1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

ZEKİ VELİDÎ TOGAN’IN 120. DOĞUM YILI

Murat Gençoğlu
Ünlü tarihçi ve Türkçü Prof. Dr. A. Zeki Velidî Togan’ın doğumunun 120. yılı olan 2010 yılı TÜRKSOY tarafından Zeki Velidî Togan Yılı olarak ilân edildi. Bu münasebetle Türkiye’de ve diğer Türk illerinde Zeki Velidî Togan’ı anma toplantıları tertipleniyor. Doğum yeri olan Başkurdistan’da Millî Kütüphane’nin adı A. Zeki Velidî Togan Kütüphanesi olarak değiştirilmiştir. Başkent Ufa’nın ana caddelerinden birine onun adı verilmiştir. Doğduğu Kuzen köyünde kurulmuş olan A. Zeki Velidî Togan müzesinde eserleri sergilenmektedir. St. Petersbu g Üniversitesi Doğu Dilleri Fakültesi Türkiyat araştırmaları Merkezi’ne bir büstü konulmuştur. Taşkent’te bir cadde de yine onun adını taşımaktadır. Başkurdistan’ın başkenti Ufa’da uluslararası Zeki Velidî Togan İlmî Sempozyumu düzenlenmekte ve bu şehirde Togan’ın bir heykeli dikilmektedir.

Zeki Velidî Togan; Nihâl Atsız, Reha Oğuz Türkkan, Altan Deliorman gibi birçok Türkçünün hocasıdır. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde uzun yıllar hocalık yapmış, bu fakültede Umumî Türk Tarihi kürsüsünü ve İslam Araştırmaları Enstitüsü’nü kurup yönetmiştir. Umumî Türk Tarihine Giriş, Tarihte Usul, Hatıralar, Oğuz Kağan Destanı vb gibi eserleri benzersizdir. Kendisine Amerika, İngiltere, Almanya, Hindistan, Pakistan ve Japonya’dan kürsü teklifleri yapılmıştır. Bu durumda başka bir Türk bilgini yoktur.

Togan, Türkiye’de iken tutsak Türk illeri dâvasını hiç bırakmamıştır. Dernekler kurarak, yazılar yazarak bu dâvanın canlı tutulmasına katkıda bulunmuştur. Bu yüzden 1944’te tutuklanmış, yargılanmış, on yıla mahkûm edilmiştir. 1944-1945 Türkçülük Dâvası’nda en ağır ceza ona verilmiştir. Sonunda Askerî Yargıtay bütün Türkçülerle birlikte onu da beraat ettirmiş, ancak zindanda kaldıkları on altı ayın telâfisi mümkün olmamıştır. Togan, hapishanede iken, yatağına bağdaş kurup ve sadece o müthiş hâfızasına güvenip Umumî Türk Tarihi adlı eserini kaleme almıştır.

Türkçülüğün çilesini çekmiş bu çapta büyük bir tarih bilgininin Türkçüler tarafından gereği gibi anılmaması vefasızlık sayılmalıdır. Kusurlarımızı anlamanın ve onları gidermenin de bir erdem olduğunu hatırlamamız gerekiyor.