Ana Sayfa 1998-2012 DİL YÂRESİ

DİL YÂRESİ

Beşiktaş’ın, cezası dolayısıyla seyircisiz oynadığı maçta tribünlere asılan bez afişi gördünüz mü? Üzerinde şunlar yazılıydı: “You are alone tonight” (Bu gece yalnızsınız). Yetkililer bu ifadeden hoşnut kalmamışlar ki o afişi (kaldırmışlar dememi bekliyorsanız yanılıyorsunuz) şöyle değiştirmişler “You are not alone tonight”. Yani ’Bu gece yalnız değilsiniz’.

- Reklam -

Tribünlerde seyirci bulunmadığına göre böyle bir afişe gerek var mıydı? Eğer sadece sahada top koşturan 11 oyuncuya hitap ediyorsa o oyuncular Türkçe bilmiyorlar mı? Yoksa İngilizce yazılırsa mânası daha mı keskinleşiyor? Bunu ya zanlar, günlük hayatlarında İngilizce mi danışıp konuşuyorlar?

Türkçe, bizim dilimizde anamızın ak sütü gibidir. Dünyaya gözlerimizi açtığımız andan itibaren kulağımız onun nağmeleriyle dolar. İngilizce değil, Türkçe ninnilerle büyürüz. Aile içinde Türkçe konuşur, okullarda Türkçenin inceliklerini öğreniriz. Biz, biraz da onun eseriyiz.

Peki, bu şuursuzluk nereden ileri geliyor? Demek ki sizin Türkçe öğretmeniz yetmiyor, öğrenciye onu varlığının sebebi olarak kabul etme bilincini veremiyorsunuz. Zaten bu bilinç olmayınca da bütün işler ters gidiyor. Niçin yıllardan beri “Eğitim mutlaka millîleşmeli” diye haykırıp duruyoruz, işte bunun için.

O afişi yazanlar acaba çoluk çocuklarıyla İngilizce mi konuşuyorlar? Çarşıda, pazarda alış verişi İngilizce mi yapıyorlar? Rüyalarını İngilizce görüyor, hayâllerini İngilizce mi kuruyorlar? Ve, sormak lâzım: Sahiden İngilizceyi bu kadar iyi mi biliyorlar?

Herhangi kalabalık bir caddeye girdiğinizde İngilizce tabelaların iki yanınızda akıp gittiğini görüyorsunuz. Kırk yıllık berberlerin yerini kuaförler almıştı. Şimdi onun da modası geçti, ortalıkta hair designerlar cirit atıyor. Düşünebiliyor musunuz: Malatya’daki kasap Ökkeş Efendi veya Sarıkamış’taki bakkal Süleyman Efendi berbere giderken, karısına “Ben hair designera gidiyorum” mu diyor? Büyük şehirlerde şarküteriler, parfümeriler, bijuteriler almış başını gidiyor. Piyasayı kaplayan lüks baskılı, yüksek fiyatlı dergilerin yüzde 80’i yabancı isim taşıyor. Ama gazetelere gelince iş değişiyor. Çünkü onlar geniş kesimlerin anlayacağı dilden konuşmaya mecburlar, işin ucunda çıkar var.

Bugün dilimizden, yarın tarihimizden, daha sonra siyasî birliğimizden yüz çevirirsek geriye ne kalır? Koskoca bir hayâl kırıklığı ve pişmanlıklardan başka.

- Reklam -

 

Orkun'dan Seçmeler

- Reklam -