Ana Sayfa 1998-2012 Azgınlaşan Kürtçülük

Azgınlaşan Kürtçülük

Osmanlı’nın son yılları … Çeşitli aşiretler, birbiri peşi sıra ayaklandılar. Ayaklanmalar çeşitli şekillerde bastırıldı. Ancak ayaklanmaların sonu gelmedi. Hatta Kurtuluş Savaşı sırasında bile çeşitli kereler TBMM’ne karşı ayaklandılar. Urfa’daki Millî Aşireti ayaklanması, Tunceli’deki Koçgiri Ayaklanması bunun örnekleridir. Cumhuriyet döneminde de bu ayaklanmalar devam etmiş. Diyarbakır Lice’de başlayıp, kısa zamanda bütün bölgeyi kaplayan ve Musul-Kerkük bölgesinin elden çıkmasını sağlayan Şeyh Sait Ayaklanması, Dersim ve Ağrı ayaklanmaları ile Hakkari-Van bölgesindeki ayaklanmalar buna örnek gösterilebilir.

- Reklam -

Ulu Önder Atatürk’ün ölümünden sonra ayaklanmalar durmuş, ancak 1978 yılında kurulan ve 1984 yılında eyleme geçen PKK terör örgütü ile Kürt ayrılıkçı terörü güçlenerek devam etmiştir.

Osmanlı’nın son yılları, Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet dönemindeki ayaklanmalar, Kürtçü düşüncenin toyluk yıll arı olarak adlandırılabilir. PKK terör hareketi ile toyluk dönemini yavaş yavaş aşmaya başlayan Kürtçü-ayrılıkçı düşünce, bugün artık olgunlaşma sürecine girmiştir. Kürt kökenli insanlar arasında, ayrılıkçı-Kürtçü düşünce yayılmıştır. Bu ise Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısı için çok büyük bir tehlikedir. Üstelik bu düşüncenin olgunlaşma zamanı ile Avrupa Birliği sürecinin aynı döneme denk gelmesi de Türkiye için çok büyük bir sıkıntıdır. Irak’ın kuzeyinde işgal edilen Türkmen toprakları üzerinde kurulan Kürt devletçiği de, Türkiye için sıkıntının gitgide büyüme nedenlerindendir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Atatürk’ün ölümünden sonra gerçekleştirdiği öngörüsüz politikalar yüzünden bu düşüncenin gelişmesine ve yayılmasına engel olamamıştır. Kürtleri kazanma adı altında uygulanan yanlış politikaların cezasını ise ne yazık ki Türk ulusu çekmektedir. Teröristbaşı Abdullah Öcalan’ın yakalanması ile terörün ve Kürtçülüğün bittiğini sananlar yüzünden bu milletin evlâtları, her gün şehit düşmektedir.

Ayrıca tek tehlike de bu değildir. Doğudaki Türk köyleri ile bölgede memur olarak görev yapan Türkler de tehlike altındadır. Bugün silâhsız Kürt köyü yoktur. Her geçen gün artan gerilimle birlikte bu silâhların Türk köylerine karşı kullanılmayacaklarını kimse garanti edemez. Zaten geçmişte PKK terör örgütü bölgede birçok Türk köyünü basmış ve etnik temizlik yapmıştır. Devletin buna karşı âcil olarak önlem alması gerekmektedir. Ancak Türkiye’nin tepesinde Avrupa Birliği’nin kılıcı durduğu sürece de önlem alma şansı pek görünmemektedir. Bunun için öncelikle Avrupa Birliği süreci sonlandırılmalı ve hemen harekete geçilmelidir. Yapılacaklar ise en başta bu köylerin silâhsızlandırılması olmalıdır. Böylece silâhsızlandırılan köylerin ayağa kalkma olasılıkları en aza indirilmiş olacaktır. Ayrıca askerî önlemler arttırılmalı ve şüpheli köyler askerî birimler tarafından sıkı kontrol altına alınmalıdır. Bunun ötesindeki önlemler de duruma göre aşama aşama uygulanmalıdır. Kürt kökenlilerin kısa zamanda inanılmaz zenginleşmesini sağlayan yasadışı ekonomik etkinlikleri engellenmelidir. Bugün istisnalar dışında Kürtlerin büyük bölümü zengindir. Ayrıca devlet Güneydoğuda çocuk başına para yardımı yapmaktadır. Televizyonlardan ve dışarıdan görülenler gerçeği yansıtmamaktadır. Artık devletin ve tüm siyasî çevrelerin Türk-Kürt kardeşliği üzerine sıraladığı sözlerin hiçbir inanılır tarafı kalmamıştır. Bölgede bir an önce hamaset ve kardeşlik edebiyatından uzak, bilimsel, yepyeni politikaların uygulanmaya koyulması gerekmektedir. İnsanların kanına bir kere bağımsız devlet ile kin ve düşmanlık düşünceleri girdi mi onu yok etmek imkânsızdır.

O hâlde … Kaybedecek vakit yoktur. Türkçü-Atatürkçü bir siyasî oluşuma ihtiyaç vardır.

 

- Reklam -
- Reklam -

Orkun'dan Seçmeler

- Reklam -