Ana Sayfa 1998-2012 Dünden Sesler

Dünden Sesler

TÜRK VE TÜRKLÜK İÇİN

- Reklam -

Şarka belâ olan aşk, safa olan muhabbetten bin kere çok değil midir?

Bir ulu çınarsın ki kırılır, eğilmezsin; ölür, inlemezsin.

Ey Türkoğlu!… Alnını yükselt, göğsünü ger, etrafına gururla bak!…

Türke göre âdem oğlu dam gölgesinde doğar, gök altında ölürdü. Bir kimsenin değeri ilk, zoruyla, ikinci silâhiyle belli olurdu.

Türkler babalarından, ninelerinden çok, ulularını sayarlar, severlerdi.

Altunordu’da kanun, yasak iki kelimeden ibâretti: Sıra, saygı..

- Reklam -

Sen gürbüz ninenin, gür ve temiz sütünü daha emerken azamet-i-nefs, sebat ve tahammül, itaat ve tahakkûm gibi âmir olmak için yaratılmış bir cinsin faziletlerine mâlik olmuşsun.

Bu sağlam vücut yalnız asker üniforması giymek, bu sert pençeler yalnız silâh kullanmak, bu kalın ses yalnız siper olmak için yaratılmıştır.

Sen şarkın kınına girmeyen bir kılıcısın. Döğüle döğüle tavlanır, vurula vur ula kırılırsın. Yine her parçandan bir kıvılcım, her kıvılcımdan bir şimşek çıkar. İlâhî bir kuvvetin, ebedî bir feyzin var, ey Türk!

Cihânın târihi, vatanı uğrunda senin kadar uğraşan, kanını döken bir millet daha gösteremez. Senin kadar kimse vatanına sâhip olmağa hak kazanamamıştır. Bu vatan ya senindir, ya kimsenin…

Dünyanın her tarafındaki taşsız mezarların, azametinin mâlikâneleridir. Göğsünde tutuşan gönül, gönül değil, cephâne oldu. Bu uğurda parçalandıkça kinin ve feyzin çoğaldı.

- Reklam -

Arslan gibi ölmenin karşılığı insan gibi yaşamak olduğunu anla! İnsan gibi yaşamağa, ataların gibi yaşamağa azmet.

Gurur! O, her Türkün yaradılışındadır. Biz birbirimizi bundan tanırız.

Müftüoğlu Ahmed Hikmet

KARA DESTAN

Kimse bilmez Tanrıdağın yaşını,

Duman tutmuş Altayların başını,

Uçurmuştur baştan devlet kuşunu,

Satvetine yüz çevirmiş zaman hey…

Koca Türkün düştüğü dert yaman hey…

Dört bir yana dağılmış Türk soyları,

Sönmüş ocak, göçüp gitmiş boyları,

Dertli dertli akar bozkır çayları

Saklar içten gizli ümit, gümân, hey…

Koca Türkün düştüğü gün yaman hey…

Ak alnına kara yazı yazılmış,

Yaylalarda düğün, dernek bozulmuş.

Gelinlerin gür saçları çözülmüş,

Yâd’a kalmış diler elden aman hey…

Koca Türkün düştüğü hal yaman hey…

Dağdan dağa çarpıp gitmiş doğanlar,

Kayalarda iz bırakmış al kanlar

Ordulara buyruk vermez İlhanlar,

Nerde kalmış (Set)ler yıkan ferman hey..

Koca Türkün düştüğü dert yaman hey..

Harap olmuş Buharası, başkendi,

Matem tutmuş “Semerkandı”, Taşkendi,

Kendi söyler, döker gözden yaş kendi..

Ne ozan var? ne yazan, ne şaman hey…

Koca Türkün düştüğü dert yaman hey…

Kazan, Başkurt batmış, Kırım sürülmüş,

Benim çekik gözlü yâr’ım sürülmüş,

Konum-komşum bütün varım sürülmüş,

Bulunur mu Sibiryada iman hey,

Koca Türkün düştüğü hal yaman hey…

Türk illeri bir birine yatlanır,

Kazak, Kırız, Türkmen, Özbey adlanır,

Azerî Türk yanar içten odlanır,

Ana yurdun içten halı duman hey,

Koca Türkün düştüğü dert yaman hey…

ORKUN çağlar, yatmış iller ayılmaz,

Tarım çayı doğru yola koyulmaz,

Hey… seslenir Amuderya duyulmaz,

Sırderyada kalmamıştır derman hey…

Koca Türkün düştüğü dert yaman hey…

Hazar coşar, haber salır “kür” üne,

Akar gider (kür) sürüne sürüne,

İdil ağlar-Altın Ordu yerine,

Aral kendi varlığından pişman hey..

Koca Türkün düştüğü dert yaman hey…

Azerbaycan dert içinde boğulmuş,

Sevenleri diyar diyar koğulmuş,

Ağla şair ağla, yurdun dağılmış,

Nerde kopuz, nerde kırık keman hey…

Nerde büyük vatan, nerde Turan hey…

Elmas Yıldırım

 

Orkun'dan Seçmeler

Prof. Dr. Emin Bilgiç

KİTAPLAR

- Reklam -