Ana Sayfa 1998-2012 GEÇMİŞTE BU AY

GEÇMİŞTE BU AY

ATSIZ MECMUA YAYIN HAYATINA GİRDİ

- Reklam -

Ziya Gökalp’ın ölümünü takip eden yıllarda –Türk Yurdu’nun dışında- “Türkçü” etiketi ile yayınlanan bir dergi görülmedi. Türkiyat Enstitüsü’nde Fuat Köprülü’nün asistanı olan H. Nihâl (Atsız) Bey’in hükûmet desteği olmadan 15 Mayıs 1931’de yayınlamaya başladığı Atsız Mecmua bu bakımdan bir “ilk” sayılmaktadır.

Hüseyin Nihâl Bey, Atsız Mecmua’da “Bütün Türkler bir devlet hâlinde, bir bayrak altında toplanacaklardır” diye yazıyordu. Bütün Türkler bir ırktan (Altay veya Turan ırkı) olup hangi şart altında olursa olsun geleneklerini unutmamalıydılar. Atsız Mecmua’nın yazarları arasında Abdülkadir (İnan), A. Zeki Ve elidî (Togan), Sabahattin Ali, Şakir Ziya, Nihad Sâmi (Banarlı) ve Orhan Şaik (Gökyay) bulunuyordu.

Hüseyin Nihâl Bey, ilk sayısında Atsız Mecmua’nın amacını belirtirken şöyle diyordu: “Türk tarihi son asırlarda öksüz ve mütehassir kaldığı bir Türk dâhisine kavuştu ve onu ölmez bir şahsiyet olarak sinesine aldı. Türk’ün tunç iradesini temsil eden bir deha doğdu.” Atsız’ın Atatürk hakkındaki böylesine olumlu düşünceleri zaman içinde değişime uğrayacaktır. Bu değişime yol açan olaylar zinciri şöyle gelişmiştir: Zeki Velidî Bey’in Tarih Kongresi’nde ileri sürülen tezlerin bir kısmına itirazı üzerine söz alan Dr. Reşit Galip “Zeki Velidî Bey’in Darülfünûn’daki kürsüsü önünde talebe olarak bulunmadığıma çok şükrediyorum… Türkiye Cumhuriyeti Darülfünûnu’nun kürsüsü bu kadar hafif malûmat ve bu kadar sakim metotlarla işgal edilecek bir kıymetsiz mevki değildir” demişti. Bir tıp doktorunun dünyaca ünlü bir tarih bilginine yaptığı bu saldırı üzerine, Atsız, birkaç arkadaşı ile birlikte Reşit Galip’e bir telgraf çekerek Zeki Velidî’nin talebesi olmaktan iftihar duyduklarını bildirdi. Bunun üzerine, fakülte dekanı Mehmed Fuat Bey’e, onu asistanlıktan çıkarması için baskı yapıldı. Fuat Bey bu talebi yerine getirmedi ama bir süre sonra dekanlıktan ayrıldı. Tam o sırada Reşit Galip de Millî Eğitim Bakanı oldu. Fakülte dekanlığına ise Ali Muzaffer Bey getirildi. Bu gelişme genç asistanın fakültedeki sonunu hazırlamak için yeterliydi. Atsız Mecmua’nın 17. sayısındaki H. Nihâl imzalı “Darülfünûnun kara, daha doğrusu yüz kızartacak listesi” başlıklı yazı bardağı taşıran son damla oldu. O dönemde üniversiteler Millî Eğitim Bakanlığı’na bağlıydı. Yeni bakan ise, kendisine çekilen telgrafı unutmamıştı.“ Atsız Mecmua’nın 1 Ekim 1932’de 80 sayfa olarak yayınlanan 17. sayısının sonunda Atsız’ın “Yolların Sonu” şiiri, onun altında da “Bitti” kelimesi yer almıştı. Dergi hükûmet kararıyla kapatıldı. Birkaç ay sonra da Hüseyin Nihâl Bey’in üniversitedeki görevine son verildi (13 Mart 1933)

 

- Reklam -
- Reklam -

Orkun'dan Seçmeler

- Reklam -