Ana Sayfa 1998-2012 Dündar Taşer

Dündar Taşer

- Reklam -

O başarılı bir tank subayı idi. 27 Mayıs 1960’taki askerî darbenin öncüleri arasında yer almış, darbeden sonra kurulan komitenin üyeliğine getirilmişti. Bir iç darbe ile ayrılmak zorunda kaldığı bu görevin ardından, sürgün olarak yurt dışına gönderildi. Türkiye’ye dönüşünden sonra siyaset hayatına girdi. Çok sevdiği yurduna ve milletine hizmet görevini başarılı çabalarla sürdürürken kuşkulu, talihsiz bir kazaya kurban gitti.

* * *

Dündar Taşer, 1925 yılında Gaziantep’te doğdu. Köklü ve gelenekli bir aileden gelmekteydi. Asıl soyadı “Taşar”dı. İlk ve orta öğrenimlerini doğduğu yerde yaptıktan sonra girdiği Kara Harp Okulu’nun Tank sınıfını bitirdi. Daha sonra da Harp Akademisi’ni bitirerek kurmay oldu. Teğmen olarak katıldığı ordu saflarında başarılı görevler yaparak binbaşılığa kadar yükseldi. 27 Mayıs 1960’daki askerî darbe hareketine katılarak Millî Birlik Komitesi üyesi oldu. Fakat 13 Kasım 1960’da gerçekleştirilen bir iç darbe sonunda emekli edilerek komite dışı bırakıldı ve sürgün olarak İsviçre’ye gönderildi. Orada T.C. Büyükelçiliği danışmanlığı yaptı. Yurda dö ndükten sonra siyaset hayatına atıldı ve Alparslan Türkeş’le birlikte CKMP’ye girdi. 1969 yılında adı “Milliyetçi Hareket Partisi”ne dönüştürülen bu kuruluşun üst yönetimlerinde görev yapmakta iken, 13 Haziran 1972 günü talihsiz bir kaza sonucu, Ankara’da uçmağa vardı.

- Reklam -

* * *

Dündar Taşer’i 1970 başlarında, Devlet dergisinin yayınlandığı dönemde tanıdım. O, haftalık olarak tabloit boyda çıkarılan derginin arka kapağına, çoklukla bütün sayfayı kapsayan uzunlukta yazılar yazıyordu. “Mesele” ana başlığı altında çıkan yazıları, o dönemin ülkücü gençlerinin merakla beklediği, etkilendiği birikimli, doyurucu yazılardı. Onlarda günün olaylarına, onlardan kaynaklanan siyasî sorunlara ilişkin çok ilgi çekici değerlendirmeler, yorumlar yer alırdı. Dergide, ben de bir süre haber yorumları yazmıştım. İmzasız yayınlanan bu yazılar dolayısıyla haftada en az bir kez, aynı zamanda derginin de yönetim yeri olan KÜBİTEM (Kültür, Bilim, Teknik Merkezi)’e uğrardım. Orada çoğu kez Galip Erdem, Emine Işınsu gibi ülküdeşler ile birlikte, Dündar Taşer Beğe de rastlardım. Bu güzel rastlantılar sırasında Onun güzel üslûbu ile süslenen nükteli konuşmalarını dinlemekten büyük zevk duyardım. Galip Erdem’in de bulunduğu sohbetlerin, tartışmalı, atışmalı, şaka yüklü sohbetlerine doyum olmazdı. Fakat bu güzellikler uzun sürmedi. Bir gün gittiğimde KÜBİTEM’in polis kordonu altında olduğunu gördüm. Durmadan gelip giden gençlerden rahatsız olan apartman sakinlerinin başvurusu üzerine, Polisçe oranın boşaltılmasına karar verilmişti. Yazılarıma son verdiğim için ben de derginin yeni yönetim yerine gitmekten vazgeçmiştim. Bu yüzden Taşer Beyi bir daha görmek kısmet olmadı. Kısa süre sonra da yüreklerimizi kavurmaya devam eden üzücü, oluşu kuşkulu olay meydana geldi.

Dündar Taşer bir güzel insandı. Yurt ve millet sevgisi ile dolu idi. Yüreği Türklük için çarpardı. Yardım sever, dost, şakacı bir kişiliği vardı. Türkiye’nin ve Türk milletinin meselelerine ilişkin derin birikiminin verimlerini dile getirdiği nüktelerle süslenmiş sohbetleri, dinleyenlere doyumsuz zevkler tattırırdı. Teşkilâtçı yönü de şaşırtıcı idi. Sanırım ‘Ülkücü Gençlik Teşkilâtı’nın kurulup gelişmesinde büyük emeği vardı. Ülkücü gençliği olumlu yola yönlendirme işini başarı ile yürütenlerin başında geliyordu. Yitirilişi milletimiz, milliyetçi hareket ve ülkücü gençlik için büyük bir darbe oldu. Çünkü “Milliyetçi Hareket”in başarılı çalışmalarında, Başbuğ Türkeş’in sağ kolu idi. Sürgün dönemini tamamlayıp yurda dönen ve Türkeş’le birlikte MHP’ye girenlerin çoğu ayrılmış olduğu halde O, hep Başbuğ’un yanında ve kurmayları arasında yer almıştı. Dâvâya ve önderine gönülden bağlı bir ülkücü idi.

Dündar ‘Ağa’, bir yazar olarak da göz ve gönül dolduruyordu. Önce Millî hareket, daha sonra da Devlet dergilerinde yayınlanan yazıları ile ilgi odağı olmuştu. Yazılarının ortak başlığı olan ‘Mesele’ uçmağa varışından sonra ülküdeşlerinin yayınladığı kitabının da adı oldu. Andığımız dergilerde çıkan yazıları bir araya getiren Mesele (Ankara: Devlet-Töre Yayınları, 1972)’ nin bir çok basımları da yayınlandı.

- Reklam -

Taşer’in genç yaşında, talihsiz ve kuşkulu bir kaza sonunda uçmağa varışı, Türk milleti, Türklük ve ülkücü gençlik için yeri doldurulamaz bir kayıp oldu. Nur içinde yatsın!

 

- Reklam -

Son Yayınlananlar

- Reklam -