Ana Sayfa 1998-2012 Bulgaristan’dan Gelenler İle İlgili Çözüm Önerileri

Bulgaristan’dan Gelenler İle İlgili Çözüm Önerileri

1989 yılındaki göç kararı ile Bulgaristan’daki Türk toplumu, sarılması mümkün olmayan büyük bir yara almıştır. 1989 olayları tarihte eşine ender rastlanabilecek facialardan olan Balkan Savaşları gibi çok büyük bir faciadır. 1989 göçü Türkiye Cumhuriyeti’nin, Bulgaristan ve Balkanlar hakkında ne kadar az bilgiye sahip olduğunu ve bu konularla alâkalı millî bir politikası olmadığını açıkça göstermiştir. Bulgaristan’daki Türklerin olabildiğince cılızlaştırılması ve ülkenin ana unsurlarından birini teşkil ederken azınlık durumuna düşürülmesi âdeta seyredilmiştir. Kısaca Bulgarlar 1877-78 yılından bugüne kadar yapmak isteyip de yapamadıklarını Türkiye’nin yardımları ile 1989 yılından 2000 yılına kadar 10 yılda büyük bir başarı ile tamamlayabilmişlerdir.

- Reklam -

Keza 1989 yılının ortalarında Kuzey Bulgaristan’dan başlayan yürüyüşlerin bu asimilâsyonu gerçekleştirmek üzere bahane arayan Bulgaristan Devleti’nin ve Türk düşmanlığını millî bir politika hâline getirmiş olan Todor Jivkov’un bizzat plânladığına inanıyoruz. Zira, Jivkov ne pahasına olursa olsun Türklerden kurtulmak için çok istekli ve azimliydi. Sonuçlarına bakılırsa başarılı olduğunu söylemek mümkündür. Çünkü daha 1978 yılında yapılan araştırmalarda 2000 yıllarında Bulgaristan ülkesinin içindeki Türk nüfusun çoğunluğa ulaşacağı hesaplanmış ve Jivkov iktidarı olayı ikinci bir Kıbrıs olarak görmüştür. 1989 olayları sonucu bugün açıkça görülen vaka şudur ki, Bulgaristan Devleti, ülkeyi tek başına Bulgar unsurlara sahip kılma düşüncesi çerçevesinde Türklerin büyük bir kısmından kurtulmuş bulunmaktadır. Bundan sonra da Türklerin eski çoğunluğa ulaşmaları mümkün görünmemektedir. Bu fırsat yine doğacak amma bir 30 yıl beklemek zorundayız.

Geçmişten günümüze kadar Türkiye Devleti’nin Bulgaristan’daki Türklerin yurtlarında kalmalarını sağlamaya yönelik ciddî çalışmaları olmamıştır. Şu anda yapılan çalışmaların ise ne kadar başarılı olacağı tartışmalıdır. Barajın duvarları yıkılmıştır. Su akmaya başlamıştır. Bunun önüne geçilmesi mümkün değildir, tabiatı ile de önüne gelen bütün engelleri yıkmıştır. Bugün Bulgaristan’da kalan Türklere Türkiye daha cazip gelmektedir. Bu göç çeşitli yollardan 1.000.000’un üzerinde Türkü Bulgaristan’dan Türkiye’ye taşımıştır. Hesaplarımıza gör e Türkiye’deki göçmenlerin Bulgaristan’da oy kullanmalarının temin edilmesi durumunda kullanılacak oylar 25-30 milletvekili çıkarmaya yetecek seviyededir. Ancak Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına geçmiş olanların seçimlerde oy kullanmasını sağlayacak olan çifte vatandaşlık statüsünde olan seçmenler için de millî bir politika yoktur. Hattâ hiçbir politika yoktur. Bugünkü durumda bile Avrupa Topluluğu tam üyeliği konusunda önemli mesafe almış olan Bulgaristan Parlâmentosu’nda etkin bir roy oynaması muhtemel olan avantajlı bir konumun farkına dahi varılamamaktadır. Türkiye’de derneklerin bu konularda çalışması değil düşünceleri dahi yok. Oysa derneklerin görevlerinden birisi bunları örgütlemek olmalıdır. Çalışmalar sadece göstermelik, gözler devletten alınacak paralarda. Bu zihniyetlerle hiçbir şey yapılamaz.

Şu anda Türkiye’de yaşayan Bulgaristan Türkleri statüleri itibarı ile üç gruptur.

1. 1989 göçü ile gelerek Türkiye vatandaşı olanlar.

2. Çeşitli yollardan gelerek yabancılara mahsus ikamet tezkeresi sahibi olanlar. Bu grubun büyük bir kısmı Türkiye vatandaşlığına baş vurmuştur ve vatandaşlık beklemektedirler.

3. Çeşitli yollarla gelerek Türkiye’de kaçak olarak yaşayanlar. Bu grupta ikamet tezkeresi yoktur ve bunlara ikamet tezkeresi verilmemektedir.

- Reklam -

Bu üç gruptakilerin niyetleri bugün kesin olarak belli olmuştur ve bu grup artık Türkiye’de yaşamaya kararlıdır. Yapılacak bütün çalışmalar da bu durum göz önünde bulundurularak yapılmalıdır.

Bulgaristan’dan Türkiye’ye göçü özendirdiği gerekçesi ile 2. gruba vatandaşlık verilmesine de isteksiz davranılırken 3. gruba ikametgâh tezkeresi dahi verilmemektedir. Kaldı ki, tezkelereler de bir yıllığına ve çok fahiş fiyata verilmektedir. Âdeta Türkiye’ye geldikleri için cezalandırılmaktadırlar. Bu tutum yanlıştır. Çünkü başlamış olan göçü bir kısım mültecileri cezalandırarak önlemek mümkün değildir. Göçün başlaması nasıl olmuştur, bunlar göz önünde bulundurulmalıdır. Bu durum karşısında da insanlarımızın hiçbir suçu yoktur, suç devleti yönetenlerdedir.

Bir örnek;

Benzer bir kitlesel göç olayı ile karşı karşıya kalan Batı Almanya 1990 yılında Doğu Almanya’dan Batıya yoğun bir göç başladığında göçmen sayısı 5000’e ulaşınca sınırlarını kapatarak problemlerin, herkes kendi vatanında muhafaza ederek çözülmesi gerektiğini ilân etmiştir. Bu mükemmel örnek herkesin gözü önünde durmasına rağmen Bulgaristan’dan Türkiye’ye göç Türkiye’nin verdiği vizeler ile devam ediyordu. Demek ki, Türkiye yanlış tutum izlemiştir. En büyük suç ise, Türkiye Cumhuriyeti’nin Bulgaristan’daki diplomatlarınındır. Bulgaristan’daki Türklerle ilgili millî bir politika oluşturulması için hiç ama hiç çalışmamışlar, sadece devlet memuru olarak koltuklarında oturup buradaki sürelerinin dolmasını beklemişlerdir. Hattâ bazıları da oralarda kalmışlardır. Neden böyle etkisiz kaldıklarının sebeplerini biz bilmiyoruz. Türkiye Cumhuriyeti’nin kendi hatalı politikasızlığına bağlı olarak ortaya çıkan durumun kurbanı olan bu insanları cezalandırarak fahiş fiyatlar ödetmek hiçbir akla, vicdana ve izana sığmamaktadır.

Bu nedenle aşağıdaki tekliflerde bulunmayı uygun görüyoruz:

- Reklam -

1. İkametgâh tezkerelerinin fiyatları düşürülmeli ve 10 milyon TL’yi veya uygun bir meblağı geçmemelidir.

2. Kaçak olarak yaşayanlara da ikametgâh tezkeresi dağıtılmalıdır.

3. Bulgaristan’daki sosyal hakların Türkiye’ye aktarılma konusu bir an önce sona ermeli. 1969 yılında yapılan göç ve diğer yollardan Türkiye’ye gelip vatandaşlık haklarını elde edenlerin temel sorunlarından birisi de Bulgaristan’da kazanmış oldukları sosyal haklarının bugüne kadar Türkiye’ye transfer edilememiş olması. Emekli maaşları bir an önce ödenmeye başlanmalı. Bulgaristan’da para yok ise devletler arası borçlanmaya gidilmeli, Bulgaristan devleti Türkiye devletine borçlansın, aksi takdirde hiç ödenmiyor. Böylece hem insanlarımız faydalanacaktır hem diğer taraftan Türkiye’nin de kazancı olacaktır.

4. Denklikler bir an önce çözülmeli. Ankara’dan onay gelinceye kadar bunlara çalışma fırsatı verilmeli.

5. 1982 yılında yapıldığı gibi kanun ile şu anda Bulgaristan’da yaşayanlara kamu kurum ve kuruluşları da dahil olmak üzere çalışma kolaylığı sağlanmalıdır. Bu imkânların kendilerine Bulgaristan’daki iktisadî ve siyasî durumlar düzelinceye kadar verileceği kesin bir dille anlatılmalıdır. Kendilerinin eninde sonunda dönecekleri konusu da önceden söylenmeli.

6. Bugünden itibaren Bulgaristan’dan gelenlere tezkereler, Türk vatandaşlığına almalar durdurulmalı ve Bulgaristan Türklerinin Türkiye vatandaşlığına alınmayacakları kesin bir dille ifade edilmelidir. Bulgaristan’da yaşayanlara da bu anlatılmalıdır.

7. Bulgaristan’a dönüp yerleşmek isteyenlerle ilgili olarak ayrıca bir programın yapılması gerekmektedir. Bulgaristan’daki Türklerin büyük bir kısmı tarım sektöründe çalışmaktadır. Aynı zamanda tamamına yakını meslek sahibidir. Türkiye nasıl ve hangi esaslarda krediler vererek Bulgaristan’daki Türklerin ülkenin ekonomik hayatında etkili olmalarını sağlayabilir, araştırılmalı ve uygulanmalıdır. Özellikle tarım sektörüne verilecek desteklerden sonuç alınacaktır.

8. Bulgaristan’daki Türklere şirketleşme, işletmecilik gibi konularda eğitim verilmeli ve Bulgaristan’ın ekonomik hayatında etkili olmaları için bütün imkânlar kullanılmalıdır. Sürekli olarak Bulgar idarecileri tarafından ikinci sınıf muamelesi görmüş olmaları nedeniyle, ekonomik hayattaki başarıları oranında kendilerine olan güven artacak ve kişiliklerinde oluşan bozukluklardan kurtulacaklardır. Bulgaristan’ın Türkiye’nin Avrupa yolunda stratejik bir yere sahip olması bile bu konuyu tek başına önemli kılmaktadır.

Yukarıda belirttiğimiz konuların dikkate alınacağı ve gerekli çalışmaların yapılacağı ümidini taşımaktayız.

Önümüzdeki Haziran ayında Bulgaristan’da yapılacak genel seçimlere katılımın yoğun olması için çalışmaların valiliklerin koordinasyonunda, kaymakamlıklarla yürütülmesi daha başarılı sonuçlar verecektir. Çünkü kaymakamlıklar ilçelerinde bulunan dernek, vakıf ve kişilerden bu işleri kimlerin daha başarılı yapacaklarına dair bilgiye sahiptirler. Bu nedenle kaymakamlıkların Bulgaristan Türkleri’nin içinden belirleyeceği iyi bilgiye sahip şahıslar, göçmenler arasındaki seçim faaliyetlerini yürütmelidirler. Unutulmamalıdır ki, Bulgaristan Türkleri’nin derneklere olan güveni tamamen sarsılmıştır. Derneklerin yalnızca devletten alabileceklerinin hesaplarını yaptıklarına dair görüşlerin yaygın olduğu bir gerçektir.

Sonuç olarak Bulgaristan’da Haziran ayında yapılacak genel seçimler hem Bulgaristan Türkleri hem de Türkiye için kritik öneme sahiptir. Bu nedenle katılımın had safhada olması için bütün imkânlar seferber edilmelidir.
 

Orkun'dan Seçmeler

- Reklam -