Ana Sayfa 1998-2012 BUNLAR DA KİM?

BUNLAR DA KİM?

Ocak ayının sonlarına doğru, bir Ermeni vatandaşın öldürülmesiyle beraber, ülke gündemini meşgul eden bir başka olay da; ülkemizin bir siyasî partisinin başkanı ile TÜSİAD’ın eski başkanı arasında yaşanan tartışmalardı.

- Reklam -

Kimin haklı, kimin haksız olduğu bir yana, öncelikli olarak söylenmesi gereken, insanların üzerlerine vazife olmayan konularda konuşmamasıdır. Her ülkenin belli dinamikleri ve kuralları var. Önüne gelen bulunduğu mevki veya sahip olduğu güce dayanarak ileri-geri beyanat verme lüksüne sahip değildir. Hele hele ülkenin geleceği, devletin millî bütünlüğünü ilgilendiren konularda yetkisiz ve bilgisiz kişilerin bir şeyler söyler iken lâfın nereye gittiğini iyi düşünmeleri lâzımdır. Bazı insanlar kendilerini dev aynasında gördüklerinden dolayı, sadece bir şeyler konuşmuş olmak için lâf ebeliğinde bulunuyorlar.

Her şeyden önce siyaset ve ekonomi ayrı ayrı konulardır. Para meselelerinde uzman olan veya ticarete aklı yeten herkes politikacı olamaz. Aksi takdirde iktisat veya ekonomi fakültelerinin bütün hocaları siyasetçi olurdu. Bu yüzden tüccar adam ülke ve devletin stratejik konularını politikacı gibi bilemez. Onun tek düşüncesi kâr etmekten ibarettir. Elbette ki kişiler fikirlerini aktarmakta hürdür. Ama bunlar millet ve devlet hayatına zarar veriyorsa, hadlerini bilip susmalılar. Söz konusu sanayicinin bir yakını da geçmişte arkasına sığındığı maddî güçten destek alarak ölçüsüzce konuşmaya başladığında, Türk tarihinde ve siyasetinde önemli bir yeri bulunan rahmetli Alparslan TÜRKEŞ, kendisine “çizmeyi aşmaması” yolunda ikazda bulununca, suspus olmuştu. Aslında bu da bize gösteriyor ki; bazı alışkanlıklar insanların genlerinde vardır veya geçmişten ders alınmıyor. Bu ülkede bir şeylerin düzelmesini istiyorsak, herkes işini iyi yapsın. İnsanlar boylarından büyük meselelerle uğraşmasın. Buna yeltendikleri takdirde altında ezilirler. Ve birtakım insanlar mal ve mülkleriyle dilediğini yapma ya da söyleme hakkını kendilerinde görüyorlarsa yanılırlar.

Türk insanı ülkesi için faydalı olan her şeye saygı duyar. Hamalına da, iş adamına da. Buna bağlı olarak, sanayicilerimiz ülke ekonomisine daha çok girdi kazandırsınlar ki, ülkemiz kalkınsın. Sadece montaj sanayiiyle bir yere gidilemez. Kimse onlara soruyor mu, Türkiye’nin bu büyük sanayi devlerinin neden süpermarket işletmeciliği yaptığını veyahut da bu işlere talip olduklarını! Milletimiz onlardan fabrikalar üreten müesseseler, ülke savunmasına yönelik yatırımlar, uzay teknolojisi ve yarışında hizmetler, ulaştırma ve haberleşmede söz sahibi olmalarını bekliyor. Bıraksınlar Türkiye Cumhuriyeti okullarında Türkçenin dışındaki dillerin seçmeli okutulup, okutulmayacaklarını; iş imkânı yaratsınlar. Ülke yönetimi ve millî meselelerin herkes tarafından tartışılması bakkal işletmeye benzemez. Türkiye Cumhuriyeti’nin dünya üzerindeki konumunu bilmeden kimse ahkâm kesmesin. Hiçbir siyasetçi kalkıp da, onlara fabrikalarını nasıl idare etmeleri gerektiğini söylüyor mu?

Dolayısıyla herkes sorumluluğunu bilmelidir ve vazifesi olmayan işlere kafa yormamalıdır. Boğaz’ın sırtlarına kurulup, ülke yönetilmez. Acaba bu efendiler sadece yavan ekmekle karın doyurdular mı? Kaç tanesinin dedesi, babası, kardeşi bu ülke için çarpıştı ve şehit oldu. Hiç odunsuz, kömürsüz gecekondularda geceleri titreyerek uyudular mı? Hangisi eksi otuz derecede, Türk milletini düşman gören teröristlerle askerliklerinde çatışmaya girdi? Ülkemize bir şey olduğunda onların gidecekleri çok memleket var ve hepsinin cebinde eminiz birkaç pasaport bulunuyor. Ama biz sadece bir Türkiye’ye sahibiz. O yüzden bunlar kim oluyorlarsa, oturdukları yerden yörük kesesinden mal bağışlamasınlar!

 

- Reklam -
- Reklam -

Orkun'dan Seçmeler

- Reklam -