Ana Sayfa 1998-2012 Annan Plânı

Annan Plânı

KIBRIS, Akdeniz’de Sicilya ve Sardunya’dan sonra üçüncü büyüklükte adadır.

- Reklam -

Genel Jeopolitik Etkinlik

KKTC’de 214 bin Türk, GKRY’de 562 bin1 Rum yaşamaktadır.

• Bakü-Ceyhan, Kerkük-Yumurtalık petrol yollarının açıldığı İskenderun Körfezini kapatır ve korur.

• İleride gündeme gelebilecek Azerbaycan, Hazar Denizi, Kazakistan, Türkmenistan, Irak, İran petrol ve doğal gazının İskenderun’a açılışını kontrol eder.

• Batı dünyası için yaşamsal değeri olan Orta Doğu (Suudî Arabistan, Basra Körfezi, Irak, İran…) petrol çanağı ile Kafkasya, Hazar Denizi, Orta Asya çanakları üzerinde etkinlik kurulmasına ilk basamak olarak olanaklar sağlar.

• Doğu Akdeniz’in kontrolünde etkin durumdadır.

- Reklam -

• Türkiye, Suriye, Lübnan, İsrail, Mısır, Irak ve İran’ın havadan uçak, uçarbirlik ve füzelerle; kıyı komşularını çıkarma birlikleri ile tehdit eder.

• Güney ve Güneydoğu Asya yolunu, bu yol üzerindeki en duyarlı kesim olan Süveyş Kanalı’nı kontrol eder.

• Neoemperyalizmin bir aracı hâline gelen küreselleşmenin Orta Doğu ülkeleri üzerindeki etkinliğinin devam etmesine olanaklar sağlar.

• Batının izlediği anlaşılan Batı-İslâm (Uygarlıklar savaşı) mücadelesinde önemli yararları olabilir.

Bütün bu sebeplerle Avrupa ve ABD, Kıbrıs’ın Batının (Hristiyanların) elinde olmasını istiyorlar.

- Reklam -

Türkiye için jeopolitik düzeyde özel etkinliği

• Genel etkinlik olarak yukarıda sayılan bütün özellikler, Türkiye jeopolitiği ve jeostratejisi için de geçerliliklerini korurlar.

• Türkiye, Kuzey Kıbrıs’taki varlığı ile evrensel ve bölgesel düzeyde daha etkin ve sonuç olarak daha güçlüdür. Kıbrıs’taki varlığı sebebiyle Türkiye daha fazla dikkate alınması, gözardı edilmemesi gereken bir ülkedir.

• Kıbrıs’ta yaşayan 214 bin soydaşımızın güvenliği ve mutluluğu Türkiye için büyük önem taşır. Bu konu başat soru olma değerindedir.

• Türkiye uzun ve doğal engellerden yoksun kara sınırlarına sahiptir. Karadeniz ve Ege denizi teknolojik gelişmeler sebebiyle engellik özelliklerini büyük ölçüde kaybetmiştir. Güneyde, Türk deniz sınırı Kıbrıs ile güvencededir. Kuzey Kıbrıs’ın Rumlara teslimi güney yanımızı da güvensiz hâle getirecek, Türkiye’nin kuşatılması tamamlanmış olacaktır.

Yunanistan’ın oluşum aşaması; 1821 Mora Ayaklanması (İsyan Mora’da ve dünyada Türk kalmayıncaya kadar “ölüm” sloganı ile başlamış, Mora’da 60 bin Türk öldürülmüştür.); 1830 bağımsızlığın ilânı; 1896 İngiltere’den 7 adayı almaları; 1890 Teselya ve Narda’nın Yunanistan’a verilmesi; 1897 sınır düzeltilmesi; 1908 Girit’in a lınması; 1913 Makedonya, Epir, Batı Trakya ve Ege adalarının işgali; 1919-1922 Anadolu’yu işgal girişimi; 1941 oniki adanın alınması şeklinde gelişmiştir.

• Bir yüzyılda kurulup gelişen Yunanistan’ın izlediği Megali İdea’nın bundan sonraki hedefleri Kıbrıs, Ege egemenliği, İstanbul, Pontus ve Batı Anadolu’dur. Yunan politikacıları ve diplomatları (Dışişleri Bakanlığı) büyük bir dış politika başarısı ile Megali İdea’nın kalan hedeflerini Avrupa Birliği-Türkiye sorunu hâline getirmişlerdir. Kıbrıs, Türk-Yunan, Türk-Avrupa ilişkilerinin barajı durumundadır, yıkılmaması gerekir.

• Türkiye’nin Kıbrıs’ı kaybı, diğer sorunları gündeme getirecek ve Megoli İdea’nın gerçekleştirilmesini hızlandıracaktır.

• Kıbrıs Türkiye için güvenlik; sonuç olarak varlık sorunudur.

ANNAN PLÂNI

Plân Türklerin 1960 yılında kazandıkları; eşit kurucu ortaklık hakkını, ortak egemenlik ve yönetim haklarını alarak, Türk toplumunu Kıbrıs’ta azınlık durumuna getiriyor. Siyasal eşitliği ve ortak egemenliği yok ediyor.

1960 yılında kurulan; Rum tecavüz ve katliamları ile 1963 yılında yıkılan Kıbrıs Cumhuriyeti şu temel niteliklere sahip bulunuyordu: Bir Ortaklık Devleti idi; kısıtlı bağımsızlığa sahipti; Türkiye ve Yunanistan arasında denge oluşturuyordu.

KKTC bugüne kadar GKRY’ne şu tavizleri vermiştir:

1. KKTC’nin tanınmasından önce görüşmelere başlamam ilkesinden vazgeçerek görüşme sürecini başlatmıştır.

2. Konfederasyon tezinden vazgeçilerek kurulacak “Yeni ortaklık Devleti’nin” tek dış temsiliyete sahip olmasını kabul etmiştir.

3. Kıbrıs’ın Türkiye ile eş zamanlı olarak AB üyesi olması yaklaşımından vazgeçmiştir. Kıbrıs’ın, Türkiye’nin tam üyeliğinden önce AB’ne üye olması kabul edilmiştir.

Bu çok önemli ödünlere karşı Rum tarafı ve Yunanistan isteklerinin hiçbirisinden vazgeçmemiş, hiçbir konuda geri adım atmamıştır.

Sayın Denktaş’ı müzakerelere zorlayanlara sormak gerek: Bu şartlarda müzakere yapılabilir mi? Yunanistan, Rum tarafı ve Sayın Denktaş’ı müzakereye zorlayanların da istediği teslimiyettir. KKTC’nin Enosis’e teslimidir.

Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin (GKRY) Tutumu

Rum tarafı, Türk tarafının ortaya koyduğu kapsamlı yazılı önerilerin aksine bir öneri paketi sunmamış, sunulan önerilerde cevap niteliğinde görüşler ileri sürmüştür. KKTC’nın uluslararasında tanınmadığını ve meşru olmadığını ileri sürmüştür.

Rumlara göre “Kıbrıs Cumhuriyeti” altında birleşilmesi dışında başka bir çözüm mümkün değildir.

Ada’da Türklerin ayrı bir egemenliği yoktur. Merkezî güçlü üniter devlet yapısı dışında bir çözüm kabul edilemez. 1960 garanti ve ittifak anlaşmaları aynen devam edemez. BM barış gücünün sayısı ve yetkileri artırılarak Türk kuvvetlerinin yerine görev üstlenmelidir.

Meşru olmayan AB üyelik başvurusuna; KKTC’ni ortak alarak meşruiyet kazandırmaya, T.C.’nin garanti anlaşmasından doğan hakkını ortadan kaldırmaya çalışıyorlar.

Yeni bir ortaklık yerine Kıbrıs Cumhuriyeti’nin devam ettiğinin kabulünü istiyorlar.

KKTC’nin 24 saat tanınmasına dahi razı olmuyorlar. Böylece, KKTC’nin bütün yaptıklarına, tasarruflarna meşruiyet kazandırmak istemiyorlar. Mal, mülk konusunda KKTC’nin aldığı karar ve verdiği tapuları geçersiz sayıyorlar.

Annan plânı ile gerçekleştirilecek siyasî sistem zaman içinde gelişecek ve çoğunlukta bulunan Rumların Türkler üzerinde hâkimiyeti artacak; Kıbrıs Türk toplumu olabildiğince azaltılarak etkisizleştirilecek ve bütün Kıbrıs Rum-Yunan ikilisinin kontrolü altına girecek bir süreç yaşanacaktır.

Bu hâli ile belge 1960 durumunun da gerisindedir. karar alma ortamlarındaki çoğunluğun egemenliği KKTC’ni yok edecektir.

GKRY’ne ve Rumlara

Bırakılacak Arazi

Harita A’ya göre;

KKTC topraklarının % 28.6’sı ile bu topraklar içindeki 50 köy ve yerleşim birimi Rumlara bırakılacak.

60-65 bin Türk bu bölgeden Türklere bırakılan küçültülmüş bölgeye göç edecektir.

Harita B’ye göre;

KKTC topraklarının % 28.5’i ve 39 yerleşim birimi Rumlara bırakılacak.

50-55 bin Türk bölgeden Türklere bırakılan küçültülmüş bölgeye göç edecektir.

Plân bu göç edeceklerle ilgili hiçbir önlem getirmiyor. Göçmenlerin yerleşmesi, toprak ve iş sahibi olmaları gibi insanî konular tamamen boşlukta bırakılıyor. Bunlar insandan sayılmıyor.

KKTC topraklarının % 21’den fazlası terk ediliyor.

Kuzeye yerleşecek Rumlara verilecek topraklar metinde yer alıyor. Güneyden Kuzeye geleceklere verilecek toprak kuzeyde kalan toprakların % 90’ı kadardır.

Hudutların girintili çıkıntılı hâli ile korunması mümkün olmayacak ve iki toplum arasında hudut ortadan kalkacaktır.

Kuzey bölgesinin savunma derinliği yok olmaktadır. Gerçekte bu amaç için Kuzey Türk bölgesinin güvenliğini sağlayacak kuvvet de kalmamaktadır.

Mal-Mülk Durumu

Türk tarafının önerdiği toplu takas ve tazminatlar yöntemi kabul edilmemekte, kişisel sorunlar hâlinde çözüm istenmektedir.

10 yıl görev süreli bir “Mülkiyet Kurulu” oluşturuluyor. Mülkiyet Kurulu’na yerel mahkemelerin üzerinde ve bunlara talimat verebilecek, Meclis kararlarının bile üstünde olabilecek kadar olağanüstü yetkiler verilmektedir. Alacağı kararların yerine getiriliş biçimini gösterme yetkisine de sahip olacak. Mülkiyetin iadesine karar vermesi hâlinde tebligat ve tahliye yetkisi ile malî ceza verme yetkisi de bulunmaktadır.

Parça devletler, özellikle Türk tarafı, mal-mülk düzenlemesinde hiçbir yetkiye sahip olmayacaklardır.

Mülkiyet Kurulu işlemleri hiçbir denetime tabi değildir. Parça devletler kurula bazı arazileri bırakacaktır.

Bütün dinî mahaller ve araziler geri verilecektir. Bu yolla, Kuzeyde Türklere bırakılan bölgeden ayrıca verilecek takriben 60 bin dönüm arazidir.

Nüfus Hareketleri

• 15 yıl içinde güney bölgesinden göç edecek olanlarla Türk bölgesindeki Rum nüfus oranı % 28’e çıkacaktır. En az 60 bin Rum bölgeye yerleşecek, kuzeye gelecek Rum sayısı 100-150 bine ulaşabilecektir.

• Sonuçta Türk nüfusunun % 53’ü mal mülkünden sökülerek göç etmek zorunda bırakılacaktır.

• Önceden, Türkiye’den göç edenlerin Türkiye’ye dönüşü için çeşitli olanaklar verilmektedir. (45 bin kişi)

• Karpas bölgesinden göç eden 25-30 bin kişi bölgeye göç edecek ve otonomi verilecektir.

• 65 yaş ve üstündeki Rumlarla bunların eş ve çocuklarının kuzeye gelmesi sağlanacaktır.

Güvenlik

Türkiye’nin garantörlüğü tamamen ortadan kalkıyor.

Üçüncü Annan Plânında “Kıbrıs Cumhuriyeti”nin sadece adı değişmektedir; “Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti”.

Karpas bölgesindeki isteklerinden vazgeçilmekte, karışık olarak Güzelyurt’un tamamı ile başka birçok köyün Rum tarafına terki istenmektedir.

Türk askerî varlığı 6.000’e düşürülmekte ve hiçbir yetki verilmemektedir. Kışladan çıkış izne bağlı olacaktır.

BM Barış gücü sayısı da 6.000’dir, fakat tam yetkiye sahiptir. Rum silâhlı kuvvetlerinin tamamı korunmaktadır.

Diğer Kayıplar

Tarım üretiminin % 75’i; GSMH’nın % 22’si; 1350 işyeri kaybedilecek, onbinlerce kişi işsiz kalacak, su kaynaklarının (yer altı) % 80’i terk edilecektir.

Terk edilen yerlerden gelecek 50-55 bin Türk’ün durumu; Kuzeye gelip eksik ev, işyeri ve topraklarını geri alacak 85 bin Rum’a her şeylerini verecek Türklerin durumu hakkında Annan Plânı hiçbir öneri içermiyor.

Bu miktarın, Türk bölgesine gelecek Rumların sayısının 85 bin değil de 150 bin olmasına engel olacak bir yaptırım ve bu yaptırımı uygulayıp fazladan gelenleri geri gönderecek hiçbir güç bulunmuyor. Kaldı ki kuzey bölgesine gelenleri sayacak güçte sorumlu veya kurum da yok.

Annan Plânı en geç altı ay sonra Kuzey Kıbrıs’ın silinmesine, oradaki Türklerin yok olmasına yol açacaktır.
 

Orkun'dan Seçmeler

- Reklam -