Ana Sayfa 1998-2012 Ekonomide Gizli Tehlike: GELİR DAĞILIMINDA DENGESİZLİK

Ekonomide Gizli Tehlike: GELİR DAĞILIMINDA DENGESİZLİK

Bütün iktisat teorileri gelir dağılımı ile ilgilenmiştir. Piyasa ekonomisinde, gelir dağılımı göstergeleri, ülke ekonomisinin durumunu gösteren en önemli beş araçtan biridir. Çağımızda, devletin en önemli görevlerinden birinin, gelir dağılımını düzeltmek olduğu düşünülür. Çünkü gelir dağılımı, ülkede sosyal barışın oluşturulmasında ve devamının sağlanmasında doğrudan etkilidir. Her ne kadar ülkemizde; en fakirlerin en zenginlere bakış açısı ve yaklaşımları son derece olumlu ise de bu durum, temelinde İslam bulunan millî kültürümüzün gücünden kaynaklanmaktadır. Millî kültürümüzün ise zaman içerisinde güç kaybetmekte olduğu endişe ile tâkip edilmektedir. Bu sebeple işbaşındaki kadrolar; bir taraftan millî kültürdeki aşınmaları önlemeye çalışırlarken, diğer taraftan da gelir dağılımındaki dengesizliği gidermekle görevlidirler. Bu görevi îfa etmek için devletin elinde gelir dağılımının fonksiyonunu ve büyüklüğünü etkileyebilecek çok sayıda araç bulunmaktadır. Mâlî olmayan politika araçlarının başlıcaları: istihdam, ücret ve fiyat kontrolleridir. Temel mâliye politikası araçları ise; vergi ve kamu harcamalarıdır

- Reklam -

Gelir dağılımı, bir ekonomide ortaya çıkan gelirin, o ülkede yaşayan insanlar arasında nasıl paylaştırıldığı konusunda bilgi veren ekonomik göstergedir. Ekonomistler gelir dağılımı göstergelerini düzenlerlerken; ‘Gini Katsayısı’ denilen sistemden yararlanırlar.

1900’lü yıllarda yaşayan İtalyan istatistik uzmanı Corrado Gini’nin adı ile anılan Gini katsayısı, millî gelirin nüfus dilimleri arasındaki yüzde dağılımını gösteren ve 0 ile 1 arasında değişen bir rakamdır. Katsayı 1’e yaklaştıkça, ülkedeki gelir dağılımında eşitsizlik artmakta, sıfıra yaklaştıkça eşitlik sağlanmaktadır.

Örnek: Bir ülkede; bir yıl içinde elde edilen millî gelirin % 20’si, nüfusun % 20’si tarafından paylaşıyorsa Gini Katsayısı 0’dır. Bu durum, mutlak eşitliğin varlığını gösterir. Dünyada mutlak eşitliğin sağlanabildiği bir ülke yoktur. Bütün gelirin bir kişiye ait olması hâlinde ise katsayı 1’dir. Katsayının 1 olması, gelir dağılımında mutlak eşitsizlik anlamına gelmektedir.

‘İktisâdî İşbirliği ve Gelişme Teşkilatı’ olarak da an ılan Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Teşkilatı – Organisation for Economic Cooperation and Development (OECD) (1) tarafından hazırlanan rapora göre Türkiye; Avrupa Birliği (AB) ülkeleri ile AB’ye aday diğer ülkeler arasında, % 46.2’lik Gini Katsayısı ile, gelir dağılımının en âdâletsiz olduğu ülkedir.

Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE) tarafından açıklanan gelir dağılımı verilerine göre de Türkiye’de en fakir % 20’lik dilim, toplam gelirden % 6, en zengin % 20’lik dilim ise, % 48.3 oranında pay alıyor. En fakir ile en zengin arasında 8.05 kat fark vardır.

- Reklam -

Bir ülkede; çalışan bütün insanlar hayatları boyunca üretim sürecine emek, sermaye veya servetleriyle katılarak yeterli bir gelir sağlamak durumunda olmayabilirler. Hastalık, sakatlık, yaşlılık, işsizlik gibi sebeplerle yeterli bir gelir elde edilemeyebilir ve yeterli servet stoklarına sâhip olmayabilir. Bu sebeple devlet, kendi kusurları olmaksızın geçimlerini tamamen veya kısmen sağlayamayanların yeterli bir gelire kavuşmalarını mümkün kılan yeniden dağılım tedbirlerini almak mecburiyetindedir. Böylece Gini Katsayısını imkân ölçüsünde 0’a yaklaştırırlar.

1994 yılından 2002 yılına gelindiğinde, gelir eşitsizliğinde, iyiyi doğru gidiş gözlenmekteydi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından belirlenen Gini katsayısı 0.42’den 0.40’a düştü. Ancak bu durum, Türkiye’yi, ‘gelir dağılımı en bozuk ülke’ olmaktan kurtarmıyor.

Dünya Bankası’nın verilerine göre; AB’ne üye ülkeler arasında Gini katsayısı, 0.40 ve üzerinde olan ülke bulunmuyor. Söz konusu ülkelerin hepsinde, Gini katsayısı, 0.40’ın altında. En fakir % 20’lik kesimle, en zengin % 20’lik kesim arasındaki gelir farkı ise, en fazla 7.2 kat olarak gerçekleşiyor.

Dünya Bankası verilerine göre şöyle bir tablo ortaya çıkıyor: Macaristan, 0.24 Gini katsayısı ile gelirin en fazla âdil dağıtıldığı ülke. Belçika, Çek Cumhuriyeti, Danimarka ve İsveç’in Gini katsayısı 0.25. Slovakya: 0.26, Finlandiya 0.27, Almanya ve Slovenya 0.28.

Türkiye, 8.05 kat olan en zengin kesimle en fakir kesim arasındaki gelir farkı ile; Moldavya, Moritanya, Endonezya, Pakistan, Tayland, Tunus, Özbekistan, Kırgızistan ve Kazakistan’dan daha kötü durumda. Ancak; Guatemala, Dominik Cumhuriyeti, Kenya, Madagaskar, Malavi, Nikaragua, Panama ve Meksika gibi ülkelerden daha iyiyiz.

- Reklam -

Macaristan’da 4.9, Belçika’da 4.5, Çek Cumhuriyeti’nde 3.5, Danimarka’da 4.3, İsveç’te ve Slovakya’da 4 kat.

Türkiye’den sonra gelir dağılımı en bozuk olan ülke Yunanistan. Yunanistan’da, en zengin % 20’nin geliri, en fakir % 20’nin gelirinden 6.1 kat. Diğer AB ülkelerinde bu rakam: İspanya’da: 5.4 olarak belirlenmiş.

Dünyanın en büyük ekonomilerinden ABD’nin Gini katsayısı 0.41 ile Türkiye’ye yakın. ABD’de, en zengin % 20, en fakir % 20’den 7.8 kat gelire sâhip bulunuyor.

Rusya da gelir dağılımı en bozuk ülkeler arasında yer alıyor. Rusya’nın Gini katsayısı 0.46. Rusya’da en zengin % 20’lik kesim, ülke toplam gelirinin % 51.3’ünü, en fakir % 20’lik kesim ise ülke toplam gelirinin % 4.9’una sâhip oluyor. Fark: 10 kat.

Türkiye’de Gelir Dağılımı Eşitsizliğinin Kaynakları:

OECD tarafından düzenlenen raporlardan öğrenildiğine göre, Türkiye’de gelirini ücretlerden elde edenlerin sayısı çok fazladır. Ücretlerin düşük olması; eşitsizliğe en büyük katkıyı yapan gelir bileşenidir. Vergi ve sosyal transfer politikaları, gelir dağılımındaki eşitsizliği azaltmakta ise de yetersizdir. Emek gelirlerinde eşitsizliğin büyümesi, genel eşitsizliğin artmasına sebebiyet vermektedir.

Türkiye’de toplam gelir içindeki en büyük pay, sermâye ve müteşebbis gelirlerine aittir. Sermâye ve teşebbüs gelirlerini elde edenlerin sayısı, ücret geliri olanların sayısından çok daha az ve fakat elde edilen gelir miktarı yüksektir.

Türkiye’nin piyasa gelir dağılımı, AB ülkeleri ile hemen hemen aynıdır. Fakat AB ülkelerinde vergi ve sosyal transfer politikaları ile eşitsizlik yarı yarıya düşürülürken, Türkiye’de vergi politikalarının etkisi, net olarak ölçülememekle birlikte, sosyal transferin, eşitsizliği artırıcı etkisi vardır.

Eşitsizliğe en büyük katkı sağlayan bileşen, faizdir. Faiz gelirlerinin, toplam gelir içindeki payı yüksektir. Bilinmektedir ki, faiz gelirleri istihdama ve üretime katkıda bulunmamaktadır. Bu yönü ile de ekonomiyi olumsuz yönde etkilemektedir.

Dış kaynaklı bu verilerin doğruluğu tartışılabilir. Fakat gerek Merkez Bankası gerekse TÜİK tarafından varılan sonuçlar çok da farklı değildir.

Bütün bu gerçeklerin ışığı altında okuyucu soracaktır: Çâre?

Ekonomide tek doğru yoktur. Akıllı tercihler vardır. O akıllı tercihler, seçilmiş ve tâyin edilmiş siyâsî kadroların hazırlayacakları yüzlerce ve belki de binlerce halkadan oluşan bir zincirdir.

İnsanoğlundan mucize beklemek, bizim kültürümüzde yoktur. Fakat iyileştirici tedbirler almak mâhir ve akıllı kadrolar için mümkündür. O kadrolar ülkemizde mevcuttur. İşbaşına geldiklerinde günü kurtarmak için değil, yarınları yeniden inşa etmek için çalıştıklarında… milletimizin yüzü gülecektir.

———————————————–

(1) OECD; 14 Aralık 1960 tarihinde imzalanan Paris Sözleşmesi’ne dayanılarak, 1961’de kuruldu. Kurucu üyeler: Almanya, Amerika Birleşik Devletleri, Avusturya, Belçika, Danimarka, Fransa, Hollanda, İngiltere, İrlanda, İspanya, İsveç, İsviçre, İtalya, İzlanda, Kanada, Lüksemburg, Norveç, Portekiz, Türkiye ve Yunanistan. Sonradan katılanlar: Japonya (1964), Finlandiya (1969), Avustralya (1971), Yeni Zellanda (1973), Meksika (1994), Çek Cumhuriyeti (1995), Güney Kore (1996) Macaristan (1996), Polonya (1996) ve Slovakya (2000).

Teşkilatın tüzüğe bağlanmış amaçları şunlardır:

*Para ile ilgili istikrarın eşzamanlı olarak korunduğu üye ülkelerde ve hem de özellikle gelişmekte olan ülkelerde halkın hayat standardının iyileştirilmesi, sürekli ve dengeli ekonomik gelişim sağlayan politikaya destek ve yardım edilmesi, işsizliğin ortadan kaldırılması.

*Ekonomik genişleme politikasının uyandırılması ve sosyo-ekonomik eşgüdümlü gelişmenin desteklenmesi.

*Milletlerarası yükümlülüklere uygun olarak çok taraflı ve ülkeler arasında ayrım gözetmeyen dünya ticaretinin geliştirilmesine destek verilmesi.

Bu teşkilata üyelik talebinde bulunan ülkeler sosyo-politik ve ekonomik hayatta; şu üç ilkeyi vazgeçilmez değerler olarak benimsemişlerdir: 1-Demokrasi, 2- İnsan haklarının tanınması ve uygulanması, 3- Vatandaş hürriyetlerine bağlılık.

 

Orkun'dan Seçmeler

- Reklam -