1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

Zaferler Ayı

Prof.Dr. Necmeddin Sefercioğlu
Bazı zaman dilimleri kişiler ve toplumlar için önemlidir. O kişi veya toplumlarca, öyle gün veya aylara ayrı bir değer verilir, o zaman dilimleri saygı ile anılır ve kutsanır.

Ağustos ayı da Türklüğün kutlu aylarından biridir. Anadolu'daki tarihimiz bize, en önemli zaferlerimizin bu ayda kazanıldığını gösteriyor. Başka aylarda kazanılmış bazı zaferlerimizin de bu ay ile -dolaylı veya dolaysız- ilgisi vardır. Onların bir bölümünü hazırlayan savaşlar Ağustosta başlayıp sonraki aylara taşmıştır; bir bölümü ise önceki aylarda başlayıp Ağustosta sonuçlanmıştır. Onların en önemlilerini hatırlamak yararlı olacaktır.

Ağustos ayındaki zaferlerimizin ilki ve kuşkusuz en önemlisi, Anadolu'nun kapılarını Türk dünyasına ardına kadar açan Malazgirt zaferidir. Ulu Selçuklu kağanı Alparslan'ın güçlü yönetimindeki Türk ordusu, o savaşta kendisinden sayıca ve donanımca kat kat üstün Bizans Ordusunu bir günde darmadağın etmiş, gururlu Bizans İmparatorunu da tutsak almıştı. 1071 yılının 26 Ağustos günü kazandığımız bu büyük zaferin önem ve değerini tekrarlamak gereksizdir. Çünkü hepimiz, öğrenim hayatımız boyunca, tarih derslerinde bu büyük olayın öyküsünü dinledik; tarih kitaplarında onun ayrıntılarını okuduk. O büyük zaferle ilgili birçok bilimsel yayınlar yapıldı. Romancılarımız, şairlerimiz, oyun yazarlarımız Malazgirt Zaferimizi konu edinen güzel eserler verdiler. Bu büyük olayı destanlaştırmayı deneyen Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu gibi şairlerimiz de bu alanda değerli örnekler oluşturdular. Bu edebî verimleri okumak, oyunları seyretmek de o eşsiz zaferi anmağa güzel birer vesiledir. 26 Ağustos 1071, elbette unutmamamız, unutturm mamız gereken, Türklüğün övüncü olan günlerin başında gelir.

Ağustosun, Osmanlılar döneminde de, önemli zaferlerin gerçekleştirildiği bir ay olduğunu görüyoruz. O dönemin birçok zaferleri bu ayda kazanılmış, birçok fetihleri de bu ayda sonuçlandırılmıştır. Onların en önemlilerinin Osmanlı Devleti'nin kuruluş dönemine rastlaması ayrıca anlamlı ve ilgi çekicidir. Bilindiği gibi, Kosova Zaferi 9 Ağustos 1389'da kazanılmıştı. Büyük komutanları Hüdavendigâr Sultan I. Murat Han'ın yönetimindeki Türk ordusu, o savaşta Sırp birliklerini sekiz saat içinde savaş alanına gömmüştü. Büyük padişahın savaş sonrasında bir Sırp asılzâdesi tarafından kahbece şehit edilmesinin hüznünü de taşıyan bu I. Kosova Zaferi, Türk ordularına Avrupa'nın kapılarını aralamıştı, Fatih Sultan II. Mehmet Han'ın, başka bir Türk kağanı olan Uzun Hasan'ın ordusuna karşı 11 Ağustos 1473'te kazandığı Otlukbeli zaferi, Anadolu'daki Türk birliğinin pekiştirilmesinde önemli bir adımdı. Yavuz Sultan I. Selim Han'ın, yine başka bir Türk kağanı olan İran hükümdarı Şah İsmail'i yendiği 23 Ağustos 1514'teki Çaldıran ve Memlûk Türk Sultanı Kansu Gavri'nin ellibin kişilik ordusunu yarım günde darmadağın ederek 24 Ağustos 1516'da kazandığı Mercidâbık zaferleri ile Anadolu'daki Türk birliği tümüyle sağlanmıştı. Mercidâbık savaşı, aynı zamanda, Mısır'ın fethinin ve İslâm halifeliğinin Osmanlı padişahlarına geçmesinin de yolunu açmıştı. Kanunî Sultan I. Süleyman Han ise, Avrupa'nın o zamanki önemli şehirlerinden biri olan Belgrad'ı 29 Ağustos 1521'de, ünlü kalelerinden biri olan Estergon'u 10 Ağustos 1529'da fethetmiş, Mohaç zaferini 29 Ağustos 1529'da kazanmış; böylelikle Avrupa'ya Türk damgasını vurmuştu.

Ağustos ayındaki zaferlerimizin sonuncusu, 26 Ağustos 1922'de başlatıp 30 Ağustos 1922'de sonuçlandırdığımız Büyük Taarruz ve Dumlupınar Meydan Savaşı'nda kazandığımız görkemli zaferdir. Bu son zafer de, kuşkusuz, en az ilki -yani Malazgirt'teki- kadar önemli ve değerlidir. Çünkü, "Kurtuluş Savaşları"mızın sonucunu taclandıran bu 'zafer', ülkemizi işgal edip paylaşmaya girişen Batılı istilâcıları okkalı bir 'Osmanlı tokadı' ile yere sermemizi, denize dökmemizi sağlamıştı. Böylece Anadolu coğrafyasında oluşan 850 yıllık Türk yurdu üzerindeki kötü emel ve niyetlere set çekmişti. Bununla da kalınmamış, Batı'nın ayak oyunları, içimizdeki gafillerin sağduyudan uzaklığı, hainlerin ihaneti, Türk'ün ekmeğini yiyerek altıyüz yıldır refahlı bir hayat süregelen 'gayrı Türk' Osmanlı uyrukların depreşen düşmanlığı sonunda yıkılan Osmanlı Devleti'nin enkazı üzerinde yeni bir Türk devletinin, Türkiye Cumhuriyeti'nin filizlenmesi de sağlanmıştı. Bu büyük zafer ile, büyük Atatürk'ün dirayetli öncülüğünde, Anadolu'yu yeniden fethettiğimizi söyleyebiliriz. O; yurdu baştan başa istilâ ve işgal edilmiş, silâhları elinden alınarak savunmasız bırakılmış, genç kuşakları bitip tükenmeyen savaşlarda telef olmuş, o savaşlar yüzünden yoksul ve yoksun düşmüş bir milletin yeniden silkiniş ve şahlanış destanıdır. Bu bakımdan önem ve değeri çok büyüktür. İmparatorluktan millî devlete geçiş sürecimizin bu önemli olayı da edebiyatçılarımızın ilgisini çekmekten uzak kalmamış, Kurtuluş Savaşlarımızı ve Dumlupınar zaferimizi işleyen romanlar, oyunlar, şiirler ve destan denemeleri yazılmış, filmler çekilmiştir.

Ağustos aylarında kazanılmış zaferlerimiz elbette yazdıklarımızdan ibaret değildir. Burada anamadığımız daha birçok "Ağustos zaferi" vardır. Fakat andıklarımız bile, bu ayın Türk zaferleri bakımından zenginliğini, önem ve değerini göstermeye yeter sanırız.

Belirttiğimiz zaferlerin oluş tarihlerine dikkatlice göz atıldığında, büyük zaferlerimizin Ağustos aylarının son haftalarında kazanılmış olduğu da kolayca anlaşılır. Bu durum bize, yalnız Ağustos ayının değil, son haftalarının da tarihimiz ve zaferlerimiz açısından büyük önem taşıdığını gösterir. Gerçekten de Malazgirt, Mohaç ve Dumlupınar, zaferlerimizin; Belgrad ve Estergon da fetihlerimizin pırlantaları olarak tarihimizi aydınlatmakta, ağustosların son haftalarını nurlandırmaktadırlar.

Ağustos aylarındaki zaferlerimizle ne kadar övünç duysak, güçlü yönetimleri, önderlikleri ile onların kazanılmasına kılavuzluk eden büyük kağan ve komutanlarımızı, onların kazanıldığı savaşlarda büyük kahramanlıklar göstererek şehit düşen veya 'gazi' olan askerlerimizi ve o savaşların sıkıntılarına büyük özverilerle katlanan aziz milletimizi ne kadar ululasak yeridir. Onların yetenek, beceri, çaba ve özverileri olmasaydı, bugün varlığı ile övündüğümüz o zaferleri kazandıran savaşların sonucu yenilgi ve 'hüsran' da olabilirdi. Bundan dolayı, başta ünlü komutanları olmak üzere, zaferlerimizin bütün kahramanlarına, o büyük zaferlerin yıldönümünde, milyonlarca fatiha armağan ediyor, onları minnet ve şükran duyguları ile anıyoruz. Onların cennette, Yüce Tanrı'nın rahmetine kavuşmuş kişiler olarak sonsuzluk hayatlarını sürdürdüklerine de yürekten inanıyoruz.

Ağustos ayı zaferlerimiz kutlu olsun.