Ana Sayfa 1998-2012 Altın elbiseli adam

Altın elbiseli adam

ERKEN Türk Tarihi araştırmacısı Sayın Kâzım MİRŞAN ve 18 arkadaşımızla Haziran 2004’te gerçekleştirdiğimiz TÜRKİSTAN TARİH GEZİSİ nin bir amacı da ALTIN ELBİSELİ ADAM Kurganının (Höyük, tepe mezar ) bulunduğu yere gitmek ve ALTIN ELBİSELİ ADAMIN tartışmalı olan yaşı konusunda bilgi toplamaktı. Türk dünyası için en önemli eski eser kazısı 1969-1970 yıllarında KAZAKİSTAN’IN Almatı şehrinin 50 km doğusunda Essik (Eşşik = Kapı) kurganıdır. Mezardan çıkarılan 4.000 parça altının yanında üzerinde Türkçe yazı olan gümüş bir kabın da olması kazının önemini artırmaktadır. (Resim 1)

- Reklam -

Kazı hakkında en geniş bilgiyi kazı heyetine de başkanlık yapmış olan Prof Kemal AKIŞEF’in 1978’de yayınladığı Rusça “ Kazakistan Sakalarının Sanatı, Moskova, 1978” kitabında bulduk. Bu kitabı süratle tercüme eden Kırgızistan Manas Üniversitesi Türkoloji son sınıf öğrencisi Canıl Mirza BAPAYEVA’ya teşekkür borçluyum; Prof. AKIŞEF kitabında özetle şu bilgileri vermektedir;

D. Ö 8-4 yy. da bugünkü Türkistan topraklarının sahipleri Saka kabileleri idi. Herodot Asya İskitlerinin Avrupa İskitlerinden ayrı olduğunu belirtmiştir. Asya İskitleri Acemlerle yakın ilişkiler içindeydiler. Kaynaklarda İskitlerin üç büyük grup halinde yaşadıkları kayıtlıdır:

1) Tigrahaud İskitleri (sivri uçlu kalpak giyen İskitler).

2) Haomavarga İskitleri (haom içeceğini yapan İskitler).

3) Tiay-para-daraya (denizin arka tarafındaki/öbür ucundaki İskitler ).

Arkeoloji ilminde sakaların yerleşimi hakkında çeşitli görüşler vardır. Bir görüşe göre; bugünkü Taşkent, Kuzey Kırgızistan ve Güney Kazakistan topraklarında Tigrahaud Sakaları yaşamıştır. Bu coğrafyada çok sayıda kurganlar bulunmaktadır (özellikle Güney-Doğu Kazakistan ve Kuzey Kırgızistan’da). Pazırık (Altay Dağları), Çilikti (Doğu Kazakistan), Beş satır (Güney-Doğu Kazakistan). Bu kurganlardaki keşifler tarih ilmini metal, ahşap, kumaştan yapılan yüksek sanat eserleriyle zenginleştirmiştir. Bu eserler, Sakaların yüksek ve zengin medeniyete sahip olduklarını göstermektedir. Hükümdar mezarlıklarında bulunanlar İskit toplumunun gelişmiş sosyal yapıya sahip olduğunu göstermektedir.

- Reklam -

Essık Kurganı, 45 büyük kurganın bulunduğu Issık mezarlığının güney tarafında yer almaktadır. 1970’li yıllarda toplam 4 kurgan kazıldı, fakat onlardan 3 tanesi daha önceki dönemlerde mezar hırsızları tarafından tamamen soyulmuştu, bu mezarlarda hiçbir eser bulunmadı. Dördüncüsünde dörtgen şeklinde büyük bir çukurda insan kemikleri bulundu. Kemiklerin arasında sadece birkaç ufak altın para ve altın ile kaplanmış demir saç tokası bulundu. Issık kurganının hazineleri ilim dünyasında büyük ilgi uyandırdı. Bulunan ziynet eşyalarının, başlığın, kıyafetlerin ve ayakkabıların kopyaları yapıldı. Restorasyon işleri üç yıl sürdü (1970-1973). Neticede altın baş giysisinin, elbisenin ve ayakkabıların eşsiz modeli yaratıldı. Issık kurganları, Issık deresinin sol tarafı nda Almatı şehrinden doğu istikametinde 50 km uzaklıkta yer almıştır, kuzeyden doğuya 3 km boyunca uzanan 45 büyük kurgandan oluşmaktadır. Bunların hükümdar kurganı olanlarının çapı 30-90 m büyüklükte, 4-15 m yükseklikte yapılardır. Issık mezarlığı, varlıklı aile mensuplarının gömüldüğü tek mekân değildir. Talgar, Büyük ve Küçük Almatı, Kaskelen, Kurtı, İli, Karakemer, Çilik, Çarın, Kegen, Karkara, Karatal, Aksu, Lepsı ırmaklarının kenarlarında mezarlıklar bulunmaktadır. Mezarlıkların araştırılması onların ortak kültür unsurlarına sahip olduklarını gösterdi (benzer sosyal-ekonomik gelişme, yaşam tarzı). Bu, kabilelerin etnik varlığından haber vermekte.

Issık mezarlığına ayrıcalık kazandıran Issık kurganıdır. Yapının çapı 60 m, yüksekliği 6 m. Resmî kazıdan önce toprak yığını hâlinde olan kurganın tepesinde mezar hırsızları tarafından çapı 2.3 m olan ve 12 m derinlikte bir kuyu açılmış ve oradan kurgan soyulmuştur. Toprak yığını kaldırıldıktan sonra yer yüzeyinden 1,2 m derinlikte iki mezar daha (merkez ve yan) bulundu.

Merkez mezarın şekli birkaç defa yapılan soygundan sonra tamamen bozulmuştur. Yan mezar, ana mezardan 15 m güneyde ve kurganın güney yönünden 10-12 m mesafede yer almış. Ana mezarda yaş olarak daha büyük ve mevki olarak daha önemli bir kişinin gömüldüğü tahmin edilmektedir. ALTIN ELBİSELİ ADAMIN gömü odasının duvarları 1,5-3 m uzunlukta, 25-30 cm kalınlıkta olan Tyan-şan çamı tomruklarıyla kaplıdır. Odanın ölçüleri: içten 2,9-1,5 m, dıştan 3,3-1,9 m.

Odanın güney ve batı taraflarında kil, ahşap, metal (gümüş ve bronz) kap-kacak, kuzey tarafında ise sırtüstü, başı batıya yönelik yatırılan cesedin kalıntıları görülmekte. Yıpranmış iskeletin uzunluğu 165 cm. Ölü ile birlikte gömülen altın ve diğer eşya: kıyafetin altın süs unsurları, silâh, tuvalet takımı, kap-kacak konumlarını ve şekillerini koruyarak saklanmıştır.

Baş giysiyi süsleyen altın parçacıklar cesedin kafatasından yukarı tarafta 65-30 santimetrelik alanda yayılmışlar. ( Resim 2) Sivri uçlu kalpağın zirvesini oluşturan dağ keçisinin heykelciği adamın kafatasından 65 cm uzaklıkta bulundu. Kafatasının sol tarafında kulak hizasında altın küpe, boynunda halka şeklinde altın gerdanlık vardı. Omuriliğin boyun kısmından kuyruk sokumuna kadar gövde kemiklerinin üstünde çok sayıda üçgen şeklinde altınlar ve bel kısmında dörtgen şeklinde altın parçalar bulunmaktaydı. Yeniden yapma işleri neticesinde bunların deriden yapılan kaftanın üzerindeki süsler olduğu belli oldu. Ayak kemiklerinin üzerinde de bol sayıda aynı üçgen altın parçalardan bulunmaktadır. Bunlar deri pantolonun ve ayakkabının üzerindeki süslerdir. Sağ elinin parmak kemiklerinin arasında üzerinde adam yüzü resmi yapılmış altın yüzük, zeminin altında sade altın yüzük bulunmuştur (Resim 3). Sağ ayak kemikleri boyunca demir kılıç ve ahşap kının kalıntıları (Resim 4); sol el ve gövdenin ortasında demir hançer; sol dirseğin karşısında altın okun ucu, kafatasının yanında bronz bir ayna bulundu. Issık kurganında toplam 4.000 fazla altın parçalar, altın ve demirden yapılmış kılıç ve hançer, 31 tane kap-kacak, bronz ayna, 36 kıymetli taştan yapılma boncuk vardır.

- Reklam -

Issık kurganında bulunan eşyaların tarihini tespit etmek için silâh (hançer ve kılıç), ziynet eşyası (gerdanlık, ayna) ve kap-kacak alınmıştır.

Hançer: Issık tipi çift başlı panter şeklindeki hançer sapları Sibir-Kazakistan bölgesinde D.Ö 6-5 yy. da meydana çıkmıştır. Avrasya’nın diğer bölgelerine 5-4 yy. da yayılmaya başlamıştır.

Kılıç: aynı döneme ait. Gerdanlık: D.Ö 5-4.yy. Bronz ayna: D.Ö 4-3.yy. Kap-kacak: 5-4.yy. Kurganda bulunan sanat eserlerinin çoğu erken dönem özellikleri taşır: Hayvan heykelciklerinin tüm ayrıntılarıyla ve titizlikle yapılması, hayvanların savaş/kavga sahnelerinin olmaması, hayvanların sürü halinde değil tek tek gösterilmesi. Bunlar, İskit-Sibir hayvan stilinin ilk safhalarının özelliklerine benzer. Bundan dolayı bu bulguların D.Ö 6-5. yy ait olduğu düşünülmektedir.

Tarihte bu eserlerin sahibi olan bir toplum muhakkak ki yüksek medenî gelişme seviyesindedir.

Kurganda bulunan Issık Sakasının kıyafeti özel durumlarda (tören, önemli toplantı) giyilen kıyafettir.

Konik şeklindeki uzun kalpağın enseyi kapatacak ve çene altından bağlanabilir uzantısı var.

Kalpağın kenarına altından kenar süsü işlenmiş. Altın kenar süsünün üstünde dağ manzarasını andıran süslemeler yer almakta. Dağların aralarında üstünde kuş oturan hayat ağaçları yerleştirilmiş. Kenar süslemesi ile dağ sıralarının arasında aslan yüzü çizilmiş altı süsleme vardı. Kalpağın uzantısını beş dağ keçisi, iki bars (pars), üç tane kar barsı, dağ manzarası parçaları ve beş lekal (canavar) şeklinde süslemeler süslemektedir. Kalpağın keçeden yapıldığı tahmin edilmektedir.

KAFTAN: Kahverengi veya kırmızıya boyanmış deriden, yakasız. Kaftanın tümü üçgen şeklinde altın parçalarla kaplıdır. Yaka ağzı, omuz tarafı, kol ağzı, ön kısmı ve kaftan eteği kedi cinsinden yırtıcı hayvanın resmi çizilmiş dörtgen parçalarla süslüdür. Sağdan sola kapanır. Kaftandan ziyade parlayan zırhı andırır. Kaftanın içinde gömlek giyildiği tahmin ediliyor. (Resim 5)

PANTOLON: Deriden yapılmış, eni 20-25 cm. İki kenarından yine altın parçalarla süslenmiş.

KEMER: Dörtgen şeklinde 16 altın parçadan oluşur. Üçü büyük (üzerinde yatmış vaziyette geyik), diğerleri küçük (geyiğin kafası ve boynuzları işlenmiş). Uzunluğu 0,95-1 m.

AYAKKABI : Keçeden yapılmış. Üçgen şeklinde altın parçalarla süslüdür.

Prof. AKIŞEFİN kitabının özeti bu. Kurgan bölgesinde bizim yaptığımız incelemeler sonunda ovayı sulayan akarsuyun Essik gölünden gelen Essik nehri olduğunu tespit ettik. Ovada bulunan kurganların ortaya çıkmasına sebep olan da 1965 yılında yaşanan su baskınının ovanın yüzey toprağını aşındırması imiş. 2.400 m yükseklikteki Essik gölü 5.000-6.000 m yükseklikteki ALA TAU (Ala Dağları -Tanrı Dağları) dağlarının yamacındadır. 1965 kışında aldığı aşırı yağış sebebiyle Essik Gölünün taşması Essik nehrinin tüm ovayı basmasına sebep olmuştur. Essik nehri kenarında olan ALTIN ELBİSELİ ADAM Kurganına Prof. AKIŞEFİN neden Issık Kurganı adını verdiğini anlamış değiliz. Sanırım yakında bulunan ve Kırgızistan’ın en büyük gölü olan ISSIK gölünün bölgedeki öneminden olsa gerek.

Prof. Kemal AKIŞEF yukarıda özetlediğimiz kitabında kazı hakkında çok önemli bilgiler vermekle birlikte ALTIN ELBİSELİ ADAMIN kemikleri kazıda sağlam olarak çıkmışken, bu kemiklere karbon testi ile yaş tayininin yapılmaması ve bu konuda da kitapta hiçbir bilgi vermemesi anlaşılır gibi değildir. Üstelik bir de ALTIN ELBİSELİ ADAMIN belindeki kısa kılıcın Yunan kılıcına benzediğini, Yunanlıların ise bu tür kısa kılıcı D. Ö. 500’lerde kullandıklarını ileri sürerek kurgan yaşının bu mantıkla D.Ö. 500’den daha yaşlı olamayacağı gibi hiçbir bilimsel dayanağı olmayan bu teze bağlamak kabul edilemez bir görüştür. Bu görüş peşinen Yunan medeniyetini diğer büyük medeniyetlerin temeli kabul eden batı dünya görüşünü delilsiz kabul etmektir. Ama Ano Kurganı (D.Ö. 6.000) kazısı başta olmak üzere Türkistan’ın kadim tarihi ise Yunan medeniyeti masalını yalanlayan binlerce bilimsel kanıtıyla ortada durmaktadır. Yeter ki bizim olana önce biz sahip olalım.

Ayrıca kurganda bulunan üzeri yazılı gümüş kap en önemli eşya olmasına karşın yeterince üzerinde durulmamıştır. Erken Türk tarihi araştırmacısı Sayın Kâzım MİRŞAN bu yazıdaki dilin D.Ö. 500’de yazılmış olan Türk Yazıtlarından çok eski döneme ait olduğunu kitaplarında göstermektedir, yer darlığından bu konuya şimdilik burada giremiyorum.

Gezi sırasında Kazakistan’da kurganlar bölgesinde tesadüfen rastladığımız BEKİN NUR MUHAMMED Orkun dergisinin Temmuz 2004 sayısında belirttiğimiz gibi ALTIN ELBİSELİ ADAM Kurganının asıl kahramanı, yani bizzat kazanıdır. Prof. Kemal AKIŞEF’İN de kitabında belirttiği gibi büyük olan kurgan mezar hırsızları tarafından tamamen soyulduktan sonra kazıya el koyan ve kazıyı tamamlayıp “ALTIN ELBİSELİ ADAMI” TÜRK DÜNYASINA kazandıran odur.

1965 yılındaki Essik Gölünün taşmasının ortaya çıkardığı 45 kurgandan 3 tanesini mezar hırsızları soymuş. Bekin Nur Muhammed tok gözlülüğü ve dürüstlüğü sayesinde 4.000 altın parçadan oluşan ALTIN ELBİSELİ ADAMI bulup yetkililere haber vermiş, böylece bugün bu eşsiz eseri bizlere kazandırmış. Diğer 41 kurganın kazısı için ise para, ilgi ve alâka gerekmektedir.

Türkistan coğrafyasının her köşesi Türk atalarımızın bıraktıkları eserleriyle dolu. Unutmayalım ki toprağın altına sahip olunmadan üstüne sahip olunamaz. Dün bu eserleri yapan, o yüksek medeniyeti yaratan atalarımızın bugünkü nesillerden beklediği, en azından onların bıraktıklarına bugün sahip çıkılmasıdır. Türkistan, evlâtlarını beklemektedir.

 

Orkun'dan Seçmeler

- Reklam -