Ana Sayfa 1998-2012 ARI BİZİZ BAL BİZDEDİR

ARI BİZİZ BAL BİZDEDİR

(Türkçenin Bahçesinde Bir Gezinti) – I –

- Reklam -

COĞRAFYAYA SIĞMAYAN TÂRİH

“Takı taluy, takı müren…

Kün tuğ bolgıl, kök kurıkan!”

(Oğuz Kağan Destânı’ndan)

Türk târihinin yabancılarca gıpta edilen iki mühim özelliğinden biri fâsılasız devâm edişi, diğeri de mesâfeyi hiçe sayan geniş coğrafî mekânıdır.

Türkler kadar anayurtlarından uzaklaşıp da istiklâl fikrini kaybetmemiş ve anayurtlarından çok uzaklarda ikinci anayurtlar edinmiş başka bir millet, herhâlde gösterilemez .

- Reklam -

Târihimizin en parlak devri, muhakkak ki, Kaanûnî Devri Türkiyesi’dir. Devletimiz, en geniş sınırlarına ise, Kaanûnî’nin torunu III.Murad zamânında ulaşmıştır. Bu dönemde, Türkiye’nin sınırları batıda Atlas Okyanusu ile Baltık Denizi’ne, doğuda Hind Okyanusu’na, kuzeyde Moskova varoşlarına, güneyde de Ekvator’un altındaki mevkilere dayanıyordu. Aynı asırda (XVI. asır) İran, Afganistan, Türkistan, Hindistan gibi sâhalarda çok önemli ve büyük başka Türk devletleri de bulunmaktaydı.

Böylesine muazzam bir mekâna sâhip olmuş bir milletin târihini incelemek, araştırmak ve kısa zamanda sonuca ulaşmak, elbette zordur. Bu yüzden ve öteki haklı sebeplerden, Türk târihinin aydınlanamayan devirleri, aydınlananlardan fazladır. Bu husus, ilim açısından üzücü, fakat Türk târihinin ve milletinin büyüklüğü açısından iftihâr edilecek bir durumdur.

Mehmed Âkif’in:

Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?

Gömelim, gel seni târihe desem, sığmazsın!

- Reklam -

mısrâlarında ifâdesini bulan ulvî şehîdlik mekânı, bir bakıma, Türk târihinin geniş coğrafyasında dünyevî hazırlığını yapmış bir âhiret mertebesidir.

Oğuz Kağan’ın, milletine hedef olarak gösterdiği vatan tablosunda, geniş mekân fikrinin son noktaya ulaştığını görüyoruz. O mekânın çadırı gökyüzü, bayrağı da Güneş’dir.

Bu çadır ve bu – gökyüzünden hiç eksilmemiş – bayrak altında, mesâfe mefhûmunu yok edercesine dolaşan, gittiği yerlerde – çok zor bir iş olmasına rağmen – kolayca devletler kuran Türk milleti, yine o çadır ve o bayrak altında binlerce yıldan beri kendi diliyle konuşmaktadır. Türk’ün “Kendi Gök Kubbesi”nde, binlerce yıldır, kendi “hoş sadâları” dolaşmaktadır.

 

Orkun'dan Seçmeler

- Reklam -