Ana Sayfa 1998-2012 DÜNDEN SESLER: Namık Kemal

DÜNDEN SESLER: Namık Kemal

Dr. Rıza Nur

- Reklam -

Namık Kemal şahsen terbiyeli, pek zeki, hazır cevap, necip duygular sahibi, dürüst, ahlâklı, namuslu, fedakâr, cesur, kahraman, hoşsohbet, derviş ve filosof huylu, paraya ve menfaate değer vermez, bir gün dahi para peşinde koşmamış, merhametli, yoksullara para ile yardımı sever, cömert, dostlarına mükrim, kendi şahsî arzularını ve menfaatlarını tamamiyle silmiş, büyük bir nefis feragati sahibi, çalışkan, cevval, âteşîn ruhlu, gördüğünü anlıyan, düşündüğünü duyan ve bunları mükemmel ifade eden, yılmaz biridir. Böyle adam insaniyet için ideal bir adamdır. Böyleleri örnek yaratılışlardır, model olurlar. Bütün insanların hürmet ve muhabbetine lâyıktırlar.

Hulâsa, Kemal büyük bir mütefekkir, ideolog, idealist, filozof, âlim, hakîm, şair, nesirci, inkilâpçı, ihtilâlcı, müceddit, moralist, terbiyeci, idareci, hürriyetçi, nasyonalist, atancı, Türkçüdür. Hayret.. Bu adam ne kadar yüksek ve çok kabiliyetleri kendinde toplamıştır.

Şairlik, gazetecilik, müdekkitlik, romancılık, piyesçilik, ediplik, müverrihlik, popülârizatörlük, propagandacılık, tahrik âtçılık, politikacılık, idarecilik etmiştir.

Hâsılı, Namık Kemal Türk milletine hürriyet, iyi idare, Avrupaî zihniyet ve metod, garp ilim ve tekniği vermeye, Türkü modernleştirmeye çalışmış; ona ilim sevgisi, hürriyet sevdası, vatan sevgisi, millet aşkı, milliyet ateşi, okuma zevki, ahlâk, fazilet, mertlik, fedakârlık, zulme ve zâlime, istibdad ve müstebide karşı isyan ve bu babta fedailik lüzumu duygusu aşılamış, her şeyde inkılâp ruhu vermiş büyük adamdır. Ömrünü Türk milletinin siyasî, içtimaî, ahlâkî ve asrî terakkisi hususlarında terbiyesine hasretmiş, bu sa’y içinde ölmüştür. Öyle cazibeli bir tiptir ki, onu öğrenen temiz bir ruh hemen taklide özenir.

Bu tesiri yalnız Türkiye Türklerine münhasır değildir. Bütün Azerî, Kırım, Orta Asya ve İdil boyu Türklerine de şâmildir. 1919 da Moskova’da bir Taşkentli ihtiyar Türkün, Kemal’in eserlerini tedkik ettiğini bana anlattığı ve bazı beyitlerini okuduğu vakit hayret içinde kaldığımı unutmam. Bolşevik Başkurdistan Cumhurreisi Tahirof, İstanbulda Cumhuriyet gazetesinin 21 Kânunuevvel 1935 nüshasında neşrolunan beyanatında “.. Bundan 40 yıl evvel Namık Kemal’i okuyup istifade ettim!” diyor. Ferganada istiklâlci Türklerin “Namık Kemal” adında kulüpleri vardı. Bolşevikler kapattılar. Çarizmin sıkısına rağmen Kemal’in eserleri oralara girer, seve seve okunur ve ezberlenirmiş. Tatar şairi Tokayef, Azerî şairi Sabir, Kemal’den müteessir olmuşlardır. Bütün Türklük ondan milliyet ve yurt sevgisi ve bu ruhu almıştır. Kemal’in işte tesir sahası da böyle geniştir. Şu adam ne büyük hizmetler etmiştir.

Hâsılı Namık Kemal coşkun bir heyecana sahne hakikî büyük bir şair, büyük bir yaratılıştı. Dâhidir, bir harikadır. Sözleri o kadar yüksek ki ifade için tâbir bulamıyorum. Sözümü mübalağaya hamledenler hemen Cezmi’deki terkib-i bendin ilk iki kıtasını, meşhur Hürriyet Kasidesi’ni okusunlar, beni derhal tasdik ederler. Yazılarının tesiri ve şahsının örnek oluşu hâlâ devam ediyor. Türk anaları Kemal’in bu şiirlerini, bazı piyeslerini, rüya’sını yavrularına ezberletmek vazifesiyle mükelleftir.

- Reklam -

Namık Kemal öyle yüce bir kudrettir ki, Türk tarihi ulu ırmağının yatağını, Türkün mukadderatını değiştirmiştir. O dimağ öyle bir kuvvet ki, elinde maddî kuvvet olmadığı hâlde iradesini koca bir millete hâkim kılmıştır. Onu elinden tutup çekmiş ve başka yola götürmüştür. Hâlâ onun iradesiyle yürüyoruz.

Namık Kemal ağlıyarak bu dünyaya gelmiş, ağlıyarak yaşamış, ağlıyarak ölmüş kara bahtlı, fakat değerce eşsiz bir varlıktır. O hakikaten adı gibi Türk’ün dimağının kemali ve bir muhteşem abidesidir. Zamanının otoritesi, edebiyatta, içtimaiyatta ve siyasette dâhî üstadıdır. Türk göğünün güneşi, hem kara gecelerinin nurlu ayıdır. Ömrünün hâsılası onu bütün Türk milletinin arkasından ağlıyacağı sevgili babası yapmıştır.

Namık Kemal bu dünyadan büyük bir şeref yükü ile gitmiştir. Zamanına güneşlik etmiş, Türk gençliğinin ruhu ve gönlü de bu güneşe pervane olmuştur. Bu gençlik bu güneşin ışığını ilâhî bir nur gibi içlerinde, gönüllerinde sakladılar. Öyle bir güneş ki, battıktan sonra dahi nice yıllardır yine ziyası Türkü aydınlatmaktadır; daha da aydınlatacaktır. İçimizden henüz onun gibi bir güneş doğmadı.

Orkun 12. Sayı 22 Aralık 1950

 

Orkun'dan Seçmeler

- Reklam -