Ana Sayfa 1998-2012 Ermeniler: Son Cezayir Dramını Yaratanlar

Ermeniler: Son Cezayir Dramını Yaratanlar

Cezayir’de kurumları ile devlet var iken; demokrasi denemesinde dıştan müdahale ile hizipleşmeler doğmuş ve kaos meydana gelmiştir.

- Reklam -

İslâm, en geniş halk desteğinde olmakla beraber din devleti gibi yanlış bir yola itme istidadı yoktur. Çünkü kurumlar eski ve köklüdür. Demokrasi kültürü oluşma aşamasındadır. İkinci İran olması mümkün değildir. Çünkü Avrupa-Batı kültürü, İslâmla uyuşumlu hâle bürünmüştür…

Cezayir’de şia, yoktur, İslâm dışı (Ruhullah-Ayetullah, İmamullah-Halifetullah) gibi Şia’nın icad ettiği; (Ruhban) otoriter “zümre” de yoktur.

Son aylarda, dış süper güçlerin kışkırttığı; “Görünüşte Fransız”, kendilerine sorun; “Ermeniyiz” diyen ve para ile her gücün satın alabildiği bir azınlık grup; bütün katliâmların arkasındadır, teşvikçi ve iştirakçisidir. Bunların en büyük kozu ve oyunlarının ana gayesi; efendilerinin isteklerini yerine getirmektir. Bu Amerika için başka, Fransa için başkadır…

- Reklam -

Son Ermeni oyununda, dış güçler Türkleri hedef almışlar ve soykırım yaptılar diye; Ermenileri, Türklerin yok etmek istediklerini yaymışlardır.

Gerçekte ise; 93 Harbinde doğudan, muharebe alanında seyrekleştirme operasyonu olarak, Türkler ve Ermeniler karışık, muhacir edilerek, batıya nakledilmişlerdir. Asla katliâm yoktur. Ancak “Hamidiye Alayları” bakiyesi olan bu kuvvetler (esasında Kürt unsurlardır.) bu tehcir hareketinde (bunlar muhacir kafilelerinde görevli muhafızlardır) katliâmı usulsüz olarak (b u Kürtler) yapmışlardır. Çünkü kurda kuzu teslim edilmiştir. Toplu mezarlar incelendiğinde görülmektedir ki; yarısı Türk, yarısı da Ermenidir.

ooo

- Reklam -

Kürdün bu Ermeni kıyımını unutanlar, bunu Türk’e mâl etme çalışmasındadır. Fransızlar, Güneydoğuyu işgallerinde de birçok kışkırtmalar yapmışlardır. Fakat asla Türklerle Ermeniler birbirlerini kırmamıştır. Şimdi de Fransızlarla İslâm arasında bir mesele yokken; Ermeni olduklarını söyleyenler Müslüman bir grup imiş gibi davranarak Cezayir’in içini karıştırmaktadırlar.

20 yıl kadar önce, “Özel likit tankeri-gemi” sahibi Ermeni bir zat Antalya’da firmamıza başvuruda bulundu. Burdur Şeker Fabrikasından, şeker yapım artığı bal gibi madde olan MELAS’dan satın aldığını, Lübnan’a taşıyacağını bildirdi ve firmamızı acente tayin etti. Beyrut’ta tıbbî alkol ve ekmek mayası fabrikası için alınan bu melaslar için dört sefer yaptılar.

Bu meyanda dost olduk. Ticaret Odası restoranında bir akşam yemekte, fasıl heyeti çalmaya başladı. 75 yaşlarında gayet güzel Türkçe konuşan Bay ANTRANİK GURBIDJIAN, bu esnada çok duygulandı, ağlamaya başladı. Sorunca; “Beyim bu bizim musikimizdir, çok severim, maziyi hatırladım” diyor ve anlatıyordu: “Kendisi 15 yaşında iken Beyrut’a göçmüş olan ailesi, orada yerleşmiş. Bir çok kez Türkiye’ye gelmiş. “Bizim kızlarımızı paşalar, nazırlar alırdı, bize kimse Ermeni demezdi. Sadık vatandaş (milleti sadıka) idi bizim adımız, akraba, kardeş olmuştuk Türklerle. Aramızda hiç problem yoktu. Ruslar ve nesebi belirsiz sahte Ermeni olan Fransızlar, hep olaylar yaratıp kışkırtmalar yaptılar.”

Minimaks ve araröz fabrikası da olan bu zat, Kraliçe Elizabet’in Başkanı olduğu Dünya Yangın Söndürme Teşkilâtında 2. başkan idi. Hava Kuvvetlerine, Yeşilköy ve Esenboğa personeline birçok seminerler ve tatbikatlar yaptırmıştı. Elinde geniş bir albümü vardı.

Paris’te düşen Türk uçağı için verdiği müsbet raporla büyük tazminat alınmasını sağlayan bu zat, tam bir Türk dostu idi. Gerçekçi idi.

Şöyle diyordu; “Türkiye nüfusunda “nesebi belirsiz” sayısı bir rakam tutmaz. Ama Fransa’da Marie Antoinet zamanında, film-romanlardan bilirsiniz, burjuva, güzel metreslerini, çıplak balolarda teşhir ile övünürlerdi.” İşte onlardan üreyen nüfusta pek çok olan bu gibiler; Hınçak-Taşnak gibi teşkilâtlar kurarak, para karşılığı Ermenicilik oyunları oynayarak; Türk düşmanlığını yaymışlardır… Aslında Türk’ün düşmanı Rustur, Rumdur.” diye çok uzun olaylar anlatıyordu.

Şimdi de Cezayir’de bu sahte Ermeniler, Müslüman görünen bir grup oluşturup, gerçek Müslümanları bile karşı karşıya getirecek kadar haince oyunlar oynamaktadırlar. Dünya kamuoyunu bu konuda uyandırmak gereklidir diyoruz.

Amerika ve Fransa’da olanlar karşısında; “Anti Propaganda”, “İntikam” gibi; yüzeyde hafif hareketler yerine, tarih ve bilim açısından, ortaya koyacağımız-itiraz edilemez- bir “TEZ” sahibi olmalıyız! Sürekli çalışan ciddî bir organ oluşturmalıyız!

Diplomasi yolu ile, medya yolu ile, kitap, broşür, film gibi genel duyuru malzemeleri ile TEZ’imizi inandırıcı olarak ortaya koymalıyız. Millî Eğitim ve Turizm Bakanlıkları da en etkin şekilde çalışmalara katılmalı. konuyu sadece Dış İşleri Bakanlığının üzerinde bırakmamalıdır.

Fransa gibi bazı devletler, kendi iç politikalarında, yerleşik azınlık Ermenileri veya Ermeni geçinenleri “LOBİ” şeklinde para ile toplayarak bir güç yapmışlardır.

İyi istihbarat yapılırsa; bu “LOBİ”leri etkili olarak yönetenlerin “MAFİA” gibi çalıştıkları ve büyük paralar kazandıkları tesbit edilebilir. Bu Amerika seçimlerinde açık olarak görüldü.

Son olarak da FRANSA yaklaşan seçimlerinde bu “KOZ”u kullanma yoluna girdi.

Çıkardığı yasanın Fransa’ya, millet ve devlet olarak sağlayacağı müsbet hiçbir şey yoktur.

Konu sadece; seçimde kışkırttığı “Lobi”lerin etkili oluşudur. Çok büyük paralar dönmüştür. En önemlisi; MAFİA metotları ile TEHDİT silâhının kullanılmasıdır.

Bu sözde Ermeni meselesine inanmayan, samimî bir tek parlâmenter veya medya mensubu dahi, çıkıp aleyhte konuşamıyor…

Konuşamaz!

Çünkü konuşturulmaz!

Tehdit edilir.

Biz millet ve devlet olarak güçlüyüz.

Çünkü; gerçek, en büyük güçtür. O hâlde bütün dünyaya duyurmalıyız. Olay sonrası feryat olarak değil; sistemli ve ciddî olarak bunu bir millî politika olarak, sürekli kılmalıyız.
 

Orkun'dan Seçmeler

- Reklam -