Ana Sayfa 1998-2012 Dünden Sesler :Otorite ve Demokrasi

Dünden Sesler :Otorite ve Demokrasi

- Reklam -

Demokrasiye geçerken, zihinlerdeki soru işaretlerinin en büyüğü şudur:

– Demokrasinin en belli zaafı, nizam ve otoriteyi sağlayamaması. Halbuki, bizim en çok muhtaç olduğumuz şeyler de bunlar. Yine bir kargaşa düzenine sürüklenmemek için demokrasiden ufak tâvizler mi vermek uygundur, yoksa her şeyi göze alarak demokrasiyi kâmil mânası ile müdafaa etmek mi?

İlk bakışta, gerçekten zor bir mesele.

- Reklam -

Hele, anarşiden ve terörden ağzı adamakıllı yanmış bir millet için.

Fakat, böyle bir tercih yapmaya neden mecbur olalım?

Demokrasiden vazgeçecek ve onu budayacak bir hâlimiz elbette yok. O hâlde, demokrasinin otorite ile olan bağlantısını gözden uzak tutmamak lâzım.

Otorite, elbette lâzımdır. Fakat, onu başka yerlerde, meselâ oligarşik bir sistemde (şahıs, zümre, grup veya sınıf hâkimiyetinde) arama yanlıştır. Çünkü, otorite, demokrasinin bünyesinde zaten vardır. Sadece demokraside değil, bütün siyasî ve sosyal iktidar şekillerinde mevcuttur. Bir aile içinde, bir dernekte, bir okulda otorite yok mudur? olmasa, o topluluk yönetilebilir ve devam ettirilebilir mi?

- Reklam -

Önemli olan, otoritenin cinsi. Neye dayanıyor otorite?

Demokrasilerde otorite, halkın rızasına dayanır. Belirli bir nizamı ve belirli bir hayat tarzını devam ettirmek hususunda, milletin umumî ve serbest rızası gerekir. Bu da, seçimden geçen bir mekanizmanın işlemesine bağlıdır. Yâni, otorite, oy verenlerin zekâsından, sağduyusundan, menfaatinden kaynaklanmalıdır.

Demokrasi, nizam ile hürriyet fikirlerini, birbirini tamamlayan iki yarım olarak görür. Bu iki unsurdan meydana gelen bütün ise, milletin huzur, refah ve saadetidir. Önemli olan, başkalarının serbest olması için, hangi hürriyetlerin sınırlandırılacağıdır. Bunun tayininde, toplumun aklı ve adaleti ön plânda gelir.

Demokrasi, bir tek şeyin sınırlandırılmasını mümkün görmez, fikir hürriyetinin. Bu, zaten, olacak şey de değildir. Kimsenin inancını, aklından geçeni, eğilimini bilebilmek durumunda değiliz. Ancak, ifade hürriyetini, fikir hürriyetinden ayırmak lâzımdır. Fikirlerin ifadesi elbette sınırlandırılabilir. Çünkü, ifade hürriyetinin suistimali pek kolaydır.

Otoriter rejimlerde, meselâ oligarşide, bu saydıklarımızı bulamayız. Evet, onda -diğer rejimlerde de olduğu gibi -otorite vardır. Nizam esastır. Ama, nasıl sağlanır bu nizam? Emir ve tahakkümle, disiplin ve zor kuvveti ile. Bunun getireceği tâbilik, itaat ve sessizlik oligarşinin özlemidir.

Oligarşi dediğimiz nesnede halkın zekâsı ve menfaati hakir görülür, köreltilir, baltalanır. Bu rejimde, otorite kendi kendisinin meşruiyet kaynağıdır. Dolayısıyla sorumluluğu yoktur. Otoriter devlet, nizam ve hürriyet bağdaşmasını hedef almaz, bunun yarısını kesip atarak meseleyi hâllolmuş sayar. Bize nizam verir, ama hürriyeti çok görür. Otorite verir, fakat itiraz hakkını esirger. Kontrol verir, buna karşılık, kontrolün maksatlarını tayinde reyi esas almaz.

Demokraside herkese istediği hayat tarzını tercih imkânı sağlandığı hâlde, otoriter devlette sınırlı hayat tarzı, herkes için mecburîdir.

Yani, otorite ile otoritercilik mutlaka ayırdedilmelidir.

Böyle yapıldığı takdirde, baştaki soruya cevap vermiş olacağımız gibi, mutlak tercihimizi nasıl yapacağımızı da belirlemiş sayılabiliriz.

Tercüman, 1 Aralık 1983

 

- Reklam -

Son Yayınlananlar

- Reklam -