Ana Sayfa 1998-2012 ADALET, GÜÇLÜ’DEN YANA!

ADALET, GÜÇLÜ’DEN YANA!

Prof.Dr. Nurullah Aydın

- Reklam -

Yeni adlî Yıl başladı. Buna ilişkin törenler düzenlendi, kokteyl verildi.

Peki yazılı ve görsel medya konunun hangi yönünü kamuoyuna yansıttı? Abdullah Gül’ün eşi gelecek mi, gelmeyecek mi? Komutanlar gelecek mi, gelmeyecek mi? Daha başka, başka yok

Oysa yılda bir kez düzenlenen bir tören yapılıyor ve konu yargı, yani adalet .

“Adalet mülkün temelidir.” Bu cümledeki “mülk” devlet anlamında kullanılırdı..

Oysa şimdilerde “mülk” mal, servet, zenginlik, yetki, konum, statü anlamında kullanılıyor. Evet “Adalet var mı?” sorusunu halka sorun, alacağınız cevap, dehşet vericidir. İsterseniz bulunduğunuz ortamda mini bir anket yapın.

- Reklam -

Tarih boyunca adaletli olmakla övünen bir milletin geldiği duruma bakın!

Hakkında 20’den fazla dosya olan kişi, başbakan yapılıyor.

Kayıp trilyon davası gibi bankayı zarar uğratma davası olanı, cumhurbaşkanı yapıyor. Teröristi cezaevinden çıkarıp milletvekili yapıyor.

Hakkında davaları olan müsteşarları, milletvekili yapıyor.

İhale yolsuzlukları ile tanınan iş adamlarını, milletvekili yapıyor.

- Reklam -

Hakkında dava olanları, üst bürokrasiye getiriyor.

Çalan çırpanları, vergi yüzsüzlerini affediyor.

Ve bu, hukuk oluyor, bu hukuk devleti oluyor, bu demokrasi oluyor.

Türk milletinin adalet anlayışı ile yüzyıllar boyunca; farklı milletler, din mensupları kardeşçe bir arada yaşadı. Ne oldu da, şimdilerde devlet suçlanıyor, asker suçlanıyor? Ülkeyi düşünen vatanseverler suçlanıyor.

Her sorunu kanuna anayasaya bağlayan bir takım zerzavat takımı var. Bunlar ipteki cambaza bak misâli, kanunlarda hatayı buluyorlar. Hiç kimse “en iyi kanunu da yapsanız uygulanmadıktan sonra, ne işe yarar “ demiyor, diyemiyor. İşine gelmiyor.

Bakın bu ülkede herkes anayasanın değişmesini, demokratik özgürlükçü olmasını ileri sürüyor. Anayasa değişecek de ne olacak? Mide mi doyuracak? Hırsız, sahtekâr, dolandırıcı, arz-ı endam etmeye devam etmeyecek mi?

Dokunulmazlar ordusu her geçen gün seçkin konumlarını sürdürürken, sokaktaki vatandaşa uygulanan kanunlar, toplumda adaleti mi sağlayacak?

Peki, ne yapılmalı?

Vekil dokunulmazlığı yanında bir bürokrat dokunulmazlığı var. Hukuku çiğneyen, keyfî hak ve özgürlük ihlâli yapan bürokratlar hakkında, amirden izin çıkmadıkça yasal takibat yapılamıyor, bu çağdaş dünyada örneği olan bir durum mu?.

Keyfî uygulamalar ve yasalara aykırı engeller nedeniyle Türkiye’deki adalet mekanizması işleyemez hâle gelmiştir. Türk insanının adalet arayışı maceraya dönmüştür. Tarihe binlerce yıldır, kültürü, ahlakı, dini, inancı, sosyal ilişkileri ile adalet dağıtan, adaleti öğreten bir millet; adalet aramaya başlamış.

Adliyelerde hâkimlerin arkasında ‘adalet mülkün temelidir’ yazıyor ama, bunu yerine getiremiyoruz. İmtiyazlar, imtiyazlı sınıflar, statüler, kendi başına karar alabilen kişi, kuruluş, kurumlar ve makamlardan oluşan bir düzen var. Ve bu düzen, kaos yaratmasına rağmen kitleler uyutulmaya devam ediyor.

Hem kendilerine hem de eylem ve işlemlerine dokunulamayan sınıfların varlığına kimse dikkat çekmiyor. Türkiye’de dokunulmayan kişi, sınıf zümreler var. Türkiye bundan kurtulmalıdır. Ama nasıl?

Hukuk devletinin temeli; kanun karşısında herkesin eşit olma ilkesidir. Ayrıcalıklı kişi, sınıf ve zümrenin olmaması demektir. Ve hak arama hakkının yine sınırlandırılmaması demektir. Keyfîliğin önlenmesi, hukukun üstünlüğünü hâkim kılmak demektir.

Yeni adlî Yıl açılışında; bunlar konuşuldu mu? Hayır! Ya ne konuşuldu?

 

Orkun'dan Seçmeler

- Reklam -