikan diplomatik temsilcileri ve konsolosluk görevlileri savaş yıllarında Türkiye’yi terk etmedikleri için ellerinde Ermeni soykırımı ile ilgili belgeler olabileceği düşünülür. Osmanlı başkentinde, çeşitli Anadolu şehirlerinde, Londra ve Paris’te, Ermeni Patrikhanesinde ve Türkiye’deki İngiliz temsilciliklerinde aranan umut, artık okyanusun öte yakasındadır. Rumbold, Amerika’dan umutludur. Çünkü Amerika, Türkiye’den gitmiş Ermenilerle doludur. Bu Ermeniler sık sık Türklerin Hristiyanları kestiğine dair iddialarla ortaya çıkmışlardır. Öyleyse bir bildikleri vardır. Ayrıca Türkiye’nin her tarafında, özellikle de Ermenilerin nispeten kalabalık olarak yaşadıkları bölgelerde yıllarca çalışmış olan misyoner örgütlerinin arşivlerinde de işe yarayacak belgeler olmalıdır.

İngiliz hariciyesi bu umutlarla Malta’da bulunan, yani Ermenileri katletmekle suçlanan Türklerin isimlerini Washington’a bildirir. Lord Gürzon, İngiltere’nin Washinton Büyükelçisi Sir A. Geddes’e bir telgraf çekerek Amerikan Hükûmetinin elinde kovuşturmaya yarayacak deliller bulunup bulunmadığının öğrenilmesini ister68.

Gürzon’un 31 Mart 1921 tarihli telgrafına Büyükelçi Geddez, 31 Temmuz’da şu cevabı verir:

– Ermeni kırımından dolayı yargalanmak üzere Malta’da tutuklu bulunan Türklerle ilgili olarak çalışma arkadaşlarımdan biri dün Amerikan Dışişleri Bakanlığına gitti. Son savaşta Ermenistan’da yapılan (Doğu Anadolu demek istiyor) zulümlerle ilgili Amerikan konsoloslarının raporlarını incelemesine müsaade edildi. Üzülerek azredeyim ki, bu belgelerin içinde yargılanmak üzere Malta’da tutuklu bulunan Türkler aleylinde delil olarak kullanılacak hiçbir şey yoktur69.

Sonunda Malta’da tutuklu bulunan Türkleri yargılayamayacaklarını anlarlar. İddianâme bile yazılamaz.

Jaeshke, bu durumu şöyle özetler:

Bir dağın doğumu beklenirken gülünç bir fare doğdu. Horatius’un bu mısraı Türk harp suçlularıın takibi için yazılabilir70.

ERMENİ İDDİALARININ ÇÖKÜŞÜ

Bu cevap, Ermeni iddialarının çöküşü demektir. Onların âleti hâline gelenler, bütün dünyanın önünde mahçup oldular. Fakat Aleksandre Powel’in isabetle belirttiği gibi, mağlup ve parçalanmış bir milletin yeniden ortaya çıkışından üzüntü duyulduğu için71 Türkiye aleyhtarı propaganda savaştan sonra da devam etti. Bir süre Türkiye’de bulunan ve hattâ 1922’de Sultan Vahideddin’le Yıldız Köşkü’nde görüşen Aleksandre Powel, vahşet olaylarının abartıldığını, hattâ bir kısmının da hiç vuku bulmadığını ifade ettikten sonra diyor ki:

– Amerikan Yardım Teşkilâtı temsilcilerinden biri dostlarına açıkça Amerika’ya sadece Türk aleyhtarı haberler gönderebildiğini, çünkü bu gibi haberlerin para getirdiğini söylemiştir72.

Para kazanmak için uydurulan Türk aleyhtarı haberlerin, sadece engin halk kitlelerini değil, üst düzey devlet görevlileri ve askerleri bile etkilediğini biliyoruz. Doğu Akdeniz’deki ABD Deniz Kuvvetleri Komutanı iken 12 Ağustos 1919’da Yüksek Komiserliğe atanan Amiral Mark Bristol’un Harp Günlüğü’ne düştüğü 23 Aralık 1920 tarihli not, bunun en çarpıcı örneğidir.

Mark Bristol diyor ki:

– Çok yazıktır ki, Birleşik Devletler’de halkımızın, Ermeni halkının karakteri ve Ermeni memleketi diye bir şeyin bulunmadığına dair gerçek ve doğru bir fikri yoktur!73.

Ermeni meselesini incelemek için Amerika tarafından resmî görevli olarak Türkiye’ye gönderilen General Harbord da aynı aldatılmışlık duygusu içindedir. General, araştırmalarının sonucunu şu sitemkâr ifadelerle açıklar:

– Herhâlde hiçbir araştırma grubu bu işe bizim gibi başlamamıştır. Yola çıkarken gerçekten bir Ermenistan ve katliamlar göreceğimizi sanmıştık!74

İngiliz arşivlerinde “Harbord Raporu”ndan kaydıyla saklanan 10 Ekim 1919 tarihli bir gizli belgede ise şu satırlar okunmaktadır:

– Üç ay önce Ermenilerin bir tek adam kalmayıncaya kadar kesildiğini duymuştuk, halbuki duyduklarımızın hiçbiri doğru değildi. Zaten ben bu katliamı her zaman şüphe ile karşılamıştım. Fransızlar, Türkleri mandaları altına almak istiyorlardı. Bunun için de dünyanın şüphesini Türklerin üstüne çekmek gerekirdi75.

Almanya’nın Amerika nezdindeki büyükelçisi Kont Bernstorff’un Ermeni iddialarının palavradan ibaret olduğuna dair beyanı daha eski tarihlidir. Büyükelçi, 6 Haziran 1915’te Rene Pinon’un notlarına atfen Washington’da Wolff Ajansı’na yaptığı açıklamada diyor ki:

– Ermenilere yapıldığı iddia edilen bütün bu mezalim hikâyeleri tamamen uydurulmuş şeylerdir. Ermenilerin öldürüldüğü veya onlara işkence yapıldığı hakkındaki haberler baştan aşağıya asılsızdır76.

DİPNOTLARI

64. Bilal N. Şimşir, Malta Sürgünleri, İstanbul, 1976, s. 85.

65. Kamuran Gürün, Ermeni Dosyası, Ankara, 1988, s. 315.

66. Bilal Şimşir, age, s.81-82-83.

67. Bilal Şimşir, age, s.274.

68. Kamuran Gürün, age, s. 318.

69. Bilal Şimşir, age, s.231.

70. Gotthard Jaeshke, Kurtuluş Savaşı ile ilgili İngiliz Belgeleri, Ankara, 1971. s.172.

71. Kamuran Gürün, age, s. 64.

72. Kamuran Gürün, age, s.65.

73. Ercüment Kuran, Amiral Bristol Raporu ve ABD’de Türk Aleyhtarı Ermeni Propagandasının Tarihçesi, YTD, sayı:37, Ankara, 2001, s.485.

74. Seçil Akgün, General Harbord’un Gezisi ve Ermeni Meselesine Dair Raporu, (Kurtuluş Savaşı başlangıcında), İstanbul, 1981, s.69.

75. Erol Ulubelen, İngiliz Gizli Belgelerinde Türkiye, İstanbul, 1967, s.212.

76. Belgelerle Ermeni Sorunu, Ankara, 1983, s.263.
 

Orkun'dan Seçmeler

- Reklam -