Ana Sayfa 1998-2012 BENİM YAS GÜNÜM

BENİM YAS GÜNÜM

Hepimiz birgün öleceğiz. Bunun hiçbir kurtuluşu yok. Mühim olan öldükten sonra iyi bir şekilde anılıp, anılmayacağımızdır. İşte bütün mesele bu! Yani, yakınlarımız veya bizi tanıyanların vefatımızın ardından hatırlamaları kadar güzel ne vardır? Herne olursa olsun unutulmamak önemlidir.

- Reklam -

Elbette toplumların hayatında, değişik devirlerde bazı insanların yeri bambaşkadır. Hele ki Türklerin çetin geçmişlerinde pek çok kişi, bu millet uğruna canını, malını feda ettiği gibi, alın terini akıtmıştır. O büyük insanlar sayesinde bugünlere geldik. Halkımız, nasıl kendisi için çalışanları unutmuyorsa, ona karşı düşmanlık yapanları, ihanet içerisinde bulunanları da asla unutmamaktadır. Herne kadar milletçe balık hafızalı olduğumuz söyleniyorsa da, bunun doğruluğu tartışılır. Yoksa Türk toplumunu yakından ilgilendiren hadiseler veya kişilerden, aradan binlerce yıl geçmesine rağ men haberdar olamazdık. Mühim şeyler, insanların bilinçaltına şöyle veya böyle yerleşmekteler ve zamanı geldiğinde mutlaka hatırlanmaktadır. O yüzden kimse yaptığımız yanımıza kâr demesin!

Hiç şüphesiz son devir Türk tarihinde, özellikle biz Türkiye Türkleri için en önemli kişi Mustafa Kemal Atatürk’tür. Onun bu ülke ve insanı uğruna yaptıklarını şu daracık makale içerisinde sıralamak mümkün değil. Her şey bir yana, bugün üzerinde yaşadığımız Türkiye Cumhuriyeti Devleti, onun da ifadesiyle, en büyük eseridir. Bu sebeple Türk halkı ona elbette minnettardır. Birtakım şeylerin değerini küçük göstermeye kimsenin hakkı yoktur. Veya tarihin abidelerini alçaltarak kimse yükselemez.

Maalesef son zamanlarda Türk’ün bütün mukaddesatına karşı yürütülen kasıtlı politikalar, Atatürk sevgisine yönelik de yürütülmektedir. Onun yerine günümüzden bazı kahramanlar veya Avrupai deyimle idoller konulmaya çalışılıyor. Belki toplumun çok az bir kesimi bu amaçlara dönük etkileniyorlar, ama vefakâr Türk milletinin büyük bir bölümü Mustafa Kemal’in nasıl önemli bir insan olduğunun bilincindedir. Onun yeri Türklerin gönlünde apayrıdır. Sadece Türkler tarafından değil, diğer dünya milletlerince de cihanı değiştiren adamlar arasında gösterilmek herhalde mühim bir şeydir.

10 Kasım 1938, her Türk’ün bildiği üzere fani Mustafa Kemal’in ölüm tarihidir. Aslında bu gün, etten ve kemikten müteşekkil Atatürk’ün de fikir ve düşünce olarak ebedileştiği, ölümsüzleştiği bir tarihtir.

Dünyada her halk ve devlet kendine hizmet eden kişilere ve üzerinde yaşadığı toprakların kurucularına karşı saygı gösterir. Dolayısıyla bu büyük insanların ölüm yıldönümleri hatırlanır ve o günün maksadına yönelik etkinlikler düzenlenir. Türkiye Türkleri de kendilerine bir devlet veren veya aracı olan bu insanın vefat günlerini anar, onu rahmet ve şükranla yad eder. 10 Kasım 1938, sıradan bir kişin ölüm tarihi değildir. Bu yüzden söz konusu tarih bizim için sembolik manada bir yas günüdür. Ama hiçbir zaman ağlayıp, sızlayarak, insanlar kendilerini paralayan bir tavır da sergilemezler. Fakat buna karşılık, bu büyük insanın vefat günlerinde, kabrinin olduğu yerde saygı duruşunda bulunmak, dualar etmek, onu anmak kadar güzel bir şey olamaz. Bununla birlikte, elbette gündelik hayat da devam edecektir. Yine insanlar yiyecekler, içecekler, işlerinin başında olacaklar; ama bir Türk’e yaraşır biçimde ağır başlılıkla bu günü yaşayacaklardır.

Durum böyle olunca, Türk milleti kendisine çok şeyler borçlu olduğu Mustafa Kemal Atatürk’ün ölüm günlerini sıradan bir günmüş gibi göremez. Bu önemli tarihi sulandırmaya da kimsenin hakkı yoktur.

- Reklam -

 

Orkun'dan Seçmeler

- Reklam -