Ana Sayfa 1998-2012 “Ermeni Meselesi” hakkında

“Ermeni Meselesi” hakkında

- Reklam -

Osmanlı İmparatorluğu’nun son yüzyılında imparatorluğun parçalanmasına yönelik Avrupalı devletlerin girişimlerinde en önemli yeri “Ermeni Meselesi” tutmuştur. Burada yaratılmış “Ermeni Meselesi” üzerinde durulmayacak, tıpkı “Kürt Meselesi”nde olduğu gibi bu durumun on dokuzuncu yüzyıl Avrupası’nın Osmanlı İmparatorluğu üzerindeki emelleri içerisindeki yeri tespit edilmeye çalışılacaktır. On altıncı yüzyılın sonlarından itibaren Osmanlı İmparatorluğu’nda baş gösteren Müslim-gayrimüslim arasındaki başkalaşım yabancı devletler tarafından kışkırtılmaya çalışılmıştı. Özellikle on sekizinci yüzyılın başlarından itibaren Rus Çarı Petro’nun temel politika olarak belirlediği ve Karadeniz’in Kuzeyi’nden Avrupa içlerine ve Akdeniz’e inmeye çalışan Rusya’nın bu emel uğruna Osmanlı İmparatorluğu’nu parçalamak üzere kullandığı Panslavizm imparatorluğa bağlı gayrimüslimleri imparatorluktan kopmaya doğru götürmüştü. Yirminci yüzyıla kadar süren bu politikalar 1920 yılında imzalanan Sevr Antlaşması ile Avrupalı devletlerin istediği gibi sonuçlanmıştı. Ancak Türk Millî Mücadelesi bu hedefleri yerle bir eden en önemli gelişme olarak kendini gösterdi. Lozan Antlaşması’nın imzalanması Türklerin kendi kaderlerini belirlemede kararlılıkları Genç Türkiye Cumhuriyeti’ni ortaya çıkardı. Sevr Antlaşması içerisinde yer alan ve Osmanlı’nın parçalanmasını hedef alan planların Kürtlerle ilgili olan kısmı Orkun Dergisi’nin 95. sayısında yer alan “Irak’ın Kuzeyi’nde Oynanan Oyunlar” adlı makalede ele alınmıştı..İşte bu oyunların Ermenilerle ilgili olan kısmı ve bunun Sevr Antlaşması’na yansıyan yönleri de bu makalenin konusudur. Sevr Antlaşması’nda bu amaca yönelik olarak antlaşmanın Altıncı Kısım’ında “Ermenistan” başlığı ile 88-93. maddeler arasında yer alan hükümler amacın ne olduğunu çok açık bir biçimde ortaya koymaktadır. Antlaşmanın maddeleri şöyledir:

“Altıncı Kısım

Ermenistan

- Reklam -

Madde 88- Türkiye, Ermenistan’ı düvel-i müttefika misillü hür ve müstakil bir devlet olarak tanıdığını be yan eder.

Madde 89- Devlet-i Osmaniye ile Ermenistan ve diğer düvel-i müteakide Erzurum, Trabzon, Van ve Bitlis vilayetlerinde Türkiye ile Ermenistan arasındaki hududun tayini Cemahir-i müttehide-i Amerika Reisicumhurunun hakemliğine havale ve bunun vereceği kararı ve Ermenistan’ın mahrec-i bahriyesine ve mezkûr hududa mücavir Osmanlı arazisi üzerinde tertibat-ı askeriyenin ilgasına müteallik olmak üzere tayin edeceği bilcümle ahkâmını kabul etmeyi kararlaştırmışlardır.

Madde 90- 89 uncu madde mucibince tayin edilecek hudud mezkûr vilayetlerin kısmen ya da tamamen Ermenistan’a terkini müstelzim bulunduğu takdirde Devlet-i Osmaniye, mezkûr karar tarihinden itibaren terk edilen arazi üzerindeki bilcümle hukuk tasaruffatında feragat ettiğini şimdiden beyan eder. İşbu muahedenin Türkiye’den fek edilen araziye tatbik edilecek olan ahkâmı o andan itibaren mezkûr araziye dahi tatbik edilecektir. Ermenistan’ın, taht-ı hâkimiyetine vazedilen arazi itibariyle deruhde edeceği Devlet-i Osmaniye’ye ait taahhüdat-ı maliyenin veyahut iddia edebileceği hukukun nisbet ve nevi işbu muahedenin sekizinci kısmının (mevadd-ı maliye) 241 ve 244 üncü maddelerine tevfikan tayin edilecektir.

İşbu muahede ile hâl ve tesviye edilmemiş bulunan bu mezkûr arazinin intikalinden tevellüd edebilecek olan bilcümle mesail bilâhare diğer mukavelât ile hâl ve tesviye edilecektir.

- Reklam -

Madde 91- 89 uncu maddede musarrah arazinin bir kısmı Ermanistan’a intikâl ettiği takdirde Devlet-i Osmaniye ile Ermenistan arasında mezkûr maddede münderic karara müsteniden tayin edilecek olan hudud-ı arazi üzerinde tatbik etmek üzere mezkûr kararın ittihazından on beş gün sonra suret-i teşekkülü bilâhare tayin edilecek olan tahdid-i hudud komisyonu teşkil edilecektir.

Madde 92- Ermenistan’ın Azerbaycan ve Gürcistan ile olan hududu alâkadar devletler tarafından bilitilâf tayin edilecektir. 89 uncu maddede musarrah karar ittihaz edildikten sonra alâkadar devletler bilitilâf hududlarını tayine muvaffak olamadıkları herhangi bir hâlde işbu hudud düvel-i muazzama-i müttefika tarafından tayin edilecek ve bunun arazi üzerinde tatbikinin icrası kendilerine ait bulunacaktır.

Madde 93- Ermenistan hükûmeti Ermenistan’da ırk, lisan ve din itibarile ahalisinin ekseriyeti haricinde bulunan sekenenin menafiini himaye için başlıca düvel-i müttefikanın lüzum görecekleri ahkâmı ve düvel-i mezkûre ile akdedilecek bir muahedeyi işbu ahkâmın dercine muvafakat etmek suretile kabul eder.

Ermenistan başlıca düvel-i müttefika ile akdedilecek bir muahedenameyi transit-in serbesti-i icrasını temine ve milel-i sairenin ticareti için muhik bir usul tesisine müteallik olmak üzere düvel-i mezkûrenin lüzum görecekleri ahkâmın dercine dahi muvafakat eder.1

Antlaşma’nın ilgili maddelerinden de anlaşılacağı gibi Batılı devletler tarafından kurulması hedeflenen “Büyük Ermenistan”ın sınırları Erzurum, Van Bitlis’i içine almakta ve Trabzon’a kadar uzanmaktadır. Osmanlı İmparatorluğu tarafından bağımsız olarak tanınan Ermenistan’ın Türkiye ile olan sınırlarının belirlenmesi konusunda Amerikan Başkanı’nın hakemliğine başvurulmasına, kurulacak Ermenistan sınırındaki Osmanlı askerî varlığının kaldırılmasına ve Osmanlı’nın bu durumu ve adı geçen topraklardaki haklarından vazgeçtiğini şimdiden kabul ettiğine karar verilmiştir.

Lozan Antlaşması ile hukukî geçerliliğini yitirmiş olunan Sevr Antlaşması’nda kurulması düşünülen ancak gerçekleştirilemeyen “Büyük Ermenistan” hayali bugün farklı yöntemlerle Türk Devletinin önüne her fırsatta çıkarılmaya çalışılmaktadır. Nitekim hâlen farklı devletlerin parlâmentolarından geçirilerek hukukî bir zemin kazandırılmaya çalışılan ve hatta Avrupa Parlâmentosu tarafından da Türkiye’ye kabul etmesi için ön koşul gibi sunulan “Ermeni Soykırımı”nın tanınması kararlarının altında da yatan zihniyet ve amaç, yirminci yüzyılın başlarındaki zihniyet ve amaçla aynîlik göstermektedir. Amaçlananın, soykırımın tanınması ile sınırlı kalmayacağı, asıl hedefin Sözde “soykırım” kararının tanınmasını sağlama ve bundan sonra da toprak talepleri ile hedeflenen “Büyük Ermenistan”ın kurulmasının gerçekleşmesi olduğunun altı çizilmelidir. Dolaysısıyla bugün hukukî olarak herhangi bir geçerliliği bulunmayan ancak buna rağmen Irak Federal Kürdistan Bölgesi Parlâmentosu’nca hazırlanan “Kürdistan Bölgesi Anayasa Taslağı’nda yapıldığı gibi Sevr Antlaşması’na atıfta bulunulması zaten bütün hedefleri gözler önüne sermektedir. Dolayısıyla yapboz oyununda olduğu gibi bütünün parçaları yerine koyuldukça ortaya çıkan sonuç, Türkiye üzerine oynanan oyunları bütün çıplaklığı ile sergilemektir.

Bütün bunlardan anlaşılan odur ki, Avrupalı haçlı zihniyeti Türkleri Anadolu’dan çıkarıp atma, Orta Asya bozkırlarına sürme idealinden henüz kopmuş değildir. Bu amaçla Osmanlı İmparatorluğu’nun parçalanması sırasında gerçekleştirilemeyen hedeflerin hayata geçirilmesi için var güçleri ile çalışmaktadırlar. Bu hedefe giden yolda atılan adımlardan birisi de, Sevr Antlaşması’nın maddelerinde bütün açıklığı ile kendini gösteren, Büyük Ermenistan’ı kurma çabalarıdır. Bu çabaların bugün görünüş biçimi Sözde “Ermeni Soykırımı” ve bunun bütün dünyaya kabul ettirilmesidir. Bu tarihî gerçekler göz ardı edilemez.

Her ne kadar “Sevr Paranoyası” gibi gösterilmeye çalışılsa da tarih biliminin en önemli özeliği yaşanmışlıkların yaşanacak olanlara etkileri bakımından kendini göstermesidir. Nitekim tarih bilimi, uzaklaştıkça önemini ve etkisini yitirmiş gibi gözüken olay veya olguların tekrar hatırlatılması bakımından en önemli görevi üstlenmektedir. Yaşanmışları unutarak ya da hatırlamadan gelecek inşa edilemez. En azından siz unutsanız ya da unutmaya çalışsanız dahi muhatabınızın bunları unutmama ihtimalini hatırdan çıkarmamanız gerekir. Dolayısıyla Türkiye’nin Avrupa serüvenine bu pencereden de bakmanın faydası vardır.

DİPNOTU

1- Nihat Erim, Devletlerarası Hukuk ve Siyasî Antlaşmalar, C. I, (Osmanlı İmparatorluğu Antlaşmaları), Ankara 1953, s. 559-560

 

- Reklam -

Son Yayınlananlar

- Reklam -