Ana Sayfa 1998-2012 BENİ DİNLEMEYİN

BENİ DİNLEMEYİN

Son zamanlarda oradan buradan duyuyor, gazetelerden okuyoruz ki birçok kişinin telefonları dinleniyormuş. Daha da ötesi, dinlenenlere bir süre sonra “Sizin telefonunuzu dinledik” diye bilgi notu gönderiliyormuş. Bazıları bundan yakınıyor, bazıları umursamıyor, bazıları da farkına bile varmıyormuş. Gizlice dinledikten sonra itirafta bulunmak son teknik gelişmelerden biri olsa gerek.

- Reklam -

Bu konudaki geniş haber yelpazesiyle serinlerken aklımdan bile geçmiyordu, acaba beni de dinlerler mi, yoksa dinliyorlar mı diye. Çünkü dinlenen kimselerin az çok bilinmiş, tanınmış şahıslar olması lâzım. Gidip de Karamürsel’deki bakkal Hasan Efendi’yi dinleyecek değiller ya! Gayet tabii suça meyilli, sicili bozuk yahut da “şüpheli” görülenlere öncelik verilecek. Belirtildiğine göre dinlenenlerin sayısı yüz binleri buluyormuş. İnsan ister istemez düşünüyor: Bu ülkede suç işlemeye hazır, sicili bozuk, “şüpheli” ne kadar çok insan varmış.

Dinlemek yetmez, konuşulanları kayda geçirmek de lâzım. Herhalde kâğıtlara yazacak değill er, büyük ihtimalle CD’ye alıyorlardır. Faraza 100 bin CD’nin maliyeti ne olur bir hesaplayın, şaşacaksınız. Yani bu dinleme işi personel giderleriyle birlikte malzeme sarfını da gerektiriyor. Şu hâlde bir kişi bile eksik dinlense tasarruf edilmiş olacak. Onun için diyorum ki, beni dinlemeyin. Dinlemezseniz kazançlı çıkarsınız.

Bana kalırsa kendimi suça eğilimli görmüyorum. Sicilimde de kara lekeler yok. “Şüpheli” miyim? İşte onu bilemem. Birilerinin beni nasıl gördüğüne bağlı. Ama şüpheli olsam savcı bey eve polisleri gönderir veya –daha nazikçesi- telefonla davet ederdi. Bunun ölçüsünü bilemiyorum, Galiba daha az itibarlı olanın evine polis gidiyor, itibarı yüksek olanlara da telefon ediliyor. Her neyse, sonuçta “dinlenecek” kadar ünlü veya kritik görevli

biri değilim.

Yine de diyorum ki, beni boşuna dinlemeyin. Çünkü dinlerseniz eğer, muhtemelen şöyle konuşmalar duyacaksınız:

“- Doktor bugün için randevu vermişti. Gittim. Hem tahlil sonuçlarına baktı hem de iyice muayene etti. Sonra dedi ki: ‘Bakın kreatinin yine yükselmiş. Bun da öyle. Kan değerleriniz düşük. Aranespi yaptırıyor musunuz? Sedimantasyon için kan alalım. Potasyumla sodyum iyi. Albümin de idare eder. Sizin burada bir ultrasonografiniz bir de akciğer grafiniz olacaktı, onlara da bakalım. Dahiliyeci dopper istemiş, emboli

- Reklam -

şüphesi var diyor. Siz yine nutrineal, 2.27, 3.86 ve ekstranel’e devam edin. Deliksi yarıya indirin, desali sabah akşam ikişer tane alın. Ultrafiltrasyon bu şekilde çıkarsa fortum ve sefazol yerine vascomisin kullanmaya başlayın.’ Anlaşılan ne kötüyüm ne de iyi. Sen nasılsın? Artrit romatizmalarda düzelme var mı?”

Bu tür bir konuşmanın mahremiyetinden ne olacak? İsterseniz dinleyin ama dişe dokunur bir şey bulamazsınız. Emeğinize yazık olur.

Bir başka telefon konuşmamı kayda alırsanız ortaya şöyle bir metin çıkar:

-Kız telefon etti, akşama bize geleceklermiş. Sen de biraz daha erken gelirsen sofraya birlikte otururuz. Gelirken iki ekmek, peynir, yumurta almayı unutma. Ben marketten biraz

alış veriş yaptım. Onun için başka bir şeye ihtiyaç yok. Bir dakika, kapı çalıyor. (…) Kapıcı aidat almaya gelmiş. Beyden alırsın dedim, gitti. Perdeleri ısmarlamıştım ya, getirdiler. Yerine koyunca bir de ne görelim, dört parmak kısa yapılmış. Toplayıp götürdüler. Cumartesi yeniden getirecekler. Ha, unutmadan söyleyeyim, Mükerrem’in selâmı var. Evet, aradı. ‘Bir gün, Altan Ağabey’e sevdiği kekten yapıp getireceğim’ diyor. Cep telefonu cızırtı yapıyor. Tamam, görüşürüz.’

- Reklam -

İşte böyle. Yumurtalarla Mükerrem’in ülke çıkarları açısından önemi olduğunu sanmıyorum. Ama birileri belki de önemsiyordur, onu da bilemem, Bana kalırsa kek daha önemli. Hele erbabının elinden çıkmışsa.

Beni boşuna dinlemeyin arkadaşlar. Elinize bir şey geçmez. Zaten biraz aklı olan, saklı gizli bir durumu varsa bunca gürültü patırtıdan sonra telefonda konuşmaz. Daha da tedbirliyse telefonda hiçbir şey konuşmaz.

Bilmem anlatabildim mi? Yine de anlamamışsanız ben ne yapayım? O zaman ancak şunu söyleyebilirim: İsterseniz dinleyin be!

 

Orkun'dan Seçmeler

- Reklam -