Ana Sayfa 1998-2012 A.B. Yanlıları Diyor ki: "Bağımlı Devlet İstiyoruz"

A.B. Yanlıları Diyor ki: “Bağımlı Devlet İstiyoruz”

- Reklam -

Kendisini Türk hisseden herkes, tarihinden aldığı millî şuurla “Bağımsızlık benim karakterimdir”. diyen, Büyük Türk milliyetçisi ATATÜRK gibi düşünür. Orkun’un Ocak 2002 sayısında “Millî Hedef” başlıklı yazımızda Türk milletinin millî hedefinin çağdaş medeniyetin üstüne çıkmak olduğunu işlemiştik. Bağımsızlığına, canından çok düşkün olan ve büyük değer veren milletimizi derinden üzen bir haber ise, Ocak 2002’de haftalık Aktüel dergisinde, Kürşad OĞUZ ve Ferda BALANCAR’ın haberinde çıktı.

Gazeteci Hıncal ULUÇ ve Serdar TURGUT, iktisatçı Prof. Eser KARAKAŞ, Sinemacı Sinan ÇETİN ve felsefeci yazar Hilmi YAVUZ Türkiye’nin bağımsızlığını sorguluyorlar. BAĞIMLI DEVLET İSTİYORUZ! başlıklı yazının içeriğini okuyunca sanki kanım dondu. Çünkü yazıda:

- Reklam -

– Devamlı bağımsızlıktan bahsedilen bir ülkede sorun var demekmiş!

– “AB” normları ile hedeflenen bağımlı Türkiye, bağımsız bireymiş!

- Reklam -

– İçişlerime karıştırmam tavrı, yavaş yavaş tarihe gömülüyormuş!

– Artık para politikalarına ülke başkentleri değil, IMF karar veriyormuş!

– İhalelerimizi yabancı firmalara açmazsanız, yabancı sermayeyi ve dış borcu unutmalıymışız!

– Gittikçe yoksullaşma, ekonomik olarak bağımsızlığın anlamını yitiriyormuş!

– Bağımsızlık teranesi ülkelerin kendi haramilerinin, kendi halklarını kandırmak için başvurdukları bir hurafeymiş!

– Bağımsızlık kavramı çoktan miâdını (devrini) doldurmuşmuş!

– Türkiye daha başından siyasal bağımsızlığını, kültürel bağımsızlığıyla değiş tokuş etmişmiş!

– Ulus devleti inşa eden temel koruyucu öğelerden biri olan Türk dili, bağımsızlığını çoktan yitirmiş bulunuyormuş!

– Haberdeki son inci de Sinan ÇETİN’den, artık duvarlara Bağımlı Türkiye yazma zamanıymış!

27 Aralık 2 Ocak 2002 tarihli Aktüel dergisindeki haberin içeriğinin özeti bu. Bu görüşler açıkça gösteriyor ki, Türkiye’nin 2002 yılında başta bağımsızlığı olmak üzere temel millî varlıklarını koruma ve kollama zorunluluğu vardır.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin temel millî varlıklarının başında olan Türk bayrağının 2002’deki konumundan başlayalım: AB son yıllarda giderek, “Avrupa Birleşik Devletlerine” dönüşmektedir. AB’nin tüm üyeleri bayrak olarak 12 yıldızlı Hristiyan dininde İsa’nın 12 havarisini temsil eden AB bayrağını yaygınlaştırarak kullanmaktadır. Türkiye’de ise ay yıldızlı bayrağımız varken, AB bayrağını kullanmakta hiçbir mahzur görmeyenleri, ibretle izlemekteyiz. Yirmi yıldır AB kapısında itilip kakılıp, girme isteği sürekli veto edilen, reddedilen Türkiye’de ne yazık ki, bazı firmaların bina girişlerinde, bayrak direklerinde de AB’nin 12 yıldızlı bayrağını görmekteyiz. Ayrıca bazı belediyelerimiz; meselâ Ankara Belediyesi Ankara’da bir meydanına AB bayrak direğini anıtlaştırarak dikebiliyor. Bir diğeri Bursa belediyesi ise belediye simgesi olarak AB bayrağını kullanmakta hiçbir sakınca görmüyor.

Türk bayrağının büyük şairi Arif Nihat ASYA 05 Ocak 1975’te Hakka yürümüştü. Onun ölüm ayı olan Ocakta Türk bayrağı konu olunca sanırım onun Bayrak şiiri hatırlanmalıdır.

BAYRAK

Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü

Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü

Işık ışık, dalga dalga bayrağım

Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.

Sana benim gözümle bakmayanın

Mezarını kazacağım.

Seni selâmlamadan uçan kuşun

Yuvasını bozacağım.

Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder…

Gölgende bana da, bana da yer ver!

Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar

Yurda ay-yıldızının ışığı yeter.

Savaş, bizi karlı dağlara götürdüğü gün

Kızıllığında ısındık;

Dağlardan çöllere düşürdüğü gün

Gölgene sığındık.

Ey şimdi süzgün, rüzgârlarda dalgalı

Barışın güvercini, savaşın kartalı…

Yüksek yerlerde açan çiçeğim

Senin altında doğdum,

Senin dibinde öleceğim.

Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim

Yer yüzünde yer beğen

Nereye dikilmek istersen

Söyle, seni oraya dikeyim!

Arif Nihat ASYA’nın Bayrak şiiri bugünlerde iyi okunmalı, hem de her zamankinden daha iyi anlaşılmalıdır ki, eğer bayrağını şaşıranlar varsa şaşırmasın, yanlış yapanlar yanlışından bir an önce geri dönsün, Türk bayrağını gönderde sonsuza kadar tutma kararlılığındaki kahraman yiğitlerin de bilekleri çelikleşsin, yenilmez olsunlar.

Bayrak konusunda Türk milletinin hassasiyetini anlamayan, anlamakta istemeyenler için bir kez daha belirtelim ki, on iki yıldızlı olan şeklini Hristiyanlığın temellerinden alan AB bayrağı Türk milletinin bayrağı asla olamaz. AB bayrağı Türkiye’de ay yıldızlı bayrağın üstünde gönderde katiyen dalgalanamaz, 12 yıldızlı bayrak ancak “Avrupa Birleşik Devletini” temsil eder. Bizim için ise herhangi bir devletin bayrağıdır o, ölçüde saygı görecek ve hep o konumda da kalacaktır.

Türk devletinin bağımsızlığının diğer unsurlarından olan ana dilimiz Türkçe de değiştirilemez ve başka bir dille ortak edilemez. Başkentimiz Ankara’dır ve değiştirilemez, T.B.M.M ne adla ve görevle kurulduysa sonuna kadar öyle olacak ve orada Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir yazmaya hep devam edecektir. Bizim meclisimize hiçbir meclise nasip olmayan büyük sıfatını veren milletçe topyekûn yapılan Kurtuluş Savaşı’mızdır. O savaştaki şehitlerimizin kanıdır, Erzurum’da Rus tabyalarına 18 yaşında 2 çocukla genç bir anne iken evindeki et satırıyla saldıran Nene Hatundan, Çanakkale’de bir manga askeriyle, bir alaymış gibi on binlerce düşmana direnen ve şehit olan Yahya Çavuşa kadar milletimizin fedakârlığı ve kahramanlığıdır.

Türk milleti kendi Büyük Millet Meclisi üstünde herhangi bir irade ve makam kabul etmez. Korkma sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak diye söylemeye başladığımız millî marşımızın yerini Bethoven’ın 5. senfonisi asla alamaz. Türk topraklarında Türk ordusu dışında bir ordu hâkimiyeti kabul edilemez. Bunlar olmazsa olmazlarımızdır.

Bu gibi hayatî önemdeki konuların toplamı hem maddî hem de mânevî olarak devletin bağımsızlığını meydana getirir ve devleti tarif eder. Bağımsızlığın kısmî devri bile düşünülemez. Bağımsızlık ya vardır, ya da yoktur; bunun yarım porsiyonu olmaz. Dil bölünmez, bayrak bölünmez, meclis iradesi bölünmez. Bölünmezlik diğer her millî devlet değerlerimiz için de geçerlidir.

Özetle diyebiliriz ki, ya millî devlet (ulus devlet) vardır. Onun bizim için adı da, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’dir. Ya da, bağımlılık, manda, sömürgelik, federasyon, eyalet gibi adlar altında günümüzde oluşturulmakta olan “Avrupa Birleşik Devletine” yamanma vardır. Konu bizim için bu kadar yalın ve kesindir. Konunun vahameti de yazının başında, yazılı basında çıkan BAĞIMLI DEVLET İSTİYORUZ haberindeki her normal zekâlı insanın anlayabileceği açıklıkta ve basitliktedir.

Yine de gelinen tehlikeli konumu anlayamayanların olacağı kesindir. Çünkü onların: Yunan devleti ile iç içe olduğunu bütün dünyanın bilip kabul ettiği 17 Kasım terör örgütünün A.B’nin tam üyesi Yunanistan’da nasıl olabildiğini anlayamayanların, A.B.’nin Türkiye’deki PKK ve DHKPC’yi terör örgütü saymamasını ve Güney Kıbrıs’ın dünyanın kara para aklama merkezi iken nasıl olup ta, A.B. tam üyeliğine alınmak istenmesini de anlayamadıkları ortadadır.

A.B.’nin gerçek yüzünü hâlâ göremeyenler için bugün, A.B.’nin en önemli organı olan Avrupa Parlâmentosunun, Türkiye aleyhine aldığı kararların birkaç tanesini daha örnek olarak verelim:

Avrupa Parlâmentosu Kararı: Türk hükûmetinden, özellikle Kıbrıs’tan işgalci askerî güçlerin geri çekilmesini ister… 19.09.1996 (B4-0986,0987, 0988,0089,0990/96 ve B4-0991/96)

Avrupa Parlâmentosu Kararı: Türk hükûmetine, Kuzey Kıbrıs’taki işgal güçlerini geri çekme çağrısında bulunur. 15.11.2000 (COM 1999-513-C5 0036/2000-2000-2014 (COS)

Avrupa Parlâmentosu Kararı: Türkiye’nin Ermeni soykırımı yaptığını ilân eder ve Türk hükûmetinin bunu kabul etmesini ister. Türkiye’nin bu olguyu reddetmesinin Avrupa Birliği üyeliğinin kesin engeli olduğunu açıklar. Türk hükûmetine ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne, özellikle modern Türkiye devletinin kurulması öncesinde Ermeni azınlığın maruz kaldığı soykırımın kamuoyu önünde kabulü ile, Türk toplumunun önemli bir parçasını oluşturan Ermeni azınlığa taze bir destek vermesi çağrısında bulunur. 15.11.2000 (COM/1999) 513-C50036/2000/2014 (COS).

Avrupa Parlâmentosu Kararı: Türk hükûmetine, PKK’ya ve diğer Kürt örgütlerine, Kürt konusuna şiddete dayanmayan ve siyasî bir çözüm bulmaları için ellerinden gelen tüm çabayı göstermeleri için çağrıda bulunur. 13.12.1995 (B4-150/rev, 1534 ve 1559/95).

Avrupa Parlâmentosu Kararı: Türkiye’ye adanın askersizleştirilmesini sağlamak amacıyla Kıbrıs’taki askerî güçlerini çekmesini ister. 17.09.1998 (COM (96) 0491-C4-0605/96 ve COM (98) 0147-C40217/98)

Avrupa Parlâmentosu Kararı: Türkiye Kıbrıs Cumhuriyeti topraklarının yüzde 37’sini yasadışı bir biçimde işgal etmektedir. 10.02.2000 (NO:7, PE 107.407/rev.3)

Avrupa Parlâmentosu Kararı: PKK başkanı tarafından tek taraflı olarak ateşkes ilân edilmesini memnuniyetle karşılar. 18.01.1996 (B4-0060, 0076, 0086 ve 0089/96)

Avrupa Parlâmentosu Kararı: Türk Silâhlı Kuvvetleri’nin Türkiye’nin doğusunda son zamanlarda gerçekleştirdiği askerî operasyonlardan ve PKK tarafından 15 Aralık 1995 tarihinde ateşkes ilân edilmiş olmasına rağmen barışçıl bir çözüm sağlama çabalarını reddetmesinden büyük kaygı duymaktadır. 20.06.1996 (B4-0769,0797, 0820 ve 0828/96)

Avrupa Parlâmentosu Kararı: Türk Silâhlı Kuvvetleri’nin Türkiye’nin doğusunda kısa bir süre önce sürdürdüğü askerî operasyonlardan ve Kürdistan’daki anlaşmazlığa barışçıl bir çözüm bulma yollarını aramayı reddetmesinden büyük kaygı duymaktadır. 19.09.1996 (B4-0986,0987,0988,0989,0990/96 ve B4-099/96).

Avrupa Parlâmentosu Kararı: Kuzey Irak’ın işgalini lânetler ve PKK terörizmiyle baş etme ihtiyacının uluslararası sınırların ihlâl edilmesini haklı kılmadığını düşünür. 17.09.1998 (COM (96) 0491-C4-0605/96 ve COM (98) 0147-C4-0217/98).

Avrupa Parlâmentosu Kararı: Bay Öcalan’a verilen cezayı lânetler ve ölüm cezasının kullanılmasına kesin muhalefetini tekrarlar. 22.07.1999 (B5-0006, 0012,0018,0023 ve 0026/99).

Avrupa Parlâmentosu Kararı: Avrupa Parlâmentosu Sakharov Ödülü sahibi Leyla Zana’nın ve düşünceleri nedeniyle hapse atılmış olan Kürt kökenli eski milletvekillerinin serbest bırakılmalarını talep eder. 15.11.2000 (COM (1999) 513-C5- 0036/2000-2000/2014-(cos)).

Avrupa Parlâmentosu Kararı: Doğu Ege’de Kardak adası ile ilgili olarak Türkiye’nin provokatif askerî operasyonlarından kaygı duymaktadır. 15.02.1996 (B4-0146,0214,0164,0249 ve 0254/96).

Avrupa Parlâmentosu Kararı: Türkiye’nin Avrupa Birliği’nin bir üye devleti olan Yunanistan’ın egemenlik haklarını tehlikeli bir biçimde ihlâl etmesinden ve Ege’deki askerî gerginliğin artmasından ciddî biçimde kaygı duymaktadır. 15.02.1996 (B4-0146,0154,0164,0245,0249 ve 0254/96).

Avrupa Parlâmentosu Kararı: Dünyanın her tarafındaki milyonlarca Ortodoks Hristiyan için Konstantinopolis’teki patrikhanenin önemini göz önünde bulundurarak, Türk yetkililerine çağrıda bulunur. 24.10.1996 (BA 1134,1156,1163 ve 1179/96).

Avrupa Parlâmentosu Kararı: Patrikhaneye doğrudan bağlı olan Heybeliada Ruhban Okulu’nun derhal yeniden açılması çağrısında bulunur.24.10.1996 (BA 1132,1134,1156,1163 ve 1179/96)

.

Yukarıda örnek olsun diye verdiğimiz 16 Avrupa Parlâmentosu kararlarındaki ortak husus, Türkiye düşmanlığı değil mi?

Özetle bütün bunları Batının Türkiye’ye karşı, 9. Haçlı Seferi diye görebiliriz. Daha önceki sekiz haçlı seferinden tek farkı bu defaki saldırılarının silâhsız oluşudur. Onun yerine ince siyasetle, iktisadî krizle, kültürel saldırıyla, arkadan dolanmayla gelen, 9. Haçlı Seferi Türkiye’yi şeytan üçgenine almıştır. Ama zafer 9. kez yine Türk’ün olacaktır. Çünkü vatanın her köşesinde Türk milleti uyandı. Türk milleti kendine yakışanı yapacak, Bağımsız Türk Devletine sahip çıkacaktır.
 

- Reklam -

Son Yayınlananlar

- Reklam -