Ana Sayfa 1998-2012 Devlet Yönetimi “Talip Olanlar”

Devlet Yönetimi “Talip Olanlar”

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda önemli günler vardır. Zafer günleri hiç şüphesiz önemli günlerin öndeki günlerindendir. Bu günler, Türk insanını ruhsal yapısının çizgileridir. Devletimizin temel taşlarının çimentoları misâli devletimizin sürekliliğini getiren olgulardır. 30 AĞUSTOS Zafer Bayramı da büyük bir zaferin kazanıldığının simgesidir. İstiklâl Savaşımızda Anadolu ve Trakya’yı istilâya kalkan düşmanların Türk askeri ve milleti tarafından yenildiği, yurdumuz topraklarından atıldığı gündür.

- Reklam -

Büyük ATATÜRK, İstiklâl Savaşı sonrası hazırladığı büyük nutkunda 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı “Bu eser Türk milletinin hürriyet ve istiklâl fikrinin ölümsüz âbidesidir. Bu eseri vücuda getiren bir milletin evlâdı, bir ordunun başkumandanı olduğumdan, sonsuzluğa kadar mesut ve bahtiyarım” sözleriyle görüntülüyor. Bu sözler hâlen zihinlerden silinmemiştir. Silinemez de!..

Böyle önemli ve simgelenmiş gün seçilerek sözde kültür şenliği adıyla o büyük günü silmeye kalkan bir gösteri düzenlenmesi, resmî ağızlarca da bu eylemin kabul görmesi, büyük bir hata ve talihsizliktir. Bu şenliği kutsallaştırmak için köşelerinde methiye düzenleyenlere söylenecek söz bulunamaz. Bu eylem büyük bir talihs izlik ve yanlışlıktır.

Bu hâlin yanlışlığını vurgulayan, bu eylemi kabul etmeyen şanlı ordumuzun kahraman bir mensubuna karşı çıkanların, aynı yanlışlığı kabul edenler olması üzücü bir tutumdur. Bu hareketi benimseyenlere ahirette, istiklâl şehitleri ve gazilerinin soruları olacaklarını da düşünmelidirler.

Bu konserde, tarihte Türk ulusuna verdikleri acıları unutmuşluk içinde Rumca-Ermenice şarkıları bir sanatkâra söyletiyorlar, henüz kabul görmemiş bir tarzda bir yöremiz çocuklarına üniter yapıyı bozan tarzda şarkı söyleterek eylem yaptırıyorlar. Kuşkuları çoğaltan bu hareketler incelenmelidir. Büyük zafer gününün kutlaması yapılırken Ermenice ve Rumca şarkılar söyleyenler, methiye yazanlar büyük bir yanlışlık içinde olduklarının farkında olmalıdırlar. Atatürk’ün karşısında kendilerini sorgulamalıdırlar. Bizlerin kuşkuları vardır. Zira aynı sanatkâr, şehit ve gazilerin şenliklerine neden iştirak etmiyor, neden daveti kabul etmiyor söylentileri daha da üzücü olduğu kadar bizleri bir kastın oluşturulmak istendiği gerçeğine götürüyor.

Son yıllarda anayasamızın 3 maddesinde değiştirilmesi teklif dahi edilemeyen “Devletimizin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne yönelik bir kaideye” aykırı şekilde geliştirilen bu gibi olumsuz hareketler TCK. ve Terörle Mücadele Kanunlarının ilgili maddeleri ile değerlendirildiği ve ceza tayin edildiği unutulmamalıdır. İlgili birimlerce bu yanlış hareketler için inceleme başlatılmasında fayda olduğu kabul görmelidir.

Devletimiz toprakları bir bütündür. Bütünlüğü yanında bölünmezliği de ön plânda çizilmiştir. Öte yandan devlet yönetiminde hoşgörü ile karşılanan devletimizin bölünmez bütünlüğü üzerindeki oyunların, dış devletlerce, özellikle komşumuz olan Yunan devletince bir başka şekilde ele alındığı da bir vakıadır. Yunanistan’daki ırkdaşlarımıza o devletin takındığı, acı olduğu kadar vahim eylemler hâlen gündemdedir. Gene Ermenilerin Türkler için yaptığı çirkin çalışmalar gözlerden uzak kalmamaktadır.

- Reklam -

Kim ne derse desin, kim ne söylerse söylesin, kim ne yazarsa yazsın, bizler devletimizin kuruluşunda saptanan önemli kurtuluş günlerimiz içinde sergilenen tam tersi hareketler ve hoşgörülü kabullerin Türk insanının mazideki anılarını, acılarını daha da pekiştirdiğini söylüyoruz.

Son günlerde Yunanistan resmî ağızlarından kaleme alınan ve Pontus Rum Devleti için geliştirilen düşler yenilir yutulur cinsten değildir. Bir kitap yayınlanıyor (Otuz kere Pontus Olanların Toprağı) ve içindeki harita ile bir devlet sanırı çiziliyor. Onlar ne yapıyorlar, bizlerdeki geçmişi unutmuşlar ne yapıyorlar?

Aslında bunun bir deneme olduğunu herkes fark etmelidir ve ayılmalıdır. Hangi gafil düşünce bir mikrop gibi içimize giriyor, böyle bir konser yaptırıyor, bunun nedeni henüz çözülmüş değil. Hoşgörünün bu kadarı da fazla değil mi? Gözümüzü açıp etrafta Türkiyemiz aleyhine kurulan tuzakları ve oynanan oyunları görelim.

Türkiye’de kendini vatandaş sayan bir kesim insanımız, bu kadar hoşgörüyü acaba kimin için yapıyor, bu hoşgörüyü kimler, kimlere yaptırıyor? Ruhumuz bu derece mi eksiltiliyor? Kendimize sorduğumuzda bir cevap bulamıyoruz. Ama soracak makamlarımız olduğunu da biliyoruz.

Şimdi o günün büyük önemini ortadan kaldırır şekilde aynı gün içinde bu densiz toplantıyı yaptıranların kendi millî tarihlerini hiç bilmedikleri varsayılabilir. 30 Ağustos Zafer Bayramını kutladığımız gün, densiz bir eylemle o günleri silercesine Rumca, Ermenice şarkılar söylemenin, söyletmenin bir âlemi var mı diye insana sormazlar mı? Bizler bu âlemi yapanlara soruyoruz: Bu cesareti nereden alıyorsunuz, lütfen açıklayınız!..
 

Orkun'dan Seçmeler

- Reklam -