Ana Sayfa 1998-2012 AL DA BAŞINA ÇAL

AL DA BAŞINA ÇAL

A.B.D. yetkilileri bizimkilere diyorlar ki: “Türkiye’de itibarımız çok düştü. Bir çaresini bulun da bunu düzeltin”.

- Reklam -

Bizim atasözümüz “Kendi düşen ağlamaz” diyor. Ayrıca bir de “kendi düşen kendi kalkar” gibi bir deyim var dilimizde. Amerika’nın yakınması tam da bu sözleri hatırlatıyor.

Amerika hot sot davrandıkça, dünya patronluğuna elinde silâhla soyundukça ve kendi kafasına uymayanı cezalandırmaya kalktıkça itibar kaybedecektir. Yalnız Türkiye’de değil, bütün dünyada. Bu tutumunu devam ettirirken de, başkalarına “benim itibarımı düzelt” demesi mantıkla pek uyuşmuyor.

Transatlantik Eğilimler 2006 raporuna göre, Türkiye’de ABD’ye karşı duyulan sıcaklık, 2004’te yüzde 28 iken bu yıl yüzde 20’lerin altına düşmüş bulunuyor. Başkan Bush’a destek verenlerin oranı ise sadece yüzde 7, karşı olanlar da yüzde 81.

Demek ki, ABD’nin Türkler nezdindeki itibarı her geçen yıl âdeta eriyor. Esasen, böyle olmaması şaşırtıcı sayılmalı. Türk kamuoyu, Kuzey Irak’ta askerlerimizin başına çuval geçirilmesi olayını kolay kolay unutabilir mi? Böyle planlı bir hakareti hazmedebilir mi? Amerikalı subayların PKK ile dağlarda temas kurduğunu ve defalarca görüştüğünü öğrenir de bunu bağışlayabilir mi? Şehit cenazelerinin ardısıra yürüyen on binler, PKK’ya karşı elimizi tutanın ABD olduğunu bilmiyorlar mı?

Amerika’nın, 1940’ların sonunda, Rusya’ya karşı bir kurtarıcı gibi görüldüğü günler nerede, yüzde 20’lerin altında sürünen itibar kırıntıları nerede? İyi de bunun sorumlusu aslaaa Türkiye değil, Amerika’nın ta kendisi.

Nihayet durumu kavramış olmalılar ki, ABD’nin Türkiye’deki temsilcileri kamuoyu oluşturma gayretine girdiler. Adana’da malûl gazileri ziyaret eden ABD konsolosuna denmiş ki:

- Reklam -

– Eğer PKK’ya zamanında müdahale etseydiniz veya bize bu imkânı tanısaydınız, ben sizi şimdi tekerlekli sandalyede değil ayakta karşılamış olurdum.

ABD Büyükelçisi de, şehit çocuklarını ve yakınlarını korumakla görevli bir derneği zayeret ederek 10.000 (yazıyla on bin) dolarlık bir çek vermiş. Dernek başkanı ziyaret sebebini öğrenince “Buyrun ama bunun için bir törene gerek yok” demiş. Hayır, çekin verileceği sırada basının bulunması, konuşmalar yapılması ısrarla istenmiş. Maksat belli “Bakın, biz sizi çok seviyoruz, onun için de şehit yakınlarına böyle destek veriyoruz” demek. Bunu da herkesin duymasını sağlamak.

Şimdi bu gafların hangisi düzeltmeli?

ABD, sonradan görmüşlüğün tezahürü ile, kırılan gönüllerin parayla onarılabileceğini sanıyor. İlk ve en büyük yanlış burada.

Haydi kafan ancak bu kadarına basıyor, bari uzattığın çek bir mânâ ifade etse ya! Bugün herhangi bir orta halli Türk esnafı bile, vicdanı sızladığı zaman on bin doları gözünü kırpmadan verebilir. Hem de hiçbir karşılık beklemeksizin. İtibar kazanmak gibi büyük bir iddia ile yola çıkıp da küçük bir meblağı ancak gözden çıkarırsan, üstelik bunun için bir de merasim filân tertiplenmesini istersen sana ancak gülerler.

- Reklam -

Amerika, bir kere daha kaş yapayım derken göz çıkarmıştır. Bu yolda maşallah çok başarılı ve istikrarlı görünüyor. Sadaka bile sayılmayacak rakamlarla jest yapmaya kalktıkça büsbütün batıyor. Böyle devam ederse yakında itibarı yüzde 1’lere bile düşer.

Vallahi, bizim hiç derdimiz değil, kendileri düşünsün.

 

Orkun'dan Seçmeler

- Reklam -